Gönderen Konu: Günün Hikayesi  (Okunma sayısı 102437 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #375 : 28 Ağustos 2014, 09:50:39 »
Hz. Lokman önceleri bir köleymiş. Efendisi onu, o da efendisini çok severmiş. Birgün efendisi karpuz kesip ona bir dilim uzatmış. Lokman da onu bal yer gibi, şeker yer gibi yemiş. Hem de öyle lezzetle, iştahla yemiş ki efendisi ikinci dilimi de uzatmış. Böyle böyle karpuzu bitirmiş nerdeyse. Yalnız bir dilim kalmış geride. Efendisi: "Bunu da ben yiyeyim; Lokman iştahla yediğine göre herhalde tatlı birşey olmalı. İştahımı kabarttı doğrusu" demiş.Efendisi kalan dilimi ısırır ısırmaz bir tuhaf olmuş. Karpuz acı mı acıymış. Ağzını bir ateştir sarmış, dili uçuklamış, boğazı yanmış. Acılığından âdetâ kendini kaybetmiş. Sonra da Lokman'a dönüp, "A benim canım efendim, böyle bir zehiri nasıl oldu da tatlı tatlı yedin, böyle bir kahrı nasıl oldu da lütuf saydın? Bu ne sabır? Neden böyle sabrettin? Sanki canına kastın var? Niye birşey söylemedin? Niye biraz sabret, şimdi yerim demedin" demekten kendini alamamış.Hz. Lokman ise şu ibretli, duygulu cevabı vermiş: "Senin nimetler bağışlayan elinden o kadar rızıklandım ki, utancımdan âdetâ iki kat oldum. Elinle sunduğun birşeye; ey marifet sâhibi; bu acıdır demeye utandım, senin damına, tuzağına gark oldum."Bu kadarcık bir acıya dayanamaz, feryat edersem bütün uzuvlarım hâk ile yeksân olsun. Şekerler bahşeden elinin lezzeti, bu karpuzun acılığını hiç hissettirir mi?


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #376 : 30 Ağustos 2014, 09:06:28 »
Büyük Okyanus'un ortasında batan gemiden tahliye sandalıyla ayrılan bir adam vardı. Bu adam yirmi bir gün boyunca okyanusun ortasında çaresizce kurtarılmayı bekledi. Nihayet yeri tespit edilen adam mutlu sona ulaştı.
Bir gün Rickenbacker adlı bu adamla karşılaşan, Amerikalı ünlü yazar Dale Carnegie, ona yaşadığı bu büyük tecrübeden neler öğrendiğini sordu.
 Adamın verdiği cevap oldukça düşündürücüydü:
 "Bu tecrübeden edindiğim en büyük ders, insanın içebileceği kadar tatlı suyu ve yiyebileceği kadar ekmeği olduktan sonra, hayatta hiçbir şeyden şikayet etmemesi gerektiğidir"...!


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #377 : 03 Eylül 2014, 06:18:48 »
Mecnun bir gün fırsat buldu, Leyla ile oturmaya muvaffak oldu. Leyla, onu sınamak için bir dilekte bulundu: - Ey âşık! Neyin varsa getir. - A ay yüzlü, dedi Mecnun, aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. Ne ciğerimde azıcık kan, ne gözümde bir nebze yaş. Aklımı yağma ettin, uykumu çaldın. Artık bir canım var, emreyle onu vereyim. - Ben onu senden ne vakit istesem alırım, başka neyin var, sen ondan bahset. Mecnun o vakit arandı, yakasında sakladığı bir iğnesi vardı, onu çıkarıp sevgiliye sundu. - İşte varlık aleminde sahip olduğum tek şey bu iğnedir. Bunu da neden taşıyorum bilmek istersen, çölde, ovada seni izlerken çok düşüyorum, kendimden geçiyorum; oralarda ayağıma, bedenime dikenler batıyor; bu iğneyle o dikenleri çıkarıyorum. - İşte bunu istiyordum ben senden. Eğer aşkında gerçek isen bu iğne nasıl layık oluyor sana? Dikeni çıkarırsan buna vefa mı derler?!.. 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #378 : 05 Eylül 2014, 21:01:37 »
Sırtta günah yüküyle vadiler aşılır mı diye soran kuşa, tövbe önerir Hüthüt. Bir başkası, kendi dönek tabiatından bahsedip korkar kendinden. Hüthüt, bunun herkeste olabileceğinden bahseder ve “tek sıfatta olan adam zor bulunur. Herkes temiz olsaydı peygamber gönderilmesine gerek kalır mıydı?” der. Birisi nefsinin zulmünden şikâyet eder. Bir diğeri şeytanın kışkırtmasından… “Adamın birisi şeyhine Şeytan’dan şikâyet etti ve ‘Şeytan beni kandırıp, dinimi ahretimi mahvediyor.’ dedi. Şeyh de ona dedi ki: “Senden az önce de Şeytan geldi buraya. O da senden bıkmış usanmış. Ona yaptığın zulümleri anlatıp şikâyet ediyordu. Diyordu ki: ‘Dünyanın hepsi benim malımdır. O benim malıma el koymaya, kendi mülkümü elimden almaya çalışıyor. Ben de bu yüzden onun dinine saldırıyorum.’”

