Gönderen Konu: Kırklar Dağı  (Okunma sayısı 5444 defa)

Çevrimdışı leyla

  • Üstad
  • *****
  • İleti: 584
  • Rep +6/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Rabbim,her vesiLede SENİN keremin saklıdır,
    • naliya
Kırklar Dağı
« : 18 Aralık 2009, 13:23:32 »




 Kırk, bizim kültürümüzün en çok kutsanan sayısıdır.
 Düğün kırk gün kırk gecedir. Kaf dağındaki düş sarayının kırk odası vardır otuz dokuzu açık, kırkıncısı kilitli. Tarih yazan yiğitlerin kırk yoldaşı vardır. Çocuk, kırk günlük olunca üyesi olur ailenin. Ölü bile kırkıncı gecesinde tam olarak terk eder dünyayı. Miraçta Resul konuk eyleyen erenlerin sayısı kırktır söylenceye göre. Meclisleri kırklar meclisidir. Ve peygamberlerin varisleri olan evliyaların meclisleri kırk kişiden oluşur. Üçler yediler kırklar aşkına döner devran. İşte bu yüzden Anadolu’da adını kırklardan alan şehirler, köyler, dağlar, yaylalar vardır. Ve adı kırklara karışan her şey kutsal sayılır kültürümüzde.

İşte Diyarbakır’ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır.

 Kırklar Dağı civarındaki bir köyde Süryani bir aile yaşarmış. Bu aile, aile olalı yıllar olmasına rağmen çocukları olmamış. Ne yola başvurmuşlarsa kolları, kanatları kırılmış, hayalleri suya düşmüş, ümitleri kırılmış. Müslüman bir ailenin tavsiyesi ile Kırklar Dağı’nın arkasındaki Kırklar Ziyaretine gitmeye karar vermişler. Varıp ziyarete adaklar adamışlar, dilek tutmuşlar... Bir süre sonra nur topu gibi bir kız çocukları doğmuş, Suzan adını vermişler. Bundan sonraki her yıl, Kırklar Ziyaretini ihmal etmemiş, kurban kesmeye devam etmişler.

Hanım kızımız büyümüş, serpilmiş, hurilere taş çıkartaracak bir güzelliğe ulaşmış. Bizim Adil oğlan da yakışıklı mı yakışıklı, suyu sıktı mı taş edecek kuvvete sahip bir delikanlı imiş. Eee boyu boyuna, huyu huyuna derler ya, Suzan kıza vurulmuş. O zamanlar platonik aşk icat edilmediğinden, kız da karşılık vermiş, iki gönül bir olmuş, samanlık seyran olmuş. Günler ayları, aylar yılları kovalamış. Suzan kızın doğum günü yaklaşmış. Olacak ya! Suzan kızın annesi de hastalıktan yatağa düşmüş. Adağı yerine getirmek için hizmetçileri göndermiş Suzan kızla beraber Kırklar Dağı’na. Adil Beyi’miz yerinde durur mu? O da peşlerinden gitmiş. Hizmetçiler dua ile, adak ile uğraşırken; iki kor yürek sıyrılmış aradan. Bir tenhada can cananı bulmuş, iki can bir olmuş. Tenler tanışmış, dudaklar kaynaşmış, bedenler vurulmuş...Bu olaydan dolayı, ziyaret çarpmış derler ki; Suzan kız, amansız bir hastalığa yakalanmış. Ne hekimler çare bulmuş, ne alimler isim koymuş bu derde. Akıl başından uçmuş, Adil Beyim de dahil, kimseyi tanıyamaz hale gelmiş. Dicle’nin kenarından kapılıvermiş sulara. Adil Beyi’mizin de ne aklı, ne de yüreği kaldıramamış bu ayrılığa. Suzan’ına kavuşmak için o da bırakmış kendini Dicle’ye...

Kırklardağı’nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim Suzan-Suzi
Ziyaret çarptı bizi
 
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar dolmuş
Tarak getir de tara
 
Gazi köşkü serindir
Dicle suyu derindir
Gel ağlama garip anam
Kadir mevlam kerimdir
Gençliğine güvenip vakit erken derken;

                       belki elveda bile diyemezsin giderken.

