Teessıfler > Teessüf

Cehennem Kütüğü Cadalozlar!

(1/2) > >>

Rahmet:
Cuma, 05 Mart 2010 11:31


Muhterem okuyucularımdan özür diliyorum, başlıktan da anladığınız gibi, bugün birazcık ağzımı bozacağım.
--------------------------------------------------------------------------------

Geçtiğimiz Çarşamba günü gözü dönmüş köpekler Mersin’de çarşafa saldırdılar ve ağır hakaretlerde bulundular.

Bir gurup kadın hilafetin kaldırılışının yıldönümünü bahane ederek düzenledikleri gösteride, yanlarında getirdikleri çarşafları önce giyindiler, sonra çıkardılar ve alaylarla, kahkahalarla yırttılar.

Tarih boyunca müslüman bayanların sembolü ve İslam’ın şiarı olan çarşafa kudurmuşçasına saldırdılar, parçaladılar, ayaklarının altına alıp çiğnediler, içlerindeki kinlerini kustular, salyalarını bulaştırdılar.

Aslında gün olarak yanlış bir günü seçmişler. Fransızların, Ermenilerin Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te çarşafa el uzattıkları günleri seçeceklerdi, doğru ve uygun olanı da buydu.

Çünkü uğradıkları ve uğrayacakları akıbetleri açısından birbirlerine çok benziyorlar, hatta birbirlerinin aynısılar.

 

Kim bunlar?

Bu ülkede egemen olduğu günden itibaren İslam’la savaşmayı kendisine hedef olarak seçen despot rejim var ya, işte o rejimin ürettiği en ideal bayanlardır bunlar.

Gücü yetmiş olsaydı, ülkemin bütün bayanlarını böyle yapacaktı bu rejim. Şükür o Allah’a ki hepimizi koruyor.

Doksan yıllık cumhuriyet denilince, benim gözümün önüne ilk gelen şey, menopoz dönemini aşmış bu kimyasal kadın atıklarıdır.

Yüzlerinde hiçbir meymenet kalmamış, küçük çocukların asla bakmaması ve görmemesi gereken bir çehreleri vardır.

Emzikli bayanlar kesinlikle uzak durmalıdır bunlardan, aksi takdirde sütlerini kaçırırlar.

Ne annelik vasfına sahiptir bunlar, ne ablalığa yakışıyorlar, ne teyze diyebilirsiniz bunlara ne hala.

Yaşları geçmiştir fakat, bunların hiçbir minik yavrunun anneannesi veya babaannesi olduğunu düşünemezsiniz.

Bunların bir erkeğin eşi olabileceğini, bir evin hanımı olabileceğini de asla aklınıza getiremezsiniz.

Nerede İslam’a saldırı var, hemen ön saflarda bulursunuz bunları.

Nerede bu milletin örfüne adetine karşı bir savaş var, hemen o cephede yerlerini almışlardır bunlar.

Nerede bu milletin hayrına bir iş yapılıyor, karşı cephede yırtınırken görürsünüz bunları.

Cehennem Kütüğü Cadalozlardır bunlar.

 

Müslümanlar şunu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, bunlarla her yerde karşılaşacaklardır, alışmalıdırlar, hazırlıklı olmalıdırlar..

Çünkü, örtünme konusu yaşadığımız coğrafyanın asla değişmez gündemi olarak yerini hiçbir şeye bırakmayacaktır.

Gündem olarak arada sırada ikinci veya en fazla üçüncü sıraya düşse de, bu durum geçici olacaktır ve daha sonra derhal asıl yerini alacaktır.

Hatta sadece bu coğrafyanın değil, başta Avrupa ve Amerika olmak üzere bütün bir yeryüzünün gündeminin üst sıralarında olacaktır.

Allah bilir ya, İslam’ın bu dönemdeki yayılışı genellikle Müslüman bayanlar üzerinden olacaktır. Bugünden sonra İslam denilince insanlığın aklına gelecek olan ilk somut fotoğraf “Tesettüre bürünmüş Müslüman Bayanlar” olacaktır.

Bir başka ifadeyle, İslam yeryüzüne bu defa bir edep güneşi, bir haya güneşi ve bir terbiye güneşi olarak doğacaktır.

