Gönderen Konu: sessiz ve sossuz konuşabilmek  (Okunma sayısı 4177 defa)

prenses

  • Ziyaretçi
sessiz ve sossuz konuşabilmek
« : 29 Mayıs 2009, 08:14:12 »
Sözsüz konuşabilmek güzel şey olsa gerektir.
Susmak ve anlamak, susarak anlatmak güzel şey.
Kelimeler elbette konuşabilmemiz için var.
Ama sükûtun bir ihtişamı yok mu sizce de?

Hani iki talebesi bir ALLAH dostunu ziyarete giderler.
Ahir ömründe bize bir sohbet, bir nasihat eder ümidiyle.
Otururlar saatlerce, ne bir tek söz, ne bir sohbet
" Canı sıkılır iki arkadaşın. Müsaade isteyip kalkarlar.
Kapıya geldiklerinde aralarında konuşmaktadırlar,
üstadımız niye sohbet etmedi, diyerek.
Fısıldaşmaları duyan evin hanımı seslenir arkalarından;
-Yazık size, hiçbir şey duymadınız öyle mi?
 Oysa o neler anlattı size
" Susarak anlatmak zor şey galiba, susulanları anlatmak zor şey.

Hazreti Mevlana talebelerine sohbet ederken,
ALLAH'ı tanıyan susar, der.
Talebelerden birisi o günden sonra hiç konuşmaz olur.
Günlerce sükût edip oturur kendi halinde.
Bu durumu fark eden Mevlana,niye sustuğunu sorar genç adama.
Efendim siz demiştiniz ki,
 ALLAH'ı tanıyan susar, ben onun için...
 Güler Mevlana:
-Öyle değil, der,
ALLAH'ı tanıyan ALLAH'tan gayrısına susar.
Onun konuştuğu ALLAH olur artık,
ondan konuşan ALLAH olur.

Bu meselenin özünü idrak etmek bize uzak belki.
Ama daima susup,
bakışlarıyla insanların halini bir güzel tanıyanlar anlayacaklar ne demek istediğimizi.
 Kitaplarda nice içinden çıkılmaz meseleler vardır ki,
sözün anlayamayacağını fark edince bir mısra yazarlar:
"Tatmayan bilmez."
Tatmayan nasıl bilsin ki?Tadanlarda konuşmazlar nedense.

"Âşık susarsa, arif konuşursa helak olur."
denmesi bundan olsa gerektir.
Vaktiyle gül kokulu meclislere aşina bir derviş,
memleketinden uzaklara gitmek zorunda kalmış.
Ruhu beden gurbetinde mahpus olan insan,
bir de bedeni ile giderse siz düşünün halini!
Ne halden anlayan bir dost, ne kapısını çalabileceği bir yaran,
ne aynı dilden konuşabildiği bir yoldaş..
Böyle zamanlarda daha bir özlenir arkada bırakılanlar, daha bir iç yakar muhabbetin iştiyakı.

Derviş,
bir gece vakti yalnızlığın ne menem bir şey olduğunu iliklerine kadar duyarak yürürken,
 yanından geçmekte olduğu evden gelen bir kokuyla sendelemiş.
Bir muhabbet, bir neşe, bir tanıdık his ...
Eve doğru yürümüş. Bahçe kapısından içeri süzülünce kalbinin atışları hızlanmış,
muhabbet kokusu bir başka yakmış içini,
 ayakları bedenini taşıyamaz olmuş, kapının önüne gelip oracıkta boynunu büküp beklemeye koyulmuş.
 Kapı aralandığında,
karşısındaki hiç tanımadığı ama ezelden aşina olduğu kişiye sarılmamak için zor tutmuş kendini.
 Susmuş ve beklemeye koyulmuş.
Tebessüm ederek içeri dönen ev sahibi, elinde ağzına kadar su dolu bir kâse ile geri gelmiş.
 Bu kez yüzünde bir hüzün, gözlerinde mahcubiyet, dudaklarında sükût....
Kapının önünde mahzun bekleyen derviş başını hafifçe kaldırıp kâseyi görünce,
 hemen yanı başındaki gülün bir kırmızı yaprağını koparıp, zarafetle bırakmış suyun üstüne..

Ne su taşmış, ne de ağırlaşmış kâse gül yaprağıyla.

