Gönderen Konu: Güzel tavsiyeler  (Okunma sayısı 24986 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #180 : 04 Ekim 2016, 08:34:08 »
1940 yılında “insan” adlı eseriyle Nobel Tıp Ödülü alan Dr. Alexis Carrel, oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını, sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu ve orucun sağlık bakımından çok yararlı olduğunu bildirmektedir.

İnsan anatomisini maddi mânevi en iyi bilenlerden olan büyük İslâm âlimi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri de çok meşhur eseri Marifetnâmede bu konuya değinmiş uzun uzun az yemenin faydalarını, çok yemenin zararlarını anlatmıştır.

İzninizle Marifetnâmeden de çok kısa bir bölüm arz ederek konuyu toparlamak istiyorum.

1. Çok yemek, mideye düşkünlük, anlayışı kısırlaştırır. Mide dolgunluğu ilâhi hikmetleri gönülden siler.

2. Açlık az yemek tüm dertlerin devasıdır. Tüm ağrı ve sızıyı getiren tokluktur.

Az yemek vücuttaki hastalıkları azaltır. Çok yemek hastalıklara sebep olur.

Gece uyku ve rüya düzenini bozar.

3. Sürekli tok olmak, bir çok hastalıkları tahrik eder. İlâhi hikmetlere perde olur.

Cenâb-ı Allah bir kuluna ihsanda bulunursa; ona az yemeyi, az uyumayı, az konuşmayı nasip eder.

4. Az yemeyen insan fikir duruluğunu ve tefekkür zevkini bulamaz. Çok yemek insanın bedenine zarar, çok uyku ise insana keder ve huzursuzluk verir.

5. Az yiyenin kederi az, sağlığı uzun olur. Az yemekle hastalık ikisi bir arada bulunmaz. Çeşit çeşit yemeklerle nefsini besleyen kimse, sağlığını bozmak için hastalıklara davetiye çıkarıyor demektir.

6. Az yemek peygamberlerin yemeği Allah dostların makamıdır. Açlık ilim ve zeka keskinliği kazandırır. Tokluk ise cehâletin karanlığın sebebidir. Açlık her türlü hastalığı def eden çok güçlü bir silahtır. Karnını tıka basa dolduran hayvandan farksızdır.

7. Bedenin sağlığı az yemekte. Ruhun sağlığı az uyumaktadır. Aşırı yemek yiyen kişinin aklından tekrar ele geçirilmesi mümkün olmayan bir şeyler silinir gider. Tokluk çeşitli hastalığı, hastalık da keder ve elemi davet eder.

8. Bütün hastalıkların temelinde mutlak çok yemek vardır. Az yeme, açlık ise cümle hastalıkların devasıdır.

9. Çeşitli vehimlerin, kuruntu ve vesveselerin hattâ mahlûkatın azgın nefislerinin yakıcı ateşini ancak açlık söndürür. Nefsi aç olanın vesveseleri gider. Deli bile aç kalırsa akıllanır.

10. Açlık ibret tarlası, hikmet kaynağıdır.  Açlık yüksek anlayış ve derin sezişin ruhu, aşk kapısının anahtarı, irfan nurunun feneri ve hakikat yolunun rehberidir.

11. Nefs yoksul bir hastadır. Onun acil şifası açlıktır.

12. Açlığın, az yemenin gönüle kazandırmayacağı ilim yoktur. Açlık, az yeme, Allah dostlarının kılavuzu olmuştur. Kim az yemeyi başarır karnı aç olursa onun gönlü iki cihanı da geçip Mevlâ’ya ulaşır.


Az yemeyi nasıl başarabiliriz?

