Güncel > Türkiye Gündemi

Dersim'e bakış

(1/2) > >>

mrkydr:

DERSİM  DERSLERİ

         CHP.Genel Başkan Yardımcısı Sn.Onur Öymen’in konuşmasında  Dersim’den bahsetmesiyle bir anda Türkiye’nin gündemi değişiverdi.  (Gerçek)  terörist  PKK.lıların (1), hükümetin uygulamaya koyduğu açılım sürecinde  zafer işaretleri yaparak Habur’dan giriş yapmaları , üzerlerinde terörist üniformalarıyla meydan meydan  savaş kazanmış kahramanlar gibi dolaştırılmaları hatta Diyarbakır Belediye Başkanının  elinde çiçeklerde Belediye kapısında karşılaması unutuldu.Telekulak skandalları hemen gündemden düşürüldü.

         Varsa yoksa Dersim.İyi de , iddialar ve ithamlar aklı ve mantığı ters çevirecek boyutamı varmalı.Anladık  Türk milletinin kalbinden ve benliğinden adını silemediğiniz Atatürk , Türk , Türkiye , Türkçe ,Türk Bayrağı gibi konularda 86 yıldır süren bir karın ağrınız var.Ama milli varlığımızı yok edeceksiniz diye bazı değerlerimizi de bu kadar karalamanın ve asıl kendimize yapılanların göz ardı etmenin izahını nasıl yapacaksınız.Birileri de içlerindek kin ve nefretlerini  kusma fırsatı buldular. Öymen’in konuşmasını bahaneyle Atatürk’ü hedef haline getirerek, halkın ruhundaki  Büyük Öndere olan sevgi ve bağlılığı yok etmeye çalışıyorlar.Biraz daha güçleri yetse rahmetliyi anıtkabirden çıkarıp yargılamaya kalkacaklar.Son gelişmeler sanki  bir merkezden kurgulanmış gibi  aynı günlerde Brüksel’de AP’de yapılacak toplantıya denk geliyor. Bu toplantı  “Alevi hakları” gibi doğru arayışlar maske edilerek gerçekleştirilmekte ama, içinde ana unsur olarak  “Dersim  saldırısı”  bulunmaktadır...(2)

          Dersim nedir kısaca onu bilelim.1937 yılında  Hatay’ı ellerinde tutmak istiyen Fransızların da desteği ile  vergi vermiyen , askere gitmiyen , başına buyruk yaşamaya çalışan Kürt aşiret ağalarının öncülüğünde yeni devlete  karşı  köprüleri yıkmaları , devlet dairelerine ve karakollara saldırarak askerlerimizi şehit etmeleri ,  ve topyekün isyanıyla başlıyan olayların bastırılmasıdır.İsyancılara karşı her devletin yaptığı  gibi Türkiye de kendini savunmuştur.Konuyu çarpıtmanın anlamı yoktur.Aleviler ‘e karşı devletin  nefreti yoktur ...Onlar bu milletin öz be öz evlatlarıdır.Hatta kendini Türk addeden bir çoğumuzdan daha katıksız Türk’tür. Bu vatanın eşit derecede sahibidirler. Yıllardır kurulmaya çalışılan tuzak tutmamış Aleviler oyuna gelmemişlerdir.Hiç bir tezgah bizi birbirimize düşüremiyecektir.Bölücü hainler gerçekleştirmek için kendilerine projelerini başka ortaklar bulmak zorundalar.

                 Yanlı , yandaş vs. ne derseniz deyin bir kısım basınımız Türkiye aleyhine olabilecek her konuya balıklama atlıyor da neden bize karşı yapılmış katliam ve soykırımlara duyarsız kalıyorlar? Niye ABD’yi sorgulamıyorsunuz.Alt tarafı iki tane gökdelenine uçakla saldırı oldu diye adamlar neredeyse tüm islam alemini terörist ilan etmekle kalmadı , Irak’ı işgal ederek  bir milyon civarında insan öldürdü, milyonlarcasını da sakat bıraktı.Afganistan’ı işgal etti , sivil ayrımı gözetmeden insanları öldürmeleri günlük  adi olaylar haline geldi.

