Gönderen Konu: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü  (Okunma sayısı 13345 defa)

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.



Suya aşk yazan adamlar gördüm. Suya aşk yazan kadınlar. Kitre dolu kaba narin parmaklarını daldırıp suya şiir okuyan kızlar. Topraktan renk devşirip, renkleri suya dokuyup daha sonra onu kâğıtlarda okuyorlardı.
Önce “Aşk” suya düştü,
Sonra da “Su” aşka yenik düştü.

Ruhun dinginliğini anlamak için ebru yapılan suya bakmak yetecektir. Duru, sessiz, sukut gibi fırtınayı bekleyen bir su. Kabaracak, coşacak, dalgalanacak sevinçlerin yada hüzünlerin habercisi olacak.

Biraz sonra üzerine damlalar düşüveriyor, değişik renklerde ve tonlarda.
Daha birkaç gün öncesinde yollarda ciddiye alınmadan üzerine basılan çiğnenen topraklar şimdi suyun yüzeyinde başlayacak bir fırtınanın hebercisidir.

Düşen her damla daireler çizer. Gücünün yettiğince. Ardından gelen damlaya yer açar daralır sonra. Edebin anlatıldığı mekandır bir bakıma suya düşen her damla. Açılır aşkla ve kapanır utanarak. Hesapsızdır düşen damlalar atanın attığıyla kalır ve genişleyebildiği kadardır dünyadaki yeri. Fırça darbeleri Ebrucunun haleti ruhiyesini bir nebze olsun yansıtır, tedirgin,
sakin, çılgın, dingin. Her bir kelime bir tarzı yada Ebrunun ruh halini yansıtır aslında. Ve bu hareketler sona giden yolda atılan birer başlangıç adımıdır.

Ardından renk renk çeşit çeşit ebrular geliyor, akın akın yürek yürek. Her çeşidin bir hikayesi bir ad vereni var ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar.

Hatip ebrularıyla ölürken, bugün onun mirası yeni nesillerin ellerinde ölümsüzlüğe koşuyor. Suyun saçlarını tarıyor ebrucular, suyun rüyasını görüyorlar suyla birlikte. Gidip gelirken tekne boyu, aşka adıyorlar çizdikleri suyu.

Ve laleler; bahçelerden önce teknelerde açan laleler. Ardından kağıtlarda yaşayan laleler. Boy boy renk renk boyun bükmüş divana durmuş laleler.

Ellerin mahareti yüreklerin genişliğince güzel, yapanın titizliğince hassas laleler. Her ne kadar öğretilmiş hareketler olsa da her sanatkarın kendine has bir lalesi ve ruhunun aynası var. Çünki her Ebrudan dünyada bir tane var. Çünki İnsanların ruh hallerinden de bir tane var. Hangi mutluluğumuz yada hangi hüznümüzün tekrarı varki. Her şey aynı bile olsa ya mekan yada gün değişmiştir.


Ve her hüzün yada her sevinç bir defalıktır aslında.
Tekneye yazılan her ebru gibi.

Ve güller bütün güzelliğiyle sözü susturan güller.
Ve saygıyla birlikte biraz sukut…
Suda açarken suya ah ettiren güller. Aşk dedirten yar dedirten. Sevgiliye verilirken başka söze luzum bırakmayan güller. Sevgiliye göz atan, sevgiyi en güzel anlatan güller. Ve onu çağıran ve O’na çağıran güller.

Ve Ebrucu Gül işliyor suya Muhammed'i (s.a.v.) çağrıştırsın diye ve Lale Allah (c.c.)' a yakarsın diye eğilen dallarıyla. Bu suyun renklerle oynadığı bir aşk oyunu. Bu oyunun senaristi Ebrucu. Ebrucu daha çok yüreğini yansıtıyor suya. Renkleri serpişiyle, renklere hayat katışıyla ve sonunda aşkını gülle, laleyle ifade edişiyle önce dokunan, sonra okunan bir aşk oyunu bu.
Önce “Aşk suya düştü,”
Sonra “Su aşka yenik düştü”…



Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #1 : 11 Kasım 2009, 14:19:58 »

Mükemmel mükemmel canımmmm

tesekkürler



.



