Peygamberlerin hayatI > Diğer Peygamberler

H Z . İSMAİL A.S.

(1/1)

gullerhurmetine:
İsmail aleyhisselam, Şam diyarında (Filistin, Suriye) doğdu. Babasi İbrahim aleyhisselam, Allahü Tealanın emriyle, annesi Hacer Hatunla birlikte Mekke'ye götürdü . Yanlarına bir miktar yiyecek ve su ile birlikte şimdiki Kâbe'nin bulunduğu yere bırakarak Şam'a döndü. Bir rivayete göre İbrahim aleyhisselam Hacer Hatunu Kâbe'nin bulunduğu yere bırakınca o: "Sen bizi kime bırakıyorsun. Bize kim bakacak ?" sorusuna İbrahim aleyhisselam:"Ben sizi Allah'a bırakıyorum" demiştir. Hacer Hatun bunu duyunca:"O zaman işini yaptıysan gidebilirsin" demiştir. Hacer Hatun su ararken, şimdiki zemzem kuyusunun yerinde yatan İsmail aleyhisselam tepindi. Hacer Hatun oğluna su verebilmek için yedi kez Safa ile Merve arasında koşuştu ise de su bulamadı. O zaman ayaklarını vurduğu veya Cebrail aleyhisselam ın vurduğu yerden Zemzem suyu çıktı. Hacer Hatun burada yaşarken, Yemen tarafından Cürhüm kabilesi gelip Mekke'nin bulunduğu yere yerleştiler.

2.1. İsmail aleyhisselamın kurban edilmesi
Hz. İbrahim bir ara bir rüya gördü. Bu Yüce Allah'ın bir vahyi idi. Ona oğlu İsmail'i kurban etmesi emrolunmuştu. Bunun üzerine henüz 12 yaşında bulunan Hz. İsmail'i, Mekke'de Sebir dağının eteğinde tenha bir yere götürdü. Onu Allah rızası için kurban etmek istiyordu. İsmail aleyhisselam da:" Babacığım , emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun" diyordu. Bu Allah yolunda fedâkarlığın en yüksek bir nişanı idi . Ama, Allahü Teâlâ rüyasında sadakat göstermesi üzerine ona bir koç ihsan buyurdu. İsmail aleyhisselam böylece kurban edilmekten kurtuldu. Kurban bayramını da biz müslümanlar da vak'a yüzünden ihya etmekteyiz. Halilullah'ın hangi oğlunu kurban ettiği kesinlikle bilinmemektedir. Kur'an-ı Kerim'de sadece oğlunu kurban ettiği belirtilmektedir:«Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum ! Rüyada seni bogazladığımı görüyorum; bir düşün ne dersin ? dedi. O da cevaben : Babacığım ! Emrolundugun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulursun, dedi » . Fakat cumhura göre kurban edilen çocuğun İsmail aleyhisselam'ın olduğu kanaatindedir. Bazı müfessirlere göre ise İsmail aleyhisselamın değil de İshak aleyhisselamın kurban edildiğini öne sürmektedirler. Yalnız, bu fikri Israilogulları da söylemektedirler.

2.2. İsmail aleyhisselamın peygamberliği
Hz. İsmail gençlik çağına gelince, Cürhümlülerden iki defa evlendi . Daha sonra tekrar Mekke'ye gelen İbrahim aleyhisselamla birlikte Kâbe-i Muazzamayı inşâ ettiler ve hac ibadetini yaptılar . İsmail aleyhisselam Yemen kabilelerine (Cürhüm kabilesi) ve „Amalika" denilen eski bir kavme peygamber olarak gönderildi. İnsanlara babası Hz. İbrahim'e bildirilen dinin hükümlerini tebliğ etti ve daveti 50 yıl sürdü. Buna rağmen malesef pek az kimse iman etti. İshak aleyhisselamı yanına davet edip kızını onun oğlu İlyas'a nikahla dive bazı vasiyetler de bulundu. Babası İbrahim aleyhisselam'ın ölümünden 40 sene sonra , 133 veya 137 yaşlarında iken Mekke'de vefat etti. Ekseri rivayete göre Mescid-i Haram'da Kabe-i Muazzamanın kuzey duvarı önünde bulunan Hatim denilen yere defn edildi. İsmail aleyhisselamın 12 oğlundan çoğalan torunları zamanla Arabistan Yarımadası'nın her tarafına yayıldılar. Peygamber efendimizin (s.a.v.) 20. dedesi Adnan ile İsmail aleyhisselam arasında 30 baba vardı . Peygamberimiz efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i şerifinde : « Allahü Teâlâ Ademoğullarından (Hz.) İsmail'i seçti. İsmail'in evlâdından (oğullarından) Kinane'yi, Kinaneoğullarından Kureys'i seçti ve ayırdı. Kureyş'ten Haşimoğullarını, Haşimoğullarından da beni seçti ve ayırdı » (Kadizâde) buyurmuştur.
ALINTIDIR

gullerhurmetine:

--- Alıntı yapılan: gullerhurmetine ---ALLAH ONLARDAN RAZI  OLSUN  BİZLERİ ONLARIN  HATIRINA  VERSİN ..HEY  MAŞŞALHU  BERAKATUHU  YAZDIKCA  YAZIYOR ALLAH YÜREGİNE  DERT  VERMESİN :)
--- Alıntı sonu ---

gullerhurmetine:

--- Alıntı yapılan: japongulu ---Kurân'da adı geçen peygamberlerden biri.

