Gönderen Konu: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010  (Okunma sayısı 11129 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010""" BUGECE""""
« Yanıtla #30 : 07 Aralık 2010, 12:17:24 »
Sallallahu aleyhi vessellem "Muharremin ilk cumasını oruçlu geçirenin geçmiş günahları affolur."
Başka bir hadislerinde "Zilhiccenin son günü ile muharremin ilk gününü oruçlu geçiren kişi,geçen seneyi oruçla bitirmiş gelecek seneyi de oruçla karşılamış olduğundan Allahu Teala ,ona elli senelik keffaret yazar"


 kirmizigulvx6


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010
« Yanıtla #31 : 07 Aralık 2010, 12:30:15 »

ömürlerimiz bereketine vesile olsun diye
1432'nin ilk gününde un yağ tuz şeker ALDINIZ MI HUUUUUUUUUUUU? kirmizigulvx6


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
1432. hicret yılımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
« Yanıtla #32 : 07 Aralık 2010, 15:34:29 »





Bugün başladığımız 1432. hicri yılımızın İslam âlemine ve tüm insanlık dünyasına hayırlar getirmesini diliyor, hicri tarihimizin nasıl başladığına ait kısa bir bilgi sunmak istiyorum.

Mekke'de miladi tarih: 622

Efendimiz (sas) Hazretleri 53 yaşında, peygamberliğinin de 13. senesindedir. Mekke'de 13 senedir Müslümanlara yapılan zulüm ve baskı, sabır sınırlarını aşan boyutlara ulaştığından dolayı, heyecanla beklenen hicret izni nihayet gelmiştir.

Bu sebeple, muharrem ayının başında başlayan gizli hicret, peşinden gelen safer ayında da devam eder, iki ay boyunca Mekke'yi gizli ve aleni terk edenlerin sayısı 150 aileyi geçer.

Artık hicret sırası, kendisine inananları emniyetle yolcu eden Efendimiz'e (sas) gelmiştir.

İlk hicretin başladığı muharrem ayını takip eden safer ayının 27'sinde Efendimiz (sas) Hazretleri de, evinin etrafını sarmış bulunan silahlı müşriklerin arasından gece karanlığında çıkıp yol arkadaşı Ebu Bekir'le buluşarak birlikte bir saatlik uzaktaki Sevr Mağarası'na ulaşıp saklanmaya muvaffak olmuşlardır. Üç gün boyunca kaldıkları bu mağarada yol hazırlıklarını tamamlayan Efendimiz, giren rebiulevvelin başında Medine'ye doğru dört kişilik bir kafile halinde yola çıkarlar. Kafilede kendilerine kılavuzluk yapacak olan Abdullah bin Ureykıt, bir müşriktir. Ancak Resulüllah (sas) onu, kılavuzluğundaki maharetine ve sözündeki sadakatine bakarak tercih etmiştir.

Nitekim 15 günde ancak kat edilecek 450 km'lik yolu, 8 günde en kısa yoldan giderek Medine'nin kenarındaki Guba köyüne ulaşmayı başaran bu kılavuzuna, Efendimiz ücretini fazlasıyla ödeyerek memnuniyetini ifade eder.

15 gün kaldığı Guba'da bir mescid inşa eden Efendimiz (sas) Hazretleri, teşkil ettiği çekirdek cemaatle namaz kılınmasını sağlar.

Buradan cuma günü Medine'ye doğru yol alırken gelen ayetlerle farz olan cuma namazını yolda kıldırdıktan sonra, büyük bir kafile ile nihayet hicret yolunun sonu olan Medine'ye ulaşır, bugünkü mescidin bulunduğu yerde çöken devesinin misafir olacağı evi de işaret ettiğini ifade ile en yakınındaki Halid'bin Zeyd'in evine misafir olur.

Böylece 53 yaşında rebiulevvelin başında günde 56 km yol yürüyerek başladığı 450 km'lik hicret yolculuğunu ayın 27'sinde Medine'de tamamlamış olur.

Medine'deki on senelik hayatı boyunca İslam'ın sabit temelini atıp binasını inşa eden Efendimiz'in (sas) vefatından sonra halife seçilen Hz. Ebu Bekir'in iki senelik görevini takiben yerine Hz. Ömer seçilir. Devlet işlerinde hep yeniliklere imza atan Hz. Ömeret-i Ömer, Medine'de meşveret meclisini toplar, Müslümanlara ait resmî bir tarih tespitine ihtiyaç olduğunu, hangi olayı tarih başlangıcı olmaya layık gördüklerini sorar.