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #2 : 11 Kasım 2009, 15:10:59 »

Mükemmel mükemmel canımmmm

tesekkürler



.




  tesekkürler   sevgili  nasibim


















Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #3 : 11 Kasım 2009, 15:33:19 »
sevgili hacerülesvet çok güzel paylaşımlar ebrular süperrrrrrrrrrrrr
 
tesekkürler a.r.o

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #4 : 11 Kasım 2009, 15:51:02 »
gerek icrası esnasında kullanılan malzemeler, gerek yapılış biçimi ve gerekse geleneksel yönü ile diğer görsel sanatlardan birçok farklılıkları olan bir sanat dalıdır. Kabaca ebru; akışkanlığı kitre gibi kıvam artırıcı maddeler ile katılaştırılmış suyun üzerine serpilen, suda erimeyen boyaların meydana getirdiği desene, hiç müdahale edilmeden veya “biz” adı verilen aletler yardımı ile su yüzeyindeki boya damlalarına şekiller verilerek elde edilen desenin kâğıt üzerine aktarılması sonucu meydana gelen sanattır.
 Ebru sanatını diğer sanatlardan ayıran özelliklerin en önemlilerinden birisi de; yapılan hiçbir ebrunun aynısının tekrar yapılamamasıdır.





 tesekkürler

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #5 : 13 Kasım 2009, 14:01:01 »


Önce "aşk" suya düştü,
sonra su aşka yenik düştü
Aşka düşecek gibi boya,
damla, damla düşüyor suya.
son verip sudaki uykuya,
İner yusuf ile kuyuya..
Su suskundur kuyuda
Aşk züleyhada uykuda
Kervan suda, aşkı bulduya
Suda gül, gülde aşktır Ebruda..


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #6 : 13 Kasım 2009, 14:03:35 »


Ebrudaki görünen şu nukûşâta iyi bak,
Şuunât-ı ilâhîdir sıfatından ayan Hak
Nakş-ı sun'un pertevinden Hubb-u Rahman âşikâr,
Rûyetullah sırrıdır bu müsemmâdır her varak.
 
Zan etme ki bu eşkâlin hâlikıyız senle ben,
Gafil olup şirke dalma bir fâildir iş gören,
Fırça, çanak, boya, tekne vâsıtadır bilmiş ol,
Hep suver-i ilmiyyedir mezâhirde görünen.
 
Türlü türlü şekillerle arz-ı dîdâr eyleyen,
Kitâb, levha, sâir eşya zeyn-i envâr eyleyen,
Şuh ve câzip hatlarıyla kalb-i insan zevkiyâb,
Saltanat-ı ebrûdur bu aşk-ı izhar eyleyen.
 
Onaltıncı yüzyılında Turan ebru mebdei,
Orda zâhir olmuş amma burda bulmuş neş'eyi,
Yüce Türkler ülkesinde kemâl bulmuş bu hüner,
Rabbim dâim hıfz eylesin ebrû yapan zümreyi.
 
Ebru demek ebir demek yâni gökteki bulut,
Ab-ı rû da tutar mânâ su yüzüdür et şuhût,
Bir kelâm-ı farisîdir ebrû insan kaşları,
Her tevcihe sezâdır kim mânâsı da pek velût.
 
Kadîm ecdât yâdigarı müzeyyen bir san'âttır,
Tabiatten mülhem olan bu nakışlar mir'âttir,
Sâni-i Hak sun'undan hep kendi kendin seyreder
Nakış nakkaş şey-i vâhit bir vahdeti hikmettir.
 
Bu meslekte çok ustalar emek verip yetişmiş,
Biz yetiştik zevâline hepsi Hakka göç etmiş,
Büyük üstat Özbek Şeyhi Ethem Kâmi Efendi,
Hezar-fen, pür mârifet bu san'âtta pîr imiş.
 
