Gönderen Konu: Muharrem ayını nasıl geçirmeli?  (Okunma sayısı 2449 defa)

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Muharrem ayını nasıl geçirmeli?
« : 24 Ekim 2014, 16:00:29 »
FEHMİ UR
24 Ekim 2014, Cuma
Yarın, mübarek bir aya giriyoruz. Hicri takvime göre yeni bir yılın başlangıcı olan Muharrem ayının ilk günü. Hem ‘aşure’ gibi önemli bir günü içinde barındıran hem de Allah’ın (cc), on peygamberine birçok ikram ve ihsanda bulunduğu bu önemli zaman dilimi, kaçırılmayacak fırsatlar sunuyor…


Tirmizi’de rivayet edilen vaka, Peygamber Efendimiz (sas), Hz. Ali (ra) ve bir sahabi efendimiz arasında geçiyor. Sahabi efendimiz, Hazreti Ali’nin (ra) yanına gelerek, şu soruyu yöneltir: “Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz?” O esnada Ali (ra) şu cevabı verir: “Ben bu soruyu Resulullah’a (sas) soran kimseye rastlamamıştım. Nihayet bir adam sordu. O zaman ben de yanlarında idim. Resulullah (sas), “Muharrem ayında tut. Çünkü o Şehrullahi’l-Muharrem’dir (Allah’ın ayı Muharrem). O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek.”

Yarın, Muharrem ayının ilk günü. Aynı zamanda 1436. Hicri yılbaşı. Tarih boyunca pek çok önemli olayın meydana geldiği aşure günü de bu ayda yer alıyor. Kâinatın Efendisi (sas) de, bu kutlu günde oruç tutan kişi için, önceki senenin günahlarına kefaret olacağını buyuruyor. Bugün ayrıca, İslam tarihinde de önemli bir yere sahip. Bu mübarek gün, Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı kabul edildi.

İslam’dan önce Arapların belli bir takvim ve tarih sistemleri yoktu. İslamiyet’in kısa zamanda yayılmasından sonra idari işleri düzenlemede yaşanan aksaklıklardan dolayı böyle bir ihtiyaç doğdu. Bu konuyla ilgili anlatılan hadise ise şöyle: Hz. Ömer’e (ra) halifeliği döneminde bir borç senedi getirilir. Alacaklı ile borçlu, senedin tarihi hakkında anlaşmazlığa düşer. Alacaklı, kâğıdın üzerindeki ‘Şaban’ ayı yazısının bu yıla ait olduğunu söylerken, borçlu gelecek yıla ait olduğunu iddia eder. Bunun üzerine Hz. Ömer danışma kurulunu toplar ve meseleyi onlara anlatır. Takvim başlangıcı için çeşitli teklifler gelir. Hz. Ali’den (ra) gelen hicretin tarih başlangıcı olması teklifi kabul edilir. Hicret, 12 Rebiülevvel 622’de gerçekleşmişti. Araplarda önceden beri Muharrem ayı sene başı olarak kabul edildiğinden, hicri takvime göre aradaki iki aylık farklılık dikkate alınmadı. Böylece 1 Muharrem 622 tarihi Hicri birinci yılın başı oldu.

“Allah’ın ayı” olarak bilinen Muharrem, İlâhî bereket, feyz ve keremin bollaştığı bir ay. Ayrıca tarih boyunca peygamberlerle ilgili birçok kurtuluş mucizelerinin yaşanmasına sebep oluşundan dolayı, diğer dinlerde de kutsal ay olarak kabul edilirdi. Nitekim Peygamber Efendimiz (sas) Medine’ye hicret ettikten sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi ve orucu ne niyetle tuttuklarını sordu: “Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun’u boğdurduğu gün. Hz. Musa, şükür olarak bugün oruç tutmuştur.” dedi, Yahudiler. Bunun üzerine Kâinatın Efendisi de, “Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz.” buyurdu. O gün oruç tutan ve tutulmasını da emreden Allah Resulü, ertesi sene Ramazan orucu farz kılınınca yalnıca isteyenlerin tutmasını söyledi. Şu hadis-i şerif de bu mübarek zaman diliminin mahiyetini özetler nitelikte: “Zilhicce’nin son günü ve Muharrem’in birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur.”

