Gönderen Konu: Peygamberimiz Hakkında  (Okunma sayısı 15832 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #30 : 17 Nisan 2011, 16:21:40 »
Bu beyti de söylerlermiş bazan: (kefâ bil islâm, veş şeybi lilmer'i nâhiyen.) Şiire benzemesin diyerekten, ters çevirip söylermiş. (kefâ bil islâm) İslâm kâfîdir insana!.. İslâm insanı her kötülükten alıkor, her iyiliği de zorla sevdirir. (veş şeybi lilmer'i nâhiyen.) Yaşlılık da... Sakallar ağardı mıydı, saçlar ağardı mıydı; o da sana büyük bir vaizdir. Seni başka şeylerden men eder. Eğer o yaşının çokluğu, sakalının ağardığı, saçının ağardığı ona fayda vermiyorsa; o artık taş gibi bir adamdır. Saçı ağarmış, hala kötülük yollarından hak yoluna dönemiyor; fenâ bir hal...

Onun için bakınız Hazret-i Ömer'in hikâyesi ne kadar güzel: Her gün bir vaiz gelirmiş, gençlik zamanlarında... "Ya Ömer, ölümü unutma!" diye nasihat edermiş. Sakalında ak olmuş bir gün... O gün vaiz gelince, "Git artık sana ihtiyaç kalmadı! Vaiz belirdi; bu vaiz bana yeter, dışardan vaaz ettirmeğe lüzum yok!" demiş.

Ama bizde 70 oluyor, 80 oluyor, 90 oluyor; halâ insan o gençlik devrinin hallerini bırakamıyor... Tabiat-ı saniye diyorlar ona; bir insan gençliğinde nasıl alıştıysa öyle gidiyor. "Kötü huyları ancak teneşir temizler!" diye bir misalimiz var ya, onu bırakamaz o artık... Kolay bir şey değil... Büyük gayret sarfetmesi lazım ki, bırakabilsin. O da ancak gençlikle olur. İhtiyarlıkta azim kalmaz artık. İhtiyarlıkta ancak kendi derdinle meşgul olursun; başın ağrır, belin ağrır, karnın ağrır... Öyle riyazet yapacak, nefsiyle uğraşacak hal kalmaz insanda...

Onun için ancak gençlik vakitlerinde nefsin hakkından gelip de, onu islaha kadir olabilirsen, ne âlâ sana...



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #31 : 17 Nisan 2011, 16:24:01 »
Otururlarken şöyle kalçalarının üzerine oturur, sonra dizlerini diker karınlarına doğru; elleriyle de böyle tutunurlarmış. Yâni Efendimiz SAS'in oturma tertipleri böyle imiş, ekseriyetle böyle otururlarmış. Dinlenmeye daha rahat oluyormuş.


552/2 (Kâne yeclisü alel ard) Yerin üzerine otururlarmış. (min gayri hâilin) Altında minder, kilim filân bir şey olmadan, doğrudan doğruya toprağın üzerine otururlarmış. (ve ye'külü alel ard) Yerken de yerde yerlermiş.



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

HİKMET

  • Ziyaretçi
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #32 : 17 Nisan 2011, 16:25:17 »
Efendimiz üç türlü abdest almışlar; bir kere yıkamışlar âzâlarını... Bu bir kere yıkamak farzdır. Bir kere yıkamakla abdest olur, bununla namaz kılınır. İki yıkarsan, sünnet olur. Üç yıkarsan, sünnetin üstüne bir sünnet daha olur.

Bazan su kıt olur, su az olur. Namaz vakti gelmiştir. O su ile üç defa yıkasan yetmeyecek... Bir kere yıkamak suretiyle farzı yapar, namazını kılar. Sünneti terkettik ama, su yok ne yapalım?..
_________________


çok güzel anlattınız efenim sağ olun

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #33 : 17 Nisan 2011, 16:28:07 »
521/7 (Kâne ebğazul hulki ileyh, el kezib.) Huyların içinde en sevmediği huy yalancılık idi. En sevmediği kötü huy yalan söyleyebilmek... Onun için, bazı insanlar gelirdi. "Bende şu gibi, şu gibi kabahatler var; Müslüman olacağım ama, bu gibi işleri de işliyorum ben..." Kimisi içki içermiş, kimisi başka yaramazlıklar yaparmış. Dermiş: "Yalanı terket, kafi!.." Çünkü yalanı bıraktıktan sonra, tabii diğer şeyleri de, şunu yaptım diyerekten söylemek mecburiyetinde kalacak; o zaman da işine gelmiyor, olmuyor. Yalanı terketmekle bütün günahlardan kurtulur. Yalan çok fena bir şey...