Son zamanlar şems-i ebru gurub etmiş nâgihân,
San'atkârı kalmamış hiç, ne de işten anlayan,
Bir er çıkmış Üsküdar'dan ihyâ etmiş bu zevki,
İsmi hattât Necmeddin'dir tek üstatdır bu zaman.
 
Üstadımız Necmi Molla çığır açmış bu işte,
Azimkârdır, muktedirdir anlayışta sezişte,
Lâle sünbül karanfille bezendirmiş ebruyu,
Tâlim etmiş tâliplere zevâl yok bu gidişte.
 
Destizenkte ezilir hep renkli cism-i boyalar,
Sarı zırnık inatçıdır ebrucuyu oyalar,
Zırnık, lâhur, gül bahar, al ebruda hep esastır,
Bu dört renkle çok renk olur bu cümbüşte neler var.
 
Bu çeşitli boyaların cilvegâhı teknedir,
Rahm-i mâder gibi sanki reng-i vusla teşnedir,
Tekne içre kitre mahlûl bekler sırr-ı fıtratı,
Bazen tutar bazen tutmaz bir acâyip nesnedir.
 
Ayrı ayrı çanaklarda boyaların kıvamı,
Su, öd ile ayarlanır başlar işin devamı,
Kitreli su üzerine fırçalarla boyalar,
Serpilerek nakşedilir kâğda çıkar tamamı.
 
Târif gerçi kolay amma tatbikatta güçlük var,
Tecrübesiz yapılırsa insân olur bî karar,
Görünüşe aldanıp da çok kolaymış deme sen,
Bir ihtisas işidir bu âşık olan er yapar.
 
Mütenevvî şekillidir ebrûların sureti,
Battal, hatip, taramayla gör âsâr-ı kudreti,
Karanfille lâle sünbül papatyayla menekşe,
Taraklı da tezyin eder bu elvân-ı kesreti.
 
Ebru yapan seyredende gam kasâvet bulunmaz,
Gönülleri tenşit eder zevkle doyum olunmaz,
Yapan hayran, bakan hayran, alan, satan hep ayran,
Bu ebrudan zevk almayan ebrucuya yâr olmaz.
 
Nazar kıldık kâinata baktım mutlak ebruya,
Vech-i yâri âyan gördüm salât ettim bu Ru'ya,
Kenz-i mahfi tezâhürü aşk-ı Hüdâ nümâyan
Ebru görüp Allah dedim irdim kalbi duyguya.
 
Bî hududu zevk-i elvan ebruculuk san'âti,
Erbâbının nazarında çoktur onun kıymeti,
Her varakta sırr-ı cemâl âşikârdır zahidâ,
Bu ebrûlar, bu safâlar hepsi aşkın hikmeti.
 
Ben ebrûya âşık oldum düştüm onun peşine,
Leylâ gibi nazlar etti yaramadı işime,
Bir aralık isyan ettim görmedim hiç iltifat,
İnsaf edip yüzün güldü işler açtı başıma.
 
Besmeleyle tezgâh açıp ebru yapan kişiyiz,
Fırça ile su üstünde hüner satan kişiyiz,
Üstadımız Özbek Şeyhi hem Necmeddin hocadır,
Büyüklere boyun kesip Hakka tapan kişiyiz.
 
Ey Mustafa nakş-ı sevda sana neler öğretti,
Derûnunda duran nakkaş "Eynemâ"yı öğretti,
Bab-ı ebrû rehnümadır vech- bâkî fehmine,
Ârif olan bu ezharı bir noktadan seyretti.


