Gönderen Konu: Erkekler cennete kadınlar nereye ..  (Okunma sayısı 11474 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« : 28 Ağustos 2009, 08:21:57 »
HABER TÜRK
"Adnan hocam merhaba. Gazete Habertürk'ten yazıyorum ben. Bir haber hazırlıyoruz da Sorular şunlar: Kadın ve erkekler için öbür dünyada cinsellik açısından neler öngörülüyor? Huri meselesi nedir? Bu dünyada fazla evlilik yapan Kadınlar son eşlerine mi verilecek? Ahırette mahremiyet nasıl olacak. Yardımcı olursanız çok memnun oluruz. Teşekkürler iyi çalışmalar hocam
Saygılar"

ADNAN ŞENSOY
"Merhaba Sevgili ...................,

SORUNUZ A Kadın ve erkekler için öbür dünyada cinsellik açısından neler öngörülüyor? -
CEVAP: Kuşkusuz, cennette her lezzetin yanında cinsî ilişki de vardır. Kur’an’da kişilerin eşlerinden ve ayrıca hurilerden bahseden ayetler dolayısıyla bu tür ilişkiden de söz etmiş oluyor.Cenneti tam anlayamadığımız için bazı sorular aklımıza gelebilir. Bu normaldir. Cennette:
1- İnsan bir anda pek çok yerde bulunabilecek.
2- Her insana bağlar ve saraylarla dolu dünya kadar geniş bir yer verilecek.
3- İnsanın istediği her şey olacağı gibi istemediği hiçbir şey de olmayacak.
4- Cenneti dünyanın ölçüleriyle anlamak mümkün değildir. Anne karnındaki çocuğun aklı olsa dünyayı anlattığımız zaman anlaması nasıl mümkün değilse, bu dünya da cennete göre anne karnı gibidir. Anlamamız mümkün değildir. Bu nedenle anne karnında sadece göbeğinden belenen bir insan dünyada gözü, kulağı, ağzı, dili vs pek çok uzvuyla istifade etmektedir.
Cennette Cinsî Zevkler
"Gerçekten cennetlik olanlar, o gün eğlenceyle meşguldürler." (36/Yasin, 55)
"O cennetlerde gözlerini kocalarından başkasına çevirmeyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin." (55/Rahman, 56)
"Onlar yakut ve mercan gibidirler." (55/Rahman, 58)

Cinsiyetin insan hayatında önemli bir yer tuttuğu şüphesizdir. Kur'an'da vurgulandığı üzere (30/Rûm, 21) karşı cinsler hayatlarını birleştirmekle bedenî ve ruhî tatmin bulmaktadırlar. Aynı tatminin uhrevî hayatta da devam etmesi tabiidir. Cennet tasviriyle ilgili çeşitli ayet ve hadislere göre cennette hem dünya kadınları hem hûriler bulunacaktır. Ayetlerde geçen "tertemiz zevceler" ifadesi (2/Bakara, 25; 3/Âl-i İmran, 15) hûrilerle birlikte dünya kadınlarını da kapsamına almaktadır.

"Orada (cennette) nefislerin arzu ettiği ve gözlerin hoşlandığı her şey vardır ve siz orada ebedi kalacaksınız." (Zuhruf Suresi: 42/71)

Cinsellik de nefislerin arzu ettiği şeylerdendir. Dolayısıyla ayet, cennette cinsel hayatın da bulunduğuna işaret etmektedir.Cennete giriş öncesinde mü'minlere uygulanacak bedenî ve ruhî arındırma operasyonu sonunda, kadınların cinsî hayatlarına olumsuz etki yapan, mutluluklarını bölen fizyolojik ârızaların ve ruhî depresyonların tamamen giderileceği anlaşılmaktadır. Çeşitli ayet ve hadislerde cennet kadınlarının güzelliği, zarafeti ve çekiciliği konusunda canlı tasvirler mevcuttur. Bir rivayette huriler, kendi ayrıcalıklarından söz edecekleri bir sırada cennetteki dünya kadınları, dünya hayatında işledikleri güzel ameller sebebiyle onlardan üstün olduklarını ifade edecekler ve onları susturacaklardır.
Bir erkeğin kaç eşe, özellikle kaç dünya kadınına sahip olacağı hususunda farklı görüşler ileri sürülmesine rağmen, bu konuda sahih rivayet Buhâri ile Müslim'de yer alan hadistir. Buna göre cennetteki her erkeğe "zarif ve şeffaf tenli" iki kadın verilecek ve orada evlenmemiş kimse kalmayacaktır (Buhâri, Bed'ü'l-halk 8; Müslim, Cennet 14). Kadınların ikisi de hûri veya dünya kadını olabileceği gibi birinin hûri, birinin de dünyalı olması muhtemeldir.
Cennetteki cinsî hayatla ilgili tasvirlerde güzellik, çekicilik vb. faktörler kadınlara nisbet edildiği halde bu tür tasvirlerin sağladığı özendirici sonuç ve avantajların genellikle erkekler için söz konusu edildiği ve kadının âdeta erkeğin zevklerini tatmin eden bir vasıta olarak gösterildiği şeklinde bir itirazın ileri sürülmesi mümkündür. Arap dilinde kadınlı erkekli bir topluluğa hitap edilirken veya onlara yönelik açıklamalar yapılırken müzekker/eril sigaların kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca hemen bütün toplumların sanat ve edebiyatlarında kadın zarafet ve câzibenin odak noktası olarak kabul edilmiş, aşk şiirleri ve diğer sanat alanlarının ana teması kadın olmuş, büyük bir çoğunlukla kadın talep eden değil; talep edilen konumunda bulunmuştur.
Aynı üslup ve yaklaşımın cennetteki cinsî hayatın tasvirinde de hâkim olduğu anlaşılmaktadır. Kimsenin bekâr kalmayacağı cennet hayatında erkeğe -biri dünya kadını, biri de hûri olmak üzere- en az iki eş verileceği halde kadının birden fazla kocaya sahip bulunmaması da aynı temaya bağlı olmalıdır. Gerçekten dünya hayatında kadın psikolojisi üzerinde sürdürülen çalışmalar, yapılan anket ve araştırmalardan onun monogam olduğu, gönül ve hayal âleminde sadece bir erkeğe yer verdiği anlaşılmıştır. Bu aynı zamanda insan türünün devamını sağlayan ana rahminin korunması, dolayısıyla nesebin tayini ve neslin bekası için de gereklidir
 
SORUNUZ B Huri meselesi nedir?-
cevap: dünya imtihanını kazanıp cennete girmeye layık olan takvalı bir kadın hurilerden üstün olacaktır. Huriler bir nevi cariye veya hizmetçi gibi cennetlik olanlara hizmet edecektir. Gılmanlarda (Cennetteki hizmetçi çocuklar) böyledir. Dünyadan giden kadınlar ise hizmetçi konumunda olmayacak erkeğin eşi ve kendisine hizmet edilen konumunda olacaktır. Cennetteki ahvali ora şartlarına göre değerlendirmelidir.

SORUNUZ C Bu dünyada fazla evlilik yapan Kadınlar son eşlerine mi verilecek?-
cevap: Çeşitli hadis-i şeriflerde dünyada iken, kocasının ölmesi sebebiyle ikinci bir erkekle evlenmiş olan bir kadının cennette hangisiyle (öncekiyle mi sonrakiyle mi?) olacağına dair Ümm-ü Habibe’nin Peygamberimize yönelttiği soruya karşın, Peygamberimiz, güzel ahlaklı olanla birlikte olacağını bildirmiştir.
Başka bir rivâyette ise, kadının dünyada evlendiği kimseler hakkında muhayyer bırakılacağı ve dilediği birisine eş olacağı bildirilmiştir. Diğer bir rivâyette de, son evlendiği kimsenin eşi olacağı ifade edilmiştir. (Nitekim Hz. Muaviye, kocası ölen Ümmü’d-Derda ile evlenmek istediğinde, Ümmü’d-Derda bu teklifi kabul etmemiş ve gerekçesini şöyle açıklamıştır: Ebu’d-Derda bana, “kadın cennette son kocasının olacaktır. Dolayısıyla benden sonra başkasıyla evlenme” dedi. (Rivayetler için bkz. Şa’ranî, Muhtasaru Tezkireti’l-Kurtubî, s. 103).
Bu rivâyetler arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kadının, güzel ahlaklı olan, kendisine karşı iyi davranan kocasını tercih edeceği açıktır. En son evlendiği kimseye eş olması ise, eşlerin her biri güzel ahlaklı olup, birini diğerine tercih edememesi durumu için söz konusu olabilir.
Burada bizim için önemli olan bu rivâyetlerin her birinin, cennette bir kadının birden çok erkeğin eşi olmayacağına, birden fazla erkekle bir arada olamayacağına dair açık delaletidir.
Çünkü eğer bir kadın cennette birden çok erkekle beraber olsaydı, öncelikle dünyada iken evlenip de kendisi gibi cennete girmiş olan dünyevî kocalarıyla birlikte olurdu. Kadının, o erkeklerden sadece birisinin eşi olacağının belirtilmesi, cennetteki evlilik hayatının sadece o erkeğe münhasır olacağının apaçık delilidir. Karşı iddiada bulunanlar, zannî bilgiler ve indî mütalaalar yerine sağlam deliller getirmelidirler.
 
