Gönderen Konu: Babadan oğula nasihatler  (Okunma sayısı 677 defa)

prenses

  • Ziyaretçi
Babadan oğula nasihatler
« : 27 Mayıs 2009, 08:59 »
Babadan oğula hikayeler:
"Eskiden arabaların emniyet kemeri ve hava yastıkları yoktu.
Prizlerin,araba kapılarının,ilaç şişelerinin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu.
Steril su şişelerinde değilde bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan suiçiliyordu.
Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
Cep telefonu yoktu;hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu.
Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk,
hiç kilo problemimiz olmazdı.Çünkü hep dışarda oynardık...
Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk....
Aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
Playstation,Nintendo64,video oyunlarımız,sınırsız televizyon kanallarımız,
cep telefonumuz,bilgisayarımız,internetimiz,ayrı odalarımız yoktu...
Onun yerine gerçek ortamda sıcak sohbetler yaptığımız bir sürü arkadaşımız vardı.
Yürüyerek veya bisikletle uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyor,onları çat kapı oyun oynamaya çağırabiliyorduk.
Bazı öğrenciler,diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu.
Fakat bu yüzden kimse psikoloğa yada pedagoga gönderilmiyordu.
Kimsede problem çıkmıyordu.
basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
Özgürlüğümüz,üzüntülerimiz,başarılarımız,görevlerimiz vardı ve bunlarla yaşamayı öğreniyorduk.
Nasıl olduda bütün bunlarla hayatta kalmayı başardık?
Büyük bir ihtimalle bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaksın,fakat çok güzel ve özgür yaşadık."

Bu yazıyı temizlik yapıyorumya,ortalığıkarıştırırken buldum,eski bir gazeteden kesmişim.
tekrar okumak hoşuma gitti,sizinlede paylaşmak istedim...
Çünki bende böyle bir ortamda büyüdüm,çocukluğumu yaşadım,tıpkı diğer üyelerimiz gibi...
yaşı bizden genç olanları kastetmiyorum...
ben 74 kuşağıyım,tek kanallı ve siyah beyaz dönemde kaldı çocukluğum,
ama geriye dönüp baktığımda,birde kendi çocuklarıma ve bugünüme baktığımda,
o yıllar daha güzeldi.... (bana göre)
ne dersiniz? haksızmıyım?
sevgiler

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 7.985
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • 'Gül ' kokusunu aldığım..
Ynt: Babadan oğula nasihatler
« Yanıtla #1 : 27 Mayıs 2009, 19:38 »
çok güzelmiş gercekten eline saglık bende nasibim blogcuda bir etkinlige katılmıştım orada nostalji ile ilgili yazı yazmamız istenmişti burada paylasayım dedim ..

GÖNÜLDEN GELEN DİZELER ETKİNLİĞİ(4)

KONUMUZ:NOSTALJİ



Hey Gidi Günler...

 

Buraya yazacaklarımı yaşadım diyebilmek çok hoş bir duygu.Nerden başlamalı,,

Adile Naşit in masal anlatması gibi kuzucuklarım diyerek başlaması geliyor insanın..Özlemle ve sevgiyle..

Mürekkep hokkasına kalemimi batırıp yazdığımı varsayın ve okuyun o gecmiş nostaljiyi..

 

Ben oradaydım..

 

Fazlasıyla etkilendiğim güzelliklerin sunuldugu bir dönemdi.Dergilerden mektup arkadası bulurduk kendimize yabancı biriyle yazışmak heyecan verirdi.Pazar sabahları arkası yarını beklerdik radyoda.''Selvi Boylum Al Yazmalım ''filmi vardı seyrederken iç burktugum ,hüzünlendiren..Hiç unutmam plastik arabası vardı kardeşimin, hani şu üzerine basılınca ezileninden, ucunda uzun bir tel vardı demirden..Benim de Almanya’dan teyzemizin yada bir komsunuza gelen gelin bebekler vardı aglayan, gülen, yürüyen…

 

Yaz akşamları yemekten sonra, yürüyerek gittiğimiz yazlık sinemalar vardı.Sinemada herkes birbirini tanırdı.Annemin ne cok arkadası var derdim.hatırlıyorum ;o aksam kırmızı kurdele takmıştı ögretmenim calışkanım diye..İlkokul kurdelemiz…En çok siyah önlüğümü özledim.Hani ''Bay Yanlış ve Dogru Ahmet'in'' gösterildiği zamanlar.Egitici kısa filmler olurdu.Seyrederken leblebi tozu yediğimiz,yerken acaba bogazımda kalırmı diye düşündüğümüz.

 

 

Okullarda saclarda jöle, ellerde oje yoktu.İki örgü yapardık saclarımızı.Etekler diz altındaydı.Kız liseleri vardı, sadece kızların okudugu bizim gittiğimiz lise gibi.

Ben oynamazdım ama kardeşime gazoz kapakları biriktiridim.Kapakoyunu oynasın diye.

Biz küçükken hüzünlü çizgi filmler vardı Marko gibi(annesini arayan cocuk..) ,Heidi ,Şekerkız Candy gibi.Köle İsaura basladımı ekran karsısında olurduk hepimiz.Ceyar vurulmuştu.Kara simsek baslıyacaktı az sonra.

 

 

Eksiklikler vardı yok değil,ama güzellikler cokdu.Mutlu olduk biz.Mutlu yaşadık iyi ki oradaydım.

 

Hepimiz ayrı ayrı yazdık ama,aynı coskuyu aynı mutlulugu yasadık anlatırken,

Teşekkürler arkadasım ''www.yurtseverbirlik.blogcu.com''nostalji konusunu buldugun için, yüregimizde bıraktığı unutulmazlıkları bizlere yeniden hatırlatma imkanı verdiğin için.

 

Sevgilerimle.

http://nasibim.blogcu.com/

...

Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"... can kuşum gül kokulum..


Çevrimdışı gullerhurmetine

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 5.006
  • Rep +18/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • evli 5 kız sahibi . maksat ilahi rıza .
    • AşK DediