Gönderen Konu: Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?  (Okunma sayısı 2640 defa)

Çevrimdışı mrkydr

  • Moderatör
  • Üstad
  • *****
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?
« : 22 Ekim 2010, 08:14:08 »





 
Asla basite alınmaması icap eden mühim bir meseleyi üçüncü defadır ele alıyoruz.

İbâdetlerini yerine getirmek için tamamen iyi niyetle tabure ve sandalyede namaz kılanların bilgisi olmasa da, bu memlekette câmilerin sandalyeyle dolması için çırpınan art niyetli kimseler varolageldi.

Planları şu: Cemaat sandalye ve tabureleri görmeye alışıp tepki göstermez hale geldikten sonra, sandalye ve tabureleri de kaldırıp câmilere sabit koltuklar yerleştirmek. O zaman hiç itiraz olmayacaktır, çünkü sandalye yerine yumuşak koltukta oturmak daha rahat...

Hasrettin Hoca’nın, gaga ve bacaklarını kestiği leyleğe, “Şimdi bir kuşa benzedin” dediği gibi, bu kimseler de câmileri sandalyeyle doldurup, “Şimdi kiliseye benzedin” diyecekleri günü bekliyorlar.

Hiç kimse, “Yok daha neler! O zaman câmilerin câmiliği mi kalır? O zaman câmiler tamamen kilise gibi olmaz mı!” demesin.

Evet tabii ki olur. Olmaya olur da, olur demeye bile lüzum yok. Çünkü zaten oldu. Bazıları büyük paralar harcayarak bu planı gerçekleştirdiler bile. Hem de gençlere yönelik ve başkentin göbeğinde.

Milletin tepkisini ölçmek için, adı câmi olan, şimdiye kadar görülmemiş acâip bir şey yaptılar. İçine de -sandalyeyi bırakın- sabit koltuklar koydular. Bununla da yetinmeyip, aynı çatı altında kilise ve havra (sinagog) bölümü bile yaptılar. Yani câmi, kilise ve havra aynı çatı altında...

Değerli okuyucular, bu ilk değil ikinci. Birincisini hatırlatıp tekrar buna döneyim. Birincisi, 2004’te câmi, kilise ve havra olarak, birbirlerine 3-5 metre mesafede yan yana Antalya Belek’de yapılmış, açılışını da Sayın Başbakanımız yapmıştı.

“Çok Dinli” bu ikincisini, YÖK’ün kurucusu ve ilk defa başörtüsü yasağını başlatmak hizmetinin sahibi(!) olan büyük Müslüman dostu İhsan Doğramacı, 2008’de Ankara Bilkent Üniversitesi’nde yaptırdı.

Ne tepki olacağını görmek için ise, içinde kilise ve havra olan ve câmi kısmında koltuklar bulunan bu yapı tamamlanıp açılışı için hükümet erkânı ve bürokratlar davet edildi...

“Edilirse edilsin, ne olacak ki?” mi diyorsunuz? “Böyle bir kimsenin yaptırdığı câmi-kilise-havra karışımlı bir yerin açılışına kim gider? Diye mi düşünüyorsunuz?..

Siz öyle düşünseniz de açılışta katılım patlaması yaşandı. Gelenler bu yapıyı övdüler de.

İşte haberi:
“DOĞRAMACIZÂDE ALİ PAŞA CÂMİİ İBÂDETE AÇILDI! CÂMİDE ÖZEL KOLTUKLU BÖLÜM DİKKAT ÇEKTİ.
Câmide düzenlenen Kadir Gecesi programına İhsan Doğramacı’nın yanı sıra Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, AK Parti İstanbul Milletvekili Abdülkadir Aksu, Elazığ Milletvekili Necati Çetinkaya, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile RTÜK Başkanı Zahid Akman da katıldı.
Caminin mimarı Erkut Şahinbaş’ı da tebrik eden Bardakoğlu, 21. yüzyılda yeni yeni mimari tarzlara ihtiyaç olduğunu ifade etti. Bardakoğlu, “Buranın mimarisine uygun şekilde din hizmeti vermeyi arzu ederiz. Elbirliğiyle aksamadan din hizmeti sunarız” dedi.”