SORUNUZ D Ahırette mahremiyet nasıl olacak ?-
Cevap:Cennetin yüksek insanları kendi eşlerinden başkalarına şehvetle bakmayacaklar. Bu his onlardan alınacaktır. Bu dünyada bir erkek kız kardeşine veya annesine fıtraten şehevani his duymadığı gibi cennettede kendilerine ait olmayan eşlerine şehvet duymayacaktır. Eşlerin cennette kendilerine münasip kat kat hulle ve elbiselerinin olduğu yönünde hadisler vardır.
 
A-B-C VE D'nin özeti: Cennet mükafat yurdudur. Bir karı-koca , anne/baba-evlat asla üzülmeyecek şekilde bir beraberlik yaşayacaklardır. Dünya hayatında beraberlik yaşayan bu kişilerden bir diğeri ötekiyle birlikte sonsuz cennet hayatını istemezse (ki eğer cennete girerlerse) Allah istemeyene istediğini verecektir, isteyenede istediğinden hayırlı olan başka bir şey verecek ve bu sebeple oda mutlu olacaktır. CENNET MUTLULUK YURDUDUR BU SEBEPLE KİMSE MUTSUZ OLMAYACAKTIR. Kullarını dünya hayatında çok küçük ve sınırlı şeylerle mutlu eden Allah, ahirette sınısrsız ihsanlarıyla mutluluk verecektir.
________________________________________________________________________________
HABER TURK
"Çok saolun... Yarın çıkacaktı sayfaya zaten çok güzel ve iyi cevaplar olmuş.. Bu konuda bilgi sahibi değildik, böyle yorumlar gelince bilgi sahibi oluyoruz. Bu işin de en güzel yanı bu. "
 
ADNAN ŞENSOY
"Rica ederim Çok memnun oldum yetiştiğine. Her konuda kaynakla cevap vermek önemlidir. Ama söz konusu din ise kaynaklarını göstererek bilgi sunabilmek zaruridir. Söz konusu din olduğunda BANA GÖRE şeklinde bir ifade yanlış cevabın başlangıcı oluyor. Kur'an'a ve Hz.Peygamber'e göre demek doğru cevabın başlangıcı. Mümkün olduğunda kısa sürede de olsa kaynakları belirtmetmeye çalışıyorum. Herzaman beklerim .Hoşçakalın..Selam ve dua ile"
________________________________________________________
 
 
Yukarıdaki BU YAZIŞMALARIN ASLININ hakkımdaki yazınıza açık cevap ve bilgi olduğunu düşünüyorum
İyi çalışmalar ve başarılar dilerim
 
 
Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı MENEKŞE

  • Usta
  • ***
  • İleti: 169
  • Rep +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2009, 05:37:59 »

 
Gılmanlarda (Cennetteki hizmetçi çocuklar) böyledir. Dünyadan giden kadınlar ise hizmetçi konumunda olmayacak erkeğin eşi ve kendisine hizmet edilen konumunda olacaktır. Cennetteki ahvali ora şartlarına göre değerlendirmelidir.

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar





işin tuhaf yanı ne biliyormusunuz hala bizim alim olarak gördüğümüz ve gösterilmiş insanların bile
ERKEK hegomonyalarının CENNET e de karışmış olmalarıdır

yani düşünün  bir kadın dünyada  Rabbinin kendisine buyurdugu bütün emirleri yerine getirecek

karşılıgında Cennette onu isteyen bir beyle ,veya dünyadaki ilk eşiylemi yoksa son eşiylemi beraber olacak

hala o zihniyetki kadını meta gibi görüyor

halbuki Cenneti kazanmış bir bayan ayetlerde 

SALİHA diye geçerki  cennette oda seçme ve kılman hakkına sahiptir.

KILMAN  ise çocuk degil  HURİNİN  ERKEK  karşılıgıdır .

yani nasıl cenneti hak eden erkek  huri ile ödüllendirilecekse 

cenneti hak eden bir bayanda  KILMAN ile ödüllendirilecektir

nasıl dünyada erkekler hep bayanları kendi malları veya veya emirlerinde her turlu çabayı harcasalarda

bütün islamı vecibelerini yerine getirselerde neticede kadın olmalarından dolayı istedikleri yeri konumu asla hak edememişlerdir

işin tuhaf yanı da bu dünya görüşü, erkekler AHİRETTE  bile kadının gercek konumu nu hep göz ardı ederek

ikinci bir kişiliğe bürümüşlerdir

RABBİN katında KULLAR eşittir.

sadece  TAKVA  sahipleri üstündür.

TAKVANIN kimde oldugunuda  günümüzün yavuz cıgırtkan ocu veya bucu müslümanları degil

gerçek ALLAH için yaşayan kullarıdır .

bunlarıda hemen KURAN ın  ikinci suresi ilk ayetlerinde görebiliriz.
 
estagunubillah

Elif Lâm Mîm.     
 
2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.     
 
3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.     
 
4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.     
 
5. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. 


bakın arkadaşlar ayrım varmı  kullar eşittir bunları yapan insanlar kurtuluşa ermiştir .

ve  cennet rabbimin katındadır

O istedigi şekilde kullarına paylaştırır




Çevrimdışı leyla

  • Üstad
  • *****
  • İleti: 584
  • Rep +6/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Rabbim,her vesiLede SENİN keremin saklıdır,
    • naliya
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #2 : 31 Ağustos 2009, 11:27:03 »
Elif Lâm Mîm.     
 
2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.     
 
3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.     
 
4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.     
 
5. İşte onlar Rab'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. 



emeklerinize sağlık hocam yazınız şahaneydi
Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)dir. (Hac Suresi, 23)
arkadaşlar
Esas mesele Allah'ın rızasına nail olmak, ebedî saadete liyakat kazanmak, fâni dünyadan imanlı olarak ayrılıp, Cennetin kapısına ulaşabilmektir.
Gençliğine güvenip vakit erken derken;

                       belki elveda bile diyemezsin giderken.

                                                            N.F.Kısakürek

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #3 : 01 Eylül 2009, 05:03:09 »

MENEKŞEYE YANIT:




GELEN MAİL :

Alıntıyla başlıyor mail:
Gılmanlarda (Cennetteki hizmetçi çocuklar) böyledir. Dünyadan giden kadınlar ise hizmetçi konumunda olmayacak erkeğin eşi ve kendisine hizmet edilen konumunda olacaktır. Cennetteki ahvali ora şartlarına göre değerlendirmelidir.