           Balkanlarda , Kafkaslarda , Orta Asyada , Anadolu’da Türk ve Müslümanlara yapılan katliam ve soykırımlar da nedense hiç akıllarına gelmez bu iki yüzlülerin.  Türk ve Müslümanlara yapılan etnik temizlik, zorunlu göç, savaş ve kıyım programlarının gerçek bir soykırım olduğunu görmezler. Bilimsel çalışmalarıyla tanınan ABD.li tarih Profesörü Justin Mc.Carthy'nin "Ölüm ve Sürgün" adlı kitabında belirttiği gibi, 1821 ile 1912 arasında çoğu Türk olan beş buçuk milyon müslüman yurtlarından sökülüp, kimi savaşlarda öldürülerek, diğerleri sığıntı durumunda iken açlıktan ve hastalıklardan canını yitirerek ölmüşlerdi.    20 yıl önce yaşanan Bulgaristan'daki isim değiştirme baskısı ve zorunlu göçü, 14 yıl önceki Bosna'daki etnik temizlik, 9 yıl önceKosova'daki yaşanan katliam hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor. Onlarla yüzleşmeye gerek yokmu? Ne dersiniz...

Suheyl COBANOGLU       
 
KAYNAKÇA.................:
(1)    Emniyet’in Öcalan için hazırladığı “PKK faaliyetlerine katılmamıştır, Ergenekon ve diğer örgütler tarafından kullanılmıştır” raporu.   (Gazeteler)
(2)    Gazeteler
(3)    Justin Mc.Carthy........Ölüm ve Sürgün

mrkydr:

 ................................................................

CHP’li Onur Öymen’in açıklamasını unutmayın.

Suçlu suçsuz ayırımı yapılmadan, kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı demeden öldürülen Kürt Alevilere Dersim’de uygulanan “cezanın” bugün de Kürtlere uygulanabilecek bir model olduğunu düşünüyor CHP yönetimi.

Bu suikast ve darbe planını hazırlayanlar, onların vahşetini görmezden gelen medya, “katliam” önerileri yapan CHP...

Bunların, eğer galip gelirlerse, Kürtlere ne yapacakları açıkça görülüyor.

Dindarlar, bu tür planlar başarıya ulaşırsa zaten “suçlu” ilan edilip cezalandırılacaklar.

Solcular, liberaller, demokratlar, bu çevreler tarafından çoktan “hain” ilan edilip “cezalandırılacaklar” listesine dahil edildi.

CHP’ye ve orduya sığınmaya çalışan Aleviler, çoktan ordu tarafından “andıçlandı”, uğradıkları katliamlar hâlâ onaylanıyor.

Bütün bunlar niye olabiliyor peki?

Bir tek nedeni var.

“Kurbanların”, cellatlarına değil birbirlerine “düşman” olmasından.

Cuntacılar, darbeciler, onların siyasetçileri, onların medyası, onların hukukçuları galip gelemeyecek, bu çok açık, ama kolayca pes etmeyecekleri de çok açık.

“Kafes” planının hazırlanma tarihi Mart 2009.

Daha birkaç ay önce bu insanlar, Ergenekoncuları kurtarmayı, hükümeti devirmeyi, insanları öldürmeyi planlayabiliyor.

Bunu yapacak cüreti, “kurbanların” dağınıklığından alıyorlar.

Hedefteki herkes birbirine muhtaç bu ülkede.

Aleviler, dindarlar, Kürtler, solcular, liberaller, demokratlar birbirine muhtaç.

Bu “ezilen”, hedefe konulan grupların önce “zihnen” birleşmesi gerekiyor.

Küçük hesapların, eskimiş öfkelerin zamanı değil.

Herkesin şunu anlaması lazım.

Başkasının hakkını vermeyen, kendi hakkını alamaz.

Sünniler, Alevileri korumadıkları sürece kendileri de korumasız kalır.

Aleviler, Sünnilerin haklarını savunmadıkça “Dersim’i” öven konuşmalarla aşağılanır, andıçlara konu olur.

Kürtler, dindarlarla, Alevilerle, demokratlarla elele vermedikçe, “onları çoluk çocuk” yok etmeyi öneren “Dersim” konuşmalarını dinlerler.

Bütün Sünniler kendi kendilerine sorsunlar, “neden Alevilerin ibadet etme hakkını savunmuyoruz”, diye.

Alevilerin “cemevlerinde” ibadet etmesinin size ne zararı var?

Neden Alevi çocuklarına “zorla” din dersi okutuyorsunuz?

Bütün Aleviler de kendilerine sorsunlar, neden türbanlıların “zorla” başlarının açılmasına karşı çıkmıyoruz diye?

Genç bir kızın başının “zorla” açılmasına itiraz etmezseniz, kendi çocuğunuza “zorla” din dersi verilmesine nasıl itiraz edeceksiniz?

Kürtler, “barış yolunu açacak” demokratik girişimlere gerektiğince yardımcı olup olmadıklarını sorsunlar kendilerine.

“Kim daha çok taviz verdi” hesaplarının zamanı mı, bir sorsunlar.

Bütün ezilenler kendilerine sorsunlar, birbirinizi ezmek için, gidip sizi ezenlerle işbirliği mi yapacaksınız, onlar sizinle işbirliği yapmaz.

Sizin, sizden başka koruyucunuz yok.

Birbirinize muhtaçsınız.

Bu korkunç planlar, bu korkunç açıklamalar, bu medya, bu hukukçular size gerçeği göstermeye yetmiyor mu?

Zihninizdeki “duvarları” yıkmazsanız, birbirinize dost olmazsanız, güçlerinizi birleştirmezseniz, “hedef” olacaksınız.

Özgürleşeceksek, birlikte özgürleşeceğiz.

Esir kalacaksak, birlikte kalacağız.

AHMET ALTAN
 

mrkydr:

KONUŞTUĞUMUZ, merak ettiğimiz, kamuoyu araştırma şirketlerinin ölçmeye çalıştığı şeylerden biri şu:

“Onur Öymen’in Dersim konuşması, CHP’ye oy kaybettirir mi?”

Olay giderek “iç siyasetin” hesaplaşma konularından biri haline geliyor.

Onur Öymen benim kafa yapıma uygun bir siyasetçi değildir.

Geçmişte onu eleştiren epey yazı yazdım.

Bu olaydaki özensiz tutumunun da CHP’ye zarar verdiğine inanıyorum.

Yine de şu muzır soruyu sormadan edemeyeceğim.

Onur Öymen CHP’ye zarar veriyor da, bu tartışmayı sürdürmek AK Parti’ye fayda mı sağlıyor?

İsterseniz samimi bir iç muhasebe yapalım.

Bakın Dersim tartışmasında ne gibi durumlara da hazır olmalıyız.


Başbakan Erdoğan, Meclis’teki “demokratik açılım” toplantısında Onur Öymen’in sözlerini eleştirirken, “Dersim katliamı” deyimini kullandı.

Başbakan geçenlerde “Darfur katliamı” için bir açıklama yapmıştı.

Ne demişti Başbakan?

“Müslüman katliam yapmaz...”

(Bazı kaynaklara göre “yapmaz” değil, “yapamaz” demiş.)

Dersim’de “Alevi Kürt’ü” kesen, mağaraya bombayı basan kimdi?

“Hıristiyan Türk mü?”

 “Dersim” tartışmasının birinci faydalı sonucu şu:

Demek ki, Müslüman da basbayağı katliam yaparmış ve yapabilirmiş.

O zaman işin hemen ikinci aşaması gelir.

İç politikada “Dersim” için kullandığımız nitelemeyi, dış politikada “Darfur”dan da esirgememeliyiz.

“Beşir kardeşimiz” alınırsa, gerekçemiz de hazır:

“Bak kardeşim, ben kendi insanımın yaptığına katliam diyorum, sen de kusura bakma.”


 Gelelim daha büyük meseleye.

Onur Öymen’in “Dersim meselesi”ni böyle akıllıca olmayan biçimde gündeme getirmesinin Türkiye açısından büyük yararı oldu.

Ben bile, “Dersim olayı” konusunda yeterince bilgi sahibi değilmişim, onu öğrendim.

İtiraf edeyim, ben de bu olayı “28 Kürt isyanından birinin bastırılması” olarak biliyordum.

Şimdi bunun üzerine kitaplar okuyorum.

 Şu sorunun cevabını henüz tam olarak alamadım:

“Dersim olayı” sırasında kaç vatandaşımız hayatını kaybetti?

Rakamlara bakıyorum, 7 binle 90 bin arasında kayıptan söz ediliyor.

 İkinci soru:

Eğer 7 bin veya 90 bin kişinin öldürülmesine, en resmi ağızdan, “katliam” diyorsak, bundan böyle “Ermeni” meselesine ne diyeceğiz?

Ermeni tezlerine göre 1915 olayları sırasında ölen insan sayısı 1,5 milyon.

Hadi diyelim 600 bin.

Dersim’in kaç katı eder?

Burada ölen 7 bin kişi ise 200 katı.

90 binse 17 katı.

600 bin dersek, 90 katıyla, 7 katı arasında bir şey.

Evet, Dersim katliamsa, Ermeni olayı ne?