Efendimiz'in doğumu, vefatı gibi büyük olayları tarih başlangıcı olmaya layık gördüklerini ifade edenler olursa da en ilgi çekici teklif Hazreti Ali'den gelir:

-Müslümanların İslam'ı yaşamak ve yaymak için her şeylerini Mekke'de bırakarak Medine'ye hicretlerini tarih başlangıcı olmaya en layık olay olarak görmekteyim, der.

Bu teklife meşveret meclisinden tasvip sesleri yükselerek karar kesinleşir.

Meşveret meclisinin, hicretin 16. yılında (M. 638 ) aldığı bu kararını kapıda bekleyen Abdullah, Medine sokaklarında halka şöyle ilan eder:

-Ey Müslümanlar! Haberiniz olsun, artık sizin de bir tarihiniz vardır. İlk hicret kafilesinin yola çıktığı muharrem ayı birinci ay, bu ayla başlayan sene de birinci hicri sene olarak tespit edilmiştir. Muharrem ayı ile başlayan 16. hicret yılınız hayırlı, uğurlu olsun!

Abdullah'ın o günkü duasına bugün biz de gönülden iştirak ediyor, tüm Müslümanlara 1432. muharrem ayı ile hicri yılınız hayırlı ve uğurlu olsun! diyoruz.



Ahmed Şahin



Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010
« Yanıtla #33 : 07 Aralık 2010, 15:44:55 »





Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010
« Yanıtla #34 : 07 Aralık 2010, 16:15:27 »
Üzerimize cemaliyle yumuşacık ve şeker tadındakarlar indirip,

Celaliyle dağları ve yolları kara bürüyen Rabbimiz…

Kalplerimize kar tanesinin paklığını indir.

Mutluluklarımızı kar taneleri sayısınca çok eyle.

Hüzünlerimizi rahmetinin  dokunuşuyla kar taneleri gibi erit.

Dostluklarımızı her bir kar  tanesi gibi özel ve güzel eyle.

Bizi senin rızan yolunda uçuşan  kar taneleri eyle.

Günahlarımızı gufranının karında yıka ve temizle.

SENAİ DEMİRCİ


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010
« Yanıtla #35 : 07 Aralık 2010, 16:19:00 »