                                                            N.F.Kısakürek

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Kırklar Dağı
« Yanıtla #1 : 18 Aralık 2009, 21:27:05 »

Kırk, bizim kültürümüzün en çok kutsanan sayısıdır.
 Düğün kırk gün kırk gecedir. Kaf dağındaki düş sarayının kırk odası vardır otuz dokuzu açık, kırkıncısı kilitli. Tarih yazan yiğitlerin kırk yoldaşı vardır. Çocuk, kırk günlük olunca üyesi olur ailenin. Ölü bile kırkıncı gecesinde tam olarak terk eder dünyayı. Miraçta Resul konuk eyleyen erenlerin sayısı kırktır söylenceye göre. Meclisleri kırklar meclisidir. Ve peygamberlerin varisleri olan evliyaların meclisleri kırk kişiden oluşur. Üçler yediler kırklar aşkına döner devran. İşte bu yüzden Anadolu’da adını kırklardan alan şehirler, köyler, dağlar, yaylalar vardır. Ve adı kırklara karışan her şey kutsal sayılır kültürümüzde.
Kırklardağı’nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim Suzan-Suzi
Ziyaret çarptı bizi
 
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar dolmuş
Tarak getir de tara
 
Gazi köşkü serindir
Dicle suyu derindir
Gel ağlama garip anam
Kadir mevlam kerimdir

Ellerinize Emeklerinize sağlık  tesekkürler
Anadolumuzdan  güzel bir halk müziği ve hikayesini sunmuşsunuz katkıda bizden olsune spiriyle karışıkhep kırklardan gitmişler deee birde  41- kırkbirkere maşallah deselermiş cak
 
<a href="http://www.nartube.com/cee0f17cdc3509627b32e0d92274a54481a871f7:OtauQQBSc3o:false.v" target="_blank" class="new_win">http://www.nartube.com/cee0f17cdc3509627b32e0d92274a54481a871f7:OtauQQBSc3o:false.v</a>

sevgili leyla ve  sevgili usta 28 ellerinize sağlı çok güzel işlemişsiniz konuyu..
tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler tesekkürler
 a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o a.r.o



l

Çevrimdışı leyla

  • Üstad
  • *****
  • İleti: 584
  • Rep +6/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Rabbim,her vesiLede SENİN keremin saklıdır,
    • naliya
Ynt: Kırklar Dağı
« Yanıtla #2 : 19 Aralık 2009, 01:30:22 »




 Kırk, bizim kültürümüzün en çok kutsanan sayısıdır.
 Düğün kırk gün kırk gecedir. Kaf dağındaki düş sarayının kırk odası vardır otuz dokuzu açık, kırkıncısı kilitli. Tarih yazan yiğitlerin kırk yoldaşı vardır. Çocuk, kırk günlük olunca üyesi olur ailenin. Ölü bile kırkıncı gecesinde tam olarak terk eder dünyayı. Miraçta Resul konuk eyleyen erenlerin sayısı kırktır söylenceye göre. Meclisleri kırklar meclisidir. Ve peygamberlerin varisleri olan evliyaların meclisleri kırk kişiden oluşur. Üçler yediler kırklar aşkına döner devran. İşte bu yüzden Anadolu’da adını kırklardan alan şehirler, köyler, dağlar, yaylalar vardır. Ve adı kırklara karışan her şey kutsal sayılır kültürümüzde.


Kırklardağı’nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim Suzan-Suzi
Ziyaret çarptı bizi
 
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar dolmuş
Tarak getir de tara
 
Gazi köşkü serindir
Dicle suyu derindir
Gel ağlama garip anam
Kadir mevlam kerimdir


Ellerinize Emeklerinize sağlık  tesekkürler
Anadolumuzdan  güzel bir halk müziği ve hikayesini sunmuşsunuz
katkıda bizden olsun
espiriyle karışık
hep kırklardan gitmişler deee
birde  41- kırkbirkere maşallah deselermiş cak
 


yildiz    yildiz   
<a href="http://www.nartube.com/cee0f17cdc3509627b32e0d92274a54481a871f7:OtauQQBSc3o:false.v" target="_blank" class="new_win">http://www.nartube.com/cee0f17cdc3509627b32e0d92274a54481a871f7:OtauQQBSc3o:false.v</a>
usta28  helal helal helal
yazıya renk katmışsınız şarkı da şahane olmuş  apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif
sağolasınız
Gençliğine güvenip vakit erken derken;

                       belki elveda bile diyemezsin giderken.