Çok yemenin bedenimize ve rûhumuza verdiği zararları düşünmek,

Hazırlanmış yemeklerden en önce en sevdiğimizi yemek,

Tek çeşit hafif yağlı bir yemekle yetinmek,

Yemeğe düşkün olup çok yiyen kişilerle birlikte yemek yememek,

Az yiyerek her gün belli ölçüde yemeği azaltmak.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #181 : 28 Ekim 2016, 08:36:27 »

PAZAR GÜNÜ SAATLERE DİKKAT


Bunun sebebi de akıllı telefonlar ve bilgisayarlar başta olmak üzere birçok cihazın otomatik saat ayarlara sahip olması. Güncellenmeyen işletim sistemleri ve yazılımlar yüzünden pazar günü saatiniz bir saat ileri alınmış olarak uyanabilirsiniz.
Sektör yetkililerinden aldığımız bilgilere göre 50 milyon mobil cihaz, pazar günü saatini otomatik olarak 1 saat ileri alacak. Bu sorun için iletişim operatörleri şebeke ve baz istasyonlarında saati güncel tutarak önlemlerini alıyor. Ancak işletim sistemleri ve cihaz üreticilerinin saatlerde güncelleme yapması gerekiyor.
Güncelleme yapılmayan işletim sistemlerinde saat ayarı, ‘otomatik’ yerine ‘manuel veya elle’ olarak seçilmeli. Ancak riske atmamak için ise pazar günü televizyonlardaki saati kontrol etmekte fayda olacak. Windows işletim sistemli bilgisayar ve sunucularda ise güncellemelerin yapılması halinde ise saatler doğru ayarda korunacak.
SAYAÇLARA AYARLAMA
Diğer taraftan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Hürriyet’in gündeme getirdiği elektrik sayaçlarıyla ilgili düzenlemeye gitti. EPDK’dan yapılan yazılı açıklamada, elektrik tüketimini ölçme amaçlı tesis edilen elektronik sayaçların 30 Ekim 2016 Pazar günü, daha önceden programlandığı gibi kendisini otomatik olarak bir saat geri alacağı hatırlatılarak, “Söz konusu durum üç zamanlı tarife üzerinden elektrik tüketen tüketiciler düşünüldüğünde; sayaç saati ile gerçek saat arasında bulunan bir saatlik fark gündüz, puant ve gece zaman dilimlerinde birer saatlik kaymalara ve üç zamanlı tarife dilimlerine göre tüketimlerini belirleyen bu tüketicilerin yanılmasına sebep olacaktır” denildi.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı gedai

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 4 182
  • Rep +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #182 : 28 Ekim 2016, 16:18:51 »
Bakışların huma kahve-i gözün
Dide-i gamzene dinletemedim
Ayarın sarrafı lezizdir özün
Ene seni sana anlatamadım
aciz bi kulum
anla be gülüm
Kağıdın yüzü kara, mürekkebim çileden;
 Kalemin beli kırık, halimi sorma n'olur..."
http://www.facebook.com/#!/mkalmakal

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #183 : 16 Haziran 2017, 03:10:09 »
Haydi canlar bismillah;

Arefe günü dahil her gece 1'den 2'ye kadar huzurda olmaya itikafa girmeye var mısınız?

Türkiye saatiyle tam 1.00'de herkes özel bir köşeye çekilecek ve niyet edecek önce;
✅"Ya Rabbi 1 saatimi sana adadım, seninle olacağım, dünyadan çektim yüreğimi kabul eyle" diyecek..
✅Önce Tevbe-İstiğfar duasi ile başlanacak.
✅100 Salavat-i Şerife..
✅Sonra 100 tane Yunus aleyhisselam'ın duasını çekecek..
Bu şart, bunu herkes çeksin.
Sonra isteyen diger Peygamberlerin duasını da çekebilir.
✅Sonra 2,4,6,8 rekat hangisini kılarsa artık gece namazı kılacak.
✅"Şu an benimle birlikte huzurda olan tüm kardeşlerime.." diyerek dua edilecek.
✅Ardından Yasin ve Fetih sureleri okunacak. ✅Bundan sonrası kişiye kalmış,
artık kaza mı kılar,
Kur'an mı okur,
Kalan cüzlerini mi tamamlar ,
zikir mi çeker,
gözlerini kapatıp gözyaşlarıyla dua mı eder vs...
onu siz tayin edin geceniz mübarek ola ..
Dualaşalım..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #184 : 09 Aralık 2017, 13:01:25 »
Ne Ayasofya'yı ibâdete açabildik. ..
Ne de İncirlik'i kapatabildik..
Habire konuşup duruyoruz...
Kudüs onurumuzdur...
Kudüs kırmızı çizgimizdir!
Daha pek çok hamasi laflar
Kudüs'ü kurtarmaya yetmiyor maalesef..
Mavi Marmara'da kırmızı çizgimizdi
ama bir talakla boşayıverdik...
.
Evlerimiz, sokaklarımız, yaşantımız yahudileşmekten kurtulmadıkça, Allah'ın kanunları evlerimize,
sokaklarımıza hakim olmadıkça Kudüs nasıl kurtulsun?
Hocalarımız cihadı anlatmaya bile korkarken,
Müslümanlar olarak bin parçaya bölünmüşken,
Ayaklarımızda demokrasi prangası dururken ve kurtulmak için hiç çaba göstermezken, bu zillet nasıl son bulsun?
.
Fetih suresini bin kez okursak fethedilir mi Kudüs?
Fil suresini 1 milyon kez okursak ebabiller gelir mi?
Kahrolsun israil, amerika dersek hemen kahrolurlar mı?
.
Hayır..!
Harekete geçilmediği sürece
şiddeti dua ederek'te durduramazsınız!…
Kuvvet ile alınan ancak kuvvet ile geri alınır..!


