Çay Saati > Köşe Yazarları

Arkadan çekiştirenin ‘Vay haline!’

(1/1)

mrkydr:

Arkadan çekiştirenin ‘Vay haline!’
KEVSER KULAKSIZ
10 Ekim 2014, Cuma
Hümeze Sûresi, Mekke’de indirilen ve adını ilk ayetinden alan bir sûre. İnsan haklarına saygının temelini anlatan sûrede Allahü Teala, başkalarını küçümsememe ve ayıplamama ve onların haysiyetiyle oynamama prensibini getiriyor.


Ateşle oyun olmaz denir ki doğru. Çünkü onun birdenbire büyüme, etrafı yakıp kavurma ihtimali her zaman var. Ve elbette bir ateş içinde birçok cilve de mevcut. Üşüyenin derdine derman olduğu gibi, kimi zaman yangın olup insanların canını yakıp kül edebilir. Bir ateş de var ki azab için yaratılmış. Hümeze Sûresi’nde belirtildiği üzere onun adı ‘hutame’, Allah’ın tutuşturulmuş ateşi. “Rahmetim gazabımı geçti” buyuran Allahü Teâla, Kur’an’daki sûreler ve ayetler adedince kullarına rahmet saçıyor, gazabını mûcib olan amellerden onları sakındırıyor. Hümeze Sûresi’nde de birtakım incelikleri gözetmeyenlerin, ayrıntı sandığı kabahatleri biriktirenlerin ahirette uğratılacakları elim azabı haber veriyor.

Hümeze Sûresi, Mekke’de indirilen ve adını ilk ayetinden alan bir sûre. Allah (cc) bu sûrede insanları arkasından çekiştiren veya kaş göz işaretiyle onları küçük düşüren ve onlarla alay eden kimselerin bu davranışlarının çirkinliğini ve onları bekleyen cehennemin dehşetini tasvir ediyor. Sûrede, “Vay haline her hümeze ve lümeze’nin! Böylesi mal yığar ve onu sayar durur. Malının kendisini ebedî yaşatacağını sanır. Hayır! (Vazgeçsin bu hülyadan, malı kendisini kurtaramaz) Mutlaka o ‘hutame’ye fırlatılır. Bilir misin hutame nedir?  Allah’ın tutuşturulmuş bir ateşidir. Bir ateş ki ta kalplere kadar işleyip yakar. Bu ateş mahzeninin kapıları, üzerlerine kapatılacaktır.” buyuruyor. Sûre ismini birinci ayette geçen, “başkalarını arkadan çekiştirip kötülemeyi huy edinen kimse” anlamındaki hümeze kelimesinden alıyor. Aynı ayette yer alan lümeze ise “insanları yüzlerine karşı ayıplayıp küçük düşürmeyi huy edinen kimse” demek. Kaynaklar, sûrenin Mekkî olduğunda ittifak etmişler. Kıyâme Sûresi’nden sonra, Mürselât Sûresi’nden önce nazil olduğuna dair rivayetler dikkate alındığında Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) peygamber oluşunun üç veya dördüncü yılında indiği söylenebilir. Bu yıllar, İslâm’ın gösterdiği gelişme karşısında Mekke müşriklerinin telâşa kapılıp onu durdurmak ve engellemek için birtakım tedbirlere başvurdukları ve başta Resûl-i Ekrem olmak üzere Müslümanların ileri gelenlerini kötüleyip gözden düşürmeye çalıştıkları yıllar. Sûrenin Cemîl b. Âmir, Ahnes b. Şerîk, Velîd b. Mugre veya Ümeyye b. Halef hakkında nâzil olduğuna dair rivayetler bulunuyor. Zira bunlar Hz. Peygamber’i ve ileri gelen Müslümanları kötüleyip arkadan çekiştirmeyi huy edinmişler. Ancak ayetteki “li-külli hümezetin lümezeh” ifadesinden bunların birkaç kişiden ibaret olmadığı anlaşılıyor. Sûrede bu kişilerin yaptıklarına örnek olmak üzere bir kimseyi arkadan çekiştirip kötülemenin veya kusurlarını yüzüne karşı söyleyip hakaret etmek suretiyle küçük düşürmenin çirkinliği vurgulanıyor.

