Gönderen Konu: LÂM, ELİF, HE (LÂLE)  (Okunma sayısı 2006 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
LÂM, ELİF, HE (LÂLE)
« : 16 Şubat 2013, 13:24:40 »
Tekliği simgeler Lale. Başı dik, renkleri emsalsizdir.

Aslında her şey BİR şeydir.

BİR şey ise her şey!

Osmanlı Lalesi diye ünlenmişti her yerde ismi. Başı dik, arşa açılırdı yaprakları.

Şimdilerde ise ithal laleler ile süslü her taraf. 

Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettiği zaman, Eyüp Sultan Hazretlerinin kabrinin bulunmasını ister. Hazretin kabrinin bulunması ile birlikte bir anda semt farklı bir kimlik kazanır.

İlk defa sur dışına taşınan semt manevi bir havaya bürünür. Bu semt yetiştirdiği çiçekleri, beslediği hayvanları, sütü kaymağı ile meşhurdur. Ama en çok da Laleleri ile tanınır.

Her ne kadar hala daha o manevi havayı taşısa da bağ bahçelerin yerine apartmanların dikilmesi bu güzel çiçeklerin unutulmasına sebep olur.

Şimdilerde rengârenk Laleler süslüyor yol kenarlarını.

 Ama ya o eski Osmanlı Laleleri nerede şimdi?

 "Lale-i Rumi" adı verilen bu lale cinsi Eyübe has, buranın suyu ve toprağınla karakter bulan bir çiçekti.

Arapçada ALLAH, HİLAL, LALE (lam, elif ve he) harflerinden oluşur.

Ebced hesabıyla 66 sayısına tekabül eder. Bu sebepten çiçeklerin içinde apayrı bir yeri vardır Lalenin.

Genelde tekkelere ve camilere ekilen Lale tek sapta tek çiçek açması sebebi ile teklik yani Vahdetin simgesi olarak kabul edilmiştir.

"Lale-i Rumi" adı verilen Laleyi İstanbul'da ilk yetiştirenin Kanuni sultan zamanında Sütlüce de oturan "Şeyh-ül İslamlık"  görevi yapan Ebûsûud Efendi olduğu söylenir.

 

Bu Lalenin tohumlarının Davut Paşa Zade Beyden alındığı risalelerde yazılıdır.

Nize-i Sinan Adlı Lale, "Nize-i Rengin Sinan" adıyla bilinip asıl olarak Eyüp Sultanda ki Sinan tekkesinde "Ümmi Sinan Hazretleri" tarafından yetiştirildiği malumdur. (1485- 1568)

Bu tarihlerden sonra Eyüp tam bir Lale cennetine dönüşür ve Lalezarilerin yetiştirdikleri lale sayısı giderek hızla artar.

Bir devre adını veren bu çiçek giderek ünlenir ve yüzyılın simgesi olur.  En çok bilinen Lalelerden 22 isimde 44 lale çeşidi sayılır.

Eyüp kadı sicilinde ise 1751 tarihli belgede Hazreti Eyyubel'l Ensari (R.A) kasabasın servi mahallesinde çiçekçi Mehmet ağanın yetiştirdi 100 çeşit lale kayıtlarla sabittir.

O günlerde en revaçta olan ama artık adını dahi unuttuğumuz Lalelerin adlarına bakacak olursak bu işe ne kadar önem verildiğini anlarız.

Eyübe has bir Lale olan "Lale-i Rumi"en önemlisi olmak kaydı ile

Şems-i Cihan,  Mecnun veya Deli Ferit ismi ile anılan Lale.  Gün içinde birkaç renge dönüşür. Naz-ı Alüde, Gülşen-i Püra, Mor-u Yussufi, Mir-i Ezher, Nirşat-Efgen, Nize-i Rengin, (Ümmi Sinan Lalesidir) Nize-i Sim, Durr-i Şahvar, Dil-i Guşa, Zehebi, Âl-i Kâdir, Gülşen-i Ziya, Derviş-i Pesent gibi yüze yakın isimle bilinirdi Laleler.

Onu çiçeklerin içinde bu kadar değerli kılan neydi acaba.

Lam Elif He harfimi?

Yoksa ebced hesabıyla 66 sayısı mı?

Yoksa başını dimdik tutması, tek bir çiçek vermesi mi?

Vahdet yani teklik ve her şeyde sadece onun olması mı?

Beklide bu kadar kısa sürede görünüp kaybolması arttırır değerini.

Kendini özletir bir yıl süreyle, hasret bırakır kendine. 

Nasılda güzel yol kenarları onlarla, nasılda güzel renkleri ve çeşitleri.

Çevreye verdiği hoşluk ve maneviyatı ne kadar da farklı!

Sebep ne olursa olsun ben Laleyi çok severim. Ben aslında her şeyde seni severim.

Lalede, Leyla'da

Lâ'da …

Ben aslında tek olanı severim. Yarattığın her şeyde seni seyrederim.



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.