Gönderen Konu: KAFANI KALDIR  (Okunma sayısı 894 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 085
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı saadet

  • Usta
  • ***
  • İleti: 212
  • Rep +0/-0
Ynt: KAFANI KALDIR
« Yanıtla #1 : 05 Mart 2015, 21:01:35 »

Katsamda Gönlümün Sabrına Sabır,
Yarın ki Hasretin Bugünden Hazır.
Sanma ki Gönlüm Ölesiye Kederli,
Hasretin Bile Senin Kadar Değerli....
.

Çevrimdışı saadet

  • Usta
  • ***
  • İleti: 212
  • Rep +0/-0
Ynt: KAFANI KALDIR
« Yanıtla #2 : 25 Şubat 2016, 20:36:02 »

Katsamda Gönlümün Sabrına Sabır,
Yarın ki Hasretin Bugünden Hazır.
Sanma ki Gönlüm Ölesiye Kederli,
Hasretin Bile Senin Kadar Değerli....
.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 085
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: KAFANI KALDIR
« Yanıtla #3 : 26 Şubat 2016, 00:09:39 »
Biliyorsunuz her tarikatın kendine göre bir şekli şemâili, tavrı, kalıbı, kavuğu, sikkesi, cübbesi, asası oluyor idi eskiden... Nakşilerin de, dört parçalı bir takke giydikleri söylenir. Meselâ, Ahmet Kâmil Tekkesi'nde o böyle tavana da resmedilmiştir. Müzelerde de vardır. Dört parça dikilerek meydana getirilmiş bir takke... Bu parçalar dört olabilir, altı olabilir, sekiz olabilir... Bektaşilerde onikidir; oniki imamı sembolize ediyor diye... Buna "terk" adı veriliyor. Yâni sarığın, kavuğun dilimine terk diyorlar. O halde terk iki manâya geliyor. Bir, kavuğun dilimi demek... Bir de bildiğimiz manâ, birşeyi bırakmak, terketmek manasına... Bu iki manâyı bir arada kullanmış şair diyor ki: "Nakşîlikte onun için kavuklar, takkeler dört parçalıdır, dört terklidir ki; Nakşîlerde dört terk vardır: Terk-i dünya, terki-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk...

Terk-i dünya: Dünya menfaati için iş yapmamak; dinini dünyayı toplamakta, kazanç sağlamakta kullanmamak... Terk-i ukbâ: Ahiret sevabı hesabıyla da, bir bezirgan zihniyeti ile hareket etmemek... Hestî; varlık, vücut, mevcudiyet, insanın varlığı demek. Terk-i hestî: Varlığını terk etmek... Terk-i terk: Bu terkettiklerini de zihnine yerleştirip de, "Ben ne fedakâr insanım!" diye bir duygu içine düşmemek, onu da unutmak... Çünkü mü'minin şanı, seyyiâtını hatırlamaktır, hayratını da unutmaktır. Hayrâtını söylemez, saklar, kendisi de unutur. Seyyiâtını unutmaz, gözyaşı döker, tevbe eder, ağlar, yalvarır, yakarır...


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.