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #7 : 14 Kasım 2009, 14:16:30 »


Ask Suya Düsünce

'ebruya dair'

Ates denizi.
Gül bahçesi.
Renk firtinasi
Ask semasi.
Isik ve bakis.
Su üzerinde bulusuyor.
Renk ve ahenk
Suya kosuyor.
Askin yüzü suyu hürmetine
ates suya konuk oluyor.
Gül suda diriliyor yeniden
Renk kalbin derûnuna damliyor
Su cosuyor, ask oluyor,
ates oluyor, alev aliyor.
Su yakiyor ve yaniyor.
Rahmet su yüzüne çikiyor
Celal ve Cemal dalga dalga nöbetlesiyor
Bir manevi yangin oluyor
bir uhrevi serinlik sunuyor ebru...
Yerçizgisi ile gökçizgisi suya düsen renklerde birlesiyor.
Öylesine belirsiz, öylesine elden gelmez bir form oluyor ebru
Ve ebruzen
Yer ile gök arasinda..
Göklerin ötesini yere indirmeye çalisiyor.
Kalbinde besledigi sözsüz siirleri su üzerine naksetmeye çalisiyor.
Hep güzel gören gözleri, güzel bakislarla süslüyor.
Gören gözün isigi ebru, renk renk
Ve gayba asina gönlün, gördügüne razi gelmeyen aklin ayinesi,
Isiltili, büyülü, ayartici.
Aski ve tevhidi bir kor tereddüdüyle
Avucunda tutmaya çalisiyor ebruzen.
Gözleri güzelle süslemeye niyetli.
Boyanin su üzerinde kaotik dansindan
nice gönüllere güzeller devsiriyor.
Ebruzen askini suda ariyor.
Ve buluyor da....
'Güzellik bakanin gözünde sakli' diyor ebruzen..
'Baktiginizi bakisinizla güzel eylersiniz.'
Ayni zamanda, askin en yalin tarifi bu
Mecnunun Leylâsi neyse, ebruzenin ebrusu o.
Önce ebruzeninin gözünde güzel ebru
Ebruzen güzel baktigi için güzel görüyor,
güzelin yüzünü öylece su üzerine düsürüyor.
...
Ebrunun verdigi huzur meger topraga yakin olusundan geliyormus
Sanatkar, semayi temsil eden herseyi toprak renklerine yansitiyor
Modern sanatin aksine çigirtkan ve saldirgan renklerle degil,
mutevazi toprak renkleriyle açiyor gönülleri.
Ebru, su üzerindeki toprak renklerinden olusuyor.
Belki bu yüzden, ebru biraz dünya biraz insan...
Ebru, bir nefis terbiyesi.
Modern yasamin herseyi
determinist kaliplara vuran anlayisinin aksine,
belirsizlige razi olmayi belletiyor,
beklemeyi ve tevekkülü ögretiyor.
Ebruzen eserinin son halini basindan belirleyemiyor.
Suyun ve boyanin esrarli dansi,
renklerin ve biçimlerin salinislari arasinda
sadece bekliyorsunuz
Tek bir yapragin kipirtisina bile bigane kalmayan Küllî Iradenin
niyetinizi gerçege döndürmesini bekliyorsunuz.
Ebru biraz da kaderi ögretiyor.
En küçük ve siradan eylemlerinizin
Kainatin Sahibince nasil da ciddiye alindigini farkediyorsunuz.
Sonsuz gökyüzü altinda ve yeryüzünde
degersiz ve terkedilmis olmadiginizi anliyorsunuz.
Rengarenk bir ayinede, ebruda, kendinizi yeniden kesfediyorsunuz.
'Ebruyu elinizle degil gönlünüzle yaparsiniz' diyor ebruzen.
'Zaten sanatkâr yeni bir sey yapma iddiasinda degildir,
sadece var edilmisi yansitir.
Tasavvuf tabiriyle, 'batini zahire çikariyor' ebruzen.
Kainat sayfalarinda sakli güzellikleri gün yüzüne çikariyor..
Ebru, su üzerine kurulu evreni yine su üzerinde tasvir ediyor.
Ve aslinda bu fonksiyonuyla askin yine basladigi yere,
yani bakisa, güzel bakisa dönüsünü temsil ediyor.
Ebru, kainatla birebir örtüsüyor.
Modern fizigin teorik tasvirlerle yakalamaya çalistigi gerçegi
çoktan beri biliyor ebruzen: hiçbir olayin tekrari yoktur.
Hiçbirsey tekrar edilebilir olmadigi gibi,
Göründügü gibi de degil.
Esyanin rengi, biçimi ve hacmi,
Insanin esyaya eklenmesi ile
hersey gerçeküstüne dogru kanatlaniyor.
Ebru, suretin sirete dönüsünü,
gözün gördügünün gönüle düsüsünü temsil ediyor.
Ebruzenin su ile serüvenidir bu.
Her serüven gibi, nerede basladigi bilinen,
nereye vardigi kestirilemeyen bir serüven.
Ve hangi kalbi fethedecegi bilinmeyen bir akin.
Hangi gönülde durulacagi bilinmez bir cosku..
Ruhunu renge ve ahenge tekne yapiyor ebruzen.
Boyayi kalbinden damlatiyor.
Göze bir sürme gibi çekiyor gönlünün karasini.
Rengi ve ahengi, ask denizine saliyor
Aski suya düsürüyor..
Yakiyor suyu..
Tevhid sirrinin yüzüsuyu hürmetine kesret atesine saliyor suyu.
Ve ahenkle ve renkle serinletiyor insan yüregini.
Yandikça su, alev aliyor ask.
Ve yüregimiz kanli bir ebru oluyor.


