Gönderen Konu: hacerül esvet  (Okunma sayısı 17520 defa)

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
hacerül esvet
« : 29 Ağustos 2009, 13:53:43 »

Sus gönlüm...
Çok laf etme...
Az söyle ki işimiz olgunlaşsın...
Az söyle ki Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın...
Sus gönlüm...
Seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk'u buluncaya kadar...
Sus gönlüm...
Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus...
Sus gönlüm...
Her susuşun bir cevap olsun...
Her susuşun,sabrın olsun...
Her susuşun,duan olsun...
İçten yakarışının adı olsun,susuşun...
Bekleyişinin, umut edişinin,inancının,özlediğin şeylerin vurgusu olsun,susuşun  
 
 
 


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: kişisel sayfam
« Yanıtla #1 : 29 Ağustos 2009, 13:54:19 »
Es Ey Rüzgar Es Deli Deli
Yel Olup da Seninle esesim Gelir..
Yeterki Yönümü Kesme ey Rüzgar..

Yâre gidesim Var.
Yâr diye Sineme sarasım var..

Gözlerim kör olsada ..
Gözlerim o Sevdayi Görür Ey Rüzgar...

Gurbetin ellerinden..O´na dair  bu şiirlerim..
Satırları bir bir Aşk Kokan Sözlerim..

ey  Aşk...

Aynaya baktıgımda karşımda
Ekmeğimde aşımdasın...

Yemeğimin tuzu..
Sevdamın Tadındasın..

Gündüzüm Gecem..
Günün her demindesin..


Gözlerim görmezde..
Ellerim kalem Tutmaz olursa eğer birgün..
Unutma Aşk..
Dilimde ismin Kalbimde hissin..
Sen Benim Ezberimsin....


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: kişisel sayfam
« Yanıtla #2 : 29 Ağustos 2009, 13:56:21 »




Zamanın birinde deli dolu, hırçın, âsi bir Rüzgâr çıkmış...
O diyar senin bu diyar benim dolaşır durur, ama gezdiği yerlere pek de dikkat etmezmiş...
Günlerden bir gün, bir dağın yamacında dolaşırken, o güne kadar hiç görmediği güzellikte bir güzellik fark etmiş: Bu laciverte çalan rengiyle son derece güzel ve nadide bir Gül imiş.
Hayran hayran yanına süzülmüş:
“Buralarda yeni misiniz?” diye sormuş, “daha önce sizi gördüğümü hatırlamıyorum da…”
“Ben aslında hep buradaydım. Ama beni fark etmemeniz çok doğal: Çünkü siz her şeyi saçıp savurarak esmekle öyle meşgulsünüz ki, çevrenize dikkat bile etmiyorsunuz.”


