Gönderen Konu: Turgut Özal'ın ölümünün 17. yıldönümü  (Okunma sayısı 1410 defa)

Çevrimdışı mrkydr

  • Moderatör
  • Üstad
  • *****
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Turgut Özal'ın ölümünün 17. yıldönümü
« : 17 Nisan 2010, 21:00:11 »

'Hayatı ve ölümü tarihi değiştirdi'

Prof. Dr. Mümtazer Türköne, 8'nci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın ölümünün 17. yıldönümü nedeniyle verdiği konferansta Turgut Özal'ı anlatmanın onurlu, şerefli, güzel ve bir o kadar zor olduğunu belirtti.

"Özal'ı Anarken" konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Mümtazer Türköne, izinsiz el koyduğu ve 'çok faydalandım' dediği kitaplardan dolayı Malatyalılardan helallik istedi.

Türkiye'nin uzun ve zorlu bir dönemi geride bıraktığını vurgulayan Prof. Dr. Türköne, birilerinin Türk halkını zorbalıkla yönetmeye kalktığını ve maalesef belli bir dönemde de yönettiğini, bu yönetim tarzının bu ülke insanının her şeyine aykırı olduğunu söyledi.

Türköne, "Turgut Özal çok sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Kesip, biçerek bu dönemleri sonlandırmaya çalıştı. Şartların olgunlaşmadığı dönemlerde Türkiye'yi değiştirmeye, demokratikleşmesine büyük önem verdi. Rahmetli Özal'ı büyük yapanda o değişime inanmasıydı. Bugün Türkiye de bu dönemin kapanması o dönemde Turgut Özal'ın ana omurgayı değiştirmesiyle başladı. Özal şartları ve imkânları en iyi değerlendiren insandı. Gerginlikleri çok iyi yönetti. Sorunları çözmek için büyük düşünürdü. Sorunları Türkiye sınırlarını taşan bir ufukla çözmeye çalışırdı. Türkiye'nin sermayesini değiştirerek ekonomisinin büyümesini sağladı. Kendini halktan birisi olarak gördüğü içinde en sevilen devlet adamı oldu ve halen unutulmadı." dedi.

Türkiye'nin Dünya'nın en büyük güçlü ekonomisi olma yolunda büyük adımlarla ilerlediğini belirten Prof. Dr. Türköne, "Özal'ın yönetim anlayışı, hayatı ve ölümü tarihi değiştirdi. Türkiye artık güçlünün eliyle yönetilemez. Birçok ülkenin refahı bize bağlı. Türkiye bölgesinin en güçlü ülkesi, diplomasi yoluyla denge noktasının tam ortasında. Türkiye Özal'ın hayalini kurduğu bölgesinin hakimi, güçlü, dünya da söz sahibi bir ülke haline geliyor." diye konuştu.


CİHAN  


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Turgut Özal'ın ölümünün 17. yıldönümü
« Yanıtla #1 : 17 Nisan 2010, 22:26:43 »
Ortaasya gezisinde, belki de o yaşına kadar hiç yorulmadığı kadar yorulmuş, kendisini ve beraberindekileri de zorlamıştı.

Gezinin sonuna doğru, gecenin bir vakti gazetecilerle sohbet ediyordu. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginlikle ilgili izlenecek politikaları anlatıyordu. “Yanlışlıkla bir iki bomba atıveririz” sözlerine kilometrelerce uzaktan tepkiler gelmişti. Bu tavra kırgınlığını “Bizler faniyiz. Bu ülke ilelebet yaşayacaktır. Siyasi çekişmeler ülkeye zarar veriyor” sözleriyle anlatıyordu ki, kimsenin beklemediği bir
“bağırtı” işitildi… Yüzü ‘mosmor’ kesildi. Toplantı hemen bitirildi.

Sevenleri de siyasi rakipleri de kavuşmak, yüzleşmek için dönmesini beklerler. O, dönmeden önce ‘yol hazırlığına’ başlamıştır.

Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin türbesini ziyaret etmiş, kıldığı namaz sonrasında dakikalarca gözyaşlarının eşliğinde dua etmişti. Ayrılırken annesinin kabri için toprak alanlara
“fazla alın lazım olur” diye seslenmişti.