Senai DEMIRCI


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #8 : 14 Kasım 2009, 14:20:49 »


 RUH SILÜET ISTER
SEKIL OLUP VAR OLMAK ISTER
SU RENK ISTER,
ÇICEK OLUP EZELI RUHA VARMAK ISTER.
SU AKAR 
INSANDA...
SU ERITICIDIR, BOYA SUDA ERIR, EBRU OLMAK IÇIN ;
ISIK YANSITIR, GÖLGE OLUR,
ISIK SUYA DÜSER, YEDIRENK OLUR,
RUHUM SUYA DÜSER  RENGE BOYANIP  EBRU OLUR...
EBRUYA BOYANIR ASK OLURUM...
VARLIGIMIN SANCISINA  DERMAN OLURUM..
ASKA BOYANIP YÜCE ASKA VARIRIM..


Çevrimdışı MENEKŞE

  • Usta
  • ***
  • İleti: 169
  • Rep +2/-0
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #9 : 14 Kasım 2009, 15:21:35 »


çok güzeller yüreğine aglık

Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #10 : 14 Kasım 2009, 15:34:17 »


çok güzeller yüreğine aglık

teşekürler sevgili menekşe güzellik aslında ebru aşkında öyle bir aşkki kalbindekiler suya dökülüyor
ve suyla aşk birleşiyor ve güzellikler ortaya çıkıyor  allah razıolsun bu güzellikleri bizlere yaşatanlardan


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.


SUYUN GÖKKUŞAĞINA AŞKI; EBRU SANATI
İnsan sudan sadece içmek, tarlaları sulayarak yiyeceğini yetiştirmek, yıkanmak, arınmak, yaşadığı yeri temizlemek için değil; hayatına güzellik katmak için de yararlandı. Su yapılarını, bakmaya doyulmayan işlemelerle bezedi; suyun sesini ve şavkını selsebillerle, fıskiyelerle, havuzlarla evine taşıdı. Bir yandan da suyu, sanatçıya dönüştürdü; insan, su ile birlikte resim yaptı...

Ebru sözcüğünün kökeni konusunda ortak bir kanı yok. Çağataycada "hare gibi, damarlı" anlamındaki "ebre"den ya da Farsçada "suyun yüzü" anlamına gelen "ab-ru"dan geldiği sanılıyor.

Kağıt üzerine yapılan resimden farklı olarak, ebru sanatında aynı resmi ikinci kez yapmak mümkün değil. Çünkü bu kez renkleri şekillendiren tek unsur insan eli değil; su da ortaya çıkacak desen konusunda kendi sözünü söylüyor.

