Gönderen Konu: LYS’ de Hayatın Mesleğini Seçmek  (Okunma sayısı 964 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
LYS’ de Hayatın Mesleğini Seçmek
« : 23 Temmuz 2011, 09:03:35 »
İnsan hayatında önem taşıyan iki süreç vardır. İnsanoğlu bu iki süreçte sağlıklı kararlar almazsa zor bir dönemece girer. Bunlar değiştirilmek istense de hemen değiştirilememektedir. Değiştirmeye kalkışıldığı zaman da insanlarda telafisi olmayan büyük sıkıntılara yol açmaktadır.
 
İnsan hayatındaki en önemli iki seçim; iş ve eş seçimidir. İnsan hayatındaki vazgeçilmezlerden olan iş ve eş seçiminde toplum olarak titiz davranmaya çalışmaktayız. Büyüklerin kararları bu iki süreçte etkili olduğu gibi gençler tek başlarına iş ve eş seçimini kendilerince de kara verebilmektedirler.
 
İş ve eş seçiminde işler yolunda gittiği zaman problem yoktur. Herkes hayatından memnundur. Eş ve çocuklar da, anne babalar da, konu komşu da herkes memnundur. Allah mutluluklarını daim eylesin, Allah nazardan saklasın deriz böyle insanları görünce.


İş ve eş seçiminde işler yolunda gitmezse işte o zaman küçük kıyametin kopmasını beklemek gerekir. Olaya nerden bakarsanız bakınız sonuç hep aynı olacaktır.


Toplumda işinden memnun olmayıp da mutsuz olan yüzlerce insan görmekteyiz. Kişiliğine, mizacına, karakterine uymasa da aç kalmama adına çalışan insanlar vardır.


İşinde mutsuz olduğu için evinde eşine ve çocuklarına mutluluk veremeyip; kendisininki gibi onların da hayatını zindan eden insanlara şahit olmaktayız. İşi bıraksa kendine göre iş yok. Ne iş yapacağını şaşıran kişi yeni bir meslek ve iş öğrenecek kadar enerji ve zamanının olmadığının da farkındadır.


Yine işinden memnun olup da eşiyle problem yaşayan insanların da hayatları zindan olur. Kişilik ve karakterleriyle ayrı dünyaların insanlarının bir arada olması ve bu evliliği yürütmeleri imkânsızdır.
Yürütse hatır için olacak, hatır için zindanda yaşanmaz. Ayrılsa çocuk var, ayrılmasa kavgalı gürültülü bir hayat var. Ayrılsa çocukların durumu ne olacak, onların psikolojisi, kendi psikolojisi allak bullak olacak. Ayrılıp yeniden evlense o ayrı bir sıkıntı.
 

Her şeyi sil baştan yapsan veya geçmişin üzerine sünger çekebilsen o da olmuyor. Hayat o kadar uzun olmadığı gibi yine hayat müsvedde kâğıdı değil ki geçmişini çöpe atıp kurtulabilesin. Nerden bakarsan bak zordur. Allah böylelerine yardım etsin.


Her iki seçimde de hata yapan insan mutlu değilse, o zaman da ona Allah kurtarsın deriz. Çünkü, bu durum ölümü hayatta iken peşinen yaşamak demektir. Zamanla bu insanlar; mutluluğu yakalamak için kendilerini ya uyuşturucuya ya da alkole verebilirler. Bunun için eş seçiminde olduğu gibi meslek seçiminde de dikkatli davranmak zorundayız.


Gençlerimiz uzun bir eğitim sürecinin ve büyük bir sınav maratonun ardından, insan hayatına yön verecek ve kendi geleceklerini belirleyecek iki önemli seçimden biri olan meslek seçiminde hata yapmamak adına dikkatli olmalıdırlar.
 

Üniversiteyi kazanmış bu gençler; hem maddi hem de manevi açıdan tatmin olamayacağı tercihlerden kaçınmalıdır. Gençler, kendilerini bir ömür boyu mutsuzluğa mahkûm etmemek için meslek seçiminde dikkatli davranmak zorundadırlar.


Çevremizde yüksek puanı yazık olmasın diye aileleri ya da çevresi tarafından farklı bölümlere yönlendirilen öğrencilerle, okudukları bölümden memnun olmayıp idealindeki bölüme gitmeye çalışan yüzlerce öğrenciye şahit olduk.


Ne umduk ne bulduk diyen öğrencilerle, ne işim var benim burada deyip okuduğu bölüme bilinçsizce yapılan bir tercihle geldiğini itiraf eden öğrencilere de şahit olduk.


“2002 ÖSS’de sayısal puan türünde ilk 1000’e giren öğrenciler arasında yapılan bir araştırma sonucunda, bu öğrencilerden % 40’ının seçtiği bölümden memnun olmadığı görülmüştür. Yine diğer bir araştırmada okuyan öğrencilerin neredeyse üçte ikisinin okuduğu bölümden hoşlanmadığı ortaya çıkmıştır” (Meslekler Kitabı, S.7, Pi Analitik Yay. 2008). Bu da gösteriyor ki gençlerimiz bilinçsiz tercih yapmaktadır veya onlara yapılmaktadır. Bu nedenle de işinden memnun olmayan mutsuz insanlar ortaya çıkmaktadır.


