Peki sevgimiz nasıl aşk olacak?- Bir can anlar ki; varlık Allah'a aittir. Gerisi hep hayal ve düşten ibarettir.Bugüne dek bildiğim, bulduğum ve sahip olduğum herşey gerçekte O'ndan ibaret imiş. Zannı, hakikate yönelince sevgisi de aşk oluverir erenler. Hem ârifler demişlerdir ki: Kalp, iman, ibadet, zikir, fikir ve sevgiyle uyanır, asli sâfiyetine kavuşursa, Hazret-i insanlığını idrak ederse, Yaratıcısına ruhu ve bütün zerreleriyle verdiği sözü hatırlar, fıtratına konmuş aşk-ı Mevla'yı tadar, her şeyin O'na şahitlik yaptığını görür, kainatla hemaheng olup O'nu anmaya, adını sayıklamaya başlar..
Arkadaslar her turlu cicek siparislerinizi online ve kredi kartinizdan odeyerek sitemizden verebilirsiniz ...Unutmayinizki sizi sevenleri mutlu etmek sizin elinizde ;ankara cicekci ------- >>> http://www.ankaracicekci.org
SEVGI NEDIR?Sevgi ne mi??? Sevgi, gururu yere serip bir hasır edip çiğnemektir,Sevgi, ugrunda akıttığın göz yaşlarını saklamaktır,Sevgi, acıya tatlı gözlerle bakmaktır, Sevgi, gül'ü koklamak dikeni tutmaktır,Sevgi, aglarken tebessum edebilmektir, Sevgi, kederi, acıyı, elemi yarı yarıya paylaşabilmektir, Sevgi, hasrete hasret kalmaktır,Sevgi, işte o sevgi varya... Sevgi, seni sevebiliyorum demenin anlamını vermektir... Sevgi, anne diyen dudakların titremesidir, Sevgi, gözlerden yaprak yaprak düşen düştür,Sevgi, En sevgiliye edilen bir selam bir salattır, Sevgi, Mevlaya denilen bir amin, bir zikr, bir şükürdür,Sevgi, fanilik karsısında fani olmamaktır, Sevgi, secdede eğilen bir baştır,Sevgi, secdede gözlerden akan bir yaştır,Ve sevgi başı yaran taşa duyulan özlemdir,Ve sevgi secdede açan gullerde gizemdirSevgi, acıya tatlı gözlerle bakmaktır,Sevgi, gül'ü koklamak dikeni tutmaktır,Sevgi, aglarken tebessum edebilmektir..
Verdiği sözü hatırlar" derken neyi kastettiniz?- Allah, dünyada hiçbir şey yok iken, dünya diye bir şey de yok iken, bilinmeyi ve sevilmeyi isteyip de kainatı yaratmayı murad ettiğinde, önce ruhlarımızı yarattı ve onları bir araya toplayıp "Elestü bi–rabbikum (Ben sizin Rabbiniz değil miyim)?" diye sordu. Onlar da "Kalû: Belâ! (Evet, şüphesiz sen bizim Rabbimizsin, dediler.)- Yani bu evet bir kabullenme, bir ikrar?- Bu ikrar hususu, Cenâb-ı Hakk'ın yaratıcı olarak ilahlığını ve insanların da yaratılmış olarak kulluğunu kabullenmeyi ifade eden bir ahitleşmedir. Bunu kabul eden, ikrarında sadâkat gösterip kulluğunu hayâtı boyunca en güzel şekilde devâm ettirmekle vefâkârlık göstermiş olur. Çünkü bu vefâkârlık için sâdece ikrar yetmez. Bu kabullenişin doğurduğu bir takım aklî ve vicdânî yükler vardır. Bu da günlük hayatı kendi arzu ve heveslerine göre değil O'nun hoşnutluğu ölçüsüyle yaşamakla olur..
Sevmek;İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek,Sevmek;Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp çıktıgın kapıdan dönebilmektir!..
