Gönderen Konu: Gücün Emri Altında Tebliğ (Gizli Davet ve İşkence)  (Okunma sayısı 3414 defa)

berruhürrem

  • Ziyaretçi
                       

GÜCÜN EMRİ ALTINDA TEBLİĞ (GİZLİ DAVET VE İŞKENCE)


Hira da davet Hz. Muhammed’e idi. Aldığı davetin tadını tüm insanlıkla paylaşmış bir peygamber Ümmetinin kendine Müslüman evlatları Evlerimizi DARUL EKRAM  HAYATLARIMIZI davete  Hedefimizi TEBLİĞLE sabitlersek ne mutlu bize  Davetin gizli olduğu dönem bizim için tebliğin hayatımızda nasıl vazgeçilmez bir öncelik olması gerektiğini de anlatır

            Davetin gizli olması sadece hayati tehlike ile alakalı bir durum değildir.Henüz davetin gizli olduğu dönemde Hz. Muhammed’in hayatına kast edilmemişti. Gizli Davet “can tehlikesinden” öte bir şeydir.  Şartların oluşmadığı durumlarda ümmetin “tebliğ tarzını” ortaya koyması açısından önemlidir. Bu da“Yeterince güçlü olunmadığı durumlarda şartlar oluşmadı” mazeretine sığınma lüksünü ortadan kaldırır.

İnsanların  “canın canına, dostun dostuna” şeklinde “tebliği” devam ettirdiği zaman dilimidir.Bunlarla birlikte Hz. Muhammed ‘in“sahabelerin hayatına kast edildiği, işkencenin dorukta olduğu” zamanda dahi tebliği nasıl sistemli bir şekilde yürüttüğünü de göstermektedir  Gizli davet bir bakıma tebliğcinin (davetçinin) “atıl” bir hayatı tercih edemeyeceğini ispatlar.

Nicelikten çok “niteliğin” kazanıldığı  Niteliğin “nicelikten” bağımsız bir olgu olduğunun öğretildiği bir dönemdir.
Nicelikli hale gelene kadar “nitelikli” kazanımlar için uğraş vermenin çabasının yaşanıldığı dönemde Hz. Ömer “iki Ömer’den biri” olarak İslam’la bu dönemde şereflenmiştir. Davetin “gizli” yürütüldüğü dönemde sahabe hayatının “halleri” bize zorda kaldığımız anlarda “direnişimizi” kuvvetlendirecek bilgileri verir. Bu üç yıl “gizliden gizliye yaşamamız dışa açılamadığımız zamanlardaki” ruh halini anlatması açısında da önemlidir. Gücün “emrin” altında olduğumuzda “şahsında, kimliğinde, ruhunda nitelikli olmanın derdiyle dertlenip tebliği ertelememenin” yaşanmışlığıdır. Davetin gizli olduğu dönem “gücün sahibi olana kadar gücün emri altında kalındığında yaşanması” gerekli reçeteleri Erkam’ın evi ile bize sunar.

   Gücün “emrin”  altında iken bile Erkam’ın evlerine sahip bir ümmetin evladı olan bizlerin “vakit” ayırıp Dar’ul Erkam olan müesseselerimize koşup kardeşlerimizle “ahretlik” olmanın fırsatını yakalamalıyız.Tebliğ için “yaşam konforumuzdan vazgeçerek” evlerimizi Erkam’ın evine çevirme “iradesini” gösterenlerden olabilir isek.  Davete gerekli olan Erkam evlerini zamanımıza taşıyabilir. Darul  Erkam evlerini  insanların ayağına götürebiliriz. Gizli davet döneminde “yaşanabilecek zorluklara göğüs gerecek” Ammar’lar Yasir’ler yetiştirebiliriz. Dar’ul Erkam ın gölgesinde yetişen Sümeyyeler şehit olmayı göze alırlar.

  Dar’ul Ekam'ın öğrencisi Sümeyye "La ilahe illallah" kelimesinin gerekleri için şehit olabilir. Dar’ul Erkam’da yetişen
Ebuzer’ler "zalim sultanlar" karşısında tavırlarını netleştirir. Eğer Dar’ul  Erkamlarınız yoksa davete başlama gücünü kendinizde bulamayabilirsiniz. Darul Erkam bu ümmetin "ümmet olmasındaki " ilk iman okulu”  idi. "İman okullarımızı"
 Darul Erkamları zamana taşıyabilir isek yolumuzu aydınlatacak zamanın "sahabeleri " yetişir.