Haberle ilgili geniş bilgi için bazı adresler:

www.netgazete.com/NewsDetail.aspx?nID=531639
http://h7.kanal7.com/foto-galeri.php?s=9&cID=470-Galeri
www.turktime.com/haber/Bilkent-te-BEYAZ-MUSLUMAN-Camisi/33535
www.cnnturk.com/2008/turkiye/09/27/bilkentte.cok.dinli.cami/495017.0/index.html
www.salom.com.tr/news/detail/9717-Dogramacizade-Ali-Sami-Pasa-Camiinde-ibadet.aspx



Çevrimdışı mrkydr

  • Moderatör
  • Üstad
  • *****
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?
« Yanıtla #1 : 22 Ekim 2010, 08:15:09 »

Değerli okuyucular! Sandalyede kılınan namazın câiz olup olmaması sadece namaz kılan kişiyi ilgilendirir. Ama câmilere sandalye ve tabure doldurulması, daha ileride koltuk konulma planı hepimizi ve İslamı ilgilendiryor.

a- Tabure, sandalye ve koltuk konulan câmiler açıkça kiliseye benzetilmiş oluyor. Bazılarının hedefleri de zaten bu.

b- Câmi ile kilise arasında fark kalmayınca da, İslam ile Hıristiyanlık arasında da fark kalmamış olacaktır. Bazılarının planı da zaten Müslümanları bu düşünceye çekmek. Peki mesele onların söyledikleri gibi mi? Bir Allah inancına dayalı İslam dini ile üç yaratıcı inancına dayanan Hıristiyanlık bir mi?

c- Câmi, kilise ve havrayı yan yana yapmaktaki hedef, Müslümanların zihinlerini diğer dinlere karşı yumuşatmak ve onları hak birer dinmiş gibi göstermektir.

Kimse çıkıp da “Hazreti Musa ve Hazreti İsa da peygamberdir. Onların tebliğ ettiği dinler niçin hak olmasın!” demeye kalkışmasın.
Asılları hak olan bu iki dinin, o iki mübârek peygamberle hiç bir alâkası kalmamıştır. Meselâ, Hazreti İsa’yı ilah kabul eden Hıristiyanlara Hazreti İsa –hâşâ- “Beni ve annemi ilah kabul edin” mi dedi!..

Sandalyede namazın câiz olup olmadığına gelince...
“Her ne şartta ve ne şekilde olursa olsun, sandalyede namaz câiz olmaz” denilemez.
Meselâ tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş bir kardeşimiz kendi durumunu soruyor. Onun hayatı o tekerlekli sandalyede. İnemiyor-kalkamıyor, indireni yok-bindireni yok. Bu kardeşimiz namazını o tekerlekli sandalyede kılar.
Yerine göre koltukta da namaz câizdir. Şöyle ki: Otobüs, tren ve uçak gibi şehirlerarası vasıtalarda, koltukta namaz kılınabilir. Ama vapurda değil. Vapurda, baş dönmesi veya başka bir engel yoksa ayakta kılınmalıdır...
Zaten ibadet ayı olan mübârek Ramazan da yaklaştı. İbâdetle ilgili bu meseleye gerekirse biraz daha devam edebiliriz...

 
Ali  Eren


http://www.nasibimce.com/index.php?topic=5814.0


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?
« Yanıtla #2 : 22 Ekim 2010, 09:18:44 »
enteresan dikkatle okunma-sı ve yorumlanması lazım

usta28 e ve latif abiye bırakıyorum ben yorumu

 tesekkurler


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?
« Yanıtla #3 : 22 Ekim 2010, 10:00:03 »
bu da yeni çikti sandalyada namaz plan hırıstiyanlar gibi oturaklara oturup namaz kılmak çok tanıdığım var hafif beli ağırıyor sandalyada nama kılıyor ama kendinden ağır işleri kaldırıyor .sandalyada kılacağına oturup kılsın oda olmadı rahat edebileceği şekilde otursun namazını eda etsin bu yeni buluş büyük ortadoğu projesiyle hayatımıza girdi
sağ olasan merak mwerakımı gidermeye devam edirsen üstat

Çevrimdışı mrkydr

  • Moderatör
  • Üstad
  • *****
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Sandalyede Namaz”ın arkasındaki plan ne?
« Yanıtla #4 : 17 Kasım 2011, 20:11:12 »
Sandalye, namaz ve cami
Sandalye, namaz ve cami kelimelerini birlikte okuyunca ilk etapta aklınıza gelen, hayalinizde canlanan nedir bilmiyorum ama bana intikal eden bir sorudan anladığım o ki, soru sahibi camilerde kiliseler benzeri bir düzenlemeye gidildiğini anlıyor. "Şimdi ve hemen" önlem alınmazsa, namaz formatının değişeceğine inanıyor.


Bu yaklaşıma komplo teorisi demenin ağır olacağını düşünüyor; onun yerine aşırı tepki diye nitelendiriyorum. Bununla beraber okurumuzun kaygısının bütün bütün yersiz olduğunu düşünenlerden de değilim.