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar

Mail sahibinin yazısı:
işin tuhaf yanı ne biliyormusunuz hala bizim alim olarak gördüğümüz ve gösterilmiş insanların bile ERKEK hegomonyalarının CENNET e de karışmış olmalarıdır yani düşünün bir kadın dünyada Rabbinin kendisine buyurdugu bütün emirleri yerine getirecek karşılıgında Cennette onu isteyen bir beyle ,veya dünyadaki ilk eşiylemi yoksa son eşiylemi beraber olacak hala o zihniyetki kadını meta gibi görüyor halbuki Cenneti kazanmış bir bayan ayetlerde SALİHA diye geçerki cennette oda seçme ve kılman hakkına sahiptir. KILMAN ise çocuk degil HURİNİN ERKEK karşılıgıdır . yani nasıl cenneti hak eden erkek huri ile ödüllendirilecekse cenneti hak eden bir bayanda KILMAN ile ödüllendirilecektir nasıl dünyada erkekler hep bayanları kendi malları veya veya emirlerinde her turlu çabayı harcasalarda bütün islamı vecibelerini yerine getirselerde neticede kadın olmalarından dolayı istedikleri yeri konumu asla hak edememişlerdir işin tuhaf yanı da bu dünya görüşü, erkekler AHİRETTE bile kadının gercek konumu nu hep göz ardı ederek ikinci bir kişiliğe bürümüşlerdir RABBİN katında KULLAR eşittir. sadece TAKVA sahipleri üstündür. TAKVANIN kimde oldugunuda günümüzün yavuz cıgırtkan ocu veya bucu müslümanları degil gerçek ALLAH için yaşayan kullarıdır . bunlarıda hemen KURAN ın ikinci suresi ilk ayetlerinde görebiliriz. estagunubillah Elif Lâm Mîm. 2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah\'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. 3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. 4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. 5. İşte onlar Rab\'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. bakın arkadaşlar ayrım varmı kullar eşittir bunları yapan insanlar kurtuluşa ermiştir . ve cennet rabbimin katındadır O istedigi şekilde kullarına paylaştırır

Bizim cevabımız:
Hala aynı konu. Esas olan cenneti haketmek iken nedir bu cinsellik üzerine aşırı hayal.

Enes İbn-l Malik (r.a.) anlatıyor: Bir adam Peygamberimize gelerek:
- Ey Allah'ın Peygamberi, kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamberimiz:
- Sen kıyamet için ne hazırladın? buyurdu. Adam:
- Ey Allah'ın Resulü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım. Ancak ben, Allah'ı ve Peygamberini severim, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:
O halde sen, sevdiklerinle beraber olacaksın. buyurdu.
(Müslim, Birr, 50.)

Şimdi yukarıdaki hadiesen anladığımız kadarıyla bir soru soruluyor. Ama soru luzumsuz bir soru. KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK. Efendimiz bu gereksiz soruya gerekli olan yani sorulması gereken ile cevap vererek dikkat edilmesi gereken konuya dikkat çekiyorlar. KIYAMETİN NE ZAMAN KOPACAĞI SENİN İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL SEN O GÜNE NE HAZIRLADIN buyuruyor.

Cennet ile ilgili bana gelen yukarıdaki gibi bazı soruları bende bu ölçüde cevapladım. Ancak hala bazıları galiba görülmesi gerektiği gibi görmüyorda görmek istediği gibi anlıyor.

Eeee namaz kılmak istemeyen birisi Nisa süresinin 43. ayetini şu şekilde görüyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا ۚ وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَىٰ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır

Ancak anlamak istediği şekilde ayetin içinden kesip alıyor ve:
 لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ : NAMAZA YAKLAŞMAYIN bölümünü alıyor. Sonrada bas bas bağırıyor. KURANDA NAMAZ KILIN DEMİYOR HATTA YAKLAŞMAYIN DİYOR HACILAR HOCALAR ALİMLER EVLİYALAR VE HATTA haşa SAHABELER VE PEYGAMBER BİLE  YANLIŞ YAPTI YANLIŞ SÖYLEDİ ALIN BAKIN İŞTE AYET DİYOR.

Halbuki o ayette:
لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ : NE DEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR  (SARHOŞKEN) NAMAZA YAKLAŞMAYIN buyuruluyor.

Şimdi gelelin cevabımızın özetine:
Öncelikle unutulmaması gereken bir konu var. Hatırlayalım. Ezelde ve ebedde olan herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah'tır. Allah böylece bizim tek sahibimiz ve yegane Rabbimizdir. Dolayısıyla onun buyrukları doğrultusunda hayat sürmekle yükümlüyüz. Sevgilimiz Allah'ımızın buyruklarını ise biz beşeriyetin anlaması zor ve ağır olduğundan Peygamberler gönderilmiştir ki bizleri uyarsınlar aydınlatsınlar ve böylece olunması gereken kulluğu bize yaşatsınlar.
Dmekki şunu hatırlıyoruz Herşeyin Rabbi Allah, açıklayıcısı ise Peygamber... Peygamber Efendimiz (sav) bize dini nasıl anlattıysa, nasıl izah ettiyse ve nasıl uygulamayla gösterdiyse o şekilde anlamaya idrak etmeye ve yaşamaya çalışmak durumundayız.
Bu sebeple ben karşılaştığım her soruyu, yazacağım her konuyu Kuranın ve Hz.Adem ile başlayıp Hz.Muhammed ile kemale erip tamamlanan mübarek din islamın rehberi Rasulallah'ı kaynak göstererek yazıyor açıklıyor ve uyguluyorum.
Şimdi Benim yazıma baktığınızda BANA GÖRE şeklinde bir ifade ben görmüyorum. Her ccümlenin altında kimden bu bilgiyi gördüğümü ve kaynağınıda yazıyorum.
Sizin yazınıza bakıyorum BANA GÖRE ŞÖYLE OLAMAZ ERKEK HEGOMANYASI vs vs ... İSLAM KADINLARIN FEMİNİSTLİĞİNİ TATMİN İÇİN DEĞİL HAKİKATİ İZHAR ETMEK İÇİN GÖNDERİLMİŞTİR.
Madem benim yazıma bir reddiye yazacaksınız. Şahsınızın hiçliğini idrak edin ve tevazu içerisinde gerekli ve kabul edilebilir kaynakları yazarak bizi bilgilendirin.
 
 
Nisa Süresi 65.ayet ile cevabımı tamamlıyorum:
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
 
Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı MENEKŞE

  • Usta
  • ***
  • İleti: 169
  • Rep +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #4 : 01 Eylül 2009, 05:57:14 »
S.A  allahın rahmeti üzerinize olsun

konumun gayesi meilime göndermiş oldugunuz yazı keşke konunun oldugu yere yazsaydınız size cevap verebilirdim,
meilime gelen bir yazıya nasıl cevap verebilirim .
DEMİŞTİM AMA MADEM YÖNETİCİ KARDEŞİMİZ KONUYU BURAYA TAŞIDI O zaman cevap yazalım efendim...

ayrıca konunun özeti  müslüman kadınların  cennet durumları ve kılmanlar ,ken

kurandan  örnek veriyorum diyerek
beni zamanımızdaki islam düşmanları ile bir tutmuşsunuz
üstadım biz namazı dışlayan her kim olursa
islamdan görmeyiz ve bunuda cekinmeden,
her platforumda rabbim in bize verdigi ömürle çekinmeden söyleriz

ayetle gel demişsiniz ben sizin o sözlerinize hangi ayetle geleyim.
konunun dişına cıkmışsınız
şimdi konumuzda Namazı retdeden mi varkide bir takım insanların ,gusul almayıp cünüp gezerek..
Namaza yaklaşmadıklarını konunun içine katıyorsunuz,

lütfen
bana getireceginiz ayetlerde veya hadislerde  

kılmanın çocuk oldugunu ispat edin

Saliha bayanlar  cennette, onlarla oyun mu oynayacak

yazınızda cinsellige hemen çekmeyin diyorsunuzda

peki

o  zaman Saliha bayanları cennette kılmanlardan mı kıskanıp çocuk yapıyorsunuz

çocukları bir de hizmetçi yapıyorsunuz,

biraz daha ileriye gidip delikanlı olsalar  saliha bayanlara zararmı verirler

yoksa  bu saliha bayanlar dünyada tanıyıp her zaman gördükleri erkekleri

degilde ,
kılmanlarımı tercik ederler diyemi korkuyorsunuz .?

bir açıklık getirirseniz iyi olur .

tabi konuyu acıldıgı yerde yazışırsak bence en güzeli olur bizde derin bilginizden faydalanmış oluruz

sizi, sizi yaratana emenet ediyorum...

cennetten kovulurken

adem babamızıda  ve havva anamızıda ayrım yapmadı
yüce yaratıcı bir ceza varsa herkese aynı dedi tabiki bir mükafat varsa, oda derecesine göre aynıdır,

hop bir dakka sen bayansın mı diyecek,

Dünyada her işinizde cıkarlarınıza göre kullandıgınız ,

ALLAHIN emirlerinde  ,

1.sadece yatagını çiğnetmemesi, yani iffetini koruması
2.erkegine helal yolla her zaman hazır olması
3.dogurduğu çocukları 2 yıl emziemesi ,eger sütü yoksa bu görevi degil,
4.islamı vecibeleri ni yerine getirmesi ,namaz,oruç,haç,zekat, vs.