Ya'kûb (a.s)'in soyu, İshâk (a.s) vasıtasıyle İbrahim (a.s)'a dayanmaktadır. O, İshak (a.s)'in ve İshak (a.s) da İbrahim (a.s)'in oğludur. Annesinin adı Refaka'dir. Kardeşi Ays ile beraber, ikiz olarak doğmuştur. Kardeşinin ardından doğduğu için ona Ya'kûb denmiştir.

Ya'kûb (a.s)'in diğer bir adı da İsrail'dir. Kardeşi Ays'tan kaçarak dayısının yanına giderken gündüzleri saklanmış ve geceleri yürümüştür. Bundan dolayı kendisine İsrâil denmiştir. Kelime olarak İsrâil geceleyin (Allah'a) yürüyen demektir (et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, I,162 vd.).

Ya'kûb (a.s)'in doğumu ve peygamberliği daha önceden müjdelenmişti. Onun bu durumu Kurân'da söyle haber verilmiştir:

Biz ona (İbrahim (a.s)'in hanımına) İshâk'i müjdeledik. İshâk'ın ardından da (torunu) Yâkub'u"(Hûd, 11/71).

Bu âyette aynı zamanda, Yakûb (a.s)'in yukarıda sunulan soyu da dile getirilmiştir.

Ya'kûb (a.s), önce dayısı Lebân'ın büyük kızı Leyya ile ve ondan sonra da küçük kızı Râhil ile evlenmiştir. Leyya'dan Rabil, Yehuza, sem'ûn ve Lavi adındaki oğulları doğmuştur. Râhil'den de Yûsuf ve Bünyamin dünyaya gelmiştir. Ya'kub (a.s)'in diğer iki hanımından altı oğlu daha vardı. Toplam on iki erkek evlada sahipti (ibn Kuteybe, Kilabu'l-Meârif, Beyrut 1970,19; ibn Haldun, Tarih, Beyrut, 1971, I, 39).

Kur'ân'ın birçok yerinde Ya'kûb (a.s)'in peygamberliğinden ve çeşitli faziletlerinden bahsedilmektedir. Onun peygamberliğini dile getiren bazı âyetlerin meâli şöyledir:

Nihayet (İbrahim) onlardan ve Allah'ın dışında taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman, biz ona İshâk'ı ve Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve kendilerine güzel ve üstün bir şan, şöhret nasip ettik" (Meryem, 19/49, 50).

"Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, ona da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yâkub'u, torunlarına, İsâ'ya, Eyüb'e, Yûnus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebur'u vermiştik" (en-Nisâ, 4/163).

Ya'kub (a.s)'in kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kişiliğe sahip olduğunu anlatan bazı âyetlerin meâli de şöyledir:

Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshâk'ı ve Yakûb'u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize hâlis kul yaptık" (Sâd, 38/45, 46).

O, diğer peygamberler gibi Allah'ın hidâyetine erdirilen ve güzel davranan yüce bir kişi idi. Kurân'da bu hususta söyle buyurulmaktadır:

"Biz ona (İbrahîm'e) İshâk'ı ve İshâk'ın oğlu Yakûb'u da hediye ettik. Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nûh'a ve onun soyundan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e Yûsuf â Musa'ya ve Harûnâda yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz" (el-En'âm, 6/84)

Bir de Ya'kub (a.s) rüya tabir etmeyi de bilirdi. Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de bu hususu söyle haber vermiştir:

"Hani bir zaman Yûsuf babasına: Babacığım, ben (rüya) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Bunların hepsinin bana secde ettiklerini gördüm, demişti. (Babası Ya'kub ona söyle demişti): Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düsmandır! Böylece Rabb'in seni seçecek ve sana rüyada görülen olayların yorumunu (veya Allah'ın kitabının ve peygamberlerin sünnetlerinin inceliklerini) öğretecek. Sana ve Ya'kûb soyuna nimetini tamlayacaktır. Nasıl ki ataların İbrahim'e, ve İshâk'a da nimetini tamamlamıştı. şüphesiz Rabb'in bilendir, hikmet sahibidir" (Yûsuf, 12/4, 5, 6).

Ya'kûb (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabra sahipti. O, sabrıyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Kendisi, evlât acısı ve evlât ihanetiyle imtihan edildi. Kurân'da, onun hayatı, Yûsuf (a.s)'in hayatı ile iç içe anlatılmıştır Ya'kûb (a.s)'in gözlerinin kaybolmasına, saçlarının ağarmasına ve belinin bükülmesine sebep olan bu evlât imtihanı ve onun örnek sabrı, Kurân'da söyle haber verilmiştir:

"(Ya'kûb kendisine hiyanet eden çocuklarına şöyle dedi): Herhalde, nefisleriniz size bu işi süsleyerek sizi ona sürükledi. Artık bana güzelce sabretmek kalıyor. Belki de Allah, onların hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herşeyi hikmetle (yerli yerince) yapandır. Ve yüzünü onlardan çevirdi de: "Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel, gel tam senin gelme zamanındır)! " dedi ve tasadan gözlerine ak düştü. (Acısını) yutkunuyor (açığa vurmamaya çalışıyordu). Dediler ki: "Vallahi sen, Yûsuf'u ana ana hasta olacaksın, yahut öleceksin!" (Ya'kûb aleyhisselâm onlara): "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a şikayet ederim ve Allah tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim" dedi. (Ondan sonra söyle devam etti): "Ey oğullarım, gidin, Yûsuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira, kafir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez!" (Ya'kûb'un oğulları tekrar Mısır'a Yûsuf'un yanına döndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarımıza darlık dokundu, değersiz bir bir sermaye ile geldik. Ama sen bizim için tam ölçü ver, bize tasadduk eyle. Çünkü Allah, tasadduk edenleri mükafatlandırır." (Yûsuf) dedi: "Sizler cahil iken, Yûsuf'a ve kardeşine yaptığınız(ın kötülüğünü) bildiniz mi (bundan tevbe ettiniz mi)?" "A, yoksa sen, sen Yûsuf' musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşindir" dedi (ve söyle devam etti): "Allah bize lütfetti. (Bizi korudu, yüceltti). Kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez" "Vallahi, Allah seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz suç islemiştik! dediler (Yûsuf onlara): "Bu gün sizi kınama yok. Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. simdi su gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin" dedi. Kervan (Mısır'dan) ayrılıp yola koyulunca, babaları, (yanında bulunanlara): "Eğer bana bunak demezseniz, (inanın ki) ben Yûsuf'un kokusunu duyuyorum"dedi. "Vallahi sen hâlâ eski şaşkınlığın içindesin" dediler. Müjdeci gelip de (Yûsuf'un gömleğini) (Ya'kûb)'un yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu. "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi. (Oğulları): "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Gerçekten biz günah işledik"dediler. (Ya'kub onlara): "Sizin için Rabb'ime istiğfar edeceğim. şüphesiz O, bağışlayan, esirgeyendir"dedi. (Hep beraber Mısır'a hareket ettiler.) Nihâyet Yûsuf'un yanına vardıklarında, (Yûsuf) ana-babasını kendisine çekip kucakladı ve: Allah'ın dileğiyle, güven içinde Mısır'a girin!"dedi. Anasını babasını tahtı üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (ona kavustukları için Allah â şükür secdesi yaptılar veya onun önünde saygı ile eğildiler. Yûsuf: "Babacığım, işte bu, önceden (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabb'im onu gerçek yaptı. Bana iyilik etti. Zîra şeytan, benimle kardeşlerim arasına fitne soktuktan sonra, O, beni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getirdi. Gerçekten Rabb'im, dilediği şeyi çok ince düzenler. O (her tedbiri) bilen, her şeyi yerli yerince yapandır" dedi. "(Yûsuf, 12/83-100).

Bu âyetlerde de ifade edildiği gibi, Ya'kûb (a.s)'in çocukları, neticede yaptıklarına pişman oldular. Babalarından ve kardeşleri Yûsuf (a.s)'dan özür dilediler. Babaları Ya'kûb (a.s) ve kardeşleri Yusuf (a.s) onları bağışladılar ve onlar için Allah'a yalvarıp dua ettiler. Cebrâil (a.s), Ya'kûb (a.s)'a gelerek, çocukları için yaptığı duasının kabul edildiğini ve çocuklarının Allah tarafından bağıslandıklarını müjdeledi (es-Salebî, el-Arais, Mısır 1951,140 vd.).

Yak'ub (a.s) da diğer peygamberler gibi insanları Allah'a inanmaya ve O'na ibadet etmeye çağırdı. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayat yaşadı.

Kur'ân-ı Kerîm'de bildirildiği gibi, Yakub (a.s), İbrâhim (a.s)'in yaptıği gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarına vasiyette bulundu: "O zaman (Yâ'kûb), oğullarına; "Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?" demişti. (Onlar da): "Senin Rabb'in ve ataların İbrâhim, İsmâil ve İshâk'ın Rabb'i olan tek Allah'a kulluk edeceğiz. Biz O'na teslim olanlarız" dediler"

Alıntıdır
--- Alıntı sonu ---

mrkydr:
 gut gut aro webmaster kirmizigulvx6

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git