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #185 : 26 Aralık 2017, 08:26:53 »
HZ. İSA, 25 ARALIKTA DEĞİL
YAZ MEVSİMİNDE DOĞMUŞTUR

1- Kur’an söylüyor:
“(Ey Meryem!) Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün.” (Meryem,19/25)
Hz. İsa’nın doğum anını anlatan ve taze hurmalardan bahsedilen zaman, kış değil yaz aylarıdır.

2- İncil anlatıyor:
“İmparator Avgustos, bütün Roma dünyasında nüfus sayımı yapılmasına buyruk verdi. Suriye bölgesinde de yapılacak bu sayım için, hamile olan Meryem Beytelhem şehrine geldi ve Hz. İsa doğdu. O sırada gece ve gündüz, çobanlar kırlarda sürülerini otlatıyordu.” (Luka2/2-8)

Tarihçiler, nüfus sayımının yaz aylarında yapıldığında ittifak halindedir.
Suriye-Filistin bölgesindeki sürüler de, yaz aylarında kırlarda, Aralık ayında ağıldadır.

3- 25 Aralık neyin nesi:
Putperest eski Romalılar, kış mevsiminde güneşin kendilerini terk etmesine üzülür; günlerin uzamaya başladığı 25 Aralıkta ise, güneşin esaretten kurtulması şerefine eğlenceler yaparlardı. Çok çirkin ve çılgın kutlamaların yapıldığı 25 Aralık, Işık tanrısı Mitra’nın doğum günüdür. Bu kutlamalar Hz. İsa’dan sonra da uzun yıllar devam eder.
Miladi 354 yılında, Roma Piskoposu Liberius’un kararıyla 25 Aralık, Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul edilir.
..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Güzel tavsiyeler
« Yanıtla #186 : 05 Ağustos 2018, 15:58:37 »
Geçen gün dünyaca ünlü nöropsikiyatrist yazar Daniel Siegel, Amerikan Hastanesi Code Lotus Mindfulness Merkezi davetlisi olarak, Sakıp Sabancı Müzesi The Seed’de bir etkinlik yaptı.

