Gönderen Konu: hacerül esvet  (Okunma sayısı 17522 defa)

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #30 : 04 Kasım 2009, 16:12:31 »


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #31 : 12 Kasım 2009, 15:12:52 »
                                 

Sen beni hiç olmadım say
Sil benimle yaşanmış yılları
Acının, sabrın, yalnızlığın sessizliğini unut
Unut sende bütün kalanları
Bakma telaşa kapılmış saatlere
Senin olmayan adreslere git
Ayrılığın son hamlesinde yüreğime dokun
Dokun
Günahkâr ellerinle
El değme aşkın masumiyetine
Vur kendini umursamaz kaçışlara vur
Özgürlük umuduyla, tutsak hayallerinle
Gecenin karanlığına bırak
Bırak git sevdayı
Vefayı da bırak git

Sen beni hiç olmadım say
Sil benimle yaşanmış yılları
Aldırma sensizliğin hançerine
Vursa da acımasızca, yüreğime
Gecenin ipiyle asılsam da darağaçlarına, aldırma
Zamansız yaşanan bir sevdaydı say
Bırak asılı kalsın umutlarım
Şakağımda dayalı bir namlu sensizliğin
Bırak dağınık yalnızlığımla beni
Bir bakış arasına göm
Bir çığlık gibi düşür dudaklarından
Varsın büyüsün ayrılıklar okyanuslar kadar
Alıp gitsin yollar uzaklara
Bana haram, sana helal miydi yasaklar?

Sen beni hiç olmadım say
Sil benimle yaşanmış yılları
Teslim et yokluğun zindanlarına
Sil, gözlerinde kalmış ufak tefek anıları
Gölge düşmese de bakışlarına
Yargılama, cüretkâr say
Sanma ki âhım düşer peşine
Vadesiz yolculuklardadır yitik sevdalar
Bırak git
Vurdumduymaz gecelerin yargılasın beni
Bırak git…
Sevdalı yangın saatlere akan ben olayım
Ben olayım sevdaların ezik türküsü
Vurdumduymazlığın sarmış beni dört duvar
Bırak git
Ben olayım aldanışın
Aldatılmışlığın
Hazin, buruk öyküsü


Sen beni hiç olmadım say
Sil benimle yaşanmış yılları
Gözlerim taşırken sevda yükünü
Her saatim, her anım seni yaşarken
Zahiri sadakat say
Mülteci bir sevda gözüyle bak
Delice akan bir tutkuydu de
Çek darağacına, kurşunlar yağdırsın gözlerin
Bilirim
Yılandan kıvraktır dilin
Bilirim zehrini akıtır sözlerin
Yetti de, bitti de
Kadere dayama sırtını öyle
İhanetindi madem en büyük meziyetin
Git gidebildiğin yere
Sevgisizlik olsun en ucuz mazeretin…


Sen beni hiç olmadım say
Kaybol sen de bensizlikte
Sil benimle yaşanmış yılları
Git artık git… Gidebildiğin yere…
[/b]


Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #32 : 12 Kasım 2009, 15:42:16 »
sevgili hacerülesvet tek kelimeyle harikaaaaaaa
 tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler
 a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #33 : 14 Kasım 2009, 16:16:32 »


Ağlıyorum İşte... !

Ne çok şey anlatır gözyaşları...Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti ,bazen de bir sevda nefesi...Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları...Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine...Eğer anlayabilirse...

İnsanoğlu bi garip...Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet...Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı...

Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları...Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini...Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinini sızladığı oldu mu hiç? Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de...


Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız? Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?


Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden...O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!...Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı....

Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için
Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için

Ağlıyorum özlediklerim için
Ağlıyorum özleyip de kavuşamadıklarım için
BABAM

Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için
Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için
Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için
Ağlıyorum..unutamadığım için
Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma
Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere
Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime
Ağlıyorum sevsem de yüz bulamadıklarıma
Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma
Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma...



ağlıyorum şükürden aciz kaldığımdan
ağlıyorum imtihanda olduğumuzdan
ağlıyorum RAHMANI sınırsız vereni bildiğimden
ağlıyorum aşktan sevgiden muhabbetden
ağlıyorum yüreğimdeki RAHMET den
ağlıyorum gözyaşlarım dua olsun
sözlerin bitdiği yerden halimi bildirene dek
yüreğim dem tutana dek
ağlamaktan gönül kıvam bulana dek
Dualar kabul olana dek
Rahmetden bir tecelli bulana dek
ağlıyoruz gönüller diller ALLAH diyene dek
ağlıyoruz ölümsüzlüğe erene dek
ağlıyoruz MUHAMMED S.A.V.de fani olana dek
ağlıyoruz gözyaşlarımız hesaptan kurtarane dek
ahiret çeyizimiz
ALLAH İÇİN AĞLIYACAĞIZ CEHENNEMİ SÖNDÜRENE DEK!


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #34 : 18 Kasım 2009, 17:58:45 »


Aşk'ın diğer adı acımıdır..?

O yüzden mutlu biten hiç bir aşk efsanesi yoktur belkide...
Yandıkları için vardır, Mecnun, Ferhat, Kerem ,hatta Yunus , Mevlana, Pir Sultan Abdal...
ve daha niceleri yandıkları için aşıktır belki...

Aşk,hasrettir vuslatsız ... bir bülbül misali güle ermeden kanamaktır bir ömür...
ateştir yüreği eriten... ilacı yaranın kendisi olan bir sızı... Aşk aklın yüreğe hükmedemediği sınır...

Düşünün bütün sevda masalları hüzünlüdür... İçimizi yakar ,ama çoğumuz o masalın kahramanı olmayı geçiririz içimizden...
Aşk acıttıkça aşk sanki...
Ne kadar zorsa o kadar büyük ... Kays çöle vurulunca Mecnun, Ferhat dağı delince Ferhat...
Yusuf kuyuya atılınca Yusuf...
Celaleddin- i Rumi, döndükçe Mevlana , Şems yandıkça Şems...

Aşk yaktığı kadar aşk...

Yani aşkın büyüklüğü, uğruna çekilen çileyle doğru orantılı sanki...
Düşünün ki birini sevdiniz... Oda sizi sevdi... ve hiç bir zorluk yaşamadan, hiç emek harcamadan istediginiz oldu...

Kavuştunuz hemen, hayat sizi hiç sınamadan verdi tüm mutlulukları...
Yanmadınız, kıvranmadınız, adını duaya, yüreğinizdeki sızıyı kelama dökmediniz, beklemediniz, özlemediniz, kaybetmek korkusu girmedi kanınıza, aklı firar etmediniz...

Yani acımadı hiç canınız... Yinede adı aşk olur muydu...

Aşkın tadı acıdır, acısı bal...
Rengi leyl... kokusu hasret...
Vuslat eremedikçe güzeldir belki...
Ve aşka en çok hüzün yakışır...


Şimdi gözlerimden dökülen ateş, yıkar mı günahlarımı
ve arınır mı yüreğim riyadan...

Saf aşk çıkar mı elmas misali yıkansa üzerini kaplayan, nefis çamuru akar mı ...

Ve bu yürek büyük mü aşkı taşıyacak kadar...

Ey aşk...
Gecenin hüznü, seherin duası, bir çocuğun yüzündeki masumiyet, bir ananın yüreğindeki merhamet...
vatan toprağı ,kutsal mabed...

Ey aşk Sevgilinin gözündeki ilk ve son bakış...
Sana nefes kadar muhtacım bilsen...
Divane et deli et,dillere düşür...

Kim ne derse desin...
Her halinle tek dileğimsin...
Beni sana kabul et...
Ey aşk... kainattadaki eşsiz nakış... gel ne olursun gel...