“İri katliam” mı, “katliam irisi” mi, “kaba katliam” mı, “muazzam katliam” mı, “katliam azmanı” mı?

Yarın bu soru Türkiye’nin en yetkili insanına sorulduğunda vereceği “resmi cevap” ne olacaktır?

Çünkü, “Yahu kendinizi o kadar zorlamayın. O kelimenin evrensel bir karşılığı var. Hani ‘sözde’ ile başlayan kelime” derler.


Meclis’te başlayan “Dersim” tartışması, artık “resmi tarih tezlerimizi” reddettiğimiz anlamını taşıyor.

İyi ama, iç siyasette tarihi “gayri resmi” ağızla kullanıp, dışarda “resmi” ağızdan nasıl devam edeceğiz?

Dersim olayını seçim meydanlarında kullanan siyasetçiler, işin bu tarafını da düşünmeli.

Son sözüm yine de şudur:

Onur Öymen’in lafları pek akıllıca değildi.

Ama onu iç siyaset meselesi yapmak da yararlı bir şey olmayabilir.

Yine de sözlerimi şöyle bitireceğim.

Dersim’de olup biteni, kendi vatandaşımıza yapılanı ortaya çıkarabildiysek, bu tartışma çok yararlı olmuştur.

ERTUĞRUL ÖZKÖK

MENEKŞE:


arkadaşlar ertugrul özkek gibi vatan hainlerinin yazılarınıda okuyorsunuzya başka ne diyeyim

onur öymen bu vatana ateşe olarak yıllarca hizmet etmiş bir büyügümüzdür

vede doğru söylemiştir kendisini yürekten alkışlıyorum ve artık ak partiye asla oy vermeyecegimi

beyan ediyorum.

tunceliyi yani dersimi veya ermeni katliamı ne derse desinler bunları o zaman kışkırtan ve ordaki halkı

yaptıklarını hiç konuşmuyorlar üç beş vatan haininin dili ile ya hepiniz ermeniyiz derler yada hepimiz

dersimliyiz hiç farketmez vatan hainleri nere gitse kim olsa aynıdır ve katli vacipdir

nitekim

mustafa kemal atatürk paşamda emir vermiş ne demişse o olmuştur .

Allah paşamı cennetine nail eder inşalah allah rahmet eylesin

ne mutlu müslüman türk milletine

mrkydr:

--- Alıntı yapılan: MENEKŞE - 21 Kasım 2009, 00:47:01 ---
arkadaşlar ertugrul özkek gibi vatan hainlerinin yazılarınıda okuyorsunuzya başka ne diyeyim


--- Alıntı sonu ---

Geçen gün nasibimle konuşurken dedi ki;
-Dersimi niye yazmıyorsun hani sen yaşamdan haberleri yazmayı seversin ya ? dedi..Bende dedimki
-Ne dersimi kız, ders mi vardı?... ;D  Sonra ;
-Sen haber falan izlemiyorsun galiba , bende
-Evet kitaplara takılınca gözüm başka bir şey görmüyor dedim cahilliğme bahane bularak.. :-[

Sevgili menekşe ben utanarak söylüyorum dersimi iki gün önce öğrendim.. Benim açmış olduğum konular her zamankli gibi bir şey bildiğimden değil .. Öğrenme amaçlıdır.. Hani ben şimdi bir şey yazdım ya , sizde yazarsınız konuyu derinlemesine öğreniriz diye..  Hemde benim gibi bilmeyenler olursa onlarda öğrenirler diye..

Sevgili menekşe sizin kadar bilgim  ve tecrübem olmadığı için merak ederekten size soruyorum , bir konuyu araştırıken sadece beğendiğimiz,  takdir ettiğimiz şahısların yazılarını mı okumalıyız? .. Farklı düşünceleri paylaşıyor olmam onları savunduğum, katılıyorum anlamına gelmez... Düşünün ki bir meyve ağacı var ve belki yarsına kadar çürümüş.. ..Bu ağacı budamak belki çözümdür ama sağlam olanlarıda toplamak gerek diye düşünüyorum..

Bir insanı sevmeye biliriz.. Hatta nefret bile edebiliriz ama bence,  illaki ondan öğreneceğimiz noktalar yada onada hak vereceğimiz konular vardır diye düşünüyorum.. Çürük düşünceler şahsın kendise kalsın sağlamları bana  yeter ... :)
Yanlış mı düşünüyorum sevgili menekşe?..

Saygılar..

 

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git