Dini Konular > Soru ve Cevaplar

Huzur kaçıran vesvese balonu üzerine ..

(1/2) > >>

mrkydr:
 
 AHMED ŞAHİN
ZAMAN

Şeytan başka yollarla İslamî hayattan alıkoyamadığı temiz ve titiz insanları, şişirdiği vesvese balonlarıyla şaşırtmaya çalışır.

Bir de bakarsınız ki; hassas insan abdestinden, guslünden, namazından şüphe etmeye başlamış, hayaline hücum eden çirkin manzara ve kötü sözlerden rahatsızlık duyarak kendinden şüphe eder hale gelmiş.

Önce bu gibi rahatsızlıklar insanın bazı devrelerinde maruz kalabileceği geçici imtihanı olarak kabul edilmeli, mühimseyip de zihni bununla meşgul etmemeli, sebepsiz yere vesvese balonunu şişirmemelidir.

Böyle bakılırsa, vesveseden korkulmaz, geçici bir imtihandır, diyerek üzerinde durulmaz. Bu durumda ne olur? Bu ilgisizlik sebebiyle vesvese, boğmak istediği insanı bırakmak zorunda kalır. Çünkü şeytan, ilgi görmediği yerde boşuna uğraşıp durmaz.

Ne var ki insanlar bazen şeytanın zorla telkin etmeye çalıştığı vesveseye korku ile ilgi gösteriyor, abdestinden, guslünden şüpheye düşüyor, hayal alemine akseden kötü sözler, pis manzaralardan dolayı endişeye kapılıyor, "Eyvah ben çok bozuldum galiba" diyerek evhama giriyor, huzurunu kaçırıyor. Şeytanın istediği ortamı böylece kendi kendine hazırlıyor.

Halbuki vesvesenin en birinci ilacı, önemsememek, meşgul olmamak, ben vazifemi sünnete uygun şekilde yapıyorum, diyerek konuyu kapatmaktır.

Mesela; abdest alıyorsunuz, guslediyorsunuz, fıkıh kitapları abdestin, guslün sahih olma şartlarını ve sünnetlerini sıralamış. O şartları yerine getirdiniz mi, mesele bitmiştir. Buna rağmen öyle mi, böyle mi şeklindeki ihtimallere değer verirseniz, şeytana ümit vermiş olursunuz. Sizdeki paniklemeyi gören şeytan, sizinle meşgul olmaya devam eder. Bu sebeple deniyor ki:

- Guslederken ağız ve burun içi ıslatılır, bütün vücutta kuru yer kalmadan yıkanmış olursa, gusül yapılmış, temizlik temin edilmiş, görev bitmiş olur.

Bunun vesveseye son veren şekilde yapılması ise üç defa ağız, üç defa da burna su çekmek, bundan sonra da baştan aşağıya yine üç defa sayılacak şekilde su dökünüp tüm bedeni kuru yer kalmaksızın yıkamak. Bundan sonra vesveseye yer kalmadığını kabul edip meseleyi bitirmek.

Şeytan ne kadar feryat ederse etsin, ne kadar kuru yer kaldı derse desin kıymeti yoktur. Çünkü temizlikte kemal sayısı olan organları üçer defa yıkama yerine getirilmiş, sünnet tamamlanmış, yapacak başka bir şey kalmamıştır!..

Şayet, üçer defa yıkadığı halde bilmeden kuru yer kalmış dahi olsa, Allah'ın affına layık olur, günah söz konusu olmaz. Çünkü bilmediğimiz eksiklikten Rabb'imiz kulunu sorumlu tutmuyor. Efendimiz'in müjdesi çok nettir:

- Ümmetimden hata ve unutmanın günahı affedilmiştir!..

Sünnet sayısı, ibadette kemal derecesidir. Abdest alırken, guslederken üçer defa yıkadınız mı, kemaliyle yapmış, yapılacak başka bir şeyi bırakmamışsınız demektir. Artık zihninizde oldu mu, olmadı mı gibi bir vesveseye yer vermemelisiniz. Bundan dolayı Bediüzzaman Hazretleri:

- "İlim vesveseyi kovar, cehil ise davet eder!" buyuruyor. İlim, arz ettiğimiz gibi üçer defa yıkamayı kafi buluyor, bundan sonrasındaki vesveseyi kovuyor, mühimsemiyor, ama cehil, bilgisizlik mühimsiyor, olanı olmadı diyerek vesveseyi davet ediyor, işi zora sokuyor.

