Gönderen Konu: Günün Hikayesi  (Okunma sayısı 89970 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #390 : 16 Ekim 2014, 18:49:13 »
Kalp Sırrına Erenler; neler yapar, bilir misin?

Kızmazlar... Küsmezler... Kırmazlar... Kırılmazlar...

Her şeyde bir güzellik bulurlar...

Hiçbir şeyi insanoğlundan bilmezler;

Rab 'binden bilirler' her şeyi; ondan umup beklerler... Ve Susarlar...

Susarak Konuşurlar.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #391 : 16 Ekim 2014, 18:53:14 »
Ahmet Vefik Paşa, deli-dolu bir insandı ama bir o kadar da yardım yapmayı severdi. Bir gün, kırk yıl çalıştıktan sonra, kadro darlığı yüzünden işinden çıkarılan bir memur, Paşa’nın karşısına çıkar:
 - Çok muhterem Vali Paşa’mız hazretleri, diyerek söze başlar. Dilekçe yazmak için gerekli kâğıdı ve pulu alacak param bile yok. Bendenizi münasip göreceğiniz bir vazifeye yeniden tayin etmenizi arz ve istirham ederim. Adım, falan oğlu filan. Dilekçemin tarihi de bugündür, diye sözlü dilekçesini Vali Paşa’ya sunar. Vali adamı dinler. Hademeyi çağırır ve tebeşir ister. Adama da sırtını dönmesini söyler ve sırtına tebeşirle şunları yazar:
“Dilekçe sahibine münasip bir vazifenin verilmesi için defterdar beye…”
Sonra da adama, gidip defterdarı görmesini söyler. Adam sevinerek çıkar; ancak, çok geçmeden defterdar Valinin makamında görülür. Adamın sırtındaki yazıyı okumuştur. Bunun şaka olup olmadığını bir de Valiye sorup, emri bir de Validen duymak ister.
 Ahmet Vefik Paşa defterdara:
- Bunun şakası-makası yok. Biçare adamın dilekçe yazacak ve buna pul yapıştıracak kadar bile parası yokmuş. Onun için dilekçesini sözlü okudu. Ben de bir seferlik pul parasını affettim. Kâğıdı olmadığına göre havaleyi de tebeşirle sırtına yazdım. Zavallı adamı hemen uygun bir işe yerleştiriniz”, diye emir verir.

 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #392 : 18 Ekim 2014, 22:50:45 »
Eshab-ı kirâmın hepsi kendi kâbiliyeti ve derecesi kadar Resûlullah'tan feyz aldı. Peygamber efendimiz mârifetleri ve gizli bilgileri Eshâbına başka başka sunardı. Nitekim bir hadîs-i şerîfinde; "Herkese anlayabileceği kadar söyleyiniz." buyurmuştur. Ebû Hüreyre'nin (radıyallahü anh); "Resûlullah'tan iki kap doldurdum. Birisini sizlere açıkladım. İkincisini açıklamış olsam beni öldürürsünüz." buyurduğu Sahîh-i Buhârî'de yazılıdır. Yine Sahîh-i Buhârî'de bildiriyor ki: Hazret-i Ömer vefât edince, oğlu Abdullah; "İlmin onda dokuzu öldü." dedi. Yanında bulunan Eshab-ı kirâmın bu söze şaşırdıklarını görünce; "Mârifetullah'ı, Allah'ı tanımak ilmini söyledim. Fıkıh bilgilerini söylemek istemedim." dedi.

