Psikiyatri-Nöropsikoloji > Duygu durum bozuklukları

Obsesif-Kompulsif Bozukluk

(1/1)

mrkydr:


Kontrol edilemeyen ama sürekli tekrar edilen mantıksız alışkanlıklar ve huylar Nedir?

Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşamını belirgin bir şekilde aksatmaya başladığında hastalık ortaya çıkar. Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kişiliğe sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler

Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir
Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardır, kişi tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkar.
Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi.
Aşırı düzen ve temizlik, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar
Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak
Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması.

Sürekli olarak bu tür endişe ve korkuları kafasından uzaklaştırmaya, umursamamaya yada bastırmaya çalışırken kişi zorunlu olarak yaptığı alışkanlıklar geliştirir. Hastalık kapmaktan korkan bir kadın ellerini günde yüzlerce defa yıkamaya başlar. İş yerinde seks ile ilgili bir lafın ağzından kaçmasından korkan bir adam sayısız defa 100’den geriye saymaya başlayabilir. Belirtiler stresli zamanlarda daha da kötüleşir.

Belirtiler
Sürekli istenmeyen düşüncelerin, görüntülerin, dürtülerin, kuşkuların ve fikirlerin kişinin zihnini meşgul etmesi. Çoğunlukla bu düşüncelerin temizlik, hastalıklar ve mikroplar, güvenlik ve seks ile ilgili olması.
Karşı konulmaz bir şekilde sürekli el yıkamak, saç çekmek, temizlik yapmak, ortalık düzenlemek, kontrol etmek gibi mantığı olmayan davranışları tekrarlamak yada saymak, dua etmek, kelimeleri sessizce tekrar etmek, hesap yapmak gibi zihinsel aktiviteler yapmak

Tedavisi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın geli

iyileşmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

Çiğdem Alper, MA
Psikoterapist
 

mrkydr:

Siz de simetri hastası mısınız? 
 
 Tıpta obsesif kompulsif olarak tanımlanan simetri hastalığından pek çok insan muzdarip. Kimi çareyi dağınık arkadaşlarıyla yaşayarak aşmakta buluyor, kimi de kendisiyle dalga geçerek takıntılarını eğlenceye dönüştürüyor.
 
 
 Tıpkı Serkan, Özgür, Merve, Feyza ve Ercan gibi. En iyi yöntem ise takıntıları görmezden gelmek ve bir oh çekmek.

Serkan Kemal Şahin, işletmeci, 25:

 Şakacı arkadaşlarımdan biri 'Caminin minaresi yamuk mu ya!' dedi bir gün; o günden beri minareye bakmamaya çalışıyorum. Her seferinde hakikaten yamuk gibi geliyor. Kimi insanlar için saç tıraşı; berbere gitmek, tarif, berberin hayata dair yorumlarını dinlemek, tıraş olmak ve kapanış konuşması şeklinde ilerlerken, benim için bu şekilde noktalanmıyor mesela. Eve geldiğimde o tıraş muhakkak devam ediyor. Elde makas, burası yamuk, şurası yamuk derken günlerce süregelen bir düzeltme hadisesi hasıl oluyor. İşte bu ve bunlar gibi abuklukların olduğu, insanlar için komik, simetri hastalarını delirten detaylarla dolu bir hayat söz konusu. Duvardaki resim, saat, halıların desenlerindeki uyumsuzluklar vs. pek çok şey sayabiliriz. Arkadaşların durumu istismarı adına şaka yapmaları da mesleki el şakasından daha ağır geliyor kimi zaman...

***


ÖSS sınavında yerimden kalkıp çöp kovasını düzelttim
Özgür Mustafa Özgürsoy, öğrenci, 22: İki yıl önce ÖSS'ye girdim, doğal olarak masam askeri nizam içindeydi, su sağda, yedek kalemler solda, kimlik orantılı bir şekilde bekliyor ve önümde duran çöp kovasının göz bozan duruşu beni en son kaldırdı yerimden, düzeltip devam ettim ve daha niceleri...

***


Pisa Kulesi'ne sinir oluyorum
 Ercan Sınar, mobilyacı, 28: Duvardaki tablonun yamuk olması, kazaktaki çizgilerin eşit olmaması beni rahatsız eder, hatta yamuk telefonlara gıcık olurum. Yerdeki çizgilerin üzerine basıyorum ya da karo taşının ortasına basarım, kenarlarına basamam. Bazen yolda giderken sekebiliyorum, 'bir şey mi oldu' diyorlar, kimseye hissettirmiyorum, ayağım tökezledi diyorum. O anda biri seslense duymam mesela. Fark etmiyorum etrafımı. Aklım o çizgilerde. Kitaplıktaki kitapların simetrisine de dikkat ederim, hatta onları düzeltmezsem başıma ağrı girer. İtalya'daki Pisa Kulesi'ne uyuzum. O meydana asla gitmem.

***


Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da ben acıtıyorum
 Feyza Mamaklı, sekreter, 24: Ben bu hastalığı ilk kez, bir arkadaşım yanağıma vurmuştu, ben de diğer yanağıma kendim vurdum, o zaman anladım. Sonra evde terlikleri düzeltmeye başladım. Yürürken ayağımı bir taş acıttıysa diğer ayağımı da başka bir taşla acıtmaya çalışıyorum ve bu, beni deli ediyor. Masamda da her şeyin paralel olmasına dikkat ediyorum. Telefonum, klavye hepsi aynı sırada...

***


Bir gün odamı dağınık bıraktım öğlene kadar ateşler içindeydim
İ.H.D., 27, lokanta sahibi: Yazıda imla kurallarına, noktalama işaretlerine dikkat ederim. Çevremde gördüğüm her şeyi olması gerektiği yerde görmekle mutlu olurum. Bir gün dedim ki kendi kendime; ya boş ver, bundan sonra evden (odamdan) çıkarken bırak yatağım dağınık kalsın, masayı toplamadan çıkayım. Evet yaptım, ama öğleye kadar sanki ateşler içindeydim. Bir bahane buldum ve eve geldim, yatağımı, masamı ve tüm odamı düzeltip çıktım. Çok rahatladım. Oh be işte hayat bu dedim!

***


Sıralar düzgün olmayınca afakanlar basıyor
Merve I., öğrenci, 19: İlkokuldan beri her sabah sınıfımdaki tüm sıraları düzeltirim, şu an üniversitedeyim ve hâlâ kurtulamadım bundan. Sıralar düzenli olmayınca beni afakanlar basıyor. Bir de cetvel takıntım var. Sınavlara cetvelle giriyorum. Her cevabı yazdıktan sonra altına çizgi çiziyorum. Diğer soruyla karışmasın, sayfa düzenli olsun diye... Lisedeyken müzik dersinde notaların çubukları olur ya. Onları da cetvelle çiziyordum. Herhangi bir çekmece, dolap veya gardırop dağınıksa duramam, hemen düzeltirim. Mesela tişörtlerim kısa kollu, askısız diye iki grup halindedir, onlar da kendi aralarında renk düzenine göredir.

***


Peçeteyi düzgünce katlayıp çöpe atarım
B.O.: Markete alışverişe gittiğimde raflar beni çok rahatsız eder, düzeltmeden duramam. Para sayarken Atatürk'ler hep aynı yönde olmalıdır. Okey oynarken önce siyah, sonra kırmızı, sonra turuncu en sona da mavi taşı koyarım, eğer ben seyrediyorsam bir başkası farklı dizdiğinde sinir olurum. Kullandığım peçeteyi bile düzgünce katlayıp çöpe atarım. Bu, yediğim çikolata kâğıtları için de geçerli...


 
SEVİNÇ ÖZARSLAN
 

mrkydr:
   

 Obsesif – kompulsif misiniz?
Efkan Yeşildağ - - [Aile Danışmanı]


Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olanlar temizlik, titizlik, düzenlilik ve kurallara uyma hassasiyeti gibi konularla aşırı ilgilidirler. Tavırlarında inatçılık boyutlarına varan bir ısrarcılık söz konusudur. Kendilerini duygusal anlamda sürekli kısıtlayan obsesif - kompulsifler içinde bulundukları şartları ve birlikte oldukları kişileri, denetimleri altında tutmaya çalışırlar.