Rüzgâr hak vermiş, utanmış, başı önüne düşmüş:
“İşim bu” demiş, “kusura bakmayın.”
Toparlanıp kendini tanıtmış:
“Ben Rüzgâr’ım” demiş, sesine hafiften hışımlı bir esinti katarak, “siz de adınızı söyler misiniz?”
“Gül” demiş gülümseyerek, “kısaca bana Gül derler.”
Rüzgâr o güzelliği nasıl ıskaladığına hayıflanaraktan, Gül’e arkadaşlık teklif etmiş:
“Benimle arkadaş olur musun Karagül, çok yalnızlık çekiyorum. Saçıp savurduğumu söyleyip benimle arkadaş olmak istemiyorlar!”
“Olur“ demiş Gül fazla düşünmeden, çünkü o da yalnızlık çekiyormuş; “seninle çok iyi arkadaş olabiliriz.”
O günden sonra Rüzgâr ile Gül arasında, adını koymadıkları çok güzel ve özel bir arkadaşlık başlamış…
O zamana kadar hırçın ve soğuk esen Rüzgâr, o günden sonra daha bir ılık esmeye başlamış yamaçlarda…
Zaman zaman yağmur yüklü bulutları Gül’ün üzerine taşıyarak daha da gelişmesini, serpilip daha da güzelleşmesini sağlıyormuş.
Rüzgâr tarifsiz duygular içinde mutluymuş. Nasıl olup da bunca zamandır böyle güzel duyguların varlığından habersiz yaşadığına da hayret edip hayıflanıyormuş. (Hep böyle olmaz mı? Genelde mutluluğumuz çok yakınımızdadır, ama görmeyiz de uzaklarda ararız).
Gel zaman, git zaman, günlerden bir gün, aynı çevreye bir bülbül gelmiş…
O kadar güzel ötüyormuş ki, Rüzgâr’la Gül onu çok sevmişler.
Bülbül ise Gül’ü görür görmez tutulmuş…
Etrafında uçuşup duruyor, en güzel şarkılarını onun için söylüyormuş.
Bu durum Gül’ün de hoşuna gidiyormuş aslında.
Onun hoşuna gidiyormuş, ama Rüzgâr’ın hiç mi hiç hoşuna gitmemiş.
Günlerden bir gün, Bülbül hayatının en güzel şarkılarını besteleyip ilk kez Gül’e okurken, birden Rüzgâr çıka gelmiş…
Bir zaman dinlemiş Bülbül’ü…
“Bu kuşcağız da ne demeye getiriyor yani?” diye geçirmiş içinden, asabileşmiş...
Bülbül’ün bu şarkıları Gül için özel olarak bestelendiğini fark edince de çılgına dönmüş...
Ona zarar vermeyi kafasına koymuş.
Hızlana hızlana fırtınaya dönüşüp Bülbül’ün üzerinde oturduğu dalı kırmış…
Bülbülü de önüne katıp bilinmezlere sürüklemiş…
Bunu gören Gül, çok üzülmüş. Bülbül’ü geri getirmesi için Rüzgâr’a yalvarmış…
Rüzgâr sonunda dayanamayarak, pişmanlık içinde, Bülbül’ü savurduğu yerlere bakmaya gitmiş…
Araya araya bulmuş sonunda: Ne yazık ki, Bülbül artık yaşamıyormuş.
Dönüp bu haberi Gül’e verememiş bir türlü.
O günden sonra bir daha dağın yamacında Rüzgâr’ı ne gören olmuş, ne de sesini duyan...
Sadece bazı sabahlar, Gül’ün üzerinde su damlacıkları oluşmaya başlamış...
Meğer bunlar, Gül’ün yaşaması için, Rüzgâr’ın gece vakti sessizce gelip yapraklarına bıraktığı pişmanlık gözyaşlarıymış.


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #3 : 03 Eylül 2009, 09:56:32 »
 

MONA ROZA


Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona



Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

Sezai Karakoç



Mona Rozanın Hikayesi

Mona Roza Tek Gül anlamına gelir
.
Sezai Karakoç lisedeyken bir okul arkadaşına sevdalanır. Fakat kendisini yakışıklı bulmadığı için ona bir türlü açılamaz. Bir gün cesaretini toplayıp aşkını Muazzez Hanım' a arzeder..Fakat reddedilince çok üzülür..
 Neyse okullar tatil olur.. Muazzez hanım Geyve' de yazlıkta kalmaya başlar..Sezai Karakoç ta tam karşısındaki yazlığın bahçesinde bahçıvan olarak çalışmaya başlar.
 
Her gün karşılıksız sevgi duyduğu sevgilisini seyreder.  O'na şiirler yazar. Mona Roza şiirinin her kıtasının baş harflerine dikkat edersek Muazzez Akkayam ismi ortaya çıkar. Neyse gel zaman git zaman..okul biter ve mezuniyet töreni yapılır.. Mezuniyet törenindeyse Sezai Karakoç Mona Roza şiirini okur.
 
         Muazzez Akkaya ise tam karşısındadır.Şiiri bittikten sonra bir alkış tufanı kopar. Herkes bir daha okuması için ısrar eder? ve tam 3 kez Sezai Karakoç bu şiiri ard arda okur.Sahneden tam ineceği sırada Muazzez Hanım koşarak yanına gelir..ve ona hala teklifinin geçerli olup olmadığını sorar.

      Sezai Karakoç kesinlikle hayır cevabı verince Muazzez Hanım bayılır.Ertesi gün ise Muazzez Hanım' ın intihar ettiği duyulur. Sezai Karakoç çok pişman olur. Şair hala evlenmemiştir.


``.. Benim Aşkım Uymaz Öyle Her Saza...´´


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #4 : 03 Eylül 2009, 10:07:19 »



Her Yanım Karanlık Değil Aslında

Ebeyim ya Gözlerim Yumuk ya

O Yüzden Geçici Bu Körlük

Nereye Saklandı Bilinmez Gönlümün Güzeli

Şu Taşın Altında Mı? Yoksa Şu Ağacın Dibinde Mi?

Nerede Olursa Olsun!

Madem ki " Önüm, Arkam - Sağım, Solum; AŞK "

Öyleyse Görmesem de Bulmasamda Saklananı

Sevdasına SOBE!..


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #5 : 03 Eylül 2009, 11:53:37 »

güzelmiş yüregine saglık



Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati gelmiştir
Senden uzak, kendimden uzak
Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
Gövdesini kurtların oyduğu
Bir ağaç gibi devrilmişimdir
O anı sen bileceksin herkesten önce
Herkesten iyi sen anlıyacaksın
Çaresizliğini, yıkılmışlığını
Sevdiğin adamın
Ve seni nasıl sevdiğini
Duyacaksın derinden derine
Belli belirsiz
Bir gölge düşecek gözlerine
Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
Sen tek gelinim, sen tek kadınım
Sen güzelim, nazlım, bebeğim
Kadersizim sen
Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
Varlığım, nedenim, alınyazım benim
Elbette ağlamıyacaksın
Çünkü sonsuzluklar
Sonsuz sevenler içindir
Çünkü ölüm
Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN



Her Yanım Karanlık Değil Aslında

Ebeyim ya Gözlerim Yumuk ya

O Yüzden Geçici Bu Körlük

Nereye Saklandı Bilinmez Gönlümün Güzeli

Şu Taşın Altında Mı? Yoksa Şu Ağacın Dibinde Mi?

Nerede Olursa Olsun!

Madem ki " Önüm, Arkam - Sağım, Solum; AŞK "

Öyleyse Görmesem de Bulmasamda Saklananı

Sevdasına SOBE!..



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerülesvet
« Yanıtla #6 : 05 Eylül 2009, 10:52:28 »

Hakkını helal et yüreğim
Kelimelerin ağırlığı tek tek dilime çöktüğünde, kalemın emri ile yazmaya başladım.
Söz nerde başlayacak nerde bitecek inanın bende bilmiyorum.
Konuşan yüreğim mi yoksa nefsim mi onu da bilmiyorum.

Yüreğimle iyi geçiniyoruz da nefsim için aynı şeyleri söyleyemiyeceğim.
Ey nefis nedir senden çektiğim.
Sürekli bir şeyleri yapmam için bana emrediyorsun.
Hep benden önce konuşuyor, kafamı karıştırıyorsun.
Ne olur bu akşam bir defa olsun sus.
Sükut lehçesini bu gece kullansan olmaz mı?
Müsade edersen bu gece yüreğimle dertleşeceğim.

Gecenin demini aldığı şu saatlerde yüreğimi dinlemek istiyorum.
Belki de yüreğimle helalleşmek istiyorum.

Aynı bedende yaşıyoruz. İyisiyle, kötüsüyle sen benim yüreğimsin.
Sana çok çektirdim biliyorum.
Arkası gelmeyen dertlerimi, sıkıntılarımı hep sana yükledim.
Dağların bile çekmeye katlanmadığı nice yükün altına girdin de bana mısın demedin.
Ayrılığın acısını, vuslatın sevincini hep seninle yaşadım.

Can dediklerim canımı yaktılar, alev olup sen yandın hep…

Yar dediklerim yaramı kanattıklarında, kan olup sen aktın her defasında…

Oysa küçücüktün. Küçük ve titrek… Çok hakkın geçti bana…

Benim en iyi arkadaşlarım; gece, gözyaşı ve yatağımdı.
Biz bir araya geldiğimiz de halimize hep sen şahitlik ettin.
Yolcu ettiğim bir günün ardından geceye sığındığımda sen vardın yanımda.
Gece tüm şefkatiyle sardığında beni, kelamım hep gözyaşı oldu.
Kelimelerin bile uyuduğu bir anda başka lisana ne hacetti ki.
Muhabbetimiz esnasında dökülen her kelime yanağımı ıslatırken, ruhumu teselli etmek
yatağıma düşerdi her defasında.
Alnımdan öperken beni ‘’buda geçecek, aldırma gönül’’der teselli ederdi.

Oysa sonradan öğrendim.
Benim dostlarla muhabbetim derdime derman,
gönlüme ferman olurken sen çok acı çekiyormuşsun.
Özür dilerim. Midesi yananın değil yüreği yananın ağladığını geç fark ettim.
Ben derdime ağlıyordum, sen bana ağlıyordun.
Ben günah ateşinde yanarken sen bana su oluyordun.
Her canım yandığında sende benimle yanıyormuşsun. Bilemedim.
Ne olur affet beni.
Söz bundan sonra seni üzmeyeceğim. Sahibine layık bir yürek taşımaya söz veriyorum.

Gül bahçesi yetiştirmenin yolu bahçedeki tüm çirkinlikleri temizlemekten geçermiş.
Yabani otlar , taşlar, dikenleri ayıklamaktan.
Bende yüreğimin toprağına zarar veren tüm kirli duyguları temizlemekle işe başlayacağım.
Rabbimin bu yürekte görmek istediği tüm duyguları yeşerteceğim.
Fideleri inançla ekip, sabırla sulayacağım.
Çiçek açmalarını tam bir tevekkül ile bekleyecek, acele etmeyeceğim.
Dalında açan çiçek ne olursa olsun kanaat edeceğim.
Ha kırmızı gül, ha beyaz karanfil…Söz itiraz etmeyeceğim.

Böylesi bir hal üzere yaşarsam inanıyorum ki seni eskisi kadar üzmeyeceğim.
Hakkına girmekten Allaha sığınırım .Bu bedende yaşadığımız sürede dost kalalım olmaz mı?

Unutma sen bana Rabbimin bir emanetisin.
Ruhlar alemin de başlayıp, anne rahminde devam eden bir yolculuğun son durağındayız.
Yarın ahiret de bana şahitlik edeceksin.
O büyük huzura iki dost olarak çıkmaya ne dersin?
Hakkını helal et yüreğim…

Can dediklerim canımı yaktılar, alev olup sen yandın hep…

Yar dediklerim yaramı kanattıklarında, kan olup sen aktın her defasında…

Oysa küçücüktün. Küçük ve titrek… Çok hakkın geçti bana…

Benim en iyi arkadaşlarım; gece, gözyaşı ve yatağımdı.
Biz bir araya geldiğimiz de halimize hep sen şahitlik ettin.
Yolcu ettiğim bir günün ardından geceye sığındığımda sen vardın yanımda.
Gece tüm şefkatiyle sardığında beni, kelamım hep gözyaşı oldu.
Kelimelerin bile uyuduğu bir anda başka lisana ne hacetti ki.
Muhabbetimiz esnasında dökülen her kelime yanağımı ıslatırken, ruhumu teselli etmek
yatağıma düşerdi her defasında.
Alnımdan öperken beni ‘’buda geçecek, aldırma gönül’’der teselli ederdi.

Oysa sonradan öğrendim.
Benim dostlarla muhabbetim derdime derman,
gönlüme ferman olurken sen çok acı çekiyormuşsun.
Özür dilerim. Midesi yananın değil yüreği yananın ağladığını geç fark ettim.
Ben derdime ağlıyordum, sen bana ağlıyordun.
Ben günah ateşinde yanarken sen bana su oluyordun.
Her canım yandığında sende benimle yanıyormuşsun. Bilemedim.
Ne olur affet beni.
Söz bundan sonra seni üzmeyeceğim. Sahibine layık bir yürek taşımaya söz veriyorum.