Ey aşk gel şu acize, hüzün kadar yakış...
 


Çevrimdışı MENEKŞE

  • Usta
  • ***
  • İleti: 169
  • Rep +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #35 : 18 Kasım 2009, 21:39:55 »


yuh ya  bu kadar güzel yazılar nasıl yazılır

bunların benim dilimden dökülürdü bir zamanlar

demekki ben yaşlanmışım yada

aşk yaşımı çok tan geçmişim seni tek kelime bile söylemeden sadece

 LAYACAGIM
YÜREĞİNE SAGLIK

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #36 : 19 Kasım 2009, 14:32:13 »


yuh ya  bu kadar güzel yazılar nasıl yazılır

bunların benim dilimden dökülürdü bir zamanlar

demekki ben yaşlanmışım yada

aşk yaşımı çok tan geçmişim seni tek kelime bile söylemeden sadece

 LAYACAGIM
YÜREĞİNE SAGLIK

 tsk sevgilimenekşe o sizin yüreğinizin güzelliği bakmak ayrı görmek ayrı
hissetmek çok ayrı bir şeydir sizin yaşlandığınıza inanmıyorum
 aşkın yaşı yoktur  bence helede sizin gibiyüreği güzel bir insanda
Oysa ask her yasta güzeldir
Ask her yasta vardir..
O hiç gitmez ki bizden
Hep bizimle kalir…
Hep onu bulmamizi bekler durur
Ve bir gün ortaya çikar
Iste o zaman ask ve biz birlesiriz…

lakin zordur aski bulmak
Zordur sevdalanmak
Zordur dogru insani
Dogru zamanda bulmak…


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #37 : 14 Ocak 2010, 17:27:17 »


gitmek ister ve gidemez bir yağmur...
 ....................................................

gitmek isterde,gidemez bir yagmur...

bağlıdır paslı zincirlerle yüreği bir taşa...

o taş ne yazık ki kalbindir...

gitmek ister, gidemez...

yine dizlerinin dibindedir...

sen görmezsin ahrar...

 basıp geçersin...

 

 ...

 

Birgün gideceksin ey yagmur,

kimse kurak kalmayacak gidişinin ardından,

'bir yagmur vardı,nerede' demeyecekler,

emin ol,seni hiiç özlemeyecekler...

 

oysa sen,ağlanacak bir omuzdun kimi zaman,

dosttun,arkadaştın,yar bile oldun bir zaman,

alnına yazılmışken sabrın ve sadakatin,

hiç bilmediler...düşünmediler bir an.....

 

bir gün gideceksin ey aşk-ı zişan,

yüreğindeki acılar,hüzünler olacak heybende,

gözlerin,ağlamak için sanki,düşen bir kaç damla da kan,

kimin umurunda ki gidişin,kapan ey arş kapan...

 

oysa içinde saklamıştın dileklerini,

korkuyla ümit arasındaydı sevmelerin,

hep susturdun da yağışlarını,kimselere söylemedin,

bak,sinende paslı hançer gibi şimdi aşk-ı yemin...

 

birgün gideceksin ey... zülf-ü perişan,

adını anmayacak can bildiklerin,

bu yüzden işte,işte bu yüzden tam,

bırak yanabildiği kadar yansın zerrelerin....

 

birgün gideceksin ey yagmur...birgün gideceksin...

geç kaldın diyen,dönmeni bekleyen olmayacak arkanda,

ama sen yine de karşılık beklemeden seveceksin,

boş ver...ne de olsa bu....son gidişin....