Eğer;
  Yapılan işin asıl amacını unutacak derecede kurallar, sıralamalar, programlar ya da ayrıntılarla uğraşıp duruyor,

  Bir işin bitirilmesini zorlaştıracak kadar mükemmeliyetçi davranıyor,

  Ekonomik bir gereksinim olmadığı halde sosyal etkinliklerden yoksun kalacak derecede kendinizi işlerinize adıyor,

  Ahlak, doğruluk, değerler gibi konularda esneklik göstermek yerine kendi vicdanınızın sesini aşırı dinliyor,

  Özel bir değeri olmadığı halde eskimiş eşyalarınızdan vazgeçemiyor,

  Başkaları, tam olarak kendi yaptığınız gibi yapmayı kabul etmedikçe, görev dağılımı yapamıyor,

  Parayı gelecekte ortaya çıkabilecek olası felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görüyor, harcama konusunda hem kendinize hem de başkalarına karşı cimri, katı ve inatçı davranıyorsanız…

Yukarıda sayılan bu özelliklerden en az dördünü gösteriyorsanız, obsesif-kompulsif kişilik bozukluğunuz olduğu düşünülebilir ve profesyonel bir destek almanız önerilir.

Yeniliklerle uğraşmak yerine sıradanlığı tercih eden obsesif-kompulsifler ayrıntılarda boğulabilirler. Olaylara gülüp geçebilme ve sıcaklık duyma gibi becerilerden yoksun olduklarından, ikili ilişkilerde zorluk çekerler. Otoriter bir tutum içinde olduklarından dolayı kendilerinden ödün veremez, uzlaşmaya gelemezler.

Unutmayın!

Obsesif-kompulsif bozukluk daha çok, katı bir disiplinle yetiştirilmiş kişilerde görülür.
                 

mrkydr:
 

 OKB’lerin çevreyle ilişkileri
Efkan Yeşildağ - - [Aile Danışmanı]

OKB’ler (Obsesif kompulsif kişik bozukluğu olanlar), kişiler arası ilişkilerde üstlerine karşı oldukça saygılı; astlarına karşı ise kendini beğenmiş ve buyurgandırlar. Kendi doğrularını çevresindekilere saygısızca dayatırlar.

 Ayrıntılarda boğulurlar ve olaylara geniş kapsamlı bakamazlar. Öyle ki, ağaca bakmaktan ormanı göremezler. Bu nedenle önceliklerini belirlemede ve yeni bir bakış açısı geliştirmede zorluk çekerler.

 Kendilerini güvenilir, dürüst, doğru, erdemli ve hak yemeyen kişiler olarak gören OKB’ler, yolunda gitmeyen işlerden dolayı kendilerini suçlama eğilimindedirler. Hayatı belirsizliklerle dolu gördüklerinden kontrolü elden bırakmamaya ve hata yapmamaya çalışırlar.

 Davranışlarının arkasındaki itici güç, çevresinden kabul görmeme korkusu ve uygun görülmeyen davranışlarından dolayı cezalandırılma kaygısıdır. Toplumsal kurallardaki samimiyetsiz hassasiyetlerinin arkasında, kendini zorla kabul ettirme dürtüleri yatmaktadır.

 Kendilerini kanıtlamak için davranışları ne kadar yetkin olursa olsun, iç çatışmalarının anlaşılacağı ve gerçek yüzlerinin ortaya çıkacağı endişesiyle, sürekli tetikte ve gergindirler. Kılı kırk yaran titizliklerinin arkasında kınanma korkusu yatmaktadır.

 Bir otoritenin himayesine girerek onun gücünü ve saygınlığını kullanmaktan haz duyarlar. Her işlerini otoriteye ve kurallara bağlayarak eleştirilmekten korunmaya çalışırlar. Aslında böyle yaparak kendilerine yabancılaşmaktadırlar.

 Cimri ve sahiplenici tutumlarının arkasında, çocukluklarında ulaşamadıkları istekleri yatmaktadır. “Benim olan benimdir, senin olansa senin. Sen benim olanlara karışmadığın sürece ben de seninkilere karışmam” anlayışındadırlar.

Unutmayın!

Saygılı davranarak mesafeyi korumaya ve gerçek duygularını gizlemeye çalışmaktadırlar.         

BentSahra:
ALLAHIM CÜMLESİNE SİFA VER :s

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git