Bunları yapan bir kadının direk cenneti hak ettiği yazarken

bunları islam kitaplarında hiç ön plana çıkatmayıp aslında hiç asli görevi olmayan
çamaşır,bulaşık,ev temizliği,çalışma hayatının içine attınız ve bir kez olsun
kadın haklarını savunmadınız .

şimdi sorarım sizlere  alimim diye geçinen ve her daim islam konusunda ahkam kesip gün boyu televizyonda

şaklabantlık yapıp herkese şirin gözükmeye çalışan zavallı yaratıklara ,,,

istediginiz ayetle geliyorum ve soruyorum.....;

Derki rabbim ;
 “Diri diri toprağa gömülen kız çocuğunun hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğu zaman...”(81/8-9), kızlarını diri diri gömen zihniyeti, hesaba çekecegi, hesapta kız çocuguna sorulacagını rabbim bildirirken babayı galeye bile almıyor

ve bende şimdi bu ahkam kesen alimlere bir gün rabbimin soracagı şu soruyu

SORUYORUM .?

Dünyada alimim diye sizler gezerken  O günahı olmayan kız çocuklar, bayanlar ,bir çaresizler dünya adıyla

PAVYONLARDA ,GENEL EVLERDE ,RANDEVU EVLERİNDE  

erkeklere peşkek çekilirken ,

NERDEYDİNİZ ,NE YAPTINIZ ,KAÇINIZ BUNUN HARAM OLDUGUNU ALLAH İÇİN HAYKIRDINIZ ,
HER OTURUMDA MÜSLÜMANLAR KARDEŞ DİYE HAYKIRDINIZ ,KOMŞU HAKINI SAVUNDUNUZ
ONLAR SİZDEN DEGİLMİYDİ ,

DİYE SORMAYACAKMI ZANNEDİYORSUNUZ ?

BEN SORACAGINI ADIM GİBİ BİLİYORUM.


VE BU ZAMANDA YAŞAYIPDA  BUNLARA EL ATAMADIGIM İÇİN KENDİMDEN UTANIYORUM

YARIN RABBİMİN KATINDA BUNUN HESABINI VEREMEYECEGİMİDE GAyet iyi biliyorum

RABBİM beni affet  affet  affet


rabbim  el hakem dir

el lutuf  tur

el adl dır

vede

bize bir günde yüzlerce kez söylettiği gibi

rahman ve rahimdir


ve RABBİM vede RESULU buyurur ki ..

-“Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en hayırlı olanlarınızdır (iyi davrananlarınızdır).”

“Mü'minlerin iman bakımından en kâmil/olgun olanı; ahlâkı güzel olan ve âilesine nâzik davranandır.”

“Bir mü'min erkek, bir mü'min kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.”

“Dünya bir meta’dır/geçimdir. Dünya metaının en hayırlısı sâliha bir kadındır.”

“Kadınlarınız konusunda Allah'tan korkun. Çünkü siz onları Allah'tan emanet olarak aldınız.”…-*

 

allaha emanet olun



AdnanSensoy

  • Ziyaretçi
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #5 : 01 Eylül 2009, 11:02:59 »
aleykümselam Değerli Kardeşim.

Hz.Mevlana Muhammed Celaleddin Rumi (ks) buyurduğu gibi " HER SÖZE VERİLECEK CEVABIMIZ VARDIR AMMA BİR LAFA BAKARIZ LAFMI DİYE BİRDE SÖYLEYENE BAKARIZ ADAMMI DİYE. EŞŞEK BAĞDAT SOKAKLARINDA GÜN BOYU DOLAŞIRDA TEK GÖRDÜĞÜ KARPUZ KABUĞUDUR. HALBUKİ NİCE HANLAR HAMAMLAR SARAYLAR ESERLER VARDIR" ...

Mevlana Hazretlerimizden yapmış olduğum alıntıyı lutfen bir hicivleme saymayınız. Çünkü tartışmak İSLAMDA YOKTUR. Tartışmak nefistendir ve sonucu küskünlük dargınlıktır. İstişare- bilgi alışverişi- münazara Sünnet-i Muhammedi olduğundan bizim yolumuzdur.
Önceki iki mailimi insaf ve vicdan ile okuyan cevaplarını bulacaktır.

Bu sebeple temeldeki iki sorunuza cevap vereceğim.

1- İSLAM'DA KADIN HAKLARI. ÜSTÜNLÜK TAKVADADIR. MÜJDELEYEN AYETLER KADIN ERKEK HERKESİ MÜJDELEDİ UYARAN AYETLER HERKESİ UYARDI.
CENNETTEN HZ.ADEM VE HZ.HAVVA AS. BİRLİKTE DÜNYAYA İNDİRİLEREK CEZALANDIRILDI VS.. özetindeki sorunuzun cevabı:
CEVAP:
وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: قال رسولُ اللّه: أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ ‘هْلِهِ.
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır."(Tirmizî, Radâ 11, III, 466; Ebu Dâvud, Sünnet 16, V, 60.)
Kadın tarih boyu, dünyanın her yerinde aşağılanmış, erkeğe eşit hukûkî bir statü tanınmamıştır. Hint kanunlar kitabında “Hayatın sonu, fırtına, ölüm, yeryüzünün cehennemî bölgeleri, ağu zehirli yılanlar ve her şeyi yeyip yutan ateş, kadından daha beter değil” denmiştir. Kanunlar diyarı Romada “Erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyeti sınırsız ve mutlaktır. Kadın hiçbir değeri olmayan bir köle idi. Kocasından başka müracaat edebileceği bir merci yoktu. Koca, kadın üzerinde hayat ve ölüm haklarını elinde tutardı. Kadın vâsî olamazdı, kendi çocuğuna bile”.

Bu durum eski Yunan ve Çinde de aynı idi.
Ìncilde de “Kadının ölümden daha acı olduğu” ifâde edilmiştir. Eski Ruslar: “On kadında ancak bir ruh vardır” diyerek kadını aşağılamıştır.

Ìslam öncesi Arap cemiyetinde de kadın çok kötü bir durumda idi. Miras hakkı olmadığı gibi, bazı durumlarda ölenin terekesinden bir eşya muamelesi görüyordu. Bir erkek istediği kadar sayıda kadınla evlenebilirdi. Bir ar vesîlesi sayılan kız çocuklarının diri diri gömülmesi hâdisesi Kuranda da aksini bulmuştur.

Kadın tarihte gerçek insânî şeref ve hürmetine islamla kavuşmuştur. Nitekim bir Buharî rivâyetinde Hz. Ömer şöyle der: “Cahiliye devrinde kadına hiçbir değer vermezdik, islam gelip, Allahın onlardan bahsettiğini görünce (...) onların üzerimizde bazı hakları olduğunu gördük”.

Günümüzde, Batıdan gelerek gündemimizi mütemâdiyen işgal eden meselelerden biri de kadın hakları meselesidir. Aslında bu, Avrupaya has bir meseledir. Çünkü orada tarihin eski devirlerinden yakın zamana kadar kadın hep aşağılanmıştır. Kilisenin 6. asırda “Kadında ruh var mı yok mu?” diye en yüksek dinî mercî olan Konsilde münakaşa edildiğini Daha dün (1858de) Fransız Filozofu Proudhonun: “Kadın başka mahluktur, çünkü o, nâkıstır, çünkü onun cinsiyeti, ona mâdunluk tabını bahşetmektedir. Hem tabîatı îcâbı, hem adâlet icabı o, erkeğin üçte birine bile denk değildir” demiştir.