Peygamber efendimiz bir gün hazret-i Ebû Bekr ile ince bilgileri konuşuyordu. Hazret-i Ömer yanlarına gelince sözü değiştirdi. Hazret-i Ömer'in yanında daha başka konuştu. Çünkü daha önce hazret-i Ebû Bekr'in derecesine göre konuşuyordu. Hazret-i Ebû Bekr'in kavuştuğu dereceye hiçbir Sahâbî kavuşamadı.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #393 : 20 Ekim 2014, 00:41:15 »
Bir gece Eşrefoğlu Rûmî dergâhında ibâdet ediyordu. Bu sırada bir ışık peydâ oldu. O ışıktan şöyle bir hitap duyuldu: "Ey kul!Dile benden ne dilersen. Bütün haram olan şeyleri sana helâl kıldım." Eşrefoğlu bir anda Allahü teâlânın izni ile sesin sâhibi olan şeytanı yakaladı. Avucunun içinde sıkmaya başladı. O anda şeytan; "Yâ şeyh! Ne yapıyorsun? Allah bana kıyâmete kadar mühlet vermiştir. Sen ise beni öldürmek istiyorsun." deyince, Eşrefoğlu; "Ey mel'ûn! Sen benim talebelerimin ve dostlarımın îmânlarına kasdetmeyeceğine dâir söz verirsen, salarım." dedi. Şeytan da; "Onların îmânlarına kasdetmeyeceğime söz veriyorum." dedi. Bunun üzerine Eşrefoğlu Rûmî; "Ey mel'ûn! Allahü teâlâ ile olan ahdine vefâ etmedin. Benimle olan ahdine mi vefâ edeceksin. Bildiğin şeyden geri kalma." dedi ve saldı. Talebeleri; "Onun şeytan olduğunu nereden anladınız?" diye sorunca; "Bütün haramları sana helâl kıldım, deyince anladım. Çünkü Allahü teâlânın haram ettiği şeyler zâta mahsus değildir. Kıyâmete kadar bâkidir." buyurdu.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #394 : 22 Ekim 2014, 17:23:51 »
Kur'an-ı Kerim'in üzerinde üç karınca geziyorlarmış. Sayfadaki harflerin güzelliğini ve onun ifadelendirdiği mucizeyi görünce birincisi demiş ki "Bu güzellik çizgidendir." "Hayır", demiş diğeri "Bu, kalemdendir." Sonraki "Yok, yok! Olsa olsa eldendir."

Tekrar söz almış birincisi ve "Galiba o ele takat veren koldandır." demiş. Böylece her bir harfin ayrı bir noktasında durup sayısız ihtimaller üzerinde tartışmışlar: "Kolu taşıyan bedendendir." "Bedene anlam katan ruhtandır." "Histen, eşyadan, mekandan, kainattan..." derken uzayıp gitmiş tartışma ve karar: "Bu güzellik hiç şüphe yok ki Allah'tandır."


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #395 : 30 Ekim 2014, 02:26:50 »
Hz. Âdem (a.s) emir üzerine Mekke’ye gelip Kâbe’yi inşa edince: "Ya Rabbi her işçinin ücreti olur, benimki nedir?" diye sordu. Cenab-ı Hak, onun isteğini sorunca Hz. Âdem (a.s) dedi ki; “Ya Rabbi zürriyetimden her kim günahlarını benim itiraf ettiğim gibi ikrar ederek bu beyte gelirse, onları mağfiret eylersin.” Cenab-ı Hak da; “Evet istediğin olacaktır.” buyurdu.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #396 : 31 Ekim 2014, 01:35:36 »
Burhaneddin Tirmizi "rahmetullahi aleyh" e
- Hocam, elimize çok para geçtiği halde yine maddi sıkıntı çekiyoruz. Sebebi nedir acaba? diye sordular.

 Cevabında;
 - Bereket yok da ondan, buyurdu.

 - Neden bereket yok efendim?
- Çünkü namazlar vaktinde kılınmıyor ve Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riayet edilmiyor. Bunları yapmayanlara Allahü teâlâ dört musibet verir.

 Ve sıraladı onları:
- Rızıklar daralır, hastalıklar artar, emniyet olmaz ve merhamet kalkar.

 Sordular:
- Peki İslamiyet’e uyulursa efendim?

 Buyurdu ki:
- O zaman bu sıkıntıların hiçbiri olmaz


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #397 : 08 Kasım 2014, 10:28:57 »
Japonya'da olan bir depremde kurtarma ekibi genç bir kadının yaşadığı enkaza ulaşırlar. Yıkıntıların arasında kadının cesedine ulaşırlar. Kadının enkaz altındaki pozisyonu biraz ilginçtir sanki ellerinde birşey tutarak iş yaparken dizlerinin üzerine çokmüş haldedir.