Öyle olunca, edebe savaş açanlar, hayaya savaş açanlar, temiz nikaha savaş açanlar, sıcak aile yuvasına savaş açanlar da meydandaki yerlerini almış olacaklardır.
(Mehmed Göktaş Hoca - Dogruhabergazetesi)

gullerhurmetine:
 yildiz yildiz yildiz yildiz yildiz yildiz

 apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif
 tesekkürler a.r.o helal

mrkydr:

İçeriği bakımından doğru ama yazılış bakımından doğru bulmadığım bir yazı..

Gün olur ki cehennem kütüğü dediğiniz o insanlara Rabbim hidayet nasip eder ve yanlışlarını düzeltmek için bizden daha çok çalışma imkanı verir..Bu konudaki hükmü Rabbimizden başkası bilemez...

Gün olur devran döner..
Ne oldum değil ne olacağımızı lütfen unutmayalım..yanılmakta yanlışlara sapmakta biz insanlar için..

Rabbim cümlemizi İslam yolundan ayırmasın... 12 12 12

mrkydr:

Onları Bu Hallere Düşürenler Utansın
Eskiden Şevki Yılmaz vardı. Şimdi Canan Arıtman var.

Eskiden kara cüppeleriyle korku filmi efekti uyandırmak için etrafta dolaşan Aczmendiler vardı, şimdi kırmızı bayrakları ve “Hepinizi asacağız” pankartlarıyla yürüyüş yapan Türk Solu dergiciler var.

Eskiden sarıklı, çarşaflı Kelime-i Şehadet bayraklı gösteriler tepki çekerdi, şimdi altı oklu, çarşaf yırtan laik teyzelerin gösterileri tepki çekiyor. CHP bile bu görüntüleri kaldıramayıp o teyzeleri partiden atıyor.

Peki, neydi güle oynaya çarşaf yırtıp Halife’nin gidişini kutlayan bu kadınların suçu?

Siz o kadınlara okulda bunu öğretmediniz mi? “Atatürk Samsun’dan güneş gibi doğdu, önce karanlık bulutları sonra hain padişahı kovdu, kadınları kafeslerinden çıkarttı, çarşafı parçaladı, kumaşından da şapka yaptı.”

Bunu tarih diye öğretmediniz mi yıllarca o kadınlara, o kadınların çocuklarına ve hâlâ öğretmiyor musunuz torunlarına?

Azıcık realizm katıp bunu bir eylem haline getirince mi istenmeyen laik teyzeler oldular?

Siz bu kadınları yıllarca ‘laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor’ diye kokutmadınız mı? Daha iki yıl önce “Tehlikenin farkında mısınız” diye bu kadınları sokaklara döküp, sonra da yılbaşında dansöz izleyince “A şeriat falan gelmez bu ülkeye” diye yarı yolda bırakmadınız mı?

Akmerkez’deki kitapçıda en çok satan kitaplar Banu Avar’ın “Herkes CIA ajanı”, Ergun Poyraz’ın “Herkes Fethullahçı” ve Soner Yalçın’ın “Herkes Öyle Böyle” konulu kitapları değil mi?

Evlerinde oturup dizi izleyen, torun kovalayan bu teyzeleri önce dolduruşa getiriyorsunuz sonra da laik negatif enerjilerini atmak için iki top çarşaf cartlatınca partiden atıyorsunuz. Haksızlık bu, öyle değil mi?
 

Yıldıray Oğur

mrkydr:

   MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE
Dünya kadınları ve CHP'li kadınlar
 
 
Kastettiğim sadece çarşaf yırtan CHP'li kadınlar. CHP lideri Baykal'ın bu eyleme karşı tepkisi çok önemli. Ama sonuç değişmiyor. Mesele çarşaf da değil. Farklı yaşam biçimlerine yönelik bir saygısızlık. Eylem kaba ve neresinden tutarsanız tutun sadece ve sadece bir tek yaşam biçimini meşru kılıyor.
Dünya Kadınlar Günü arifesine bu eylemin tesadüf etmesi üzerinde düşünmek lâzım. Toplumu her devirde değiştiren ve dönüştüren kadındır. Soru şu: Hangi kadın? Farklı yaşam biçimlerine öfkeli bir şekilde yaşam hakkı tanımayacağını ilan eden kadınlar mı? Bu tahammülsüzlüğün egemen olduğu bir toplumda huzur ve barış mümkün olabilir mi?

