Gönderen Konu: Doğru tercih için doğru bakış açısı  (Okunma sayısı 1217 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Doğru tercih için doğru bakış açısı
« : 24 Temmuz 2011, 14:31:09 »
Uzun bir çalışma döneminin ardından girilen sınavlarda elde edilen puanların iyi bir üniversiteye dönüştürülmesi süreci diyebileceğimiz "TERCİH" dönemi başladı. Her yıl yaşananlardan yola çıkarak adayların tercih yaparken dikkate alması gereken birkaç önemli noktayı şöyle sıralayabiliriz:
 
 
 
Birincisi, artık iş dünyası işe alım tercihlerinde üniversite mezunlarına "Hangi okuldan mezunsun?" sorusunu ilk sırada sormaktan vazgeçti. Çünkü bilgi, teknolojinin çok hızlı gelişmesi sonucunda artık herkese çok hızlı ve eşit biçimde ulaşabiliyor. Örneğin, İTÜ'deki bir hoca ders anlatırken bu dersi Dicle Üniversitesi'nde veya Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ndeki öğrenciler de telekonferans yöntemiyle dinleyebiliyor; hatta İstanbul'da ders anlatan hocaya Van'daki öğrenci aynı anda soru sorup cevabını alabiliyor. Bilgi herkese eşit ulaşıyor yani. Farklı üniversitelerden mezun olmak bu nedenle birinci tercih nedeni olmaktan çıkıyor artık. Fakat aynı bilgiye sahip olmasına karşın üniversite yaşamında kendini geliştirmiş, üniversite kültürünü gerçekten özümsemiş; iletişim becerileri gelişmiş, birlikte iş yapma kültürüne sahip,kendini geliştirmeye açık, problem çözme becerisi gelişmiş, analitik düşünceye sahip olmak bir adayın işe alımında asıl tercih nedenleri olabilecektir. Yani işe alımlarda iş dünyasının önceliklerinin kişisel farklılıklar ve kişisel gelişim düzeyi doğrultusunda olacak gelecekte. Hangi üniversiteyi bitirirsek bitirelim önümüzdeki dönemde gerçekten yetenekli birinin tanınması, bilinmesi artık bu iletişim çağında zor değil. Sosyal paylaşım sitelerinde, haber sitelerinde her gün nelerle ve kimlerle karşılaştığınızı bir düşünün.
 
 
 
"İş bulma garantisi" anlayışı değişecek
 
 
 
İkincisi de giderek değişmekte olan bir başka anlayış. Önümüzdeki yıllarda üniversitenin herhangi bir bölümünden mezun olmuş bir aday kendisini eğitimini aldığı alanın tamamen dışında bir alanda iş yapıyorken bulabilecek. Gerçekleştirilmesi yasalarla belirlenmiş hekimlik, eczacılık, öğretmenlik, hemşirelik, avukatlı gibi mesleklerin dışında bir alandan örneğin, fizik ya da matematikten mezun bir aday kendisini herhangi bir firmanın bilgi işlem merkezinde çalışıyorken görebilecek. Bu nedenle adayların tercihlerinde birinci derecede önemli olan "iş bulabilme garantisi" anlayışı giderek değişecek. Çünkü eğitimli insanlara hayatın her alanında ihtiyaç doğacak. Bilgiye ulaşmanın yollarını öğrenmiş, bilgi transferini yapabilen, bilgiyi kullanmayı öğrenmiş eğitimli bireyler her zaman tercih edilecek.
 
 
 
"Bir yerlere kapağı atayım da neresi olursa olsun" 
 
 
 
Üçüncü önemli nokta tercih yaparken düşülen yanlışlarla ilgili. Kimi adaylar aldıkları yüksek puanlar nedeniyle bu puan boşa gitmesin, ille de şuraları yazmak gerek telkinlerinin etkisinde kalarak pek de istemediği programları tercih listesine yazıyor. Bir yıl okuduktan sonra bakıyor ki bu program hiç de onlara uygun bir program değil; tekrar sınava girmenin yollarını aramaya başlıyor. Ya da "Bir yerlere kapağı atayım da neresi olursa olsun" biçiminde düşünerek kazandığında severek, isteyerek okumayı düşünmediği programları listeye alıyor ve elbette kazansa bile sonradan bölüm değiştirmek için yollar aramaya başlıyor adaylar. Her yıl, üniversitede okuyan 250 bin civarında adayın yeniden sınavlara girmesini bu açıdan değerlendirmek gerekir.
 