 Bu esnada sanki ev üzerine yıkılmış gibidir. Kurtarma ekibinin lideri yine de canlı olma ümidi ile kadına ulaşmaya çalışır, maalesef kadın çoktan ölmüştür.

 Ekip oradan başka bir enkaza hareket etmek üzere iken bir sebepten dolayı ekip lideri açtığı delikten içeri doğru kadının cesedinin altına doğru bakar ve seslenir ! "bir çocuk!..bir çocuk var!" der.
 Ekip uzun bir çalışmadan sonra çiçekli bir battaniye içinde ölü kadının cesedinin altında 3 aylık bir çocuk bulurlar. Kadın son bir hamle ile çocuğunu kurtarmak için bedenini ona siper yapmıştır. Ekip çocuğa ulaştığında hala bebek uyumaktadır.

 Doktor çabucak gelir ve çocuğu muayene eder.
 Battaniyeyi açtığında içinde bir cep telefonu bulur. Ekranda yazılı bir mesaj vardır. mesajda şu yazıyordur!..

 " Eğer kurtarıldıysan,seni sevdiğimi hatırla!"

 Bir annenin çocuğuna olan sevgisini ölüm anında bile ona anlatma çabasının en güzel örneği !!


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #398 : 16 Kasım 2014, 22:35:52 »
Hazreti Mevlana bir gün birini üzüntülü görür ve der ki:
“Bütün gönül darlığı, bu aleme gönül bağlamaktan gelir.
 Gönül kuşu her dala yuva yapacak olsa, yuva yapacak yer kalmaz,
 Gönlü öyle bir yere bağlayacaksın ki,
 Binlerce kıyamet kopsa sana yalnızlık derdi çökmesin…
Sen O’nunla olunca, O seninle olmaz mı..?”


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #399 : 27 Aralık 2014, 23:29:27 »
Hz muhammed sav,bir mecliste otururlarken, oraya îslâmiyetin baş düşmanlarından Ebu Cehil geldi. Hiçbir şey konuşmadan Peygamberimizin yüzüne epeyce dikkatlice baktıktan sonra:

— Ya Muhammed!, Sen ne kadar çirkin suratlı, acayip görünüşlü bir insansın, dedi.

Peygamberimiz hiç kızmadı, hiddetlenmedi. Ona:

— Doğru söylüyorsun ya Eba Cehil, buyurdular.

Orada bulunanlar, bundan pek bir şey anlamamışlardı.

Biraz sonra, aynı yere Hazreti Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) geldiler.

Oda bir müddet Sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin mübarek veçhi şerifine baktıktan sonra:

— Ya Resulallah! Anam, babam, nefsim ve bütün varlığım sana feda olsun. Sen ne kadar güzel yüzlü, güzel görünüşlü, tatlı sözlüsün. Ben, senden daha güzel bir insan görmedim, dedi.

Hazreti Peygamber Efendimiz ona da:

— Doğru söyledin Ya Ebu Bekir!, buyurdular. Her iki zıd söze de, aynı şekilde mukabele ederek tasdik eden Peygamberimizin yanındakiler:

— Ya Resûlallah! Biri çirkinsin dedi. Onu tasdik ettiniz, diğer birisi ise güzelsiniz, dedi onu da tasdik ettiniz. Bu nasıl oluyor bize anlatır mısınız? dediler.

Hazreti Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:

— Ben aynayım. Kim bana bakarsa kendi suretini görür. Ebu Cehil, kendi çirkinliğini gördü çirkinsiniz dedi. Ebu Bekir ise; kendi yüzündeki Nur-u ilâhiyi seyretti, güzel dedi, buyurdular. �


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #400 : 04 Ocak 2015, 22:32:22 »
Adamın biri, kötü yoldan kazandığı parayla bir inek satın almış. Sonra yaptığından pişman olmuş. İyi birşey yapmak için ineği Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına bağışlamak istemiş. O zamanlar dergahlar aşevi görevi de görüyormuş. Gitmiş Hacı Bektaş-ı Veli’ye danışmış. Hacı Bektaş-ı Veli, “helal değil” diye ineği geri çevirmiş. Bunun üzerine Mevlana dergahına gitmiş. Mevlana hediyeyi kabul etmiş. Adam daha önce Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu ineği kabul etmediğini söylemiş. Mevlana’ya bunun sebebini sormuş. Mevlana, “Biz bir karga isek, Haci Bektaş-ı Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden  biz senin hediyeni kabul ederiz. Ama o kabul etmeyebilir” demiş. Adam üşenmemiş kalkmış Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergahına gitmiş. Hacı Bektaş-ı Veli’ye” Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söylemiş. Bunun sebebini bir de siz açıklarmısınız? diye sormuş. Hacı Bektaş-ı Veli de şöyle söylemiş,”bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir”. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir. Ama onun engin gönlü kirlenmez. Onun için, hediyeni kabul etmiştir.”
Birbirlerini yermeyen, kırmayan…
Dostlarının sözlerini iyiye yoran, yücelten…
Böylesine bilge insanlar nerede şimdi?..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #401 : 19 Ocak 2015, 11:05:07 »
Bir zamanlar Mein balıkçısı diye, talihi ile meşhur bir adam varmış. Mein kıyılarında balık pek az tutulduğu halde bu adam ne zaman balığa çıksa boş dönmez, sepetler dolusu balıkla gelirmiş.(br)Adam bu yüzden para kazanırken talihi de dillere destan olmuş. O kadar ki, birinin fazla talihi olduğunu anlatmak için "Mein balıkçısı gibi talihli" demek adet haline gelmiş.(br)Günün birinde balıkçı ölmüş. Cenaze için evine gelenler, Mein balıkçısının evinde balık ve su üzerine zengin bir kütüphane olduğunu hayretler içinde görmüşler; adamın neden balık avından boş dönmediği o zaman anlaşılmış.(br)"Birisine bir balık verirseniz doyar bir defalık.(br)Balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca."


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı saadet

  • Usta
  • ***
  • İleti: 212
  • Rep +0/-0
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #402 : 20 Ocak 2015, 14:02:40 »


Ziyan mala gelsin de cana gelmesin diyemeyince...
İslam kültüründe bazı doğrular eğlendirici misallerle anlatılır,
anlaşılacak örneklerle zihinler doğruya yönlendirilir.
İrşat eserlerinde böyle misaller bir hayli yekün tutar.
Doğruları daha net şekilde sunan bu misallerden birini arz etmek istiyorum bugün sizlere.
İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıların bazı zihinleri sıkıp doğru düşünmeyi önlediği
bir devrede bu misal bizlere bir şeyler fısıldıyor gibi geliyor bana.
Bir de siz göz atın bakalım aynı uyarıcı mesajı siz de almış olacak mısınız bu misalden?
***
Efendim, kurtların kuşların dilinden anlayan Süleyman aleyhisselama gelen bir meraklı adam yalvarır:
- Ne olur ey Allah'ın Nebisi, bana hayvanların dilini öğret de ne konuştuklarını ben de anlayayım.
Süleyman aleyhisselam, olmaz, der.
Sen onların konuştuklarını anlarsan sabredemez, başına bir iş açarsın!.
Ne var ki adam ısrar eder.
Süleyman aleyhisselam da ısrarcı adama hayvanların dilini öğretir.
Bundan sonra evinin avlusunda oturan adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar.
Bir ara garip sesler çıkaran köpekten şu sözleri duyar: -
Horoz kardeş, sen arpayla buğdayla da karnını doyurabilirsin.
Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok aç.
Horoz şu cevabı verir: - Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar,
bolca et yer, karnını iyice doyurursun.
Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp doğruca pazara götürür.
Yoksul bir adama satıp parasını cebine koyduktan sonra söylenerek döner: -
İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.
Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere.
Köpek sitem etmektedir horoza: -
Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:
- Ağa açıkgözlük edip eşeği sattı.
Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun.
Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp hemen satar. Dönerken de yine söylenir:
- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti.
Bakalım şimdi neyi konuşacaklar diye merakla beklemeye başlar.
Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor: -
Horoz kardeş, beni yine aldattın. Hani ağanın atı ölecekti ya?
- Ağanın atı, sattığı zavallının elinde öldü.
Ama üzülme der, bu sefer daha büyük bir ziyafete konacağız hep birlikte. Köpek inanmaz:
- Hadi hadi beni yine aldatıyorsun. Horoz kesin cevap verir:
- Hayır, aldatma falan yok, durum ciddi.
Çünkü der, malına gelen ziyana razı olmayan ağanın bu sefer ziyan canına gelecek,
razı olmadığı malı yerine kendisi ölecek, bela bu defa kendi canına gelecek.
Arkasından yemekler yapılıp etler pişirilecek, artanı da bizlere dökülecek, ye yiyebildiğin kadar.
Ağa bunu duyunca şaşırır, sağa sola koşuşturmaya başlar, yok mu beni kurtaracak biri, diye söylenir.
Derken gece hastalanan ağa sabaha çıkmaz, ölür.
Arkasından yapılan yemek, pişirilen etlerden artanlar çöplüğe dökülür,
uzun zaman hayvanlar ziyafete konmuş olurlar.
Bu sırada horoz söylenir:
- Keşke insanlar, gelecek ziyan malıma gelsin, cana değil diyebilselerdi,
bunda da bir hayır vardır, diyerek mala gelen musibete razı olup sabırla karşılasalardı.
Ne yazık ki bazıları bunu diyemiyorlar. Mallarına gelen musibete razı olmuyor,
sanki canlarına davetiye çıkarıyorlar. Sonra da derin pişmanlıklar duyuyorlar ama pek faydası olmuyor.
Ne dersiniz, bu misal ne diyor bizlere? Düşünmeye değer mi?