Batıda, bu aşağılamalara haklı bir reaksiyon olarak Feminizm çıkmıştır.Ben kadını aşağılayıcı görüşlerin islamiyetle bir ilgisinin olmadına inanıyorum. Ancak, bugün mesele, dünyanın her yerinde, tam tersine ele alınıyor: Ìslam, kadını ezmiş, müslüman kadına insan haklarını kazandırmak gerekiyormuş. Nitekim, Fransada, Endonezyalı kadınların durumu üzerine verilen bir konferansta Ìngiliz konferansçı profesörün “Her yerde Ìslam kadınları ezdiği gibi Endonezyada da ezmiştir...” diyerek başladığını hiç unutmam.

Meseleye islamca yaklaşırsak kesin bir üslupla şunu söyleyebiliriz: Ìslamda gerek hukûkî ve gerek ahlâkî yönden kadın-erkek ayırımı diye bir ayırım yoktur. Kadın da erkek de kanun önünde aynı hak ve vecibelere sahiptir. Dînî vecîbelerde olsun, şahıslarına karşı işlenen cinayetlerde olsun, kendilerinin işlediği cinâyetlerde olsun ehliyet, sorumluluk, vs. de olsun kadınlar erkekten farklı değillerdir. Sadece kadınlara mahsus fitrî durumlara, bu fıtrî farklılığa muvâfık hayatî rol ve misyona tâbi olarak birkaç meselede farklılık teşrî edilmiştir. Kadınların şehadetinin bazı meselelerde nâkıs addedilmesi gibi, kız evlâdın erkek evlâda nisbetle mîrasta yarım olması gibi. Halbûki tek kadının şehadetinin makbul olduğu haller var. Kezâ mîrasda kadın ve erkeğin, her karşılaşmasında kadın yarım almaz. Şu halde mezkur farklılıklar, temel bir ayırım prensibinden gelmiyor.

Kurân-ı Kerîmde geçen “Erkekler kadınlar üzerine idâreci ve hâkimdirler” âyetinin çoğu kere yanlış anlaşıldığını söyleyebiliriz. Burada mutlak bir erkek üstünlüğü ilân edilmiyor. Çünkü devâmında: yani: “Allah erkek ve kadının bâzısını diğerine (hilkaten) tafdil eylemiştir”. Ayetten Elmalılı ye bedel ifâdesinden hareketle “bazısının diğerine tafdilini ifâde eylemiştir” der ve ayetten “Erkekle kadın fıtraten mütefâvit ve mütekâbilen mütefâdıl oldukları” hükmünü çıkarır. Nitekim erkekler aklî ve ilmî yönleri, bedenî güçleriyle kadından üstün, kadın da annelik îcâbı şefkat, temizliğe düşkünlük yönleriyle erkekten üstündür. Bu gün kadın hakları denince, kadının rey verme kakkı, çalışma hakkı, parasını bankaya koyabilme, bankadan kendi imzasıyla çekebilme hakkı, çocuk düşürme hakkı, boşanma davâsı açma hakkı gibi haklar kastediliyor.

Bunların hepsi islamın tanıdığı haklardır. Sadece çalışma hakkında, evli olma halinde, yapacağı işin mâhiyetine göre kocasından izin alması mevzûbahisdir. Hz. Peygamberin (A.S.) zevcelerinden Zeyneb Bintu Cahşın hâne-i saadette deri işleme atölyesi vardı. Ìslamın ilk asrında kadın berberliği, muallimlik, afsunculuk, doktorluk, çobanlık, tüccarlık, beldiye zâbıtalığı, sütannelik, muğanniyelik, müftüyelik, şâirlik, askerlik... gibi mesleklerde çalışan kadınlar mevcut.

Ne var ki, islam kadını çalışmak mükellefiyetinde değildir, zevcî muâsere aktidir. Evleninceye kadar nafakası ailesine aittir. Evlenince kocası bakmakla mükelleftir. Yiyecek, giyecek, mesken, tedavî masrafları koca üzerinedir. Ìslam: “nikah akdi istihdam akdi değildir” diyerek kadının ev işlerini bile yapma mecbûriyetinde olmadığını teşrî etmiştir. Elbîsesi giyilecek, gıdaları yenilecek şekilde olmalıdır. Evde bir hizmetçi, kadının tabî hakkıdır. Bazı âlimler: Biri dış işlerini yapmak üzere ikinci bir hizmetçi de hakkıdır” demiştir.

Çocuğa süt emzirmesi hukûkî bir vazîfe değildir. “Emzirmiyorum” diye inat etse, kadı anneyi normalde emzirmeye mahkum edemez. Ìstiğnâ yaşına kadar, hidâne denen ilk terbiye anneye âit ise de, çocuğun bezini yıkamak, kremini sürmek gibi hizmetlerini görmek zorunda değildir.

Kadının mecbur olduğu vazîfe dörttür: Yatağa çağrıldığı zaman itiraz etmemek; eve kocanın istemediği kimseyi almamak, kocanın malını onun izin dairesinde sarf etmek, izinsiz evden çıkmamak. Kocanın rağmına evi terk edenin nafaka hakkı kocanın üzerinden düşer.

Evlilik sırasında alacağı mehirin miktarı kızın rızâsına vâbestedir. Az istemesi tavsiye edilmişse de asıl olan rızasıdır. Kıza verilen mehir (muaccel olanı da müeccel olanı da) kızın şahsî malıdır, babasına verilmez. Bu, onun hayat garantisidir. Boşanma talebinde bulunduğu vakit, mehri geri verme şartıyla boşanabilir.

Eğer yukarda sayılan haklar, bugün, islam cemiyetlerinde uygulamada yoksa bundan islam değil müslümanları sorumlu tutmalıyız. Sadece kadınlar değil, erkekler ve hatta çocuklar da islâmî haklardan yeterince müstefîd olamıyorlar. Bu, zamanla hevânın ve cehâletin hâkimiyeti ile ortaya çıkan bir durumdur. Bedîüzzamân: “Hukukunu bilmeyen ehl-i himmeti de müstebit eyler” der. Kaynaklara azimle, kararlılıkla inildiği takdirde gerçek bulunabilir, islâm ikinci bir kere hayata geçirilebilir.
  
Kadınla erkeğin eşit oldukları sahalar bulunduğu gibi, erkeğin kadını çok gerilerde bıraktığı, yahut onun çok gerisinde kaldığı sahalar da mevcut. Onun için, meseleyi sadece bir tek madde de çözümlemek mümkün değil.

Şayet, "Kadınla erkek arasında iyi insan, üstün insan olma noktasında bir fark var mıdır?" diye sorulursa o zaman şunu hemen belirtmek isteriz: Hakimiyet başka, üstünlük ve fazilet daha başkadır. Bu ikincisinde hemen çalakalem şu yahut bu üstündür, demek çok zordur. Çünkü, kadın olsun erkek olsun, her insan Allah ın kuludur. O, hangi kulunu üstün tutuyor, daha çok seviyorsa ve hangi kulundan razı ise üstünlük ancak onundur. İlahi ferman olan Kur ana baktığımızda, üstünlük ölçüsü olarak, karşımıza cinsiyetin değil takvanın çıktığını görüyoruz. Evet, Allah indinde üstünlüğün ölçüsü takvadır.

Nedir takva? En kısa ifadesiyle Allah tan korkmak, günahlardan sakınmak, Onun razı olmadığı hareket, tavır, hal ve sözlerden uzak durmak. Onun rızasına ermeyi en büyük maksat bilip, bunu kaybetmekten son derece korkmak. İşte, kim böyle yaparsa üstün insan, faziletli insan odur. Bu noktada cinsiyete itibar edilmemiştir.

Takva dendi mi hemen salih ameli hatırlıyoruz. Salih amel, yani, hayırlı, güzel işler görmek. Onda da cinsiyete itibar edilmiyor. Mesela okunan her Kur an harfine karşılık on sevap verilmişse, bu bütün insanlar için böyledir. Kadına daha az, erkeğe daha çok sevap söz konusu değil.

Soruyu bir de psikolojik yönden ele alabilir ve şöyle sorabiliriz: Kadınla erkek arasında psikolojik yönden farklılık var mıdır?