 :Ş


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #379 : 07 Eylül 2014, 09:03:48 »
Cüneyd-i Bağdadi, birisi ona gelir sorar: 
 
-İhlâsı kimden öğrendiniz?   
 
-Mekke-i Mükerreme'de harçlıksız kalmıştım. Basra'dan para bekliyordum ama gelmemişti. Saçım sakalım çok uzamıştı. Bir berbere girdim.   
 
- Peşin peşin söyleyeyim param yok, dedim, 
 
- Allah rızası için saçlarımı düzeltebilir misin? 
 
Berber o anda mevki sahibi birini traş etmekteydi. Onu bırakıp bana başladı. Adam itiraz etti.   
 
Berber:   
 
- Kusura bakmayınız efendim. Sizi ücreti mukabilinde traş ediyorum. Ama bu genç Allah rızası için istedi, dedi.   
 
Berber dahasını da yaptı, bana harçlık verdi. Aradan birkaç gün geçti, beklediğim para geldi. Ona bir kese altın götürdüm.   
 
- Asla alamam. İnan Allah'ın rızası daha değerli, dedi.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #380 : 07 Eylül 2014, 15:43:38 »
BİR OLMAK



Kazara birisinin sevgilisi suya düştü.
Aşıkı da derhal kendisini suya attı.


İkisi birbirine kavuşunca sevgilisi sordu:
A hiçbir şeyden haberi olmayan.


Hadi ben şu nehre düştüm;
Sen ne diye kendi kendini attın?


Aşıkı dedi ki:
“Evet, ben kendi kendimi attım.
Doğru ama kendimi senden ayırt edemiyorum ki!


Nice zamandır ki ben, senin senliğinde kayboldum, hiç şüphe yok, kendimi bulamıyorum.


Sen mi bensin, ben mi senim?
Bu ikilik ne vaktedek sürecek?


Ya ben senim, ya sen bensin yahut da sen sensin!
Sen ben olur, ben de sen olursam bu, böyle gittikçe ikimiz de bir olduk gitti!”

İkilik kaldıkça ortaksın.
İkilik kalktı mı birlik güneşi doğdu, parladı demektir.


Sen, onda yok olursun, tevhit (birlik) budur.
Bu yok oluşu, bu kayboluşu da kaybet,


Bundan da geç.
İşte ortalama tefrit de budur!


(tefrit: Dünyadan geçip yalnız Allah ile meşgul olma, kendini Allah’a adama)


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #381 : 10 Eylül 2014, 22:03:27 »
Seleften bir zat, öğrencisine, ‘Şeytan sana hatalarını güzel gösterdiğinde ona ne yaparsın?’ diye sorar. Talebe, ‘Onunla mücadele ederim.’ der. Hocası, “Pekii yine musallat olursa?” Talebe, “Yine mücadele ederim.” der. Bunun üzerine hoca, “Bu uzun iş, söyler misin, bir koyun sürüsünün yanından geçerken sürünün köpeği saldırsa ne yaparsın?” Talebe, “Canla başla mücadele ederim.” der. Hoca, “Bu senin için zor ve uzun iştir. Oysa sürünün sahibinden yardım istesen, köpeğin sana zarar vermesini engeller” der.
İşte bizim de bu günlerde şahit olduğumuz bu İsrail zulmüne karşı başka başka sebeplerden değil, Müsebbibü’l- Esbab olan ve köpeğin de Sahibi olan Allah’tan yardım isteyip inayet ve rahmetinin celbi için çalışmalıyız.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #382 : 10 Eylül 2014, 22:12:24 »
Bir keresinde Hz. Süleyman'ın tahtına tersinden bir rüzgar esti. O da:

- Ey rüzgar doğruluktan ayrılmasana, diye onu ikaz etti. Rüzgâr:

- Ey Süleyman, asıl sen doğruluktan ayrılma. Sen doğru oldukça ben ters esemem, karşılığını verdi.