Yazarın ‘Bütün Beyinli Çocuk’ olan kitabı var biliyorsunuz. İki yıldır başucumda olan bu kitabın yazarının konuşmasını dinlemek üzere sabah 9’da koltuğuma oturdum ve akşamüstü 17 sularında, başka bir Nil olarak ayağa kalkıp salondan çıktım.
Mindfulness’in Türkçesi yok. Anın içinde olmak denilebilir. 
Mesela pencereden bakarsın ama baktığın falan yoktur aslında...
Bakmadığın için, yazın bu sene git gide sonbahara benzemeye başladığını görmezsin, kuşların avaz avaz sohbetlerini duymazsın, pencerenin aralığından alnındaki saçları bir anne gibi hafif geriye atan rüzgarı hissetmezsin. 
Gözüne bir gözlük takmış, başka bir realitede oyun oynayan yeni yetme çocuklar gibi bir şeylerle kavga ediyorsun, bir şeylerden kaçıyorsundur. 
Senin baktığın yerde koştuğun köprüler yıkılıyor, kapın hızlı hızlı çalıyordur. 
Geçmişi temize çeken adamından telgraf vardır, gelecekten uyarılar getiren çirkin kuş da yine bahçendeki korkuluğa tünemiştir. 
Yine ne getirdi acaba diye kaygılanırsın. Şimdi soruyorum...
Bunların hangisi senin gerçeğindir? 
Oturduğun pencerenin önü mü, yoksa kafandaki pencerenin önü mü...
Daniel Siegel, bilimsel olarak da ispatlıyor ki, gerçeğin hep kafandakidir. 
Minfulness, anınla dolu olmayı bilmektir, aklını bu ana getirip çakmaktır. 
Yazdaki sonbahar ziyaretlerinin, kuşların dedikodularının ve rüzgardaki anne elinin farkında olmaktır. 
Dediklerim sizi meraklandırdıysa, Daniel Siegel’in ‘Farkındalığın Bilimi’ kitabını okuyun. 
Peki aklımız niye her an başımızda değil de, başka yerde? Bilmiyoruz. 
Bazı şeyleri bilmiyoruz işte. Bilim de bilmiyor. Ama aklımızı getirip ait olduğu yere, yani başımıza koyabiliriz. 
Bunu yapmanın çok basit bir yöntemi var. 
Oturduğunuz yerde, sadece nefes alıp, dikkatinizin dümenine geçerek bunu yapabilirsiniz. 
Peki bunun için neden uğraşayım diyeceksiniz? 
Çünkü kendinin farkına vardığın, dolayısıyla değişimin de mümkün olduğu tek yer orası. 
Kendine aynada bakmak gibi. Yani bir ayna olmazsa, saçının yamuk yakanın da kalkık olduğunu nasıl göreceksin değil mi? 
Hadi diyelim bunu için yanındakilere güvendin. 
Ya içinde olanlar? 
Onların yamukluğunda sana kim haber edecek? 
Kendini azıcık vakit ayırıp seyreylemek, seni bambaşka limanlara götürecekse, bir denemeye değmez mi?
İnsanın eğer isterse, duygularını ve düşüncelerini regule edebileceğini hatta bunu çocukların bile yapabildiğini anlattı. 
Duygularımızın ve fikirlerimizin kaskatı kesilmiş dağlar olmadığını, seçilmiş dekorlar olduğunu bir bilim doktoru olarak göstermedi, ispat etti. 
Düşüncenin de, ‘a ben de tam seni düşünüyordum sen aradın’ın da, ‘artık böyle düşünmüyorum, şimdi öyle hissetmiyorum’un da, hatta ‘bu kedinin enerjisini sevmedim’in bile ispatı var artık. 
Güzelliğinden sarhoş olduğum bir bilgi oldu bu. 
Stüdyolarda dev miks masaları vardır. 
Bu masalarda yüzlerce düğme ve kısma açma düğmesi vardır. Bir düğmeye basarsın o kanal kapanır ve çalmaz mesela. 
Mesela şarkında ud vardır. 
Bir düğmeye basarsın, ud duyulmaz. 
Gitarı açarsın. Sesine efekt verirsin. Miks masasında bir şarkı çok değişebilir. 
Hatta o kadar değişebilir ki, başka şarkı olup geldiğine bile şahit oldum. O miks masasına benzettim Daniel Siegel’in anlattıklarını. 
Düşünceyi ve ruh hallerini şarkı olarak düşündüm. 
Bütün mesele miks masasının başına oturup oturmamak. 
Oturdun mu, kontrol artık sende. Kanallar elinin altında. 
Kıs, aç, kapat. Kendinin tek bir haline mahkum değilsin artık. 
İçindeki aynada, korkmadan başını kaldırıp, direkt gözünün içine bakabilenden kork.
Düşüncelerine sarılmayıp da, seyir eylemeyi başarandan kork. 
Nefesine binip, dört nala gidebilenden kork.
Onlar kendilerini binlerce kez temize çekebilecek güçte olanlar. 
Ve sağlık da, mutluluk da, şükür de onlarla.



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.