Alıntı yapılan: Gülce - 02 Aralık 2009, 12:31Alıntı yapılan: haspinar - 01 Aralık 2009, 14:27Sevmek;İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek,Sevmek;Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp çıktıgın kapıdan dönebilmektir!..Sen sevmekten ne anlarsın diyen Fadime’ye,Biz sevdamızı, sevgimizi, saygımızı peçetelere yazıp, isimsiz, lakapsız ağaçların en alt dalına asmayız. Biz önce yüreğimize kazır sonra altın kaselerde sunarız. Çiçeklerle süslü sevdamıza “mahzun sevda” adını koymayız. Sevdiğimize, sevenimize kızmayız, darılmayız. Gönül koysak ta söylemeyiz. Şair gibi, “Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.” demeyiz. Sevilen yanımızda yoksa da o gönlümüzün en üst makamındadır, bilsin de istemeyiz. Ve yine şair gibi, “Ben sana mecburum sen yoksun.” demeyiz.Her gece herkesin, her şeyin uyuduğu anlarda gizlice kimselere göstermeden kadife işlemeli bohçalardan sevdamızı çıkarır bir anne şefkatinden öte okşarız. Sevdamızı beş kuruşa alınan kekremsi elmalara değişmeyiz. Biz sevdamızı, cihanın en lezzetli pınar sularının karışımına denk bir gümüş kasede sunarız. Bir “Nescafe” ye değişmeyiz. Zemzem suyu tadında sade, nefis kokulu sevdamızda hainlik kokuları yoktur. Bizde sevgiliye ve sevdaya isyan yoktur; çelik kapıları yüze çarpıp gitmekle intikam almayız. Kapımızı kapatıp gidenlere de darılmayız. Her ne yaşanılmışsa her anına her daim hürmet ederiz. Bu sevdayı kaldıracak o elmas yürek var mı sende? Biz sevdanın çocuğuyuz. Biz sevdik mi adam gibi; Mencnun’da neymiş, biz sevdik mi Mehmet gibi severiz. Kızım Mina’nın duruşunu sevdiğim gibi, karşılıksız, Ali’nin Fatma’sını sevdiği gibi severiz. Biz sevdamızı, sevgimizi saygımızı peçetelere yazıp, isimsiz, lakapsız ağaçların kuru dallarına asmayız. Uçup gider bilirsin. Tıpkı gidişin gibi, uçup gider bilirsin. Uçup gider...Yani: Anamın sütü gibi haramın kokusu karışmamış sevdamızı, yaşamak yürek ister gülüm, gönül ister. Karşılıksız sevmeler olsa da severiz. Küflü gurbetin hicranını saklar, sevdamızı yaşarız. *Bedri R. Eyüpoğlu*Atilla İlhan tesekkürlerEllerinize gönlünüze sağlık (Sevgi, İnsanı Sağır ve Kör eder) . Sağıra ne anlatsanız duymaz, Köre de ne Gösterseniz Görmez (h.ş)
Alıntı yapılan: haspinar - 01 Aralık 2009, 14:27Sevmek;İncinsen de, kırılsan da asla küsmemek,Sevmek;Sanki hiçbir şey olmamışçasına, çarpıp çıktıgın kapıdan dönebilmektir!..Sen sevmekten ne anlarsın diyen Fadime’ye,Biz sevdamızı, sevgimizi, saygımızı peçetelere yazıp, isimsiz, lakapsız ağaçların en alt dalına asmayız. Biz önce yüreğimize kazır sonra altın kaselerde sunarız. Çiçeklerle süslü sevdamıza “mahzun sevda” adını koymayız. Sevdiğimize, sevenimize kızmayız, darılmayız. Gönül koysak ta söylemeyiz. Şair gibi, “Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.” demeyiz. Sevilen yanımızda yoksa da o gönlümüzün en üst makamındadır, bilsin de istemeyiz. Ve yine şair gibi, “Ben sana mecburum sen yoksun.” demeyiz.Her gece herkesin, her şeyin uyuduğu anlarda gizlice kimselere göstermeden kadife işlemeli bohçalardan sevdamızı çıkarır bir anne şefkatinden öte okşarız. Sevdamızı beş kuruşa alınan kekremsi elmalara değişmeyiz. Biz sevdamızı, cihanın en lezzetli pınar sularının karışımına denk bir gümüş kasede sunarız. Bir “Nescafe” ye değişmeyiz. Zemzem suyu tadında sade, nefis kokulu sevdamızda hainlik kokuları yoktur. Bizde sevgiliye ve sevdaya isyan yoktur; çelik kapıları yüze çarpıp gitmekle intikam almayız. Kapımızı kapatıp gidenlere de darılmayız. Her ne yaşanılmışsa her anına her daim hürmet ederiz. Bu sevdayı kaldıracak o elmas yürek var mı sende? Biz sevdanın çocuğuyuz. Biz sevdik mi adam gibi; Mencnun’da neymiş, biz sevdik mi Mehmet gibi severiz. Kızım Mina’nın duruşunu sevdiğim gibi, karşılıksız, Ali’nin Fatma’sını sevdiği gibi severiz. Biz sevdamızı, sevgimizi saygımızı peçetelere yazıp, isimsiz, lakapsız ağaçların kuru dallarına asmayız. Uçup gider bilirsin. Tıpkı gidişin gibi, uçup gider bilirsin. Uçup gider...Yani: Anamın sütü gibi haramın kokusu karışmamış sevdamızı, yaşamak yürek ister gülüm, gönül ister. Karşılıksız sevmeler olsa da severiz. Küflü gurbetin hicranını saklar, sevdamızı yaşarız. *Bedri R. Eyüpoğlu*Atilla İlhan tesekkürler