"--Yâ Rabbi, ben bu yeni yıla kendi nefsimi oruçla itaate zorlayarak, bazı şeyleri yapmamaya zorlayarak, sevdiğin bir ibadetle açıyorum, başlatıyorum. Sen bu yeni yılımı ve bundan sonraki mütebâkî bütün ömrümü böyle günahlardan uzak, günahlardan sakınarak, sevdiğin vech üzere, iyi bir müslüman olarak, kâmil bir müslüman olarak geçirmeyi nasib et yâ Rabbi!" diye, bir kere oruçla başlayalım!
Bu önemli bir karar... Yarın ve öbürgün inşaallah oruç tutarız, Muharremin ortasında da oruç tutarız, sonunda da oruç tutarız. Böylece bu ayın tamamını oruçla geçirmiş gibi olmayı sağlamış oluruz.
Tabii, bir geçmiş sene var. Özel, kendi hayatımız için de, bu geçmiş seneyi değerlendirmeliyiz. Hatıra defteri tutuyorsak, şöyle bir sayfaları karıştıralım; veyahut tutmuyorsak, hafızamızı yoklayalım: Bu geçtiğimiz sene nasıl geçti?.. İyi mi geçti, kötü mü geçti?.. İyi şeyler mi yaptık, kendimiz memnun muyuz yaptıklarımızdan; yoksa üzücü şeyler mi yaptık, pişman mı olduk sonunda?..
Geçmiş sene için, bir kere tevbe ve istiğfar eyleyelim!.. Tevbe ve istiğfar her zaman için geçerlidir. Tevbe ve istiğfarın şartı da tabii, bir daha günahı işlememeye azm ü cezm ü kasd etmektir. Ne demek?.. Azmetmektir. Cezm etmek, kuvvetli karar vermek; kasd etmek de yönelmek demek... Yâni, "Bu günahları işlemeyeceğim şeytana uymayacağım, Allah'a asi olma durumuna düşmeyeceğim!" diye iyi insan olmağa, iyi şeyler yapmağa azmetmek tevbenin şartıdır. Geçmiş günahların bağışlanmasının şartı, bir daha onları yapmamağa kesin karar vermektir.
Biz de kesin kararlı bir tevbe, tevbe-i nasuh ile tevbe edelim muhterem kardeşlerim!
Herkes hacca gitmedi ama, hacca giden kardeşlerime sesleniyorum. Onlar yavaş yavaş yurda dönüyorlar. Büyük bir kısmı döndü, bir kısmı da daha dönmek üzere... Mekke-i Mükerreme'de, Medine-i Münevvere'de gördüm.
Bir insan haccettiği zaman, bütün günahları affolunmuş oluyor, tertemiz oluyor. Annesinden doğduğu günkü gibi oluyor. Onların da artık, "Ben hacca gitmiştim, günahlarım silinmişti. Aman defterime tekrar gölge düşmesin, kara yazı yazılmasın, günah yazılmasın!" diye onların da dikkat etmesi lâzım!.. İyi müslüman olmağa çalışması lâzım, bir de başkalarının iyi müslüman olması için, daha çok gayret göstermesi lâzım!.. Çünkü onlar artık, özel eğitimden geçen daha bilgili, deneyimli, mübarek müslümanlar oldular.
Günahlara tevbe etmek lâzım! Tabii, şairler diyor ki: "Mâzî geçmiştir, yapılacak bir şey yok... Yâni yapılmışsa, ne yapalım, olmuş, bitmiştir. İstikbal de, belli değil. İçinde bulunduğun zaman önemli..." İçinde bulunduğumuz her zamanı iyi değerlendirmeğe gayret edelim!..
Bu da daima insanın kendi kendisine: "Ben ne yapıyorum; doğru mu yapıyorum, yanlış mı yapıyorum?" diye sormasıyla mümkündür. Bundan sonra, bu yeni yılda adet edinelim, her şeyi yaparken, "Ben niçin yapıyorum?" diye kendi kendimize sormalıyız. "İşte Kur'an'a emredilmiş, ondan... Peygamber Efendimiz hadis-i şerifte buyurmuş, ondan... Bunu böyle yapmak müslümanlar için hayırlı, onun için yapıyorum... Bunu böyle yapmak ahiret için sevaplı, onun için yapıyorum..." diye, iyi şeyleri yapmaya niyetlenmeliyiz.
Yaptığımız şey eğer İslâmî değilse; "Ben bunu yapıyorum ama, bu İslâmî değil; hıncımdan, kinimden yapıyorum, kızgınlığımdan yapıyorum... Veya nefsime uyduğumdan yapıyorum, veya işte şeytana uyduk, yapıyoruz..." filân gibi, böyle bir durum sezinlediyseniz, derhal o işten vazgeçmeye de, kendinizi alıştırmanız lâzım!.. Yâni kendimizi tutmaya alıştırmamız lâzım!..
Bir de, önümüzdeki yıl için güzel güzel projeler yapalım! Kendi şahsımız için proje yapalım, bir... "Ben önümüzdeki yılda hangi esaslara uyarak, hangi ana prensipleri sıkı bir şekilde uygulayabilirim?" Bu bir...
Ailemiz için program yapalım: "Çoluk çocuğuma İslâm'ı öğreteceğim! Her gün Kur'an-ı Kerim'den birkaç ayet okuyacağım, ezberleyeceğim, anlatacağım... Her gün birkaç tane hadis-i şerif okuyacağım, anlatacağım... Evimiz bir medrese olacak, bir ilim yuvası olacak bir mektep olacak; İslâm'ın öğretildiği mübarek bir yuva olacak... Çoluk çocuğuma da öğreteceğim." Bu da ailevî bir karar. Veyahut, "İşte önümüzdeki sene hacca hazırlanalım! şimdiden hacca niyet edelim!" diye güzel projeleri düşünmek.
Bir de ictimâî hazırlık, yâni toplumsal olarak, bütün müslümanların birtakım şeylere hazırlanması; bu da çok önemli... Şimdi bunu da tabii, aydın müslümanlar, münevver müslümanlar, mütefekkir müslümanlar, alim müslümanlar, lider müslümanlar; gruplarının başında olan, önünde olan, İslâmî meseleleri iyi bilen müslümanlar ayarlayacak.
