Gönderen Konu: KUM  (Okunma sayısı 38693 defa)

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #30 : 22 Mayıs 2009, 08:11:06 »
Alıntı yapılan: nasibim



Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında

Hangisi talandı demli öpücüklerin

Ve buğularda yitirilen kimin adıydı

Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu

Soyulur muydu kabuğu hayatın

Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #31 : 22 Mayıs 2009, 08:11:42 »
Artık İlgilenmiyorum Seninle

Bunca yıkılmış dağlar üstüne
Kalbimin kanını buharlaştırdı gözlerin

Oysa kaç güvercin havalanmıştı içimden
Konarak pervazlarına gülüşlerinin
Kaç mermi sıyırmıştı ruhumu
Acımasız yürüyüşlerinin mevzilerinde
Dayanmıştım
Ağlamıştım saatlerce parçalanan düşlerime
Ta ki sevgilim
Kızaran bir gök bulutu
Ölümü
Bir yıldırımla düşürdüğün ana değin
Kalbimin haritasına

Artık ilgilenmiyorum seninle
Demiştin barut kokan kelimelerle
Demiştin de hayat ölü bir bıldırcın gibi
Tutuşup yanmıştı yanan bir tahta içinde
Tarla küllerle dolu, ortasında yumurta
Çatladıkça yeniden doğuruyor kanımdan
Fışkıran harflerle kalbim olan cümleyi:
Ben ancak bir tarih kitabı kadar
İlgileniyorum seninle...
 
Nurullah Genç
 

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #32 : 22 Mayıs 2009, 08:12:10 »
Alıntı yapılan: nasibim




AN'LA


Zaman değil o zaman
Sanki bir yüzyıl arkada,
Yüzsüz perdeler var
Aradıklarım
Ve geride bıraktıklarıma ceza olsun anısına;
Yıkılmak bir rüzgarına bakıyor,
Hepsi
Ne varsa yani
Dağların ardında...
Ama hadi dön köşeyi,
Sessiz bir hesaplaşma geçsin
Gözlerimiz arasında,
Sonra gel duracağın yere,
Yok,
Yoksa dalgalar ürkütür beni,
Evler üzerime yığılır,
Ama yok, sokaklar bile iteler beni,
Yerçekimine mahkum, bakışların
Bakamadıklarımın üzerinde,
Yüzümde yüzünden alıntılar varken hem de.

İşte
Yok olmadan daha,
Henüz kararmamışken ruhumuz,
İşte, o zamanda, o yüzden
O yüzle gel,
Yüz yüze dünya olduğu yerde;
Hadi kaldırımlar çakalım bu kente,
Damarlarına yeniden şekil verelim
Yeni güneşler bile açalım karayüzlere,
Ama sen hele bir gel de,
O zamanda bakarız çaremize...

KAPTAN....




prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #33 : 22 Mayıs 2009, 08:12:44 »
Alıntı yapılan: nasibim


AKŞAM ERKEN İNER MAHPUSHANEYE 

  Akşam erken iner mahpushaneye.
  Ejderha olsan kar etmez.
  Ne kavgada ustalığın,
  Ne de çatal yürek civan oluşun.
  Kar etmez, inceden içine dolan,
  Alıp götüren hasrete.

  Akşam erken iner mahpushaneye.
  İner, yedi kol demiri,
  Yedi kapıya.
  Birden, ağlamaklı olur bahçe.
  Karşıda, duvar dibinde,
  Üç dal gece sefası,
  Üç kök hercai menekşe...

  Aynı korkunç sevdadadır
  Gökte bulut, dalda kaysı.
  Başlar  koymağa hapislik.
  Karanlık can sıkıntısı...
  Bense volta'dayım ranza dibinde
  Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
  Gülünç, acemi, çocuksu...

  Vurulsam kaybolsam derim,
  Çırılçıplak, bir kavgada,
  Erkekçe olsun isterim,
  Dostluk da, düşmanlık da.
  Hiçbiri olmaz halbuki,
  Geçer süngüler namluya.
  Başlar gece devriyesi jandarmaların...

  Hırsla çakarım kibriti,
  İlk nefeste yarılanır cıgaram,
  Bir duman alırım, dolu,
  Bir duman, kendimi öldüresiye,
  Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
  Ama akşam erken  iniyor mahpushaneye.           
  Ve dışarda delikanlı bir bahar,
  Seviyorum seni,
  Çıldırasıya...