Aşure gününde pekçok önemli hadise gerçekleşti

Çok önemli bir zaman dilimi olan Aşure, Muharrem ayının onuncu gününe tekabül ediyor. Hazreti Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in yaşadığı acılarla Müslümanlar için bir hüzüne de dönüşen Aşure Günü’nde Cenâb-ı Hak, on peygamberine geçmiş dönemlerde on ikramda bulunmuş. Böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yaşandığı bu gün ve gece, asr-ı saadetten bu yana oruç ve infak gibi ibadetlerle değerlendiriliyor. Allah dostları, Nebiler Serveri’nin müjdeli hadislerinden yola çıkarak, bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmış, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlar. Büyük fıkıh âlimi Ebu’l-leys Semerandî, Aşure isminin hikmeti olarak, o günde Cenâb-ı Hakk’ın on peygamberine on değişik ikram ve ihsanını zikreder. Buna göre:

-Hz. Âdem’in (as) tövbesi aşure günü kabul edildi.

-Hz. Nuh (as) gemisi Cudi Dağı’nın üzerine aşure günü demirlendi.

-Hz. İbrahim ateşten o gün kurtuldu.

-Hz. Yakub’un (as), oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başladı.

-Hz. Yunus (as) balığın karnından aşure günü kurtuldu.

-Hz. Eyyûb (as) hastalığından o gün şifaya kavuştu.

-Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından atıldığı kuyudan aşure günü çıkarıldı.

-Allah, Hz. Musa’ya (as) aşure gününde bir mucize ihsan etti, denizi yarılarak Firavun ile ordusu sulara gömüldü.

-Hz. Davud’un (as) tövbesi o gün kabul edildi.

-Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

Hicri yılbaşında kutlama yapılır mı?

Muharrem ayı, 12 ay ve 355 gün olan kameri yılın ilk ayıdır. Adından da anlaşılacağı üzere, kameri yılda, ayın hareketleri esas alınır. Miladi takvimin yılbaşı olan ocak ayının ilk gününde bütün dünyada yılbaşı kutlamaları yapılıyor. Peki, hicri yılbaşında kutlama yapılabilir mi? İlahiyatçı Süleyman Sargın bu soruya şöyle cevap veriyor: “Bir kısım Müslümanlar da o kutlamalara nisbet eder gibi, hicri yılbaşını kutlama gayreti içine giriyor. Tasvip etmediğimiz bir uygulamaya tepki gösterelim derken, benzer bir yanlışın içine girmek Müslüman ferasetiyle uyuşmuyor. Her konuda rehberimiz olan Nebiler Serveri’nin hayat-ı seniyyelerinde herhangi bir şeyin yıldönümünü ya da çocuklarının ve torunlarının doğum gününü vs. kutladığına dair bir rivayete rastlamak mümkün değil. Ne Hz. Ömer Efendimiz ne de daha sonra gelen Hulefa-i Raşidîn Efendilerimiz hicri yılbaşıyla alakalı herhangi bir kutlama ya da tebrikte bulunmuşlardır. Dolayısıyla ne miladi ne de hicri yılbaşının kutlanması İslamî bir uygulama değildir.”

Aşure günü orucu bir yılın kefareti

Aşure günü’nde akla ilk gelen ibadetlerin başında oruç yer alıyor. “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” hadis-i şerifi de, bugünlerde tutulan orucun önemini ifade ediyor. İmam-ı Gazali, bu hadis-i şerifin açıklamasını şöyle yapıyor: “Muharrem ayı hicri senenin başlangıcı. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayandırmak ne güzel olur. Bereketinin devamı daha fazla ümit edilir.” Aşure günü oruç tutan hem de bunu ümmetine tavsiye eden Allah Resulü (sas), “Aşure günü orucu bir yılın kefaretidir. Sağ olursam gelecek yıl dokuzuncu gününü de inşallah oruçlu geçireceğim. Dokuzuncu ve onuncu günü oruç tutup Yahudilere muhalefet ediniz.” buyuruyor. Tefsir âlimleri, gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam aşure gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulmasını tavsiye ediyor. Ya da onuncu günün önüne ya da arkasına birer gün eklenmesi gerekiyor. Bugünde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel ameller de yaşatılmalı. Peygamberimiz, müminin aile efradına aşure gününde her zamankinden daha çok (fazla külfete girmeden, aile bütçesini zorlamadan) ikramda bulunmasını tavsiye ediyor. Bir hadiste şöyle buyuruyor: “Her kim aşure gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”