 


Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #38 : 14 Ocak 2010, 23:24:28 »
sevgili hacerülesvet  tesekkürler a.r.o birtanesin

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #39 : 15 Ocak 2010, 10:51:21 »

gönlüne bereket canım sagolasın

 monre monre
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #40 : 27 Ocak 2010, 16:28:05 »


Bütün oyunlarından kovuldum.
Hayatta kendi rollerim için bir figüran bile olamadım.
Yeryüzünden payıma bir şey düşmedi
ve sığamadım hiçbir mekâna.
Evsiz yurtsuz mekânsızım ben.
Zamansızım
yaşamak için geç ölmek için erken doğmuş biri.
Hiçbir dilden merhamet hiçbir gönülden şefkat görmedim.
Korkağım.
Beni seversen sevilmekten korkarım seni seversem sevmekten.
Tutun(a)mamış biriyim
bağlanmaktan korkarım.
Bütün umutlarımı ölüme verdim
seni seversem utanırım yaşamaktan.
Bir sokak kedisi gibiyim; ıslak kirli tekinsiz
kendine tutsak biri
netameli ellerine yakışmaz ellerim.
Birine gam diğerine tütün sinmiştir ciğerimin
sana verecek kalbim yok
trajik bir hikâyede haczedilmiştir yüreğim.
Ellerin değse elime
yaşanmışlığın acısı bulaşır yanar ellerim.
Ağlamak yorar seni
beni taşımak yorar.
Sadece sevmek yetmez sana.
Olur da çeker giderim gecenin bir yarısında
en olmadık zamanda
yalnızlık da yorar.
Bütün oyunlarından kovuldum.
Hayatta kendi rollerim için bir figüran bile olamadım.
Yeryüzünden payıma bir şey düşmedi
ve sığamadım hiçbir mekâna.
Evsiz yurtsuz mekânsızım ben.
Zamansızım
yaşamak için geç ölmek için erken doğmuş biri.
Hiçbir dilden merhamet hiçbir gönülden şefkat görmedim.
Korkağım.
Beni seversen sevilmekten korkarım seni seversem sevmekten.
Tutun(a)mamış biriyim
bağlanmaktan korkarım.
Bütün umutlarımı ölüme verdim
seni seversem utanırım yaşamaktan.
Bir sokak kedisi gibiyim; ıslak kirli tekinsiz
kendine tutsak biri
netameli ellerine yakışmaz ellerim.
Birine gam diğerine tütün sinmiştir ciğerimin
sana verecek kalbim yok
trajik bir hikâyede haczedilmiştir yüreğim.
Ellerin değse elime
yaşanmışlığın acısı bulaşır yanar ellerim.
Ağlamak yorar seni
beni taşımak yorar.
Sadece sevmek yetmez sana.
Olur da çeker giderim gecenin bir yarısında
en olmadık zamanda
yalnızlık da yorar.
Sakın sevme beni.


_ALINTI_
[/b]


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #41 : 14 Şubat 2010, 18:03:37 »