Ebedi kurtuluş reçetesinden sonra insan haklarının temel prensipleri anlatılıyor

Hümeze Sûresi’nde insan karakterinin başlıca iki özelliği tahlil ediliyor. Birincisi, hemmazlık ve gammazlık ki bu tür insanlar gerek sözle ve gerekse davranışlarla insanları hafife almayı huy ediniyor. İkincisi ise insanları kategorize eden ve sınıflandıran aşağılanmaya reva gördükleri ile bir şekilde eğlenmeyi âdet edinen insan karakterize ediliyor. İnsanların belki de yeterince önemsemediği bu davranışların sürdürülmesi ve bir bakıma huy edinilmesi, hemmazlık ve gammazlık cümlesiyle ifade ediliyor. Bu tür hatalara düşenler işledikleri cürmün ne büyük vebal olduğunu yeterince bilmeyebilir. Ancak Allah’ın bunları Kur’an-ı Kerîm’inde nasıl bir üslupla takbih ettiği ehline malum. Çünkü bunlar netice itibarıyla toplumun ifsadını müncer olacak sevimsiz davranış ve insanların birbirine itimadını zedeleyen, karşılıklı sevgi ve saygıyı yok eden gereksiz işler. Sûrede insan ilişkilerinde temel olan ahlâk ilkelerinin önemli bir kuralına dikkat çekiyor. İnsanları arkadan çekiştirip kötüleme ve karalamanın, yüzlerine karşı hakaret ederek veya dolaylı yollardan alay edip küçük düşürmeye uğraşmanın, sözlü olarak veya el kol, kaş göz işaretleri yaparak onların şeref ve haysiyetiyle oynamanın ve bunu bir alışkanlık haline getirmek çok kötü davranışlar olduğu belirtiliyor. “Vay haline!” diye söze başlayarak bu kötü huy sahiplerini şiddetle kınayan sûre, kendilerinin çok daha kötü bir duruma düşeceklerini, acıklı bir azaba uğrayacaklarını bildiren ayetlerle son buluyor. Üstelik yığdıkları servete ve sayıp durdukları paraya güvenerek insanlarla alay edip kalplerini kıranların, cehennemin, adına “hutame” denilen ve içine atılan her şeyi yakıp bitiren, kırıp geçiren özel bir bölümünde azap göreceklerini haber veriyor. Bu ateş onları yüreklerinin içinden sarıp yakalayacağını, upuzun bir boru içine tıkanıp kalmış gibi çaresiz bırakacağını belirtiyor. İftiraya ve hakarete uğrayan insanın yüreği nasıl yanarsa dünya malına güvenip herkesi küçük düşürmeye çalışan, inciten hümeze ve lümeze tiplerin de böyle bir özel ateşte yanacağını haber veriyor. Hümeze Sûresi’nden bir önceki Asr Sûresi’nde ebedî kurtuluşa erecek insanların başlıca nitelikleri gösteriliyor. Bu sûrede ise servet hırsına kapılan, zenginliğiyle şımarıp kendini adeta ölümsüz bir varlık gibi görecek insanlara has ahlâk bozukluklarına işaret ediliyor. Allah’ın kullarını sınamak için verdiği, serveti ve genel olarak gücü mutlak bir değer gibi telakki edip bu imkânlara sahip oldukları için kendilerinde mâsum insanları tahkir etme hakkı görenlerin ve böylece insanların kişilik haklarına zarar verenlerin âhirette mâruz kalacakları ceza veciz bir şekilde anlatılıyor.

   

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git