                  Ahmed ARİF

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #34 : 22 Mayıs 2009, 08:13:14 »
:evil: Sevdiğin Kadar Sevilirsin :evil:   


Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç

Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin

Yaşadıkların kar sanma...
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadar ömrün

Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma herşeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendigi kadar inansın

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiliye hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneş'in seni ısıttığı kadar sıcak

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
İşte budur hayat işte budur yaşamak

Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir.
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin.

Bunu da öğren;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN!!!

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #35 : 22 Mayıs 2009, 08:15:46 »
bir gün birini sevdim
adı da " ÖFKEYDİ "
hırçın hareketlerim karşısında
herkes üzülüyor ve kırılıyordu
bir gün birini sevdim
adı da " AŞKTI "
birgün ağlatıp birgün güldürerek
kalbimi delik deşik ediyordu
bir gün birini sevdim
adı da " MUTLULUKTU "
yüzüm gülse de dahi
içim kan ağlıyordu
bir gün birini sevdim
adı da " YALNIZLIKTI "
o da beni sevdi sanırım
çünkü;peşimi hiç bırakmıyordu

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #36 : 22 Mayıs 2009, 08:16:26 »
Alıntı yapılan: nasibim


Sırat’tan incedir sevda köprüsü

Beraber geçelim tut ellerimden.

Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü

Beraber uçalım tut ellerimden

 

Gönüldeki birlik kalkandır dışa

Aldırma ayaza, yele, yağışa

Giden ilkbahara, gelecek kışa

Beraber göçelim tut ellerimden.

 

Birleşmek üzredir şafakla gurûp

Korku beklenilmez kapıda durup

İster zehir olsun, isterse şurup

Beraber içelim tut ellerimden.

 

Çağır hayallerin en ötesini

Yakından duyarsın aşkın sesini

Sonsuz mutluluğun penceresini

Beraber açalım tut ellerimden.

 

Hatırla kaybolan hatıraları

Elmastan ışıklı, altundan sarı

Zaman tortusundan işte onları

Beraber seçelim tut ellerimden.

 

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”

Zamanı zamana etme şikayet

Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet

Beraber kaçalım tut ellerimden.

A.KARAKOC

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #37 : 22 Mayıs 2009, 08:17:08 »
Alıntı yapılan: nasibim


Merhametsiz karanlık içindeyim

Ne zaman güneş doğacak bilmiyorum

Mavi denizlere mor dağlara karşı

Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Bütün şarkılar gibi kederli

Sokaklar, caddeler, evler bomboş

Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi

Yokluğun sırtıma saplandı bir bıçak gibi

Akıtır taşa, toprağa kanımı

Dünya seninle aydınlık ve güzeldi

Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı

Şimdi bin güneş doğsa götürmez karanlığımı

Yanmaz elinin değmediği ışıklar

Gel, o şarkıyı beraber söyleyelim

Tut ellerimden beni aydınlığı çıkar

Tut ellerimden beni aydınlığa çıkar

Yumdum gözlerimi seni düşünüyorum

Mavi denizlere, mor dağlara karşı

Bildiğim bir şarkı var onu söylüyorum

Ü.Y.O

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #38 : 22 Mayıs 2009, 08:18:04 »
aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin

ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin

ATTİLA İLHAN


Uyan yârim, uyan, söndü yıldızlar,
Gün karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar,
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yârim, sesler geldi derinden,
Karanlık oynadı, koptu yerinden;
İlk ışık, kapının eşiklerinden,
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
baygın gözlerimi aldı aydınlık,
İçimde tıkandı, kaldı aydınlık,
Bu aydınlık beni boğmak üzredir

       Necip Fazıl Kısakürek..

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #39 : 22 Mayıs 2009, 08:18:26 »
Bana sorsan hep sana geldim,
Sana sorsam gelmeyi beceremedim,
Yılmadım direndim,ben seni cok sevdim,
Karanlıklara gömdüm bazen umutlarımı,
Yalnızlığa terk ettim bütün sırlarımı,
Bir suclu aradım yine bu gece,
Sorular sordum kendime,
Cevabı biliyordum,söylemeye korkuyordum...
Of yine mi? Sendin!!! benden ne istiyordun.
Atmak istedim seni fırlatırcasına,
Nefes almak istedim doyumsuzcasına,
İçip içip aglamak istedim sabahlarca,
Unutmak dedim ona en büyük ceza..
Sustum,dinledim,vazgectim derken,
Ben sana daha fazla geldim,
Birsey kıpırtadı içimde of yine mi? Sendin...
Sarkılardan bıktım satırlar artık seni istemiyor,
Sevdiğim ne yüzsüz cıktın,
Kalemim sana git diyor...
Anlamıyorsun ya seni sadece su gönlüm istiyor...
Kagıdım ısrarcı hadi,
Son cümleyi yazda bu olay burada bitsin diyor...