Bu soruya hiç tereddüt etmeden elbette diye cevap veririz. Kadınla erkek arasındaki psikolojik farklılık kendini çocukluk çağından itibaren göstermeye başlar. Erkek ve kız çocukların oyuncakları farklıdır. Bir kız çocuğu en çok oyuncak bebekleri sever. Henüz evlilik nedir bilmediği o yaşlarda, bebeklerini bağrına basar, öper, elbiselerini değiştirir, beşikte sallar ve uyutur. Günün büyük bir kısmını onlarla geçirir. Erkek çocuk ise, taksi, uçak, tabanca gibi oyuncaklara daha fazla rağbet gösterir.

Bu çocuklar büyüdüklerinde bu defa, sohbetleri değişir. Erkeklerin toplantılarında daha çok, iş hayatı yahut politika konuşulurken, kadınlarda ön sırayı ev eşyaları ve örgüler alır.

Kabiliyet yönünden de iki cins arasında bariz bir fark var. Erkek, terkip ve tahlilde, kadın ise taklit ve ezberde daha ileri. Bir misal ile anlatmak gerekirse; erkek bir mimari eseri ortaya koymakta, onun bütün bölümlerini güzelce yerleştirmekte, kadından daha ileri. Kadın ise, o eserin herhangi bir bölmesini ince nakışlarla süslemekte erkekten çok daha hassas.

Erkek dış aleme daha açık. Şefkatte kadından geri, ama teşebbüs kabiliyetinde ileri. Kadın ise erkeğe nispeten daha içe dönük. Bunun en büyük faydası, yavrusuna ve yuvasına göstereceği ihtimam.

Bu iki cinsin zafiyetleri de farklılık gösteriyor: Erkekte, tahakküm ve baskı hastalığı mevcut. Kadında ise, gösteriş ve desinler belâsı.

Kadının en bariz bir özelliği de hassasiyetidir. Buna "teessürilik" deniliyor. Kadın, çevreden etkilenmekte erkekten daha hassas. Dolayısıyla, telkine kapılmaya, aldatılmaya ondan daha müsait.

Kadında sezgi gücü, erkekten çok kuvvetli. Değişikliğe ondan daha çok ihtiyaç duymakta, yenilik ve heyecana daha açık. Vücut büyüklüğü itibariyle ve güç ile kuvvet yönünden, kadın erkekten genellikle daha geri. Bunun neticesi olarak, sığınma ihtiyacı kadında kendini daha fazla hissettiriyor. Ama bazılarında bu ihtiyaç, aşağılık kompleksine dönüşüyor; bu da erkeklik kompleksi olarak kendini gösteriyor.

Kadın, hayat arkadaşına (ona nispetle) daha çok bağlı. Ondan daha vefalı. Dünya sevgisinde erkekten çok ileri.

Kadını bu psikolojisi içinde değerlendirmek ve onun erkekleşmesine değil, ideal bir kadın olmasına çalışmak gerekir.

Etrafımıza şöyle bir göz atalım. Bütün canlılarda bedenler ve ruhlar arasında mükemmel bir uygunluk var. Ceylan ruhunu, aslan bedenine sokmak ve onu aslanca davranmaya zorlamak, en başta o sevimli ruha zarar verir. Her kükreyişte ruhundaki letafetten birazını kaybeder; her hamlede kendi öz güzelliğinden bir parçayı harap eder. Kadın ve erkek eşitliği diyerek kadını erkekçe davranışlara itmek de en başta kadına zarar verir.

Aslında, bu vadide gösterilen kasıtlı ve yoğun faaliyetler, bir bakıma hiçbir şeyi değiştirememiştir. "Hüküm çoğunluğa göre verilir." kaidesinden hareketle şöyle diyebiliriz: Kadınlar yine fabrikatör olmaktan çok işçi, hâkim olmaktan çok kâtip, amir olmaktan çok sekreter, pilot olmaktan çok hostes, patron olmaktan çok tezgâhtardırlar. Zira, yaratılışı değiştirmek mümkün değildir.

Yukarıdaki  1.sorunuzun cevabını dahada uzatabilmek mümkün ancak bu aklınızı karıştırabilecek durumdadır. ÖZETLE ALLAH KATINDAKİ ÜSTÜNLÜK TAKVADADIR. Ancak gerek şahitlik konusunda olsun 1 erkek 2 kadın şahite denktir. Akida kurbanında  erkek çocuk için 2 kız çocuk için 1 kurban kesilmektedir ((Ibn Mâce hadis no: 3163, Zebâih, no: 1515)  
Nisa Sûresinin 11. ayeti tamamen miras taksimini anlatır. Baş kısmında ise, "Allah çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder" buyurulur.
Yine erkek çeşitli sebeplerle 4'e kadar evlenmeye hakkı olduğu haldekadınların bu şekilde hakları yoktur. Ama siz bunuda yanlış okursunuz bununda ayrıntısını şu ilnkten okuyabilirsiniz

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=9358

Siz bu cevaplardaki  İFADELERİDE HAKSIZLIK GİBİ lanse etmeye çalışırsanız onunda cevabını şuradan okuyabilirsiniz

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=8999&keyword=miras


GELELİM 2. SORUNUZA
CEVAP:
DOĞRUSU GILMAN SİZE GÖRE KILMAN (KILMAN manayı değiştiriyor) .
Diyorsunuz ki HURİNİN ERKEK OLANIDIR (sizin bu görüşünüzün tek bir ayeti hadisi müçtehid yorumu ulema beyanı vs olmamasına rağmen)
İlim tahsilinizi bilmiyorum ve bu görüşlere nereden kapıldığınızıda. sadece google da GILMAN diye arama yapsanız gereken yeterli açıklamaları bulursunuz ancak ben onuda ekleyeyim:
Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir âyetinde geçen gılman tâbiri vardır. 52. Sûre olan, Tûr Sûresi 24. âyetinde “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır”. Sözlükte “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamına gelen gulâm kelimesinin çoğulu olan gılman, anlaşıldığı kadarıyla, Allah’ın (c.c) mü’min kulları için özel yarattığı ve vazifesi sadece hizmetkârlık olan Cennet gençleridir. Onlar cennet ehline yiyecekler ve içecekler sunarlar ve bu vazifeyi görmekten mutluluk duyarlar
Peygamber Efendimizin Hadislerini incelediğinizde birçok çeşitli konuda ergenliğine gelmemiş çocuklara hitap ederken veya seslenirken GULAM (ÇOCUK ) şeklinde ifade etmiş olmasları KURANDAKİ GILMAN tabirinden kastedileninde ÇOCUKLAR hizmetçiler olduğu anlaşılır.

Lutfen artık istişare etmeye alışalım ve başka konularda sorularınız olursa onlar üzerinde yoğunlaşalım. Aynı metinleri tekrar tekrar yazmamam içinde yazdıklarımı inceleyerek okuyalım.

Sayısız nimetlerin, ölçüsüz hoşgörün, tarifsiz merhametin, sınırsız sevgin için SENİ SEVİYORUM ALLAHIM....

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar
www.adnansensoy.com

Çevrimdışı MENEKŞE

  • Usta
  • ***
  • İleti: 169
  • Rep +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #6 : 01 Eylül 2009, 11:51:45 »

Yukarıdaki  1.sorunuzun cevabını dahada uzatabilmek mümkün ancak bu aklınızı karıştırabilecek durumdadır. ÖZETLE ALLAH KATINDAKİ ÜSTÜNLÜK TAKVADADIR. Ancak gerek şahitlik konusunda olsun 1 erkek 2 kadın aşihte denktir. Akida kurbanında  erkek çocuk için 2 kız çocuk için 1 kurban kesilmektedir ((Ibn Mâce hadis no: 3163, Zebâih, no: 1515) 
Nisa Sûresinin 11. ayeti tamamen miras taksimini anlatır. Baş kısmında ise, "Allah çocuklarınız hakkında erkeğe iki kadının hissesi kadar tavsiye eder" buyurulur.
Yine erkek çeşitli sebeplerle 4'e kadar evlenmeye hakkı olduğu haldekadınlarınb bu şekilde hakları yoktur. Ama siz bunuda yanlış okursunuz bununda ayrıntısını şu ilnkten okuyabilirsiniz

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=9358

Siz bu cevaplardaki  İFADELERİDE HAKSIZLIK GİBİ lanse etmeye çalışırsanız onunda cevabını şuradan okuyabilirsiniz

