ݝslamiyet > İlİm - KIyamet -Ahiret

KABİR ALEMİ....!

(1/1)

ases:
                                KABİR  ALEMİ 


         Durulacak yer üçtür ; Dünya, Kabir ve Ahiret. Kabirde kalma zamanı,
Ölümden Ölümden kıyamete kadar olan zamandır.
Ölen kabir alemine geçer. İnsan, ruhunu teslim edince Sual sorulup cevap vermeye kabiliyeti olur,nimetlerin lezzetinive azabın elemini duyar.
Kabir halleri hakkında bir çok hadis’i şerif vardırve asla inkarı mümkün değildir. Ashab’ı kiram ( aleyhimüsselam ) ın da kabir halleri üzerinde icmai
Vardır.
       Kabirde mükafat ve Nimet olduğu gibi, azab da olur. Bir hadisi şerifte;
[ İDRAR SIÇRAMASINDAN SAKININIZ,ZİRA KABİR AZABININ ÇOĞU ONDANDIR. ] buyruldu.
       Erkek olsun. kadın olsun, İnsanlar Ölüp kabre varınca Münker ve Nekir adlı
İki heybetli melek gelip Rabb ‘inden ,Peygamberinden,Dininden ve Kıbleden
Sorarlar.Mümin’ler ne kadar asi olsalarda ,imanları olduğundan cevap vermeye muvaffak olurlar.İtaatli Müslümanlar güzel bir şekilde cevap verirler:
‘’RABBİMİZ ALLAH’TIR,BİRDİR,PEYGAMBERİMİZ MUHAMMED ALEYHİSSELAM’DIR, DİNİMİZ İSLAM DİNİDİR,KIBLEMİZ KABE’DİR’’
Derler.Onlar için kabirde bahçeler yaratılır,türlü zevkler ve nimetler ile nimetlendirilirler.
       Allah’a ve onun Peygamberi Muhammed Mustafaya (s.a.v.) inanmayanlar cevap veremezler.Onlara azap edilir.
       Mümin çocuklarına sual yoktur, Şehitlere sual olmadığında icma vardır.Sıddıklar derecesinde olan Alimler’de böyledir.
       Müslümanlardan Cuma gecesi ve gününde vefat edenlere ,İshal ,istiska,(karında su birikmesi),Taun (veba) hastalıklarından ölenlere sual yoktur.
Bazı alimler, Taun zamanında başka bir sebebten ölenlerede sual yoktur dediler.
       Ölüm hastalığında İhlas suresini çok okuyanlara’da kabirde sual olunmaz….!
     
       Faziletten bir yaprak….!
       Latif ERTAŞ…. Saygılarımla
 
      .






BentSahra:


•   Bir kısım hadislerden öğrendiğimize göre, Hazreti Abbas (radıyallâhu anh), şiddetle arzu etmesine rağmen, Hazreti Ömer'i (radıyallâhu anh) ancak vefatından tam altı ay sonra rüyasında görebilir ve sorar: "Neredeydin yâ Ömer?" Hazreti Ömer, "Sorma, hesabı henüz verebildim." der. Belki, orada üzerinde en ufak bir iz kalmaması için Mevlâ, onu böyle bir ameliyeye tâbi tutmuştur; şu kadar var ki onun hesabı kendi seviyesi ve mukarrebînden olması açısından değerlendirilmelidir. Evet, günah ve zellelerin küçüklerini temizlemede kabrin sıkması ve tazyiki büyük bir rol oynar. (18.55)

.
 tsk tsk

mrkydr:
Mülk Suresi’ni neden çokça okumalıyız?