Merve Ceylan
***************************************
Gözlerimi kapadım sensizliğe, oradaydın..
Sessizlikle konuştum bir süre
Ve sen duymadın
Ben uzandıkça eline sen hep kaçtın
Uzandım... Kaçtın!
Çaresizliğin elinden tutup bu sefer
Ruhumu koşturmaya başladım
Deliler gibi hem de
Koştum, yakalayamadım mutluluğu
Yine mi
Yine mi dedim içimden
Yine güldüm kaderime
Yine o kaçacaktı, ben kovalayacaktım bu kuralsız oyunda
Yine aşkımın arkasından bakakaldım..

Ayşegül Can Çolak
************************************
Bir Şey Var Sende Bir şey var sende
Gönlünde sancıyan Zelîha'nın
Kınanan aşkına özgü bir şey
Diyemediğim adını sırrına eremediğim
Bir top menekşe bir demet çiçek mi?
Aşk mı desem eski bir dert ki inceden
Can ipimi ilmek ilmek tüketen…

Bir şey var sende
Vardıkça, göğün kaybolan derinliğinde
Yalnızlığın sihirli elmas gözlerinde
Tut ki rüyaları
Yarı kalmış sevdaların peşinde
Uzatmak uzatmak gibi bir şey

Hangi yağmur döndü
Düşmeden acıkmış karnına toprağın
Hangi has bahçe
Sakladı şakıyan bülbülleri seherden
Bir şey ki Kevser’den
Yarı sıcak nisanlar gibi sevecen
Kır çiçekleri gibi masum
Zambaklar gibi nazlı bir şey

Bir şey var sende
Açılmamış bir gonca gibi
Kendine sakladığın bir şey

alıntıdır

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #40 : 22 Mayıs 2009, 08:18:52 »

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #41 : 22 Mayıs 2009, 08:19:09 »
YENİ BİR SAYFADA SANA BAKMAK

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin uçurtma mesela
Altınakonabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için
Sallanan bir masa
Veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine

Bir beyaz kağıda herşey yazılabilir
Senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden
Bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan ama anlatamam
Toprağın güneşle kavuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok
Köklerin içimde gizlidir,
Gelen, giden arayan, soran dere budak yok
Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok...yok!

Uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan
Bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları,
Daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine
Sana bakmak suya bakmaktı
Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı

Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem, yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar baçıvanlar değil tüccarlar
Sen öyle gçz, sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen içimde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktı...

Bir tek söz kalır dişlerimin arasında
Ben sana gülüm derim gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim gül sana benzediği için ölümsüz,
Yazdığım bütün şiirler sanabaşlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak bir beyaz kağıda bakmaktır
Herşey olmaya hazır
Sana bakmak, suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak,
Bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlamaktır
Sana bakmak,
Allaha inanmaktır

Yılmaz Erdoğan

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #42 : 22 Mayıs 2009, 08:19:29 »
Alıntı yapılan: kendimce
şiir başlı başına içtenlik samimiyet bu şiiri harika kılan şeyde bu
olsa gerek tşkler prenses böyle bir duyguyu zaten içimizde
var olan şeyi yeryüzüne çıkarttığın için sende filiz çok
umarım ışığın hiç sönmez ...


kendimce

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #43 : 22 Mayıs 2009, 08:19:46 »
Alıntı yapılan: nasibim

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: KUM
« Yanıtla #44 : 22 Mayıs 2009, 08:20:06 »
Beni ta kalbimden vurdu gidişin,
Bütün umutlarım ağır yaralı.
Aklımdan çıkmıyor veda edişin,
Büyün duygularım ağır yaralı.

Aşkımız verirken en son nefesi,
Yıkıldı gönlümün sevda kalesi,
Sırtımda sanki bir bıçak darbesi,
Bütün anılarım ağır yaralı.

Dünyayı başıma yıkmışcasına,
Bağrıma kurşunlar sıkmışcasına,
Sanki bir savaştan çıkmışcasına,
Bütün anılarım ağır yaralı...

AHMET SELÇUK İLKAN