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=8999&keyword=miras


GELELİM 2. SORUNUZA
CEVAP:
DOĞRUSU GILMAN SİZE GÖRE KILMAN .
Diyorsunuz ki HURİNİN ERKEK OLANIDIR (sizin bu görüşünüzün tek bir ayeti hadisi müçtehid yorumu ulema beyanı vs olmamasına rağmen)
İlim tahsilinizi bilmiyorum ve bu görüşlere nereden kapıldığınızıda. sadece google da GILMAN diye arama yapsanız gereken yeterli açıklamaları bulursunuz ancak ben onuda ekleyeyim:
Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir âyetinde geçen gılman tâbiri vardır. 52. Sûre olan, Tûr Sûresi 24. âyetinde “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır”. Sözlükte “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamına gelen gulâm kelimesinin çoğulu olan gılman, anlaşıldığı kadarıyla, Allah’ın (c.c) mü’min kulları için özel yarattığı ve vazifesi sadece hizmetkârlık olan Cennet gençleridir. Onlar cennet ehline yiyecekler ve içecekler sunarlar ve bu vazifeyi görmekten mutluluk duyarlar
Peygamber Efendimizin Hadislerini incelediğinizde birçok çeşitli konuda ergenliğine gelmemiş çocuklara hitap ederken veya seslenirken GULAM (ÇOCUK ) şeklinde ifade etmiş olmasları KURANDAKİ GILMAN tabirinden kastedileninde ÇOCUKLAR hizmetçiler olduğu anlaşılır.

Lutfen artık istişare etmeye alışalım ve başka konularda sorularınız olursa onlar üzerinde yoğunlaşalım. Aynı metinleri tekrar tekrar yazmamam içinde yazdıklarımı inceleyerek okuyalım.

Sayısız nimetlerin, ölçüsüz hoşgörün, tarifsiz merhametin, sınırsız sevgin için SENİ SEVİYORUM ALLAHIM....

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar
www.adnansensoy.com


selamunaleykum

efendi türkçe karekterle yazıyoruz ( KILMAN ) GILMAN  ANLAMAYACAK bana bir tek
alim olmuş geri zekalı gösterki bizzat yanına varayım ellerinden öpeyim.

üstünlüğün takvada oldugunu ben yazdım onu tasdik etmişsiniz

ayrıca ben islamın bayanlara verdigi haklara dayanarak size karşı çıktım ,

Pakize Suda, Ayşe Arman ve Ayşem Kalyoncu YAZILARINI HİÇ OKUMADIM DEMEK Kİ BU KONUDA  TECRUBELERİNİZ  ÇOK FAZLA.

KONUDA SÖZÜNÜ ETTİĞİNİZ EŞŞEK KABUKLARI GERÇEKTEN BUNLARIN YAZIĞI YAZILARA GİRER Kİ O DEGERLİ ZAMANINIZI BOŞA  HARÇAMIŞ OLURSUNUZ.

AYRICA KADINLARIN HAKKINDAKİ ERKEKLERİN DÖRT KADIN ALABİLECEGİNİ YAZIP KADINLARIN BİR ALABİLECEGİNİ SÖYLÜYORSUNUZ ?
VE BUNU BENİM YANLIŞ ANLAYACAGIMIDA BAŞTAN BEYAN EDİYORSUNUZ. ?
GELELİM 1. SORUcevabınıza..
CEVABIM   ŞUDUR Kİ:

AYETİN devamını  okudugunuzda rabbim evlilikte bir erkegin dört  eş alabilecegini ,devamında ise sizi yaratan sizden iyi bilir deyip  İKİ ye  düşürdügü hakkıyla eşit muamele yapamazsınız deyip bir  EŞE düşürdüğünü neden yazmıyorsunuz ,

rabim derki taki sizin için tek evlilikte karar kıldık .

ayette böyle biter .

VE siz
hemen 4 eşi alır kafanızın bir yerine yazarsınız nede olsa fazla eş göz çıkarmaz demi

ve size soruyorum .

EY 4 EŞTE  ISRAR EDEN GERİ ZEKALILAR BİRİNİZ KIZINIZI BİR ERKEğE 4. eş olarak verin ben sizin ayaklarınızdan öperim.

VEREMEZSİNİZ

ARAR BULUR TEK EVLİĞİĞİ ONAYLAYAN KİŞİYE VERİRSİNİZ

EVET KADINADA  ERKEĞEDE YAŞADIGI SÜRECE EVLİLİK TEKTİR

cevabımız bu dur.

GELELİM 2. SORUNUZA  CEVABINA

BAKIYORUM ayetle  açıkladıgınızda hemen benim ısrarla söyledigim


Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir âyetinde geçen gılman tâbiri vardır. 52. Sûre olan, Tûr Sûresi 24. âyetinde “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır”. Sözlükte “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamına gelen gulâm kelimesinin çoğulu olan gılman, anlaşıldığı kadarıyla, Allah’ın (c.c) mü’min kulları için özel yarattığı ve vazifesi sadece hizmetkârlık olan Cennet gençleridir. Onlar cennet ehline yiyecekler ve içecekler sunarlar ve bu vazifeyi görmekten mutluluk duyarlar
yazıyı tasdik etmişsiniz demekki genç delikanlı imiş demi fakat akabinde biraz kurnazlıkla

peygamber efendimizin bir kaç yerde başka konularda ki  hadislerinden alıntı yapıp 

Peygamber Efendimizin Hadislerini incelediğinizde birçok çeşitli konuda ergenliğine gelmemiş çocuklara hitap ederken veya seslenirken GULAM (ÇOCUK ) şeklinde ifade etmiş olmasları KURANDAKİ GILMAN tabirinden kastedileninde ÇOCUKLAR hizmetçiler olduğu anlaşılır.
deyip konuyu tekrar daıtmışsınız

halbuki o arap yarım adasını incelediginizde bıyık ve sakal kültürüne bir bakınız ve de tabiri caizse kose dirler  sıcak dolayısı ile bıyıkları ve sakalları bize göre daha geç çıkar

ve hanım eşler konusunda ine bildiginiz kadar genç yaşa inip eşliğe kabulunu uygun görürken

gene  GILMAN konusunu çocuk deyip konuyu kapamışsınız

sizi esefle kınıyorum

lütfen islamı cıkarlarınız için hafife almayın 


İSLAM ALLAH IN DİNİDİR

NE mutlu dosdoğru islam olana ALLAH 'ın İpine sımsıkı yapışana   





Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #7 : 01 Eylül 2009, 11:58:30 »
Merakiyidirin âcizane fikrini soracak olursanız , ramazanda olmamız sebebiyle zamansız bir konuyu tartışıyor yada fikir alışverişinde bulunuyoruz. Elimizden geldiğince dakikaları bile boşa geçirmemez gerekirken ,yazılan cevapları ve yorumları  merak ederek :) zaman ayırıyor ve okuyorum.

Birde konunun şu boyutu var. Yani şimdi biz cennete girdikde orda ne olacak olmayacak diye konuşuyoruz.

Keşke nasıl cennete girebiliriz'in üzerinde dursaydık...

sevgiyle kalın

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #8 : 02 Eylül 2009, 13:37:24 »
Merakiyidirin âcizane fikrini soracak olursanız , ramazanda olmamız sebebiyle zamansız bir konuyu tartışıyor yada fikir alışverişinde bulunuyoruz. Elimizden geldiğince dakikaları bile boşa geçirmemez gerekirken ,yazılan cevapları ve yorumları  merak ederek :) zaman ayırıyor ve okuyorum.

Birde konunun şu boyutu var. Yani şimdi biz cennete girdikde orda ne olacak olmayacak diye konuşuyoruz.