 
 
Tercihin özü, mutlu olabileceğimiz işi bulmakta
 
 
 
Dördüncü ve en önemli nokta da şu: Üniversite bilim üretir, bilim adamı yetiştirir. Bilim adamı olmak istiyorsak üniversiteye mutlaka gitmeliyiz. Üniversite bir mesleki donanım kazandırır; o mesleği öğrenir ve uygularız. Ve üniversite bireye üniversite kültürü kazandırır. Fakat bir insan için hayatta önemli olan mutlu olmaktır. Yüksek puanlar almak, iyi bir üniversiteye girmek, iyi bir iş sahibi olmak, çok para kazanmak ya da ünlü olmak gibi talepler aslında mutlu olmanın araçları. Genellikle hayatın toz dumanı arasında göz ardı ediyoruz bu noktayı. Ortalama insan ömrünü 70 yıl olarak kabul edersek; üniversiteye girecek adayların da ortalama yirmili yaşarda olduğunu varsaydığımızda seçilecek bir programla, yapılacak bir tercihle aslında hayatımızın bundan sonraki 50 yıllık döneminde bize ne diyeceklerine, bizim nasıl yaşayacağımıza karar vermiş olacağız. Bize "Doktor Ahmet Bey mi, Eczacı Çiğdem Hanım mı, Avukat İsmail Bey mi... ne diyecekler?" İşte buna karar veriyoruz aslında. Mutlu olabileceğimiz, yapmaktan keyif alabileceğimiz bir işimiz olmalı. Tercihin özü işte burada. Adaylar tercih yaparken bu noktayı unutmamalı bence.
 
 
 
Tercihlerde hangi bilgilerden yararlanalım?
 
 
 
Geçen yıla göre bu yıl tercihlerde kullanacağımız veriler daha net, daha sağlıklı ve daha isabetli tercih yapabilmek için yeterli sayılabilir. Bir yılın örnekleri var elimizde. Bir programa en son yerleşen adayın puanını ve başarı sırasını biliyoruz artık. 2010 ÖSYS sonuçlarına bakarak sistemin adaylar tarafından daha da iyi anlaşıldığını ve bu nedenle bu yıl da benzeri durumlarla karşılaşabileceğimizi varsayarak alana uygun tercihle alan dışı tercihte uygulanan AOBP katsayılarının 0,15 ve 0,12 olması önceden hayal bile edilemeyen kimi sonuçların alınabilmesine yol açabiliyor.
 
 
 
Örneğin bir Fen Alanı öğrencisi TM puanı için gerekli sınavlara girmişse ve yeterli puanları almışsa alan dışı olmasına karşın Hukuk Fakültesi tercihi yapmış ve yerleşmiştir geçen yıl. Bu yıl da alanlar arasındaki geçişlerin önemli olabileceğini söyleyebiliriz. 2010 ÖSYS'de MF-1 Puan türündeki sıralamada ilk 50 bin içinde Fen Bilimleri Alanı çıkışlı adayların sayısı 49.294 iken Türkçe-Matematik Alanı çıkışlı aday sayısı da sadece 624 kişidir.
 
 
 
TM-1 Puan türünde ilk 60 bin kişi arasında Türkçe-Matematik Alanı çıkışlı aday sayısı 27.769 iken Fen Bilimleri Alanı çıkışlı aday sayısı ise 21.933; TS-1 Puan türünde ilk 50 bin içindeki Sosyal Bilimler Alanı çıkışlı aday sayısı 24.605 iken Türkçe-Matematik Alanı çıkışlı aday sayısı da 24.975'tir.
 
 
 
Puanların hesaplanabilmesi için bir adayın LYS'de katıldığı sınavlarda çözdüğü (MF ve TS için 5,TM için 4 test) testlerin en az ikisinden 0,5 net çıkarması gerekiyor. Bu nedenle örneğin neredeyse  MF puanını hedefleyen ve MF puanıyla tercih yapacak adayların tümü matematik ve geometri testlerinin her birinden 0,5 net çıkarmışsa TM puanları da hesaplanacak ve TM sıralamasında da yer alacaklardır. Ayrıca pekçok MF öğrencisinin sistem bu imkanı verdiği için TM tercihi de yapabilmek; pekçok TM öğrencisi de TS tercihi yapabilmek için ortak test dışındaki diğer testi de çözmüş ve kendi alanıyla ilgili puan dışında yan alandan oluşan puanlarının da hatırı sayılır puanlara olduğunu; hatta bunlardan büyük bir kısmının da ilk 50 binlerde yer alabilmiş olduğunu söyleyebiliriz.
 
 
Celil Vardar - Final Dergisi Dershanesi Rehberlik Koordinatörü


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.