Önce parçaları yerli yerine koyalım; namaz bir ibadet formu olarak bize Efendimiz'in fiili ve kavli hareket ve beyanları ile intikal ettirdiği şekliyle kılınır. Bu şekil üzerinde bir oynama yapma yetkisine hiç kimse sahip değildir. Bu bir.

İkincisi; namaz kılma formatında yapılacak değişiklikler ancak ve ancak zaruretle, zaruret miktarı ve sürecince sınırlıdır. Dolayısıyla hasta Müslüman, ayakları veya başka rahatsızlıkları sebebiyle hazık hekimin "secde etmemeli; çünkü..." türünden raporuna bağlı olarak verilecek fetvayı esas alır ve secdeyi doktorun tavsiyelerine uyarak kendisi için en uygun olan pozisyona göre yapar. Bu, kavameden sonra secdeye giderken sandalyeye oturup başını hafifçe öne eğme suretiyle yapılabileceği gibi, kıyama muktedir olmayan kişiler için başka şekiller de olabilir. Fıkıh kitaplarında bunların detayları olduğu gibi yeni durumlar için doktor görüşlerine müracaat şart.

Üçüncüsü; namazı cemaatle ve özellikle camide eda etmenin yeri herkesin malumu. Efendimiz'in (sas) sahih hadiste beyan buyurduğu gibi ikisi arasındaki sevap farkı 27 derece. Derecenin ne olduğu, ahirette bunun nasıl tezahür edeceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey sevabın fazlalığı. İşte bu sevabı kaçırmak istemeyen hasta Müslüman camiye geldiğinde namazı tabii ki kendisine uygun pozisyonda kılacak. Öyleyse hazık hekimin tavsiyesi ile sandalyeye oturarak secde edecek bir insana "Camiye gelme, başkalarına kötü örnek oluyorsun, geleneksel cami görüntüsünü bozuyorsun" deme hakkına sahip değiliz. Aksine onun da camiye gelmesi için teşvik etmeli, camide onun için gerekli olan düzeni hazırlamalıyız.

Ama problemin başladığı yer de burası; böylesi insanların çokluğu cami yetkililerini cami içinde sabit mekânlar düzenlemeye itmiş bazı yerlerde. Müezzin mahfillerinin yer aldığı mihraba uzak, giriş kapılarına yakın yerlerde iki-üç saf düzeni şeklinde sabit sıralar konulmuş. Bu ise ister-istemez asırlardır devam eden geleneksel camilerimizde olmayan bir manzaranın zuhuruna sebebiyet vermiş.

Bence bu sabit mekânlardan dolayı camileri kiliselere benzetmek yerine, meseleyi namaz kılan cami müdavimi Müslümanların hastalıkları ekseninde ele almak lazım. Kilise benzetmesinin yabana atılmaması için de sabit sıralar yerine doktor raporu ve yetkili alimin fetvası ile secde etmesi uygun görülmeyen Müslümanların taşınabilir sandalyelerle cemaatin en arka safında yerlerini almasının daha uygun olacağı kanaatindeyim. Böylece hem saflar arasında inkıta/kesinti olmamış olacak hem de kilise yaklaşımına hak verecek yaklaşımlara kapılar kapatılacaktır.

Konu ile alakalı bir başka husus; mevcut durumun başka Müslümanlar için teşvik unsuru taşıyıp taşımayacağıdır. Ben taşımaması gerektiği kanaatindeyim. Onun için yukarıda hazık hekim, doktor raporu, alim fetvası dedim ama realite hiç de böyle değil. Zaten dini mevzularda tıpkı sağlık, siyaset ve futbolda olduğu gibi kendini uzman sanan ve rahatlıkla "fetvalar" veren bir yapımız var bizim halk olarak. Dolayısıyla bu süreçte tıbben secdeye mani olmayan azıcık bir ağrı, hafif bir burkulma vb. sebeplerle kendi verdiği hükümle sandalyede namazı tercih eden Müslümanların varlığını unutmamak lazım.

Şahsen ben namazını kılan bir müminin ruhsat deyip namazda kolaylığı tercih edeceği ve suiistimalde bulunacağı kanaatinde değilim. Eğer yapıyorlarsa bilgi yetersizliğinden dolayı yapıyorlardır. Bunun için de ilmiyle amil yetkililerin vaazları, sohbetleri, fetvaları, makale ve kitapları ile yapılacak irşada ihtiyaç var.


a.kurucan@zaman.com.tr