Kâsenin oracığa bırakılmasıyla birbirlerine sarılmış iki ebed dostu.
Bu başka bir lisan galiba.
Sadece ehlinin bildiği, ehil olmayanların ise sadece hakkında konuştukları bambaşka bir lisan.

Tevekkeli dememiş
"Bilen söylemez, söyleyen bilmez." diyenler.
 Susmak zor iş belli ki.
Alemlerin Efendisi
"Susan kurtulur" buyurmuşlar.
Haydi dilinizi susturmayı başardınız diyelim, ya kalbin susması...
Bir de kalp var. Marifet onu susturmakta.
Peki o nasıl olacak?

Kalbe sizin iradeniz dışında bir tek hissin bile gelmemesi..
"Tatmayan bilmez."
Vesselam....
Serdar TUNCER
 
 
 
 Rasulallah s.a.v. ;
 
"Susmak huyların efendisidir.."

Sen yöremize gelirsen, göreceksin ey Şems..
"Huyumuz sadece susmak olmuş bizim SUSMAK "
Hz.Pîr

- İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç...

Bir derviş bir kucak elmayla
bayırlar aşan bir genç kıza rastgelmiş.
Derviş:
 nereye gidersin o kucağına doldurduğun da nedir?
 diye sormuş
Uzak bir tarlayı işaret ederek
 sevdiğim orda çalışıyor
ona elma götürüyorum demiş kız.
Derviş kaç tane ? diye sormuş birden
Kız gayet sakin bir halde demiş ki :

- İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç...

Usulca koparmış derviş
 zikir çektiği elindeki tesbihini..




bu yazı bana çok sevgili yengem tarafından yollanmış FW li olarak,çok hoşuma gitti sizinlede paylaşmak istedim.
sevgiler
FW li mailimden alıntıdır.



prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #1 : 29 Haziran 2009, 09:17:26 »
ÇOK SEVDİM BU YAZIYI BEN.....
ELLERİME SAĞLIK.İYİKİDE YOLLAMIŞIM....

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #2 : 31 Mayıs 2010, 07:25:24 »
ÇOK SEVDİM BU YAZIYI BEN.....
ELLERİME SAĞLIK.İYİKİDE YOLLAMIŞIM....

 yxyx yxyx ktlm


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #3 : 31 Mayıs 2010, 09:38:23 »
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
Yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime, kimse duymuyor...

Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Sustu benimle deniz... Sustu deli dalgalar... Sustu martılar...
Umutlarımı sarıp rüzgarlara, uzaklara savuruyorum her gece....
Yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne, kimse görmüyor...

Sustum!

Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin...
İçimdeki volkanları boğarak sustum!
Açmadım kimselere yüreğimi ...
Hançeri sadece kendime sapladım, sapladım ve sustum!
Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!

Sustum!
Sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir...
Yaraları yalayan rüzgar, sokaklarında kahrolduğum şehir...
Gözlerim konuşuyor yalnız...
Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında...

Gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum, kimse görmüyor!

Sustum!
Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi...
Yaslanıp yalnızlığın duvarına, gül döküp kalabalıklara her gece ...
Kimsesiz geziyorum gönül ülkemi, kimse bilmiyor...

Sustum!
Tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum...
Sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
Acılar konuşuyor şimdi yalnız...
Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...
Tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir ...
Atıyorum uçurumlardan, kimse görmüyor!

Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı...
Saçlarını koklasam rüzgarların...
İçimde incecik bir sevgi ürperiyor...
Sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme...
Gelmiyor beklediğim bahar, yaralar merhem tutmuyor...
Gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara...
Kimse silmiyor... Yağmur dinmiyor... Sevdiğim bilmiyor...

Sustum!
Sustu benimle sarı sabır, Sustu hasret, sustu zaman...
Yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata, kimse duymuyor!

Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum!
Sustu dudağımdaki şiir, gözlerimdeki nehir, gönlümdeki yara...
Bulutlar haykırdı isyanımı, şimşekler haykırdı...
Sadece ben duydum, sadece ben!

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat...
Ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi...
Yaralar merhem tutmuyor, geceler avutmuyor...
Ben sustum, acılarım konuşuyor yalnız...
Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...