Herkes Üstün Dökmen ve bizim kadar şanslı olmayabilir. Bizim zamanımızda şimdiki gibi meslekleri tanıyacak kadar imkân yoktu. Mesleklerin çoğunu tanımadığımız gibi çoğunun da adını dahi bilmezdik. Çevremizden duyduklarımıza göre ya da puanımız boşa gitmesin diye her bölümden yazmaya çalışırdık.


…Üstün Dökmen, 1954 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. 1971 yılında Ankara Cumhuriyet Lisesi'ni bitirdi. Sosyal Bilimlere ilgi duyuyordu, ancak öncelikle Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü'ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü'ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı…


Yine bizim zamanımızda tercihler şimdiki gibi sınav sonuçlarına göre değil; sınavlardan önce yapılıp verilirdi. Tercihlerimize her fakülteden bildiğimizi zannettiğimiz bölümlerden yazmaya çalışırdık. Bunların içinde ilahiyat, edebiyat, tarih, coğrafya, sınıf öğretmenlikleriyle beraber bir de Psikolojik Danışma ve Rehberlik yazdım.


Yazmasına yazdım da Psikolojik Danışma ve Rehberliğin ne anlama geldiğini, ne iş yaptığını ya da ne iş yapmadığını bilmeden yazdım. Daha doğrusu hakkında en küçük bir bilgim yoktu.


Diğerlerini okullardaki öğretmenlerden ya da sosyal çevreden az çok bilebiliyorduk. Sonuç açıklandı ve kendimizi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümü’nde bulduk. Neyse hayırlı olsun dedik; kaydımızı yaptırdık ve başladık okumaya. Sınıf arkadaşlarımızın huzursuz olduğunu görmeye başladım. Meğer bizim bölüm pek bilinmeyen bir meslekmiş.


Zamanla ilköğretimin zorunlu hale gelmesi, meslek seçiminin önem kazanması, insanların kişisel gelişimine önem vermesi, öğrenci problemlerinin çözümü için uzmana ihtiyaç duyulması bizim bölümü bir anda aranan bir meslek haline getirdi.


Göreve başladıktan sonra bu mesleğin kişiliğime, karakterime ve mizacıma uygun bir meslek olduğunu gördüm. Ama bu herkesin mutlu olabileceğini de göstermez. Bu meslekte, kişiliklerine uygun olmadığı için mutsuz olan arkadaşların da olduğunu unutmamak gerekir. Önemli olan bilinçli tercih adı altında bilinçli meslek seçebilmektir.


Bilinçsiz tercihlerin sebeplerinin başında; aile beklentilerinin farklı olması, uygun yönlendirmelerin yapılamaması, kişinin kendini tam tanımaması ve meslekler hakkında yeterince bilgi sahibi olmamasını sayabiliriz.
 
Meslek Seçmeden Önce Tanımanız Gerekenler

Meslek seçmeden önce kendinizi tanıyınız. Kişiliğinizi, karakterinizi ve mizacınızı gerçek manada tanıyınız.


İlgi ve yeteneğinizi tanıyınız. Bunun için de okul rehber öğretmenleri tarafından yapılan “Akademik Benlik Kavramı Ölçeği ile Kendini Değerlendirme Envanteri” sonuçlarından yararlanabilirsiniz
Psikolojik yapınızı tanıyınız. Seçilecek mesleğin sizin psikolojik yapınıza ve beklentinize (ben ne istiyorum?) uygun olup olmadığına bakmalısınız.


Meslek seçerken de şu soruları (bu soruları çoğalta da bilirsiniz) kendi kendinize sorun ve cevabını bulmaya çalışınız.


— Kendimi 10 yıl sonra nerde görmek istiyorum?


—Seçeceğim mesleğin çalışma şartları nasıl?


—Bir şirkette mi yoksa serbest çalışmayı mı seviyorum?


—Masa başı mı yoksa açık alanda çalışmayı mı seviyorum?


—Şehirde mi yoksa köy-kasabada mı yaşamak istiyorum?


—Devlet işinde mi yoksa özel sektörde mi çalışmak istiyorum?


—Seyahat etmeyi seviyor muyum?


—Sağlık ve kişilik yapım, bu meslek için uygun mu?


—Yalnız mı, grupla mı çalışmayı seviyorum?


—İnsanlarla rahat iletişim kurabiliyor muyum?


Sonuç olarak; tercihler yapılmadan önce idealinizdeki meslekler ve üniversiteler hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Bu konuda yayınlanmış kitaplardan yararlanabileceğiniz gibi internetten de yararlanabilirsiniz. Bunun yanında seçmek istediğiniz meslek hakkında okuyan üniversite öğrencilerinden ve bu mesleği yapan kişilerden de bilgi alabilirsiniz.



Kaynak : http://www.egitimekrani.com/


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.