Döndüğünde çok bitkindir. Cuma akşamı istemese de, “zorla” sergi açılışına katılır. Bir ‘limonata içimi’ kadar vakit geçirir. Geri döner. Alışılmışın aksine erken yatar. Uyumadan önce de ekonominin gidişatından rahatsızlığını ‘Bir Bilen’e iletir. Aldığı “Sen yüce divandan nasıl kurtulacaksın onu düşün” cevabı üzerine gerilir. Okyanus ötesindeki doktorunun ‘Bir Bilen’ e “fazla üstüne gitmeyin” uyarısına rağmen.

O gece ‘her an aranabilirim’ endişesiyle yatanlar, gecenin bir vakti uyandırılıp soru yağmuruna tutulmamışlar, yakın çevresi de çalışma odasına çağrılmamıştı.

Deliksiz uykusunda hangi rüyaları gördüğü tamamen meçhul olarak kaldı…

*******

İstanbul’da, O’nun, öğrenciliğinde yardım ettiği sevenlerinden birisi, sabah namazını İskender Paşa Camiine yakın evinde kılar, tekrar istirahate çekilir.

Sabah, ailesiyle oturduğu kahvaltı sofrasında, namaz sonrasında gördüğü rüyayı düşünür. Aklı karıştırmıştır.

1985 yılında da aklını karıştıran bir rüya görmüştür. Cumhurbaşkanı Kenan Evren Paşa, resmi elbisesiyle, Rahmetli M. Esad Coşan Hocaefendi’nin, Rahmetli M. Zahit Koktu Hazretlerinin evindeki büyük salonunda verdiği hadis dersine katılmıştır. Bir süre sonra, derste Evren Paşa’nın oturduğu yere M. Zahit Kotku Hazretleri oturur.

Bu rüyasını işin ehline tabir ettirtmiş, tam 4 yıl sonra rüyanın tabiri tecelli etmiştir.

Bir yandan lokmalarını çiğniyor, diğer yandan yeni rüyasının tabirine kafa yoruyordu. Ama bir türlü anlam veremiyordu.

Rüyasını tekrar zihninde “izlemeye” başlar. Sabah Namazını İskender Paşa Camii’nde kıldıktan, işrak vaktinden sonra Sarıgüzel caddesine açılan kapısından eve gitmek için çıkar. Kapının tam karşısındaki dükkan sahibine tadilattan dolayı “hayırlı olsun” selamı için uğrar. İçeride yuvarlak masa etrafında oturan kişilerin içinde O’nu tam olarak, net şekilde görür. Elini öpmek ister. O, neden orada bulunduğunu “Ben bu cemiyete üyeyim. Oyumu kullanmaya geldim.” Sözleriyle açıklar. O, dükkandan tek başına çıkar, Sarıgüzel caddesinden Kıztaşına doğru yürümeye başlar. Başına bir iş gelir korkusuyla O’nun arkasından yürür. O, Sofular caddesi ile Bali Paşa caddesinin kesiştiği yerdeki ‘sarayına’ girerken vefalı dostuna bilindik sevecen tavrıyla el sallar. O’nun arkasından kendisi de saraya girer. Üst kattan O’nun sesi gelir. “O kadına benim oraya yalnız gideceğimi kim söyledi de elinde yemekle benim önüme çıktı.” Diye çıkışmakta, kızmaktadır.

Sarayın altın kaplamalı protokol kapısından çıkarken O’nu korumakla görevli, gölgesi konumundaki kişiyle karşılaşır, “Niye oraya tek başına gönderiyorsunuz?” diye sitem eder. “Benim haberim yok abi” cevabını alır. “Oraya yalnız gideceğini kadına kim söylemiştir?” sorusuna “Söylese söylese……. olabilir” karşılığı verilir.

‘Film gibi’ rüyanın sonuna geldiğinde kahvaltı masasındaki herkes “Eyvah o yemekte zehir vardı. O kadın öldürdü” sözleriyle irkilir.

O kadın kimdi? Yemek mi, limonata mı yoksa kahve mi zehirliydi?

Bu soruların cevapları başka bahara kaldı…

BİLAL ŞAHAN/EKONEWS


 tsk


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.