Ben sustum!
Susmuyor yüreğimi kavuran kasırga ,pencereme vuran yağmur damlaları
Susmuyor dışarda inleyen rüzgar
Yıldızlar küs... Ay üzgün...
Yağmur dinmiyor...
İçimde binlerce şiir kanıyor her gece...
Kimse bilmiyor... Kimse duymuyor...

Sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman...
Acılar konuşuyor yalnız... Acılarım konuşuyor...
Kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...

Nuri CAN


Sustum ve gülümsedim..

bir çığlık kanıyor demedim,

en derininde yüreğimin...


Gülümsedim...

gülümsedim ve sustum...

içimdeki volkanları boğarak...


Sustum ve gülümsedim...

susturarak içimdeki sabır taşını

hüznü yüzümde,

acıyı gözlerimde toplayarak...


Demedim kimselere

bir çığlık kanıyor,

en derininde yüreğimin...

bilirim acının dili olmaz...



Sustum!

sadece sustum ve gülümsedim!

bastırarak içimdeki depremleri...

hançeri sadece kendime sapladım.

sapladım ve sustum!...


Görmedi kimse,

kimselere göstermedim.

içime akıttığım gözyaşlarımı...

öldürdüm,

ıslatmadan kirpiklerimi...


Ama ağlamadığım hiç bir çiçek

konuşmadığım hiç bir yıldız kalmadı

bu şehrin parklarında...


İnadına,

açmadım yüreğimi kimselere

kimselere ağlamadım, inadına

hançeri sadece kendime sapladım.

sapladım ve sustum!...

sustum ve gülümsedim!...


Sadece sustum ve gülümsedim!

boğarak içimdeki dalgaları...

kıyısız denizler gibi...


Sadece sustum… sustum ve gülümsedim!...

gülümsedim ve sustum içimdeki çocuğa!...

açan çiçeğe, uçan kuşa, gökteki aya!...

yüreğim kan ağlarken de gülümsedim.

gülümsedim acılara, ihanetlere…

gülümsedim baharlara!...

yağmurlara,bulutlara

rüzgarlara, sulara

gülümsedim!...

gülümsedi!..

gülümse...

gülüm...

gülü...

gül...


gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #4 : 31 Mayıs 2010, 13:10:32 »
Sessizce kalkacak limandan gemi
Zamanında vardı  onun da demi
Bu dünya yalandır öyle değil mi?
Yaftayı asacak ilanım mı var

Ozan Ali dertli ceriha ağır
Olmayacak işe bağır ha bağır
Gücün yetiyorsa huddemin çağır
Ne haldesin acep soranım mı var


 elsglk ysglk

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #5 : 31 Mayıs 2010, 13:37:33 »
halden bilmez bir güzele vurgunum,
yaktı yüreğimi küle çevirdi,
hangi gönüle elimi atsam,
karşımda yine durdu onun hayali,

kimseler bilmez halim niceyim,
varıp dost eline derdim diyeyim,
ötelerden bir ses beni çağırır,
halim sormaz bu yerden gidesim geldi,

kuşluk vakti indim bağa bostana,
yarim kurmuş bağdaşını sofraya,
birde yumruk vurdu kuru soğana,
felek sana halimi diyesim geldi....

prensesce...

şimdilik bu kadar gönül bohçamdan bunlar döküldü,
sevgili gedai sen bana mısralarına cevap yazdıran ikinci kişisin hee biliyonmu?


prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #6 : 30 Temmuz 2010, 13:23:11 »
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
Yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime, kimse duymuyor...

Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Sustu benimle deniz... Sustu deli dalgalar... Sustu martılar...
Umutlarımı sarıp rüzgarlara, uzaklara savuruyorum her gece....
Yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne, kimse görmüyor...

Sustum!

Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin...
İçimdeki volkanları boğarak sustum!
Açmadım kimselere yüreğimi ...
Hançeri sadece kendime sapladım, sapladım ve sustum!
Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!

Sustum!
Sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir...
Yaraları yalayan rüzgar, sokaklarında kahrolduğum şehir...
Gözlerim konuşuyor yalnız...
Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında...

Gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum, kimse görmüyor!

Sustum!
Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi...
Yaslanıp yalnızlığın duvarına, gül döküp kalabalıklara her gece ...
Kimsesiz geziyorum gönül ülkemi, kimse bilmiyor...

Sustum!
Tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum...
Sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
Acılar konuşuyor şimdi yalnız...
Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...
Tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir ...
Atıyorum uçurumlardan, kimse görmüyor!

Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı...
Saçlarını koklasam rüzgarların...
İçimde incecik bir sevgi ürperiyor...
Sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme...
Gelmiyor beklediğim bahar, yaralar merhem tutmuyor...
Gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara...
Kimse silmiyor... Yağmur dinmiyor... Sevdiğim bilmiyor...

Sustum!
Sustu benimle sarı sabır, Sustu hasret, sustu zaman...
Yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata, kimse duymuyor!

Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum!
Sustu dudağımdaki şiir, gözlerimdeki nehir, gönlümdeki yara...
Bulutlar haykırdı isyanımı, şimşekler haykırdı...
Sadece ben duydum, sadece ben!

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat...
Ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi...
Yaralar merhem tutmuyor, geceler avutmuyor...
Ben sustum, acılarım konuşuyor yalnız...
Yaralı gönlümün sızıları konuşuyor...

Ben sustum!
Susmuyor yüreğimi kavuran kasırga ,pencereme vuran yağmur damlaları
Susmuyor dışarda inleyen rüzgar
Yıldızlar küs... Ay üzgün...
Yağmur dinmiyor...
İçimde binlerce şiir kanıyor her gece...
Kimse bilmiyor... Kimse duymuyor...

Sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman...
Acılar konuşuyor yalnız... Acılarım konuşuyor...
Kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...

Nuri CAN


Sustum ve gülümsedim..

bir çığlık kanıyor demedim,

en derininde yüreğimin...


Gülümsedim...

gülümsedim ve sustum...

içimdeki volkanları boğarak...


Sustum ve gülümsedim...

susturarak içimdeki sabır taşını

hüznü yüzümde,

acıyı gözlerimde toplayarak...


Demedim kimselere

bir çığlık kanıyor,

en derininde yüreğimin...

bilirim acının dili olmaz...



Sustum!

sadece sustum ve gülümsedim!

bastırarak içimdeki depremleri...

hançeri sadece kendime sapladım.

sapladım ve sustum!...


Görmedi kimse,

kimselere göstermedim.

içime akıttığım gözyaşlarımı...

öldürdüm,

ıslatmadan kirpiklerimi...


Ama ağlamadığım hiç bir çiçek

konuşmadığım hiç bir yıldız kalmadı

bu şehrin parklarında...


İnadına,

açmadım yüreğimi kimselere

kimselere ağlamadım, inadına

hançeri sadece kendime sapladım.

sapladım ve sustum!...

sustum ve gülümsedim!...


Sadece sustum ve gülümsedim!

boğarak içimdeki dalgaları...

kıyısız denizler gibi...


Sadece sustum… sustum ve gülümsedim!...

gülümsedim ve sustum içimdeki çocuğa!...

açan çiçeğe, uçan kuşa, gökteki aya!...

yüreğim kan ağlarken de gülümsedim.

gülümsedim acılara, ihanetlere…

gülümsedim baharlara!...

yağmurlara,bulutlara

rüzgarlara, sulara

gülümsedim!...

gülümsedi!..

gülümse...

gülüm...

gülü...

gül...



Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #7 : 18 Ocak 2011, 00:42:29 »
halden bilmez bir güzele vurgunum,
yaktı yüreğimi küle çevirdi,
hangi gönüle elimi atsam,
karşımda yine durdu onun hayali,

kimseler bilmez halim niceyim,
varıp dost eline derdim diyeyim,
ötelerden bir ses beni çağırır,
halim sormaz bu yerden gidesim geldi,

kuşluk vakti indim bağa bostana,
yarim kurmuş bağdaşını sofraya,
birde yumruk vurdu kuru soğana,
felek sana halimi diyesim geldi....

prensesce...

şimdilik bu kadar gönül bohçamdan bunlar döküldü,
sevgili gedai sen bana mısralarına cevap yazdıran ikinci kişisin hee biliyonmu?




Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #8 : 07 Ocak 2012, 17:57:35 »
Susmak ve anlamak, susarak anlatmak güzel şey.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: sessiz ve sossuz konuşabilmek
« Yanıtla #9 : 09 Aralık 2012, 12:37:00 »
ÇOK SEVDİM BU YAZIYI BEN.....
ELLERİME SAĞLIK.İYİKİDE YOLLAMIŞIM....


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.