Gül bahçesi yetiştirmenin yolu bahçedeki tüm çirkinlikleri temizlemekten geçermiş.
Yabani otlar , taşlar, dikenleri ayıklamaktan.
Bende yüreğimin toprağına zarar veren tüm kirli duyguları temizlemekle işe başlayacağım.
Rabbimin bu yürekte görmek istediği tüm duyguları yeşerteceğim.
Fideleri inançla ekip, sabırla sulayacağım.
Çiçek açmalarını tam bir tevekkül ile bekleyecek, acele etmeyeceğim.
Dalında açan çiçek ne olursa olsun kanaat edeceğim.
Ha kırmızı gül, ha beyaz karanfil…Söz itiraz etmeyeceğim.

Böylesi bir hal üzere yaşarsam inanıyorum ki seni eskisi kadar üzmeyeceğim.
Hakkına girmekten Allaha sığınırım .Bu bedende yaşadığımız sürede dost kalalım olmaz mı?

Unutma sen bana Rabbimin bir emanetisin.
Ruhlar alemin de başlayıp, anne rahminde devam eden bir yolculuğun son durağındayız.
Yarın ahiret de bana şahitlik edeceksin.
O büyük huzura iki dost olarak çıkmaya ne dersin?
Hakkını helal et yüreğim…sedefe hakkını helal et.... :'( :'(


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #7 : 05 Eylül 2009, 11:39:58 »
<a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-gulben-ergen-oguzhan-koc--giden-gunlerim-oldu/911453?ref=embedv2linkver" target="_blank" class="new_win">http://www.izlesene.com/video/muzik-gulben-ergen-oguzhan-koc--giden-gunlerim-oldu/911453?ref=embedv2linkver</a>

Giden günlerim oldu
Seni anmadım yola bakmadım hâlâ
Dile gelmeden düşlerim yalnızlığa
Susman da yeterdi son vermem için hayatıma

Tüm güllerim soldu
Sana atmadım taraf olmadım asla
Dile gelmeden düşlerim yalnızlığa
Gülmen de yeterdi geri gelmem için hayata

Beni alsalar ipe koysalar
Dayanamaz yine kadere salsalar
Gönlüm arıyor titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Tutmaz ellerim seni görmeden
Zaman geçiyor bekliyorum bak

Giden günlerim oldu
Seni anmadım yola bakmadım hâlâ
Dile gelmeden düşlerim yalnızlığa
Susman da yeterdi son vermem için hayatıma

Tüm güllerim soldu
Sana atmadım taraf olmadım asla
Dile gelmeden düşlerim yalnızlığa
Gülmen de yeterdi geri gelmem için hayata

Beni alsalar ipe koysalar
Dayanamaz yine kadere salsalar
Gönlüm arıyor titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Tutmaz ellerim seni görmeden
Zaman geçiyor bekliyorum bak

Beni alsalar ipe koysalar
Dayanamaz yine kadere salsalar
Gönlüm arıyor titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Tutmaz ellerim seni görmeden
Zaman geçiyor bekliyorum bak


Beni alsalar ipe koysalar..
Hala titriyorum bak
Sıra gelmeden gidemem ki ben
Hâlâ bekliyorum bak...


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #8 : 11 Eylül 2009, 14:53:46 »
Oyy benim deli yüreğim..
Az çektirmedin sen bana..
Gün geldi kuş oldun zıpladın daldan dala..
Artık yoruldun mu nedir!
Yüz vermiyorsun dallara..
Oyy benim deli yüreğim..
Ne deyim artık ben sana..


Gözleri mahsun kız,
Gözyaşları gözlerinde sıralanmış..
Sanki bir yağmur boşalırcasına yağacakmış gibi..

Gözleri mahsun kız,
Bakar etrafına masumca..
Olan bitenden habersiz..

Gözleri mahsun kız,
Saflığı temizliği bu dünyaya çok olan kız…
Bu dünya onuda kendine benzetmeye çalışmakta..
Belki de bu kötü dünyaya benzemekte gün geçtikçe..
Belki de kalmamakta o temiz duruluğu..