Sonra Hz. Süleyman bir baktı ki başındaki tacı da eğilmiş... O, tam sekiz defa tacını düzeltti ama her keresinde taç kendiliğinden eğiliyordu. Sonunda taç şöyle dedi:

- Beyhude gayreti bırak! Beni yüz kere de doğrultsan sen doğrulmadıkça ben de doğrulmam.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kendi kalbine nazar etti ve gördü ki orada bir eğrilik var. Hemen tevbe edip onu doğrulttu. Bundan sonra başındaki taç düzeldi. Öyle ki Süleyman denemek için onu kasten eğrilttikçe taç kendiliğinden doğrulurdu. Eğer sende de bir gam zuhur ederse sebebi kendinde ara başkasını itham etme! Firavun gibi olma ki o dışarıdaki çocukları öldürüyor ama kendi düşmanını/ Hz. Musa'yı/ sarayında besliyordu. Ey Firavun sen ne zamana kadar suçsuzları öldürecek, düşman nefsini besleyeceksin! Ne zamana kadar aybı dışarıda arayacak kendi aybını büyüteceksin! (2/74


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #383 : 11 Eylül 2014, 00:13:44 »
“...İşkence yöntemlerinden biri de beni aç ve susuz bırakmaktı. Aç kalmak acıdır, ama dayanılabilir. Susuzluk ise asla dayanılacak şey değildir! Özellikle de şiddetli sıcakların olduğu yaz aylarında. Ben şeker hastasıyım. Şeker hastaları çok su içerler. Beni susuz bıraktıkları ilk gün tuvalete gittim ve ibrikteki taharet suyunu içtim. İkinci gün tuvalete gittiğimde ibrik boştu! Anlaşılan, suyu içtiğimi anlamışlardı. Susuzluktan kıvrandığım için idrar içtim. Üçüncü gün içecek idrar dahi bulamadım!                                                                       
Susuzluktan dolayı, sanki kamçılanıyorum gibi azap çekiyordum! Zindanımda, deli gibi bir oraya bir buraya dönüp duruyordum. Bazen de yere uzanıp, temizlikten kalmıştır diye dilimle bir damla su arıyordum!.. Öyle bir haldeydim ki; artık  sudan umudum kesilmişti ve “Bu gidişle helâk olacağım” diyordum. İşte bu haldeyken, gecenin karanlığında zindanın kapısı yavaşça açıldı ve bir bardak buzlu su tutan bir el uzandı. O anda delirdiğimi sandım! Hayalet veya serap görüyor olmalıydım... Kapıdan uzanan eli tuttum; hayalet değil gerçek eldi. Suyu alıp kafama diktim. Hayatımda içtiğim en tatlı suydu. Bir daha o tat da su içemedim. Milyonum olsaydı bu tatlı suyu getirene verirdim... Suyu bitirince, bardağı getiren kişi “Sus!” diye işaret ettikten sonra zindanın kapısını kilitledi ve hızla arkasını dönüp gitti. Esmer kısa boylu bir genç olduğunu fark ettiğim bu kişinin getirdiği o bir bardak su, yemeğe, hatta hürriyetime bedel idi!
İşkence dolu günlerim devam ediyordu, ama o genci bir daha görememiştim. Bir gün beni alıp alt kata götürdüler. Baktım su getiren genç gardiyan orada. Bir ara başbaşa kaldık. Kulağına eğilip, “Neden yaptın? Seni yakalasaydılar işine son verirlerdi” diye fısıldadım.
Gardiyan: “İşime son vermek mi!? Beni kurşuna dizerlerdi” diye cevap verdi. Bu sefer, “Peki, kendini niye böyle bir tehlikeye attın?” dedim. Dedi ki: “Ben seni tanıyorum, ama sen beni tanımazsın... Yaklaşık yedi yıl önce, el-Cîze’den bir çiftçi sana mektup göndermişti. Mektubunda, halkının çoğu dindar olan bir köyde yaşadığını ve yedi yıl çoluk çocuğunun yiyeceğinden iktisat ederek biriktirdiği paranın üzerine hanımının altınlarını satıp eklediğini ve bu parayla bir inek satın aldığını ancak altı ay sonra bu ineğin öldüğünü, dolayısıyla da hayatta en çok arzuladığı şeyin bir inek olduğunu yazmıştı... Bir Kadir Gecesinde, bu çifçinin kapısı çalar ve senin “Ahbâr el-Yevm” gazetesinden bir muhabir yanında bir inekle gelir. İşte ben, kapısına inek gönderdiğin o çifçinin oğluyum.”             
Evet atalarımız ne güzel söylemişler: “İyilik yap denize at. Balık bilmezse hâlık bilir”. Yapılan en ufak bir iyiliği küçük görmemek lâzım; bir gün gelir canınızı kurtarabilir. Tıpkı Mustafa Emin’in hayatını kurtardığı gibi.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #384 : 19 Eylül 2014, 16:58:26 »