Katsamda Gönlümün Sabrına Sabır,
Yarın ki Hasretin Bugünden Hazır.
Sanma ki Gönlüm Ölesiye Kederli,
Hasretin Bile Senin Kadar Değerli....
.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #403 : 20 Ocak 2015, 18:46:19 »
Keşke insanlar, gelecek ziyan malıma gelsin, cana değil diyebilselerdi,
bunda da bir hayır vardır, diyerek mala gelen musibete razı olup sabırla karşılasalardı.  :f


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 136
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Günün Hikayesi
« Yanıtla #404 : 21 Ocak 2015, 12:03:15 »
Fatih Sultan Mehmet Han çocukken çok yaramaz bir öğrenciydi. Ders esnasında yaptığı şımarıklıklarla Hocası Akşemseddin’i çileden çıkarırdı. Hocası kendisine kızdığı zaman hemen “Ben Padişahın oğluyum bana bir şey yapamazsın” deyip tehdit ediyordu. Padişaha şikâyet etmeyi edepsizlik sayan Akşemseddin, durumu II. Murat’a anlatamıyordu. Ancak gün geldi artık küçük Mehmet’in yaptığı yaramazlıklar çekilmez hale geldi.
Bunun üzerine destur dileyip II. Murat’ın huzuruna çıktı. “Padişahım size bir hususu arz edeceğim ancak hayâ ediyorum” deyince II. Murat “Buyur çekinmeden anlatabilirsin” dedi. Bu söz Akşemseddin’i rahatlattı ve başladı olayı anlatmaya. Padişahım oğlunuz, ciğerpareniz Mehmet çok yaramaz, onun yaramazlıkları yüzünden ders işleyemiyorum, kendisine kızdığım zamanda hemen sizinle beni tehdit ediyor deyince II. Murat Akşemseddin’in yanına gelerek kulağına bir şeyler fısıldar.
II. Murad’ın kulağına söylediği sözleri duyan Akşemseddin çok şaşırdı. Bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemseddin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de Padişah onu dinlemedi ve bu iş olacak dedi.
Ertesi gün yine derste Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemseddin’in uyarısına aynı tehdit cevabını verdiği sırada Padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi. Bu olay karşısında Akşemseddin hiddetlenerek Padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi. Padişah mahcup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı.
Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu. Az sonra kapı vuruldu ve Padişah mahçup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem bir şekilde işlemişti. O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı.
Eğitimin ne olduğunu II.Murat kadar olamasa da; en azından kendi çocuğunu yanlış yollara süreklemeyecek kadar idrak etmiş anne ve babalara ihtiyaç var. Unutmayalım, Çocuklar şımarık doğmaz; diplomalı,maaşlı ama eğitimsiz ebeveynler tarafından şımartılır…..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.