"Bu sene İslâm için topluca neler yapabiliriz?.. Ne gibi güzel kararlar alırız? Şehrimizde neler yapabiliriz, oturduğumuz beldemizde neler yapabiliriz, ülkemizde neler yapabiliriz?.. İslâm ülkeleri arasında topluca, grup halinde neler yapabiliriz?.. Ve dünyaya açılmış bir İslâmî çalışma olarak neler yapabiliriz?.. İslâm'ı başka nerelere yayabiliriz, nasıl tanıtabiliriz, nasıl reklamını yapabiliriz?.. Nerelerde, ne gibi çalışmalar yaparsak, İslâm oralara yerleşir?.. Nerelerde ne kadar müslüman var?.. O kardeşlerimizle tanışıp, acaba onlara yardımcı olabilir miyiz?.. Onlardan istifade edebilir miyiz?" diye, bir de ictimâî planlamalar yapmalıyız.
Yâni, şahsî, ailevî, beldeye ait, devlete ait, bir de devletler arası sahaya ait planlamalar yapalım! Çünkü, bu planlamaları yapıp müzakere ettikçe, toplu hareket ettikçe, tabii İslâm kalkınacak.
Bakın, İslâm ülkeleri kendi aralarında güzel işbirliği yapsalar, kendi aralarında ekonomik işbirliği yapsalar, kendi aralarında kültürel işbirliği yapsalar, ne kadar güzel şeyler olur.
Şimdi biz hac ve umre mevsiminde, buradaki yayınları, gazeteleri görmedik, dergileri takib etmedik, televizyonlardan uzak, mübarek bir hayat sürdük. Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'de böyle müstehcenlik yok, ibadet var. Herkes beş vakit namazı ya Mescid-i Haram'da, veya Mescid-i Nebevî'de kılmaya çalışıyor. Herkeste bir ibadet aşkı var... Erkenden kalkılıyor. Sabah namazı bize göre çok erken kılındığı halde, herkes sabah namazına değil teheccüd namazı kılmağa Harem-i Şerif'e gidiyordu. Güzel, melek gibi bir hayat, meleklerin yaşantısı gibi sevaplı bir hayat...
[Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et!] (Nahl: 125) Yâni Allah'ın yoluna çağıracağız, burda durma yok... Nasıl?.. Hikmet ile, güzel öğüt ile ve en güzel bir çalışma ile, gayret sarfetmek ile...
Mücadele edeceğiz, mücadele şart ama, fazilet mücadelesi bu... Tatlı bir mücadele, insanlara mutluluk götürecek bir mücadele, kötülüklerin engellenmesini sağlayacak bir mücadele, iyiliklerin hakim olmasını sağlayacak bir mücadele...
Sevgili kardeşlerim, cumanızı tebrik ederim ve yarın veya öbür gün girecek olan yeni yılınızı tebrik ederim. Allah nice nice yıllara sizi mutlulukla, sağlıkla, afiyetle, huzur ve saadetle ve yolunda yürüyen iyi bir mü'min olarak erenlerden eylesin... Ömrünüzü rızasına uygun geçirmeğe muvaffak eylesin... Dolgun, hayırlı, verimli çalışmalar yapıp, rızasını kazanmayı nasîb eylesin... Dünyada ahirette bahtiyar eylesin... Cennetiyle, cemâliyle müşerref eylesin...
İnsanın şahsen iyi bir müslüman olmasını ben takdirle karşılıyorum, kendisini kurtarmış oluyor. Ama başkalarının da iyi olması için çalışmak daha güzel olduğu için, onu da özeniyorum, tavsiye ediyorum, temenni ediyorum. İnsan sadece kendisini kurtarmağa çalışmamalı, başka insanları da kurtarmağa çalışmalı; yâni sosyal yönü kuvvetli çalışmalar yapan bir müslüman olmalı!..
Hepinizin böyle, arkanızda eser bırakan müslüman olmanızı; arkanızda doğru yola çekmiş olduğunuz insanların, veya insanların istifade edip dua ettiği eserlerin bırakılmış olmasını temenni ediyorum.
İnşaallah, çalışmalarınızla nice insanlar doğru yola gelip, hidayete erer... Yaptığınız hayır hasenatla nice insanlar size hayır dualar ederler... Dünyanız, ahiretiniz mâmur ve mes'ud olur. Temenni ediyorum, öyle olsun...
Allah-u Teàlâ Hazretleri hepinizden razı olsun...
Pr.Dr Esad Çoşan



.



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Hicri Yılbaşı, 07 Aralık 2010
« Yanıtla #36 : 07 Aralık 2010, 16:21:51 »
Muharrem-i şerif ayının ilk gecesi, akşam ile yatsı namazı arasında Allahu Tealanın rızası için 2 rekat namaz kılınır. Namazın niyeti şu şekildedir;”Yarabbi,bizi yetiştirmiş olduğun,bu seneyi hakkımızda mübarek kılman afv-ı ilahine,feyzi ilahine mazhar kılman, dünyevi ve uhrevi saadetlere nail eylemen için, Allahu ekber”

 

Her rekatte; 7 Fatiha,7 Ayetel kürsi,7 İhlası şerif okunur.Namazdan sonra; 11 defa (La ilahe illallahu ,vahdehu la şerike leh.Lehul mülkü ve lehul hamdü ,yuhyi ve yumit ve hüve hayyun la yemut, Biyedihil hayr ve hüve ala külli şeyin kadir.) 11 defa İstiğfar,11 Salavatı şerife okunur ve dua edilir.Duada ,geçmiş senenin günahlarının affı ve yeni seneye günahsız girmek için iltica edilir.




Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.