m. esad coşan



" bir oglan evlenmek istiyor, tabi babasina soyleyemiyor eski nesiller, anasina gidiyor. annesi babasiyla konusunca babasi diyor ki: bir altin kazansin oyle gelsin.. oglan bunu duyunca seviniyor, annesinin elini yuzunu opuyor, anne bana bi altin versene diyor.. annesi de tabi oglunun muruvvetini gormek istiyor, veriyor altini.. oglan babasina gidip, baba iste bir altin kazandim diyor fakat babasi altini alip denize firlatiyor.. sen git daha olmamissin diyor.. ayni sey birkac kere daha tekrar ediyor, baba hep altini denize atip olmamissin diyor.. annesi bakiyor bu is boyle olmayacak, oglum git calis baban anliyor herhalde diyor.. oglan sokaklarda hammallik, pazarda saticilik derken 1 ayda ancak 1 altin biriktirebiliyor.. babasina gidiyor ve tekrar diyor, baba iste 1 altin.. babasi alip altini denize firlatacakken babasinin eline yapisiyor ve 'dur baba, ben bu altin icin 1 ay neler cektim, emdigim sut burnumdan geldi atma onu denize' diyor.. baba iste simdi olmussun evlat diyor..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #385 : 20 Eylül 2014, 11:00:03 »
Emevî halifelerinden Velîd bin Abdülmelik, babasına şöyle sorar:

 “Babacığım, insanları iyi idâre nedir, insanlar nasıl iyi idâre edilir?

                Babası cevap verir:

                “Yakınındakilere sevgini heybetinle birlikte göstererek, halkın kalbini insaf ve adâletle kazanarak, hatalara tahammül ederek.”


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #386 : 26 Eylül 2014, 20:49:19 »
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.

5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”

Tiffany Moore


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #387 : 01 Ekim 2014, 21:29:10 »
Küçük bir erkek çocuk,annesine sordu: "Niçin ağlıyorsun?" "Çünkü ben kadınım." Diye cevapladı annesi."Anlamadım!" dedi çocuk. Annesi, çocuğu
 kucaklayıp "Hiç bir zaman anlayamayacaksın!" dedi.Babasına "Baba, annem niçin ağlıyor?" diye sordu.Babanın cevabı: "Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır" oldu.

 Küçük çocuk büyüdü, yetişkin adam oldu, hala kadınların niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldükten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu."Allah'ım!" dedi: "Kadın...ların niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?"Allah:"Ben kadınları özel yarattım! Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim.
 Başkalarının kuvvetinin kalmadığında; devam edecek azmi, ailesinin hastalığında; yorgunluğa pabuç bıraktırmayacak kudreti verdim.Her türlü şart altında, hatta kendilerini çok kötü incitseler de,çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor.

 Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim.Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.

 Tek zayıflık olarak kadınlara bir gözyaşı verdim...

 Tamamen kendilerinin sahip oldukları,ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere.İnsanlık için bir gözyaşı..." diye cevapladı...
Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kendini ne şekilde taşıdığıdır.Kadını esas güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu, anlayışı, sadece bilgiye değil aynı zamanda kalbe de yönelik aklıdır.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #388 : 16 Ekim 2014, 18:45:20 »
Bir veliye sorulmuş:

“Bazı Hint ve Uzakdoğu dinlerinde de bizdeki tasavvufa benzer nefs riyazeti,

Manevi arınma çalışmaları var, bunlar da bir netice alabiliyorlar mı?”

O da şu çok manidar cevabı vermiş:

“Evet, onlar da bir ruhsal yolculuk yapıyorlar ama onları yolda karşılayan yok.”


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #389 : 16 Ekim 2014, 18:46:09 »
Hazreti Mevlana’nın şu güzel sözleri

 

“İki parmağının ucunu gözüne koy.

Bir şey görebiliyor musun dünyadan?

Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir.

Görememek ayıbı,

Göstermemek kusuru,

Uğursuz nefsin parmağına ait işte


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.