Mülk Sûresi, Mekke’de inmiş ve 30 âyettir Adını birinci âyette geçen “el-mülk” kelimesinden almıştır Ayrıca Tebâreke, Münciye, Mücâdele, Mâni’a, Vâkiye adları ile anılır

Sûrede Allah(cc)’ın kâinattaki kudretine dikkat çekilerek, ölmüşleri diriltmeye de kâdir olduğu belirtilir Allah(cc)’ın insanlara olan nimetleri hatırlatılır ve âhirete inanmayanların kötü sonuçlarına, âhirette gerçeklerin ortaya çıkacağına, kimlerin sapık ve kimlerin doğru yolda olduklarının orada belli olacağına işâret edilerek sûre tamamlanır

Mülk (Tebareke) Suresi’nin fazileti

1 İbn Abbas (ra)’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Sevgili Peygamberimiz’in (sas) ashâbından birisi bir kabrin üzerine çadırını kurmuştu, ancak onun bir kabir olduğunu bilmiyordu Bir de baktı ki, orada bir adam Mülk (Tebâreke) Sûresi’ni okuyor Sonuna kadar okudu Bunun üzerine çadır sahibi Hz Peygamber’e gelerek, “Ey Allah(cc)’ın Resûlü, ben çadırımı bir kabir üzerine kurmuşum; fakat onun bir kabir olduğunu bilmiyordum Baktım ki orada bir adam Mülk Sûresi’ni okuyor, sonuna kadar okudu Resûlullah (sas) buyurdu ki: “O sûre Mânia’dır O zatı kabir azâbından kurtarır”

2 Ebu Hüreyre’den şöyle rivâyet edilmiştir: “Allah(cc) Resûlü (sas) buyurdu ki: “Kur’an’da otuz âyetli bir sûre bir adama şefaat etti Nihayet o, bağışlandı İşte bu sûre Mülk Sûresi’dir”

3 Câbir (ra)’den şöyle rivâyet edilmiştir: “Peygamber Efendimiz (sas) Secde ve Mülk sûrelerini okumadan uyumazdı” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 9)

4 Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) buyurdular ki: “Kur’ân-ı Kerim’de otuz âyetlik (şanı yüce) bir sûre vardır Bu sûre (kendisini okuyan) kimseye (kıyamet günü) şefaat eder ve Allah(cc)’ın onu affetmesini sağlar Bu sûre Tebârekellezî bi-Yedihi’l-Mülk’tür”

5 Tirmizî’de, İbnu Abbas (ra) Resûlullah’ın (sas) şöyle dediğini belirtir: “Bu sûre (kabir azabına veya kabir azabına sebep olan günahlara karşı) engeldir, bu sûre kurtuluş sebebidir, kişiyi kabir azabından kurtarır” (Tirmizî, Sevab-ül Kur’an-9)

PROF DR DAVUT AYDÜZ

mrkydr:

Münker ve Nekir’in Sorgusu

Ebu Hureyre Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

  Kul öldüğünde ona siyah renkli mavi gözlü iki melek gelir. Birinin adı Münker, diğerinin adı Nekir'dir, O iki melek ölüye "Muhammed hakkında ne diyordun?" derler. Eğer ölü mümin ise der ki: "Muhammed Allah'ın kulu ve peygamberidir. Allah'tan başka ilah olmadığına Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahitlik ediyorum." İki melek zaten bunu söyleyeceğini biliyorduk, derler. Sonra o ölü için kabir yetmiş zira genişletir nurlandırılır. Sonra ona uyu denir. Ölü der ki: Yakamı bırakın! Ehlime döneyim. Onlara başımdan geçeni haber vereyim! Ona "uyu!" denir. O güvey uykusu gibi Allah Teâlâ onu o kabrinden haşre gönderinceye kadar uyur.

  Eğer ölü münafık ise Münker ve Nekir'in sualine şöyle cevap verir:

  "Peygamberi bilmiyorum. Ben halkın bir şeyler dediğini duyar ben de onu söylerdim" Bunun üzerine iki melek derler ki: "Zaten senin böyle söyleyeceğini biliyorduk." Sonra yere (Mezara) denilir ki: "Bu kişinin üzerine kapan!" Yer onun üzerine kaburgaları birbirine geçecek derecede kapanır. Münafık mezarda Allah onu haşre gönderinceye kadar azap görür. (Tirmizi (Hasen bir senedle) İbn Hibban)

  Ata b. Yesar, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Ömer b. Hattab'a şöyle dediğini rivayet ediliyor:

  "Ey Ömer! Öldüğünde kavmin seni yıkayıp, kefenleyip, kokuladıkları, sonra seni yüklenip o çukura bıraktıktan, sonra üzerine toprağa atıp seni defnettikleri zaman durumun ne olacak! Onlar senin yanında ayrıldıklarında sana Münker ile Nekir gelirler, onların sesleri şiddetli, gök gürültüsü ve gözleri çakan şimşek gibidir. Tüyleri yerde sürünür. Kabri dişleriyle deşerler (Veya teftiş ederler). Ey Ömer! Bu durumda halin ne olacak?"



