Dizi-Film-Video > Dizi Filmler

Dizi Cumhuriyeti

(1/1)

mrkydr:


Televizyon yayınlarıyla ilgili olarak gençler başta olmak üzere aileler ve topyekûn cemiyet ne kadar ikaz edilse, ne kadar ‘Kötü programlardan uzak durun’ denilse yeridir. Toptancılık olmasın diye kötü programlar ayırımı yapıyoruz, ama gerçekte iyi programlar hakikaten çerez mesabesinde kalmış durumda. Şahsen, misafirlik ve iş icabı mecburî izleme dışında TV izlemiyorum. Buna rağmen izleyenlerin şikâyetlerini ve dertlerini dinleye dinleye TV’lerde neler döndüğünden haberdar oluyoruz. Şimdiye kadar TV izleyip de “Oh, ne iyi ettim, ne çok faydalandım” diyene rastlamadık.

Bununla birlikte boş saatlerin çoğu TV, internet ya da benzeri şekilde sanal âlem karşısında geçiyor. Bazılarımız “Ben sadece haberleri izliyorum, başka programlara bakmam” diyor; ama gerçekte zarar için bu bile fazla! Haberleri kesinlikle zararsız görmemeliyiz. Belki de insanları yanlışlara yönlendirdiği ve beyin yıkadığı için haberler en zararlı programlardan biri haline gelmiş durumda. Her şey bir yana, hiçbir sansüre uğramadan evlerimize ulaşan reklâmlar bile zarar olarak yetmez mi? Güya dinî hassasiyeti olan TV kanallarının bile bu konuda vurdumduymaz, ‘Para gelirse gelsin de ne olursa olsun’ anlayışı korkulacak seviyeye ulaşmış. En müstehcen yayın yapan TV ile, güya muhafazakâr TV’lerdeki reklâmlar çok mu farklı? Haber, dizi ve programlardaki müstehcenlik kötü de, reklâmlardaki müstehcenlik kötü değil mi?

TV’lerdeki ve benzerî bütün sanal âlemdeki yayınlardan şikâyetçi olmayan kalmadı. Gazeteci-yazar Tayfun Talipoğlu, konu ile ilgili bir yazısında “Futbol ve dizi cumhuriyetinde çocuk yetiştirmek zor” demiş. Haksız mı? Futbol ve dizi cumhuriyeti tesbini çok iyi yorumlamak lâzım. Allah muhafaza, bu hal bizi felâkete sürükleyebilir.

Dizilerden yana bir şikâyet de TV spikeri Enver Seyitoğlu’ndan gelmiş: “Türk dizilerinde bir baldız-enişte enflasyonudur gidiyor. Tam sekiz ayrı dizide baldız-enişte ilişkisi yaşanıyor ve toplumumuzun bilinçaltına tehlikeli sinyaller gönderiliyor.”

Ünlü sunucu Korhan Abay da TV’lerden yana çok dertli. Şöyle demiş: “Son yıllarda yapılan televizyonculuk bana göre değil. Böyle bir yayıncılık anlayışını hiçbir şekilde beğenmiyorum ve tasvip etmiyorum. Televizyonların aslında kötü yönetildiğini ve Türkiye’yi kötü bir yola soktuğunu düşünüyorum. Sadece reytinge bağlı yayıncılık son derece yanlış ve toplumu olumsuz yönde etkiler. Aslına bakarsanız uzun süredir ulusal kanalları seyretmeyi bıraktım. Sadece haber kanallarını seyrediyorum. Seyredilecek bir program yok artık. Hiçbir diziyi seyretmiyorum. Yarışma programı görüntüsü altında yutturulan, insanların ne bilgilerini, ne becerilerini, ne kişiliklerini ölçmeyen, sadece duygu sömürüsü yapan, saçmasapan programlara da ayıracak zamanım yok, kusura bakmasınlar.”

TV başta olmak üzere sanal âleme yöneltilen bu eleştiriler çoğalmalı ki insanlar uyansın. Sanki TV olmazsa insanlar ölecekmiş gibi ya da diziler izlenmese dünya batacakmış gibi bir hava yayılıyor. Evinde TV olmayanlar başka gezegenden gelmiş muamelesine tabi tutuluyor. Bu yanlış anlayışlar da son bulmalı.
Futbol ve dizi cumhuriyetinden hür, adil, demokrat, insanları huzurlu bir cumhuriyete geçmek durumundayız. Bunun için de doğruları cesaretle tekrarlamaya, hatırlatmaya devam.

(Faruk Çakır, Yeni Asya, 2011-09-10)

TOPLUMUN BİLİNÇ ALTINA TEHLİKELİ SİNYALLER

Marmara Bölgesi’nde 12 ilden 235 belediyenin üyesi olduğu Marmara Belediyeler Birliği’nin İstanbul Eminönü’ndeki merkez binasında “Aile İçi İletişim” konulu program düzenlendi. Seminere konuşmacı olarak katılan İletişim Uzmanı Enver Seyitoğlu Türk dizilerinde baldız-enişte ilişkisine dikkat çekti. 8 dizide baldız-enişte ilişkisi yaşandığını söyleyen Seyitoğlu “Türk dizilerinde bir baldız-enişte enflasyonudur gidiyor. Toplumumuzun bilinçaltına tehlikeli sinyaller gönderiliyor. Bu tarz diziler seyretmek yerine, komedi dizileri izleyin” dedi.

İŞTE O DİZİLER

Öyle Bir Geçer Zaman ki
Ezel
Unutulmaz
Yer Gök Aşk
Canım Ailem
Lale Devri
Yaprak Dökümü
Samanyolu



Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git