Gönderen Konu: ARKASI YARIN  (Okunma sayısı 3144 defa)

bendedil gülperi

  • Ziyaretçi
ARKASI YARIN
« : 14 Haziran 2012, 00:19:26 »
                                                                                   




Yarınlara bırakılmış hayatlar var dünyada,dünde unutulmuşların yanıbaşında ve bu gün ihmal edilerin hatırasında. İnsanoğlu bir türlü dengeyi tutturamaz "nedense" demeye utanırım.Çünkü herkesin duyduğu ama yarısına kadar dinlediğ ibir nasihat vardır,bilirim:"Hiç ölmeyecek gibi bu dünya için..." Çoğumuz sözün tamamını duyarız da bildiğimiz bu kadardır,arkasını yarınlara bırakırız hep...
      Eskiden,televizyon hortmamış,bilgisayar bulunamamışken biz,-bazı desem daha doğru olacak galiba - çocuklar radyo dinlerdik.
Hafta içi akşamüzeri altıda Çocuk Bahçesi,çarşamba günleri akşam dokuzda radyo tiyatrosu yayın gününü ve saatini hatırlayamadığım arkası yarın programları olurdu.İki elim kanda olsa hepsine yetişmeye çalışırdım.Benim ne yapmaya çalıştığımdan kimsenin haberi bile olmazdı.Galiba konuşmak yasaktı...
    Biz ortaokuldayken(ilköğrteim) öğlenciydik,okul beş-beş buçuk gibi biterdi galiba,okulla ev arası yürüyerek kaldı ki başka lüksümüz yoktu,yarım saatti.Çocuk bahçesini kaçırmamak için adeta koşardım.Yarım saatlik yol hiç zahmetsiz bitiverirdi onca zahmete rağmen...Zaten takipçisi olduğum oyunları dinlerdim,üzerimi değiştirirken,sofrayı hazırlarken hatta ders çalışırken...bu arada boşa vakit geçiriyorum diye kızan büyüklerimie de katlanırdım...
     Kızarlardı,işlerimi de aksatmadığım halde kızarlardı.İşin gücün radyo, dersine çalış,sofrayı hazırla....azrlarından kurtaramazdım kendimi yine vazgeçmezdim beni kendime açan alışkanlıklarımdan,içine kapanık yerine içine açık demek daha hoş sanki.
     O günlerde beni ailemin elinden alıp,verdiği öğütlerle dünyamı şekillendiren rodyoyu bugün eleştirsem ben de birilerine kızarım belki ama bu ben olmam.Ne dinlediğimi ne anafikirleri hatırlıyorum artık ama o günlerde yanlış öğrendiğim bir şeyler olmasaydı kendimle konuşmak yerine ailemle sohbet ederdim zannedersem.
      Babam,özellikle babamla çocuklarını okul,radyo el ele vermiş ayırmış meğer."özgürlük"diye ruhumuza işledikleri bir kafa tutuştan
başka bir şey değilmiş mesela.Öyle bir kafa tutuş ki sessiz,derinden işlenmiş ruhlarımıza... Kimse birbiriyle kavga etmemiş ama herkes  küsmüş birbirine.Şimdi  tamamen medenileştik sürekli kavga ediyor  hiç küsmüyoruz çocuklarımızla...
     Evet ben böyle büyüdüm.Öğretmenlerimin ve radyodaki dostlarımın ak dediğine babam kara diyordu.Bir tarafta insan ytiştiren(!)okul,ve insanımızın çağı yakalayıp çağdaş olmasını sağlamayı gaye edinmiş yayın organları, diğer tarafta ilkoku lmezunu babam.Siz olsaydınız kime inanırdınız,küçücük yüreğinizle..Üstelik beni okula adam olsun diye gönderen de babamdı.Nereden bilsin beni yanlış
ellere teslim ettiğni.Ya ben,ben nereden bileydim bana öğretilenlerin çoğu çarpıtılmış hayat tarzlarıymış.
     Çocuklarım bu tür programlardan mahrum büyüyor diye hayıflanmıyorum artık ama daha kötüleriye savaşıyoruz diye kahroluyorum.Televizyon hortladı,bilgisayar ise ailelerin evlerine kendi elleriyle aldıkları davetsiz misafirler oldu.Geldiler,gitmek bilmiyor bu ikisi.Evimizin baş köşesinde ağırlanıyorlar hemde...Allahtan içlerinde iyilere rastlamak mümkün.Çocuklarımızı o iyilerle buluşturabilirsek ne âlâ...
      Yok eğer buluşamazsak iyilerle, hayatımızın yarınlara kalan kısımları olabilsin diye uğraşalım hiç değilse.