Evet, ihtimaller en çok üçe kadar uzayabilir. Üçü de geçecek olursa o artık ihtimal olmaktan çıkar, evham olur, vesveseye dönüşür. Üçü tamamlayan kimse:

- Eeee.. oldu artık!.. dedi mi, o iş olmuştur. Eksik bile kalsa, bir hak mezhebe uygun düşer, deyip Rabb'imizin affına sığınmak, vesveseyi böylece zihnimizden söküp atmak gerekir. Çünkü vesvesede kulun isteği yoktur, şeytanın zorlaması vardır...
 

mrkydr:



Vesvese ve Stresin Çaresi 
 

Fısıltı, hışırtı ve fışırtı gibi gizli ses, fiskos. Kalpte meydana gelen şüphe, tereddüt, vehim, kuruntu, iç üzüntüsü, nefis ve şeytanın meydana getirdiği iç karışıklığı anlamları için kullanır.

Zıddı tereddütsüz, kararlı, emin ve azimli olmak demektir (el-İsfahanî, el-Müfredât, İstanbul,1986, 819, vesvese mad).

vesvese kelimesi Kur'ân'da dört yerde geçmektedir. Şeytanın Cennette bulunan Âdem (a.s) ve Havva validemize nasıl vesvesede bulunduğu Yüce Allah tarafından şöyle haber verilmiştir:

"Derken Şeytan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı (vesvesede bulundu): - Rabbiniz başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi bu ağaçtan menetti" (el-A'raf, 7/20).

Bu âyette geçen vesvese kelimesi, fısıldama şeklinde anlaşılmakta ve tercüme edilmektedir.

Bir de şeytanın Cennete nasıl girdiği ve Âdem (a.s) ile Havva validemize nasıl vesvesede bulunduğu hususunda, alimlerin farklı yorumları vardır. Bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmüştür (Geniş bilgi için bk. el-Maverdî, en-Nuketü ve'l-Uyun, Beyrut 1992, II, 210).

Kur'ân'ın başka bir yerinde, Tâhâ sûresinin 120. âyetinde de şeytanın Âdem (a.s) ve Havva validemize yaptığı bu vesvese dile getirilmiştir.

vesvese ile ilgili diğer bir âyetin meali de şöyledir: "Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini (fısıldadığını) biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız" (Kaf 50/16).

Bu âyette de Yüce Allah'ın kudretine işâret buyurulmaktadır. O, insanı yaratan, yoktan var edendir.
İnsanların gizli ve açık her şeylerinden haberdardır. İnsanın kalbinden geçirdiği vesvese ve düşüncelerin tamamına vakıftır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s), bu âyetin tefsiri mahiyetinde açıklamada bulunurken; "Şüphesiz Yüce Allah, ümmetimden olan kişilerin kalbinden geçirdikleri şeyleri, söylemedikleri ve işlemedikleri takdirde affeder; günah olarak saymaz" diye buyurmuştur (Buharî, Itk, 6; İmân, 15; Neseî, Talâk, 22; İbn Mâce, Talâk, 16).

Başka bir âyette ise, vesvese hakkında şu bilgiler verilmiştir: "De ki: Sığınırım ben, insanların Rabb'ine insanların padişahına, insanların ilâhına. İnsanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi vesvesecinin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine (kötü düşünceleri) fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım)" (en-Nas,
114/1-6).

Burada geçen "vesvâs" kelimesi, şeytan için kullanılmıştır. Yani bununla
şeytan kastedilmektedir ve vesvese de onun eseridir. İnsana vesvese veren şeytan iki
türlüdür. Biri cinlerden ve diğeri de insanlardan olan şeytanlardır. Bu şeytanlar, insanların kalbinde vesveseyi meydana getirecek akıl ve fikirlerini çeler, onları kötü emeller işlemeye sevkeder. Allah yoluna gitmekten, insanlık gayesine ermekten alıkor. Nihayet din ve imandan çıkarır, ebedi helâke sürükler. İnsanların kalbine fısıldayıp duran, onları gaflete düşüren, her şerrin başı olan vesveseyi meydana getiren herşey, "hannâs" ve "vesvas" olarak kabul edilir
(ez-Zemahşerî, el-Keşâf, Mısır 1977, VI, 265 vd).

Hiç şüphesiz, şeytanın verdiği vesvese insanı imandan ve ibâdetten uzaklaştırır; fert, aile ve toplumun hayatında çeşitli sıkıntıların meydana gelmesine sebep olur. Medine çevresinde badiyede yaşayan Müslümanlar, koyun ve sığır kesip etini satmak üzere şehre getiriyorlarmış. Bu eti yemekten çekinen bazı Müslümanlar Hz. Muhammed (s-.a.s)'e giderek;

"Ya Rasûlüllah! Bazı badiye halkı bize
et getirip satıyorlar. Bunların, hayvanı keserken besmeleyi söyleyip söylemediklerini bilmiyoruz" diye sormuşlar. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.s) şu cevabı vermiştir:

"Bismillah deyiniz ve sonra bu eti yeyiniz" (ez-Zebidî, Sahihi Buhârî Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi, trc. Kamil Miras, Ankara 1974, VI, 354 vd).