                                                            N.F.Kısakürek

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Kırklar Dağı
« Yanıtla #3 : 17 Şubat 2015, 22:17:30 »




 Kırk, bizim kültürümüzün en çok kutsanan sayısıdır.
 Düğün kırk gün kırk gecedir. Kaf dağındaki düş sarayının kırk odası vardır otuz dokuzu açık, kırkıncısı kilitli. Tarih yazan yiğitlerin kırk yoldaşı vardır. Çocuk, kırk günlük olunca üyesi olur ailenin. Ölü bile kırkıncı gecesinde tam olarak terk eder dünyayı. Miraçta Resul konuk eyleyen erenlerin sayısı kırktır söylenceye göre. Meclisleri kırklar meclisidir. Ve peygamberlerin varisleri olan evliyaların meclisleri kırk kişiden oluşur. Üçler yediler kırklar aşkına döner devran. İşte bu yüzden Anadolu’da adını kırklardan alan şehirler, köyler, dağlar, yaylalar vardır. Ve adı kırklara karışan her şey kutsal sayılır kültürümüzde.

İşte Diyarbakır’ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır.

 Kırklar Dağı civarındaki bir köyde Süryani bir aile yaşarmış. Bu aile, aile olalı yıllar olmasına rağmen çocukları olmamış. Ne yola başvurmuşlarsa kolları, kanatları kırılmış, hayalleri suya düşmüş, ümitleri kırılmış. Müslüman bir ailenin tavsiyesi ile Kırklar Dağı’nın arkasındaki Kırklar Ziyaretine gitmeye karar vermişler. Varıp ziyarete adaklar adamışlar, dilek tutmuşlar... Bir süre sonra nur topu gibi bir kız çocukları doğmuş, Suzan adını vermişler. Bundan sonraki her yıl, Kırklar Ziyaretini ihmal etmemiş, kurban kesmeye devam etmişler.

Hanım kızımız büyümüş, serpilmiş, hurilere taş çıkartaracak bir güzelliğe ulaşmış. Bizim Adil oğlan da yakışıklı mı yakışıklı, suyu sıktı mı taş edecek kuvvete sahip bir delikanlı imiş. Eee boyu boyuna, huyu huyuna derler ya, Suzan kıza vurulmuş. O zamanlar platonik aşk icat edilmediğinden, kız da karşılık vermiş, iki gönül bir olmuş, samanlık seyran olmuş. Günler ayları, aylar yılları kovalamış. Suzan kızın doğum günü yaklaşmış. Olacak ya! Suzan kızın annesi de hastalıktan yatağa düşmüş. Adağı yerine getirmek için hizmetçileri göndermiş Suzan kızla beraber Kırklar Dağı’na. Adil Beyi’miz yerinde durur mu? O da peşlerinden gitmiş. Hizmetçiler dua ile, adak ile uğraşırken; iki kor yürek sıyrılmış aradan. Bir tenhada can cananı bulmuş, iki can bir olmuş. Tenler tanışmış, dudaklar kaynaşmış, bedenler vurulmuş...Bu olaydan dolayı, ziyaret çarpmış derler ki; Suzan kız, amansız bir hastalığa yakalanmış. Ne hekimler çare bulmuş, ne alimler isim koymuş bu derde. Akıl başından uçmuş, Adil Beyim de dahil, kimseyi tanıyamaz hale gelmiş. Dicle’nin kenarından kapılıvermiş sulara. Adil Beyi’mizin de ne aklı, ne de yüreği kaldıramamış bu ayrılığa. Suzan’ına kavuşmak için o da bırakmış kendini Dicle’ye...

Kırklardağı’nın yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim Suzan-Suzi
Ziyaret çarptı bizi
 
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar dolmuş
Tarak getir de tara
 
Gazi köşkü serindir
Dicle suyu derindir
Gel ağlama garip anam
Kadir mevlam kerimdir



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.