                                                                                                       :s
                                                                             

Çevrimdışı gedai

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 4 182
  • Rep +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: ARKASI YARIN
« Yanıtla #1 : 14 Haziran 2012, 07:06:01 »
Hocam sizi buraya davet edip beni kırmamanıza çok teşekkür ediyorum.Siz ne mücevhermiş-siniz de haberim yokmuş .Bu yazıyı okurken aşağı yukarı talep ve özlemlerin farklı olmadığını düşündüm.Radyo dediniz bizim radyomuz yoktu babala eniştemiz ineği satıp bir radyo almıştı da onu yatsıdan sonra Köroğlu'nu dinlerdik hiç unutmam''Burçuklarımız da gah i amber gahi kamber öyle ya her aşıkın bir ahı vardır''uzun hava eşliğinde söylenir halen kulaklarımda sesi yankı yapar.
Teknik geliştikçe sorunlar artıyor ama vazgeçmek de mümkün olmuyor.abim Almanya'ya gitmişti bir mektubunun gelişi onu okumam için herkes yerini alır heyecanla ne yazdığını okumaya çalışırdım.tabiii ben okur yazarım çalımım da o biçim.şimdi ki çocuklara bir mektup yazın desek bilmem yazabilirler-mi.sonra mektubun cevabını yazmak için kalemi kağıdı alır babamın dediklerini harfiyen satırlara dökerdim
aciz bi kulum
anla be gülüm
Kağıdın yüzü kara, mürekkebim çileden;
 Kalemin beli kırık, halimi sorma n'olur..."
http://www.facebook.com/#!/mkalmakal

bendedil gülperi

  • Ziyaretçi
Ynt: ARKASI YARIN
« Yanıtla #2 : 14 Haziran 2012, 16:27:58 »
İltifatlarınız cesaret veriyor sayın ağabeyim. Allah yolundan ayırmasın çocuklarımızı.Bize çok büyük acılar çektirdiler. Anlatsam destan olur sözü mübalağa değil...

Çevrimdışı gedai

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 4 182
  • Rep +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: ARKASI YARIN
« Yanıtla #3 : 14 Haziran 2012, 17:03:00 »
çocuklarla uğraşmak ana babanın görevi sayılır.ama çocuklarda bir anlayabilse sorun kalmayacak.ama anlamaz anlatamazsın, dinlemez dinletemezsin,hep analar babalar geri kafalı evlatlar ileri kafalı
köyümüzde bizim yemeklerimi,zi yapan bir yaşlı Hacire nenemiz vardı.o zaman 70 yaşındaydı oğluna nasihat ediyor oğlu da 35 yaşlarında.oğlu diyor ki ''ana sen ne anlarsın okumamış gezmemiş sin görmemişsin''anası diyor ki''oğlum yetmiş yaşındayım her sene bir laf duysam yetmiş laf eder ben tecrübe ede ede bu zamana geldim'
bizde babamıza öyle bakardık ama baba olduktan sonra çok hak veriyorsun ama iş işten geçiyor ay bacayı savuşmuş
ne olurdu çocuklar anlasa
aciz bi kulum
anla be gülüm
Kağıdın yüzü kara, mürekkebim çileden;
 Kalemin beli kırık, halimi sorma n'olur..."
http://www.facebook.com/#!/mkalmakal

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: ARKASI YARIN
« Yanıtla #4 : 29 Eylül 2014, 20:43:02 »
çocuklarla uğraşmak ana babanın görevi sayılır.ama çocuklarda bir anlayabilse sorun kalmayacak.ama anlamaz anlatamazsın, dinlemez dinletemezsin,hep analar babalar geri kafalı evlatlar ileri kafalı
köyümüzde bizim yemeklerimi,zi yapan bir yaşlı Hacire nenemiz vardı.o zaman 70 yaşındaydı oğluna nasihat ediyor oğlu da 35 yaşlarında.oğlu diyor ki ''ana sen ne anlarsın okumamış gezmemiş sin görmemişsin''anası diyor ki''oğlum yetmiş yaşındayım her sene bir laf duysam yetmiş laf eder ben tecrübe ede ede bu zamana geldim'
bizde babamıza öyle bakardık ama baba olduktan sonra çok hak veriyorsun ama iş işten geçiyor ay bacayı savuşmuş
ne olurdu çocuklar anlasa



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.