Gözleri mahsun kız,
Sevmiştir..ölesiye karşılık beklemeden..
Herkesi her şeyi..

Gözleri mahsun kız,
Sıralanmıştır yağmur tanesi gibi gözyaşları gözlerine..
Boncuk boncuk akmak için..


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #9 : 11 Eylül 2009, 14:56:15 »
Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmiş. Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..
Kocaman bir fırça ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye...
Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye.
Bir tanede elma şekeri yerleştirdim, içindeki çocuğu yeniden tadabil diye...
Güneşin batışını, billur suyun sesini, kırmızıyı, gelinciklerin saflığını, taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım.
Ruhlarımız aç kalmasın diye...
Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için....
Bir buket sevgi, bir yudum aşk ve yarım bir elma da koymadan edemedim. Paylaşmayı anımsayalım diye...
İçtenliği, umudu neşeyi, bağışlayıcılığı, özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım, "Ben" in dışına çıkıp bize ulaşabilelim diye...
Son olarak da bir kart iliştirdim kutuya bak bu kartta neler yazıyor:
Bu kutunun kapağını her kaldırışında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin. Yaşamak için yarını bekleme, al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl yaşamdan yalnızca almak yerine ona bir şeyler ver.
Kısacası bütünüyle "insan" ol.
Unutma (!)
Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış ,
olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve
sana ait olan boşluğu yalnız sen doldurabilirsin.


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #10 : 11 Eylül 2009, 20:55:53 »
Sustum
Bazen öyle iyi geliyor'ki
Kendime susmak.
İçime dolduruyorum
Aşkı
Sevgiyi
Ve geceyi
Alabildiğince.
Düşler kuruyorum rengarenk
Umut dolu
Işık dolu
Sığmıyor
Almıyor bardağımın ince beli
Üzerinden yudumluyorum
Kızıla çaldığım badeyi
Biraz buruk
Biraz mayhoş .

Sustum
Tükenmeden
Tüketmeden sevgileri içimde
Gölgeme yaslandım
Tınısında ince telin
O çaldı ben dinledim
Türküler taktım her bir yıldıza
Kırık dökük ezgilerden
Ayın boynuna doladım hüzünleri
Ne içimin yangını dindi
Nede yüreğimdeki sızı
Üşüdüm
Sabahın seherinde.

Sustum
Ne toprağa kök salmış
Bir ağaçta
Nede eski bir tahta masada
Adım yoktu
Sustum
Ne kokusunu alabildim
Gecenin gölgesinde
Nede çiy tanesiyle ıslanmış
Tenine dokunabildim
Sevginin.

Sustum
Yetim kalıyor gözlerim bazen
Seçemiyorum
Sonsuzluğun bulanık rengini
Bir güvercin çırpınıyor penceremde
Kanadı kırık
Sahibi yok
Adresi yok
Kan sızıyor gönül kafesimden
İçim acıyor gülüm
İçim acıyor
Ya güze dönerse zaman...


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #11 : 24 Eylül 2009, 17:19:12 »



Her Şey Sende Gizli   
     
 

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
 
 


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #12 : 24 Eylül 2009, 17:24:15 »



SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM

Şimdi git..
Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik..
Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini
beraber ezberlemedik..
Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre
beraber beklemedik..
Sen git..
Ben gelemem bu yürekle..
Ya da kal..
Eylül yağmurlarını bekle..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
Sen yaşlardayken..
Onsekizimde, yirmimde..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
Sevda alevinde kendi ellerimle...

Şimdi git..
Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
Ve sevdadan hiç söz etmedik..
Say ki, hiç gülmedik..
Aynı şeyleri sevmedik..
Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
Seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #13 : 01 Ekim 2009, 08:00:09 »

Nisan’dan Eylül’e 

 ‘’Ben seni tek bir ben ile sevmemiştim ki,
şimdi benden tek bir gidişine sessiz kalmamı bekliyorsun.
Kadın gibi sevmiştim mesela seni, zarafetine düşkün.
Çocuk gibi, isteklerine âşık.
Sonra bir de yabancı gibi sevmiştim, anlaşılmayan.
Biraz da dalıp dalıp kaybolduğum kuyularda şizofren gibi de.