Suyun kıvamı, kitre ya da benzeri bir madde ile koyulaştırılıyor. Bu yoğunlaştırılmış suyun üzerine, sığır ödü karıştırılmış ve suda erimemesi sağlanmış boyalar serpiliyor. Boyaların suyun üzerinde nerelere düşeceğini, ebru sanatçısının ustalığı kadar, rastlantı da belirliyor. Daha sonra özel fırçaları ile boyalara şekil veriyor sanatçı; ama bunu tek başına yapamıyor. Fırçayla boyaya vurduğu her darbeye su, bir yanıt veriyor. Sanatçının çizdiği şekli kendince düzeltiyor; kısaltıyor, kalınlaştırıyor, uzatıyor, inceltiyor, güçlendiriyor, hafifletiyor... Su, fırça darbelerinin yarattığı müzik eşliğinde, renklerle dansediyor... Suyun renklere aşkının yarattığı resmi gelecek kuşaklara taşıyan ise kağıt oluyor. Üzerine konan kağıt kaldırıldığında su, rengarenk desenlerini saklaması için ona armağan etmiş oluyor.

İnsanın su ile ortaklaşa yarattığı sanat olan ebrunun ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor. Tarihinin 9. yüzyıla kadar uzandığı düşünülüyor. Osmanlı döneminde daha çok kitap yaprağı olarak kullanılan bu sanatın en güzel örneklerini verenler arasında Şebek Mehmet Efendi ve geliştirdiği özel teknikle Hatip Ebrusuna adını veren İstanbullu Hatip Mehmet Efendi sayılıyor. 19. yüzyılda Şeyh Sadık Efendi ve oğulları İbrahim Edhem ve Nafiz Efendi'ler, ebru sanatını başarıyla sürdürenler arasında anılıyor. Osmanlı'dan sonra Hafız Necmetdin Okyay ve yeğeni Mustafa Esad Düzgünman, ebru sanatında meşaleyi 20. yüzyıl boyunca taşıyorlar.

Ebru, günümüzde de eşi bulunmayan bir sanat dalı olarak icra ediliyor.


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #12 : 13 Şubat 2010, 16:54:21 »


...ben;
bir damla su olsam;
güneşte buharlaşsam; kaybolsam...
sonra; bulut olup sürünsem ordan oraya;
yağmur olup, rahmete dönüşüp;
yağsam çorak topraklara,
ulaşsam beni bekleyenlere...


Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #13 : 13 Şubat 2010, 17:57:28 »

...ben;
bir damla su olsam;
güneşte buharlaşsam; kaybolsam...
sonra; bulut olup sürünsem ordan oraya;
yağmur olup, rahmete dönüşüp;
yağsam çorak topraklara,
ulaşsam beni bekleyenlere...

sedefffffffffffffffffffffffff
süperrrrrrrrrrrrrrrrrr yaaaaaaaaaaaaa..
dur akşam bil. sırası bana gelince resime yazalım bunu  valla çok güzlllllllllllllllll god god apl.gif apl.gif apl.gif 16 16 16


Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Önce "Aşk " Suya Düştü,Sonra da "Su" Aşka Yenik Düştü
« Yanıtla #14 : 13 Şubat 2010, 18:36:18 »

...ben;
bir damla su olsam;
güneşte buharlaşsam; kaybolsam...
sonra; bulut olup sürünsem ordan oraya;
yağmur olup, rahmete dönüşüp;
yağsam çorak topraklara,
ulaşsam beni bekleyenlere...

sedefffffffffffffffffffffffff
süperrrrrrrrrrrrrrrrrr yaaaaaaaaaaaaa..
dur akşam bil. sırası bana gelince resime yazalım bunu  valla çok güzlllllllllllllllll god god apl.gif apl.gif apl.gif 16 16 16



süper olurdu vallahi sevgili merakiyidir ben beceremiyorum resim üzerine yazı yazmayı ayrıca beğendiğine sevindim canım monre birtanesin 13