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #34 : 17 Nisan 2011, 19:57:22 »
SAS Hazretleri'nin hallerinden bahsettiğinden geçen sefer söylediysek de, tekrar şöyle bir kısacık bahsedelim:

Cenâb-ı Peygamber SAS, --tenâsüb-i endam tabir ederiz--tam, hiç lekesiz bir vücuda sahip idiler. Her tarafı birbirine uygun bir vücuda sahip idiler.

Mübârek alınları geniş, kaşları açık, göz kirpikleri gayet uzun, gözlerinin siyahı gayet siyah idi.

Mübârek boğaz altından göbeğine kadar bir saç sırası --bazı erkeklerimizde de görülür-- böyle göğüslerini ikiye ayırırdı.

Göğüsleri geniş, elleri geniş, pazuları geniş, ayakları geniş... Ayaklarının altı düz taban değil de çukur, ortası yere basmaz idi.

Renkleri, siyah arabların siyahı gibi siyah değil, beyaz kısmından da değil, kırmızı kısmından da değil; kırmızıyla beyazı birbirine karışmış, gayet güzel, buğday rengi dediğimiz en lâtif renk ile renkli idiler.

Tarif edenler onu çok güzel tarif ederler. Adeta süzülmüş bir gümüşün parlayışı gibi, vücudu şerifleri böyle parlardı.

Toprak, kum üzerine basınca ayakları iz etmez; mermere basınca, ayakları mermerde yer ederdi.

Vücud-u saadetlerinin gölgesi de olmazdı;Ê --Mevlid sahibi de güzel belirtmektedir-- çünkü, vücudları nur idi. Allah cümlemizi şefaatinden ayırmasın...

Mübârek sırtlarında da peygamberlik alâmeti olan mühür vardı. Bir güvercin yumurtası kadar, kabarık et, üzeri de ince tüylerle örtülmüş, "Lâ ilâhe illallah, muhammedür rasûlüllah, tebahbah yâ muhammed, haysü şi'te fe inneke mensûrun." diye de üzerinde yazılı olduğu, Hazret-i Ali Efendimiz'in çıkardığı bir levha ile bize kadar gelmiştir.

Bazı insanlar nedense --Allahın lütfu-- çok görürler rüyalarında... Kimisi şöyle görür, kimisi böyle görür.

Sakalları gayet geniş, toplu ve siyah idi. Yirmi, bazı rivayetlerde yirmibir kadar beyaz kıl bulunurdu, siyahın içerisinde...


Bu gün de şimdi SAS'in hallerinden bahsederken diyor ki:

"Sağı severlerdi, güçleri yettikleri müddetçe her şeyi sağdan yaparlardı."

Meselâ, abdest alırken sağdan başlar, ibriği sağ eline alır... Ayakkabısını giyeceği vakitte, sağ ayakkabısını önce giyer... Camiye girerken, evvela sağ ayağıyla girer... Evinden çıkarken sağ ayağıyla çıkar... Taranacağı vakitte saçını, kaşını, sakalını evvela sağ taraftan başlar; sonra sol taraflarını tararlarmış.

(ve fî şe'nihî küllihî.) Her işlerinde sağı takdim ederler, evvela sağı yaparlar, sonra da sol tarafını yaparlarmış.

esad cosan



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Peygamberimiz Hakkında
« Yanıtla #35 : 27 Ağustos 2014, 05:43:38 »
Peygamber SAS, sofra kalkarken: (Elhamdülillâhi hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Elhamdü lillâhillezî kefânâ va evânâ gayra mükeffiyyin ve lâ mekfûrin ve lâ müveddain ve lâ müstağnin anhü rabbenâ.)



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.