Haksızsın.
İçimdeki yangına bir ses ararken de sevildin.
Koynumdaki çocuğu meydanlarında koştururken de kayıtsız.
Umutluyken de, umutsuzken de. Yorgun ve yaralıyken de.
En çok da olumlu ve olumsuz eklerle birlikte.
En gereksiz konuları bile ciddiye alırken de sevildin mesela.
Tablada yığın yığın soru işaretleri arasındayken de.
Ortak takvimde aynı ayı göstermezken de.
Aşkların neden bittiğini çocuksu bir telaşla anlamazken de.

Kadındım ama kanı deli, delikanlı gibide sevmiştim.
Anladığını hayata renk ve tat olarak karıştıran yemek
düşkünü bir kadın gibi de.
Evine ekmek parası yetiştirmeye çalışan elleri nasır olmuş
kadın gibi de.
Çocuklarına şemsiye olmuş şefkat abidesi kadın gibi de.

Eski tek bir ben ile değil, yeni, yenilenen ben’lerle hep
sevilmiştin.
Şimdi bana, içimdeki ben’lere tek bir gidişini anlatmamı bekliyorsun.
Ben seni tek bir ben ile sevmemişken,
hangi ben’e gidişini anlatayım?
zamanlar aylardan Bahar’dı,

Can acımın ağaç yapraklarında yeşermeye başladığı andı.

Şimdi aylardan Sonbahar.
Acımın yapraklardan dökülmeye başladığı mevsim.

Filmlerden filmlere dalıp, karakterler denizinden yüzüp çıktım.
Karar veremedim hangisinde karar kılmalıydım, kılamadım.
Hepsinin içinden yüzüp tek bir ben olamadım.
İlle de bir ben mi olmalıydım?

 


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #14 : 04 Ekim 2009, 06:17:15 »


Aşk bazen bir kozanın içindeki kelebektir. Büyük bir çabayla örülen en
sağlam iptir ipek. Yüz böcek bir mendil eder. Ya ipekböceğisindir, bir
mendil olma yolunda, ya da kelebek. Bu çoğu zaman senin tercihin
değildir. En sancılı dönem kozayı yırtıp çıkma zamanıdır. Bir günlük
ömrün olacağını bilerek kelebek olmaya değer mi, bilinmez. Doğruyu,
dürüstü, yaşamı, böceği, çiçeği seviyorsan kelebek tir aşk. Her kanat
çırpışında başka dünyalar tanır, başka ufuklara bakarsın. Kendi iç
dünyana yaptığın yolculuklarda isen arzı dolaşırsın. Hem nazenin, hem
sanıldığından daha kuvvetli olmaya başlarsın. Aldığın darbeler, ne kadar
acı olursa olsun, seni farkında olmadan güçlendirir.
Başarının yolu elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaktan geçer.
Bilinen ve bilinmeyen dünyalar keşif gezilerinden geçer. Bazen okumak
paragraf değildir. Masum bir çocuğun iri gözleri, yaşlı bir kadının
titreyen parmaklarından çıkan kıvılcımda alt yazı gibi görmek
istediğimiz her yerden okunur. Tıpkı sevdiğiniz bir dostunuzun parlayan
gözlerindeki ışıltıların yansımasını gördüğünüz gibi. Hani şair der ya,
kara gözlerinde yeşil hareler. Yeşil başka yeşildir parlayan siyah gözlerin
ötesinde. Mutluluk, heyecan okunur.
Bir kiraz ağacı gibi gençlik gitmeden sessizlikte anlatılanları görmeli.
Meyvesi geçse de mevsimin, her kışın baharı tekrar dönecektir. İçi genç
ve yaşam dolu kalanlar, her mevsim meyve verir dallarına. Yeşilin içinde
ateş kırmızısı! Yeter ki umut kesilmesin dallarından