Rabbim hepimizin hesabını kolay eylesin.( Amin ) qwe qwe qwe


BentSahra:
Ölen Kişilerin Ruhlarının Ailelerini Ziyareti



1- Bihâru’l-Envâr’ın 3. cildinde ve el-Kâfî’de nakledilen bir hadisin özeti şöyledir:


Berzah âleminde ruhlar, akrabalarının ziyaretine giderler; bazıları her gün, bazıları iki günde bir, bazıları da iki cumada bir, ayda bir, bazısı da yılda bir defa. Bu farklılık onların makamlarının darlık ve genişlik durumuyla ilişkilidir.




2- İmam Musa Kazım (a.s): ”Her (vefat etmiş) mu’min, her Cuma günü kendi ailesine uğrar. Onları hayır üzere görürse Allah’a (azze ve celle) hamd eder. Öyle görmezse istiğfar ve istirca eder (“inna lillah ve inna ileyhi raciun”der).” (Sefinetü’l-Bihar, c.2, s.554)




3- Bir hadiste şöyle geçer: “Ölüler Ramazan ayının her Cuma günü (ailelerinin yanına) gelir; durup hüzünlü bir sesle ve ağlayarak şöyle seslenirler: “Ey eşlerimiz, ey çocuklarımız, ey akrabalarımız, bize bir şeyle merhamet eyleyin. Allah size merhamet etsin. Bizi hatırlayın ve dualarınızda unutmayın. Bize ve bizim yalnızlığımıza acıyın. Biz dar bir hapiste, uzun bir kederde ve zorlukta kalmışız. O halde bize merhamet edin ve bize dua etmede ve bizim için sadaka vermede cimrilik yapmayın. Hiç şüphesiz siz de yarın bileceksiniz ki, sizin elinizde olan fazlalıklar, önceden bizim de elimizdeydi ama biz Allah’a itaat yolunda onları harcamıyor ve hak hukuka riayet etmiyorduk. Böylece onlar bize vebal, başkalarına menfaat olarak kaldı. Ne olursunuz bir dirhem, bir ekmek yada bir ekmek parçasıyla da olsa bize iyilik edin!” Sonra şöyle seslenirler: “Çok geçmeden kendi halinize ağlayacaksınız ama fayda vermeyecek. Nasıl ki biz şimdi ağlıyoruz ve hiçbir faydasını görmüyoruz. Bizim gibi olmadan (ahiretiniz için) çaba gösterin.” (Sefinetü’l-Bihar, c.2, s.554)




4- Resulullah’tan (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Mu’minlerin ruhları her Cuma dünya semasında evlerinin hizasına gelip her biri hüzünlü bir sesle ağlayarak şöyle seslenir: “Ey benim eşim, ey evlatlarım, ey babam, ey annem ve ey akrabalarım, bir dirhem parayla yada bir giysiyle de olsa bize acıyın ki Allah size cennet elbisesinden giydirsin.” Sonra Resulullah ağladı, biz de onunla birlikte ağladık. Öyle ki ağlamanın şiddetinden konuşamadı. Daha sonra şöyle devam ettiler: “ Onlar sizin din kardeşlerinizdirler. Nimet ve sürurdan sonra şimdi toprak olup çürüyüp gitmişler. Kendi hallerine feryat edip ağlıyorlar ve şöyle diyorlar: “Eyvahlar olsun bize! Eğer elimizde olanları Allah’ın itaati ve rızası doğrultusunda harcasaydık, o zaman size muhtaç olmazdık.” Sonra üzüntü ve pişmanlıkla geri dönerken şöyle seslenirler: “Ölüler için sadaka vermede acele edin.” (Sefinetü’l-Bihar, c.2, s.554-555)

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git