Rasûlüllah (s.a.s) bununla vesveseden uzak durmaya işaret buyurmuştur.

Başka bir konu ile ilgili olarak Hz. Muhammed (s.a.s)'e şöyle sormuşlar:

"Ya Rasûlüllah! Birisi namaz kılarken abdestim bozuldu diye
gönlünde bir vesvese hissederse, bu kişinin namazı bozulur mu, bozulmaz mı? Hz. Muhammed (s.a.s) bu soruya şu cevabı vermiştir:

"Hayır. Bir yellenme sesi veya bir kokuyu duymadıkça namazı bozmaz" (ez-Zebidî, a.g.e., VI, 355).

Burada da Rasûlüllah (s.a.s) vesveseden uzak durmayı, abdestin bozulduğuna dair kanaat hasıl olmadıkça namazı bozmamayı tavsiye etmiştir.

Fıkıh usulünde de vesvese kötü bir şey olarak kabul edilmiştir. Her şeyde tereddüt ve vesvese ile hareket edenin sözüne itibar edilmemiştir. Hz. Muhammed (s.a.s) vesvese ile hareket edenin talâkının geçerliliğini kabul etmemiştir (Buharî, Talâk, 11). Yani hanımını boşayıp boşamadığını veya söylediği sözler hakkında vesvese içinde
olan bir kişinin talâkı (boşaması) geçerli kabul edilmemiştir.

Görüldüğü gibi, Kur'ân ve sünnette vesvese tasvib edilmemiştir. Bilhassa vesvese ile ilgili bütün âyetlerde, vesvesenin şeytandan geldiğine işaret buyurulmuştur. Buna göre İslâm vesveseden sakınmayı istemiştir. Çünkü vesvese faydalı değil, zararlı olan bir şeydir. vesveseye kapılan insan, ibadetlerinde yanılır, çeşitli hatalara düşer ve haz almaz. vesvese insanı yanlış ve batıl yollara saptırır. Hatta vesvesenin neticesinde insan akli dengesini bile kaybedebilir.


Vesvese ve Stresin çaresi


1- Önce derdinizin tıbbı ilgilendiren yönünü uzman ve tercihen inançli bir doktora (çünkü ruh hastalıklârını tedavide inançlı doktorlar daha başarılı oluyor) sağlam bir teşhis yaptırın ve tavsiye edeceği tedavi yöntemini titizlikle uygulayın.

2- Günahlarınızâ tevbe edin, sağlam bir tevbe ile affedilemeyecek hiçbir günahın olmadığını bilin. Bu arada annenizden babanızdan helallik ve dua isteyin.

3- Namazlarınızı kılmaya ve kılmadıklarınızı kaza etmeye başlayın; namazların arkasından çokça dua edin.

4- Hergün tekrarladığınız belli bir zikriniz olsun. Meselâ günde yüz defa, manasını düşünerek "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" deyin. Bu, sıkıntılardan kurtulmak için Rasulullah Efendimizin (s.a.s.) öğrettiği mübarek bir duadır. Yine günde yüz defa "istigfar", yüz defa da "salatü selam" okursanız çok iyi olur.

5- Her cuma günü öğle namazının farzından sonra yerinizden kalkmadan yedişer defa "Ihlâs", "Felak" ve "Nas" surelerini okuyun. Bu sayede diğer Cumaya kadar Allâh sizi şerli ruhların şerrinden korur.

6- Her sabah ve her akşam, üç defa manasını düşünerek "bismillahillezî lâ-yedurru me'asmîhi şey'un fi'1-ardı velâ fi's-semâ" duâsını okuyun.

7- Kimse kimsenin, günahının cezasını çekmez: Ancak "belâ" okumak kötü bir iştir. Belâ okunan o belâya müstehak değilse "belâ" döner okuyanın başına gelir. Bu yüzden okuduğunuz belâlara tevbe edin, size belâ okuyanlardan helâllık alın ve bir daha okumamaya çalışın.

8- Allâh'a güvenin.
 

 
Yazar: Nureddin TURGAY

gullerhurmetine:
Allah cc. razı olsun..
vesvese veren şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım..
Temizlik dışındaki vesveseye de felak-nas surelerini okumak iyi gelir...
 tesekkürler elsglk

BentSahra:
Günahlarınızâ tevbe edin, sağlam bir tevbe ile affedilemeyecek hiçbir günahın olmadığını bilin. Bu arada annenizden babanızdan helallik ve dua isteyin.
 elsglk elsglk a.r.o

BentSahra:

--- Alıntı yapılan: BentSahra - 05 Nisan 2010, 08:41:01 ---Günahlarınızâ tevbe edin, sağlam bir tevbe ile affedilemeyecek hiçbir günahın olmadığını bilin. Bu arada annenizden babanızdan helallik ve dua isteyin.
 elsglk elsglk a.r.o

--- Alıntı sonu ---

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git