Keşke nasıl cennete girebiliriz'in üzerinde dursaydık...

sevgiyle kalın

teşekkürler kardeşim bari zaman ayırıp okumuşsunuz

sözüm meclisten dışarda ,,

  bir erkek olarak

devamlı bayanların hakkını savundum ,







saygılarımla degerli kardeşim benim acizane görüşüm budur







Rabbim iyi ve dürüst kişilerle karşılaştırsın girecegimiz yere dogrulukla girmemizi çıkacagımız yerden de dogrulukla çıkmamızı nasip etsin Allahım


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #9 : 05 Mayıs 2011, 18:36:10 »
NİSA 3.Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.Bu konuyla ilgili ayet

Dört e kadar evlilik genelde savaşda erkeklerin şehit olması nedeniyle kullanılacak yoldur.Yani dört eşlilik farz değildir.Bir hanım hanımlık görevlerini yerine getiremediğinden evlenmek isteyen adam evlenir, hem hasta olan ilk eşe bakar hemde evinin hanımı olur.Ama her şey gönül rızasıyla olursa ,zaruret doğarsa
Birde tersini düşünelim Erkek vazifelerini yerine getiremiyecek kadar hastaysa ,yatalaksa o zaman ne olacak ..isterse boşanır gider isterse bağrına tağ basar evin hanımı olur eger çocukları varsa zaten oturur çocuklarına bakar .yoksa kendi iradesine kalmış bir olgudur.
Bu zamanda öyle hanımlar az bulunur giderse de kınamamk gerek

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Erkekler cennete kadınlar nereye ..
« Yanıtla #10 : 02 Aralık 2012, 01:54:34 »

MENEKŞEYE YANIT:




GELEN MAİL :

Alıntıyla başlıyor mail:
Gılmanlarda (Cennetteki hizmetçi çocuklar) böyledir. Dünyadan giden kadınlar ise hizmetçi konumunda olmayacak erkeğin eşi ve kendisine hizmet edilen konumunda olacaktır. Cennetteki ahvali ora şartlarına göre değerlendirmelidir.

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy
ilahiyatçı yazar

Mail sahibinin yazısı:
işin tuhaf yanı ne biliyormusunuz hala bizim alim olarak gördüğümüz ve gösterilmiş insanların bile ERKEK hegomonyalarının CENNET e de karışmış olmalarıdır yani düşünün bir kadın dünyada Rabbinin kendisine buyurdugu bütün emirleri yerine getirecek karşılıgında Cennette onu isteyen bir beyle ,veya dünyadaki ilk eşiylemi yoksa son eşiylemi beraber olacak hala o zihniyetki kadını meta gibi görüyor halbuki Cenneti kazanmış bir bayan ayetlerde SALİHA diye geçerki cennette oda seçme ve kılman hakkına sahiptir. KILMAN ise çocuk degil HURİNİN ERKEK karşılıgıdır . yani nasıl cenneti hak eden erkek huri ile ödüllendirilecekse cenneti hak eden bir bayanda KILMAN ile ödüllendirilecektir nasıl dünyada erkekler hep bayanları kendi malları veya veya emirlerinde her turlu çabayı harcasalarda bütün islamı vecibelerini yerine getirselerde neticede kadın olmalarından dolayı istedikleri yeri konumu asla hak edememişlerdir işin tuhaf yanı da bu dünya görüşü, erkekler AHİRETTE bile kadının gercek konumu nu hep göz ardı ederek ikinci bir kişiliğe bürümüşlerdir RABBİN katında KULLAR eşittir. sadece TAKVA sahipleri üstündür. TAKVANIN kimde oldugunuda günümüzün yavuz cıgırtkan ocu veya bucu müslümanları degil gerçek ALLAH için yaşayan kullarıdır . bunlarıda hemen KURAN ın ikinci suresi ilk ayetlerinde görebiliriz. estagunubillah Elif Lâm Mîm. 2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah\'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. 3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. 4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. 5. İşte onlar Rab\'lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. bakın arkadaşlar ayrım varmı kullar eşittir bunları yapan insanlar kurtuluşa ermiştir . ve cennet rabbimin katındadır O istedigi şekilde kullarına paylaştırır

Bizim cevabımız:
Hala aynı konu. Esas olan cenneti haketmek iken nedir bu cinsellik üzerine aşırı hayal.

Enes İbn-l Malik (r.a.) anlatıyor: Bir adam Peygamberimize gelerek:
- Ey Allah'ın Peygamberi, kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamberimiz:
- Sen kıyamet için ne hazırladın? buyurdu. Adam:
- Ey Allah'ın Resulü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım. Ancak ben, Allah'ı ve Peygamberini severim, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:
O halde sen, sevdiklerinle beraber olacaksın. buyurdu.
(Müslim, Birr, 50.)

Şimdi yukarıdaki hadiesen anladığımız kadarıyla bir soru soruluyor. Ama soru luzumsuz bir soru. KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK. Efendimiz bu gereksiz soruya gerekli olan yani sorulması gereken ile cevap vererek dikkat edilmesi gereken konuya dikkat çekiyorlar. KIYAMETİN NE ZAMAN KOPACAĞI SENİN İÇİN ÖNEMLİ DEĞİL SEN O GÜNE NE HAZIRLADIN buyuruyor.

Cennet ile ilgili bana gelen yukarıdaki gibi bazı soruları bende bu ölçüde cevapladım. Ancak hala bazıları galiba görülmesi gerektiği gibi görmüyorda görmek istediği gibi anlıyor.

Eeee namaz kılmak istemeyen birisi Nisa süresinin 43. ayetini şu şekilde görüyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا ۚ وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَىٰ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ ۗ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır

Ancak anlamak istediği şekilde ayetin içinden kesip alıyor ve:
 لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ : NAMAZA YAKLAŞMAYIN bölümünü alıyor. Sonrada bas bas bağırıyor. KURANDA NAMAZ KILIN DEMİYOR HATTA YAKLAŞMAYIN DİYOR HACILAR HOCALAR ALİMLER EVLİYALAR VE HATTA haşa SAHABELER VE PEYGAMBER BİLE  YANLIŞ YAPTI YANLIŞ SÖYLEDİ ALIN BAKIN İŞTE AYET DİYOR.

Halbuki o ayette:
لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ : NE DEDİĞİNİZİ BİLİNCEYE KADAR  (SARHOŞKEN) NAMAZA YAKLAŞMAYIN buyuruluyor.

Şimdi gelelin cevabımızın özetine:
Öncelikle unutulmaması gereken bir konu var. Hatırlayalım. Ezelde ve ebedde olan herşeyin yaratıcısı ve sahibi Allah'tır. Allah böylece bizim tek sahibimiz ve yegane Rabbimizdir. Dolayısıyla onun buyrukları doğrultusunda hayat sürmekle yükümlüyüz. Sevgilimiz Allah'ımızın buyruklarını ise biz beşeriyetin anlaması zor ve ağır olduğundan Peygamberler gönderilmiştir ki bizleri uyarsınlar aydınlatsınlar ve böylece olunması gereken kulluğu bize yaşatsınlar.
Dmekki şunu hatırlıyoruz Herşeyin Rabbi Allah, açıklayıcısı ise Peygamber... Peygamber Efendimiz (sav) bize dini nasıl anlattıysa, nasıl izah ettiyse ve nasıl uygulamayla gösterdiyse o şekilde anlamaya idrak etmeye ve yaşamaya çalışmak durumundayız.
Bu sebeple ben karşılaştığım her soruyu, yazacağım her konuyu Kuranın ve Hz.Adem ile başlayıp Hz.Muhammed ile kemale erip tamamlanan mübarek din islamın rehberi Rasulallah'ı kaynak göstererek yazıyor açıklıyor ve uyguluyorum.
Şimdi Benim yazıma baktığınızda BANA GÖRE şeklinde bir ifade ben görmüyorum. Her ccümlenin altında kimden bu bilgiyi gördüğümü ve kaynağınıda yazıyorum.
Sizin yazınıza bakıyorum BANA GÖRE ŞÖYLE OLAMAZ ERKEK HEGOMANYASI vs vs ... İSLAM KADINLARIN FEMİNİSTLİĞİNİ TATMİN İÇİN DEĞİL HAKİKATİ İZHAR ETMEK İÇİN GÖNDERİLMİŞTİR.
Madem benim yazıma bir reddiye yazacaksınız. Şahsınızın hiçliğini idrak edin ve tevazu içerisinde gerekli ve kabul edilebilir kaynakları yazarak bizi bilgilendirin.
 
 
Nisa Süresi 65.ayet ile cevabımı tamamlıyorum:
فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا
 
Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

Selam ve dua ile
Adnan Şensoy



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.