Kalp, arz u semaya sığmam diyen Hakkın yeridir;
Ateş de O’nun sevgisi… Kalp bazen geçici sevgiler tarafından doldurulsa, hatta tüm sevgilere kapatılsa da, gün gelir bir neyden süzülen ses ya da tarihi bir minareden duyulan ezanla asıl sahibini hatırlar.
Öncesinde mezecazi olan herşey; hava, su, ses ve bakış kalbe ateş düştükten sonra, O’na doğru önüne geçilmez bir akış olur.
Kalbe ateş düşünce, ayrılıklar ümide köprü, kavuşmalar O’nun için atan yüreklerin birleşmesi, sevgiler gerçek sevgiye bir tohum, Sevgili’ye
Sordum kendime: “Aşk nedir?” diye…
Elbette bu soruyu önce kendime sormalıydım ve önce kendim cevaplamalıydım. Defalarca sordum aşkı kendime ve cevap verdi içimdeki ben:
“Aşk” dedi, “aşk tarif edilemez, tanımlanamaz, aşk şudur yahut aşk budur denilemez. Onu yaşamak gerek, onu hissetmek gerek, tüm benliğinle onu duymak, algılamak gerek…”
Onun için aşkı anlatmayacağım size, aşkı tanımlamayacağım. Tariften uzak olanı tanımlamaya çalışmanın adı tanımsızlık olsa gerek. Bu nedenle tanımlamaktan ziyade tanımayı, anlatmaktan ziyade anlamayı tercih edeceğim.
Aşk dediğin ya ALLAH’tan gelmeli, ya ALLAH için olmalı ya da ALLAH ‘a ulaştırmalı; yoksa yerle bir olmalı. Aşk “sevgi” boyutuna ulaşmıyorsa adı batmalı…
Sevgi ki, ‘ın varlıkları yaratmasındaki yegâne gayesi. Sevgi ki, Allahu Teâlâ’nın kullarına yerleştirdiği en güzel hediye. O’ndan gelen ve O’na dönecek olan en anlamlı duygu…
Mutlak bir varlık olan ALLAH’tan besleyemediklerinde sevgilerini, o sevgi yok olmaya mahkûm olacaktır. Kaynağı ALLAH’tan gelmeyen tüm aşklar yok olmaya, batmaya mecburdur çünkü.
Aşk nasıl sonsuz olur?
Aşkı sonsuza ulaştırabilecek en kısa yol sevgidir. ALLAH’tan gelen, için olan ve ALLAH’a ulaştıran bir sevgi. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in buyurduğu gibi:
“ALLAH’ım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip et.”
Sevgiyi anlamadan “aşk”ı anlayamayız. Her ailede bulunması gereken ve her aileyi “Örümcek ağları”ndan kurtaran yegâne güçtür sevgi…
Öyleyse sonsuz bir aşka kapılarımızı sonuna kadar açmak istiyorsak, önce sevginin ne demek olduğunu, kimin adına başladığını, kaynağını nereden aldığını ve bizi nereye ulaştırması gerektiğini bilmek zorundayız.
Kapılarınızı sevgiye açmak için hazır mısınız?
Sevgiye bir çağrıdır her varlık ve her güzellik: “Gel beni sev” der kendi hâlince. Sevgi kâinatın mayasında vardır. Sonsuzluk içinde sadece sevgi hayata bir mâna verir.
Sevgi olmasaydı, insan yaşayamazdı bu dünyada öleceğini bile bile…
Bir şey ne olursa olsun, sevmeden ona inanamazsınız. İnanmadığınız şeyi ise kesinlikle yapamazsınız. İnsanın sevmediği, inanmadığı bir şeyi isteyerek, canı gönülden yaptığı görülmemiştir. Her şey sevgiyle başlar; şu anda bizim dünyada oluşumuz, yaşıyor oluşumuz, mücadelemiz, hatta hırs ve gururumuz bile. Sevmeyen çaba göstermez çünkü; sevmeyen bir şeyler yapmak, koşuşturmak, mücadele etmek istemez.
Sevgi, sevgi, sevgi…
Sevgisiz yürek cehennem, sevgisiz hayat zindan oluyor. Mevlânâ’yı döndüren, Yunus’u peşinde koşturan sevgi değil de neydi?
Büyük ve ünlü liderleri, lider yapan neydi? İnsan, önce sevmeyi öğrenmelidir.
Ya siz! Siz neresindesiniz sevginin? Hep başkasının sizi sevmesini bekleyemezsiniz; sevgiyi her zaman “başka”larında arayamazsınız, buna hakkınız da yok. Hiç düşündünüz mü dünya neden bu kadar güzeldir ya da öyle görünür? Niçin sevilir ve sevilmeye lâyıktır tüm güzeller? Niçin şu koca dünya küçücük bir kalbi dolduramayacak kadar küçük kalır?
Çünkü sonsuz bir sevgi barınır kalpte. Sonsuzun yanında dünya da küçük kalır, içindekiler de.
İnsan bir sevdi mi, ne dünya kalır, ne de içindekiler. Öyleyse bu sonsuz sevgiye lâyık olan kimdir?
Ya da sonsuz bir sevgi var mıdır gerçekten? Varsa kaynağı nereden gelmektedir? Hayat, sevgisiz de hayat olmaz mıydı?
Sevgiyi anlatmak için bir değil binlerce dil yetmez, hatta kâinat bile yetmez. Çünkü her sevgi O’nun sevgisinden bir iz taşır. O’nun kullarına olan muhabbetini dile getirir.O’nun nasıl bir sevgiyle sevilmeye layık olduğunu anlatmak ister.
Fuzuli’ye:
“Çekil önümden Leyla; ben “LEYLA”ma gidiyorum” dedirten bu sevgidir.
Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki, Fuzuli’ye bunu dedirten önce insanı sevmesiydi. İşe bireyle, insanla başlamasıydı. İnsana, “insan” olduğu için değer vermesiydi.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e:
“Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” dedirten şey de kim bilir belki bu derin ve anlamlı ayrıntıda gizliydi.
Bizler önce birbirimizi sevmeliyiz, daha sonra asıl sevgiliyi. Yaratılanı sevmeden, Yaratan’ı asla sevemeyiz. Basit, sıradan ve banallaşmış üç günlük sevgi değil benim anlatmak istediğim sevgi; ne olursa olsun sonuna kadar giden, gidilmeye lâyık olan sevgi.
Siz hiç sesiniz çıktığı kadar haykırdınız mı: “Seviyorum! Seviyorum!” diye.
Sevmediyseniz, sevemediyseniz diyemezsiniz.
Çünkü sevgi demek, coşku demektir, sınır tanımamaktır, gittiği yere kadardır yani. Ya hiç içine girmeyeceksiniz ya da girdiğiniz zaman geriye dönüp bakmayacaksınız, geriye dönmeyi aklınızdan bile geçirmeyeceksiniz.
Sevgiye sınır koyduğunuzda bitmiş, yok olmuş, hiçlik deryasına gömülmüş demektir.
Sevgi, sevgi, sevgi, yine sevgi, her zaman, her yerde yine sevgi…
Sevmeyen eleştiremez, yorumlayamaz, anlayamaz ve algılayamaz.
Çünkü o anlamsızlaşmıştır.
Anlam demek, sevgi demektir. Sevgi ne demektir öyleyse?
“Anlam” mı, dediniz?
Peki, anlam ne demek?
Öyle ya sevgi anlam demekse, anlam ne anlama geliyor?
Anlam demek, ALLAH demektir.
Sonuç, sevgi ALLAH demektir.


Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #42 : 14 Şubat 2010, 18:33:00 »

“ALLAH’ım! Bana senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine ulaştıracak olan her sevgiyi nasip et.”

 tesekkürler sevgili hacerülesvet..


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #43 : 11 Haziran 2010, 17:08:54 »


Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Aklansın.. Ölümün kara düşleri,
Korkuları, umutlara döndürsün.
Rahmetinle, her damlası
Cehennemler söndürsün...
Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Eritsin.. Buzlarını gafletin,
Gönül ufukları, nûra bürünsün.
Açılsın da cehlin kara perdesi,
Gerçek görünsün...
Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Müjdeler dökülsün, Arş-ı Âlâ'dan,
Hidâyet selleri, sineme dolsun.
Her damlası Mahşer Günü
Şâhidim olsun...
Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî
Arıtsın.. Şu nankör nefsi hevâdan,
Bütün zerrelerim, Kur'ân'la dolsun.
Ve Mahşer günü, şu tövbekâr bedenim,
Şehitlerle haşrolsun...
AMİN....


Çevrimdışı Gülce

  • Gülce
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 748
  • Rep +4/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Kulağımı çınlatma lütfen :))
Ynt: hacerül esvet
« Yanıtla #44 : 21 Haziran 2010, 12:57:48 »
 dbyk