Gönderen Konu: Kadınlardaki Bu Cesaret Nerden Geliyor?  (Okunma sayısı 1780 defa)

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Kadınlardaki Bu Cesaret Nerden Geliyor?
« : 01 Kasım 2011, 21:06:18 »

Hemen her gün gazetelerde ülkemizde ki boşanma artışları ile ilgili haberler çıkıyor. Boşanma konusunda benim dikkatimi çeken şey: “Kadınlardaki gözü kara cesaret.” Bana gelen maillerin çoğunda kadınlar sorunları anlatıp “Bunların çözüleceğine inanmıyorum, boşanmayı düşünüyorum.” derken erkekler ise sorunları yazıyorlar arkasına “Boşanmayı düşünemiyorum bile çocuklarım var.” diyorlar.

Toplumda genel bir yargı vardır: Pek çok kadın çocukları için kötü giden evliliğe katlanıyor. Oysa ben bunun tam tersi bir manzara görüyorum. Çocuklarının hatırı için evliliğini sürdüren çok erkek var. Erkekleri anlamak zor değil. Yaratılıştan gelen koruma duyguları ile çocuklarının huzursuz da olsa aile ortamında büyümelerinin daha iyi olacağını düşünerek kolay kolay boşanma kararı alamıyorlar. Ya da mükemmel kadını bulamayacaklarını düşündüklerinden evliliği sürdürmeyi tercih ediyorlar. Peki kadınlardaki bu cesaret nerden geliyor? Mükemmel Adamı bulacaklarına olan inançları mı?

Biliyorum ki çoğu, evlilikte duygusal ihtiyaçları karşılanmadığı için ayrılmak istiyor; ama boşanma sonrası istedikleri gibi bir hayat onları bekliyor da bunun için mi bu kadar çabuk karar verebiliyorlar? Çalışan hanımların artmasıyla ekonomik özgürlük diyeceksiniz belki; ama çalışmayan hanımlarda da aynı cesaret var. Kadın: “Pazarda limon satar yine kocama eyvallah etmem.” diyor.

Evlilik; kadının erkeğe maddi olarak ihtiyacı olduğu için devam eden bir kurum olmamalıdır. Herkesin bir şekilde karnı doyar. İki tarafın birbirine maddiyattan çok, bedenen ve ruhen sukûna erme, sevme ve sevilme gereksinimi için ihtiyacı vardır.

Erkek için yalnızlık zordur; ama bir kadın için yalnızlık daha da zordur. Kadında bağlanma ihtiyacı çok güçlüdür. Medya tarafından kadınlara özgürlük gazı pompalanıyor. Kadın kocası ile sorunlarını anlatırken arada bir ağzından özgürlük sözcüğü kaçıyor. “Ama ben de özgürüm”

Kadın; fıtratından gelen bağlanma arzusu ile evliliğinde kök salmak isterken, bir yandan da özgürlük ateşi ile uçmaya çalışırken, çırpınıp duruyor. Ne kök salabiliyor, ne de doğru düzgün uçabiliyor. Her şeyi bırakıp uçtuğunda da genellikle mutsuz oluyor.

Günümüzde boşanmalarda benim gözlemlediğim en önemli sebepler şunlar:

Kadınların erkeklerle iktidar mücadelesine girmesi: Kadın ezilme korkusuyla, eşitlik ve özgürlük adına benim dediğim olacak davasında evliliğini kaybediyor.
Aldatma: Toplumda çok fazla bekar ve dul hanım var. Böyle olunca erkekler için, eşi dışında çok fazla seçenek ortaya çıkmış oluyor. Bu seçenekler ve onlar tarafından talep görmek erkeklerin kafasını karıştırıyor. Evde de karısı ile sorunları olan erkeğin başka bir kadına kapılması pek de zor olmuyor. Sonrasında dağılan yuva ve erkeğin pişmanlığı pek bir işe yaramıyor. Sanal arkadaşlıklar da aldatma olaylarını artırıyor.
Cinsel sorunlar: Boşanmalarda çok önemli bir etken. Bizim toplumumuzda cinsel konular ayıp olarak görüldüğü için karı-koca cinsel sorunları uzmanlarına gidip çözmeye çalışmak yerine, birbirlerine eziyet haline getirip sonunda boşanıyorlar. Fakat cinsel sorunlar boşanma davalarına yine ayıp olmasın diye şiddetli geçimsizlik olarak yazılıyor.
Ailelerin etkisi: Genellikle erkeğin ailesinin boşanmalarda etkisi konuşulur bu doğrudur; ama günümüzde kadının ailesinin de erkeğin ailesi kadar, boşanmaları tetikleyici etkisi var. Kız anneleri kızlarının evliliklerinde çok fazla müdahiller. Kızının akşam yemeğinde ne pişireceğine bile kendisi karar veren anneler var. Özellikle kızlarını okutmuş aileler “Biz kızımızı, koca kahrı çeksin, diye okutmadık.” diyerek kızının evliliğinde onun yaptığı hatalarını görmeden, boşanmasına sebep olabiliyorlar.
İletişim Hataları: Kadın-Erkek yaratılış farklılıklarına baktığımız zaman kadın ve erkek arasındaki iletişimin de farklı olması gerektiği ortaya çıkar. Bu bilinmediği zaman sorunlar boşanmaya kadar götürüyor.
Maddi sebepler: Çalışan hanımlarda “benim de param var” davası, çalışmayanlarda ise “kimseden geri kalmama” derdi ile aşırı tüketim arzusu yine karı koca arasında önemli bir sorun haline geliyor.
Yola getirme taktiği: Aileleri boşanmalara götüren en önemli sebeplerden biri de budur. Boşanalım diyen taraf, bunu gerçekte istemiyordur; fakat karşısındakini yola getirmek için bir taktik olarak kullanır. “Benim istediğim gibi olmuyorsan, ayrılalım o zaman.” taktiği, genellikle tehdit eden kişinin elinde patlar. Bu taktiği kullanan erkek sayısı azdır; daha çok kadınlar tarafından kullanılır. “Annemin evine giderim, ayrılırım, çocuklarını göstermem” gibi tehditler, bir gün gerçeğe dönüşür. Özellikle kocası çocuklarına düşkünse, kadın bunu koz olarak kullanıp, erkeğin çocuklarını kaybetmek istemeyeceğini düşünerek tehdit ve şantajla kocayı yola getirmeye, kendi istediği gibi bir koca yapmaya çalışır. Fakat iyi bir metot değildir. Kavgaların getirdiği kırgınlık ve kızgınlıkla birlikte boşanma inatlaşmaya dönüşüp inadına boşanılır. İnadına boşanan kadınlarda genellikle şu duygu vardır: “Benim gibisini bulamaz, gelip ayaklarıma kapanır.” Fakat çoğu zaman durum böyle olmaz. Boşanma aşamasında erkek kadından iyice bıkmıştır; geri dönmeyi düşünmez, kısa zamanda başkasını bulup evlenir. Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Kadına geride geç kalmış bir pişmanlık, çocukları ile hayat mücadelesi kalır.
El ne der diye boşanmak: Özellikle aldatılan kadınlar, aldatma olayı etraftan duyulduysa evliliğini sürdürmek istediği halde, sırf başkaları ne diyecek, “Kocası aldattı; ama sesini çıkarmadı, yuttu.” diyecekler diye kınanmamak için ayrılabiliyorlar. Oysa boşandıktan sonra bu kez başka sebeplerle “el ne der” diye rahatsız olacaklardır.
Hayalindeki eşi bulmak için: Aşk dizileri ve filmleri yüzünden, oradaki aşklar gibi bir aşk yaşama ve oradaki gibi bir sevgili-eş bulma hayali. Daha çok kadınlarda görülüyor. Kadın “Eşime baktığım zaman içim titresin istiyorum.” diyor; ama içini titretecek erkek bulma hayali, çoğu zaman, yalnız yataklarda üşüme, şeklinde son bulabiliyor. Romantizm arzusu da boşanmalarda önemli bir etken oldu artık.
Haklı sebepler ile boşanmak: Bazı durumlarda boşanmak gerçekten gerekir. Nasıl kangren olmuş kolu kesmek gerekiyorsa. Alkol, kumar, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklar, cinsel sapkınlıklar, sevgisizlik, taraflardan birinin diğerine hayatı zindan etmeye kararlı oluşu, bir tarafın ısrarla ayrılma isteği gibi sebepler olduğunda boşanmak kaçınılmaz olur. O zaman kimsenin kimseye diyecek sözü olamaz.
Fakat en üzücü olan; birbirini seven çiftlerin, birbirlerine nasıl davranacaklarını bilmediklerinden dolayı boşanmalarıdır. O zaman evlilik eğitimlerinin gerekliliği ortaya çıkıyor. Aile kurumunu korumak, şiddeti ve boşanmaları azaltmak için hem devletin hem de özel kuruluşların evlilik eğitimleri yapması gerekiyor. Yoksa bu gidişle Avrupa’yı bile geride bırakacağız gibi görünüyor.

Ben bir kaç yıldan beri bu konuda sayısını hatırlamadığım seminerler verdim, evlilik okulları yaptım. Fakat bu eğitimlerde ulaşabildiğimiz kişi sayısı sınırlı. Şimdi daha geniş kitlelere ulaşmak amacı ile evlilik okullarına gidecek zamanı ve imkanı olmayanlara da ulaşalım diye www.cocukaile.net internet sitemizde “Evlilik Okulu” yapmaya başladık. Herhangi bir ücreti yok. Evli, bekar, kadın, erkek, herkes katılabilir. Verilen ödevleri yapacak, işi ciddiye alacak olanları okulumuza bekliyoruz.

(Sema Maraşlı, Haber 7, Ekim 2011)