Kadın, gerginliği yumuşatır. Kavgayı durdurur. Farklı olanı ilginç bulur ve saygı gösterir. Kadın, sevgiyi ve huzuru vaat eder. Dünyada feminist akımın etkisiyle gelişen Gender Sosyoloji, kadın ve erkek arasındaki kültürel farkın toplumları nasıl farklı kıldığını inceliyor. Cinsiyet farkları biyolojik olmaktan ziyade kültürel. Bu kültürel farklılıklar kadının özgürce kendi kimliğini ifade edebildiği bir iklime kavuşunca toplum ilerliyor ve en önemlisi daha medenî oluyor. Kadının kültürel niteliklerinin hakim olduğu bir toplumda zorbalığın hiçbirinin hakim olması mümkün değil. Dolayısıyla darbelerin de.

CHP'li kadınların çarşaf yırtma eylemini, belki tersinden CHP'nin kronik iflah olmaz özgürlük ve farklılık düşmanlığının çirkin bir dışa vurumu, dolayısıyla da bir özeleştirinin başlangıcı olarak görebilir miyiz? Baykal'ın sıkıntısı mayıstaki kongre. Baykal, zor durumda. Silahlı vesayetin tasfiyesi onu siyasetin terazisinde kendi ağırlığı ile baş başa bıraktı. Darbecilerin kadın versiyonlarının eyleminden rahatsız olmasının sebebi bu.

CHP'nin önceki kongresinin sloganlarını hatırlayalım. 'Din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim' sözü, güya bir sol ve sosyal demokrat parti için söz şaka değildi. CHP kendisini bu slogan ile ifade etmeyi tercih ediyordu. Bir yanlışlık olmadığını vurgulamak için bu sözün faşist bir parti tarafından değil, sol ve sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir parti tarafından slogan olarak kullanıldığını hatırlatmamız lâzım. Dışarıdan bakan gözün CHP'nin sahip çıktığı "din, devlet ve millet"e bakarak bu partinin İslâmcı-faşist bir parti olduğuna hükmetmesi akla en yakın bir ihtimaldi.

Diğer afişte ise İslâm tasavvufunun zirvelerinden kabul edilen Mevlânâ'nın bir sözü yer alıyordu: "Ya göründüğün gibi ol, ya olduğun gibi görün". Bu söz, dinî ahlâkın dürüstlük anlayışını yansıtıyor. Ancak bu sözün üzerine yazıldığı afişte yer alan Baykal fotoğrafı, gerçekte bu parti liderini olduğu gibi yansıtmıyor. 70'ini aşmış olan Baykal, bu fotoğrafta, fotoshop tekniğiyle oldukça gençleştirilmişti. Kolları kıvrılmış bir gömlekle, bu gençlik daha da ön plana getirilmişti.

"Din de bizim, devlet de bizim, millet de bizim" sözü, faşizme özgü devleti fetişleştiren, dini araç olarak kullanan ve milleti yani halkı bir sürü olarak gören anlayışa uygundu. Çarşaf yırtan kadınların bu dünyanın bir mensubu olmasını hatırlamamız, her şeyi yerli yerine yerleştirmemiz için yeterli.

Türkiye'de siyasî yelpazenin sol kanadı temsil edilmiyor. Bu temsil eksikliğinin en önemli göstergelerinden biri, CHP'li kadınların gerçekte CHP'nin klişeleşmiş kişiliğine uygun eylemiydi. Aslında 8 Mart'ta hatırlanacak detaylardan biri, CHP'de kadınların temsil edilemiyor olduğunu hatırlamak. Farklılığa saygı duymayan kadının, siyasette kadın kimliğiyle yer alamayacağını kadın hareketleri söylüyor.

CHP değişti mi? Galiba bu sorunun en doğru cevabını CHP'deki kadınlar verecek. Çarşaf yırtan kadınlara yine kadınlardan gelen bir tepki CHP'den duyuldu mu?

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git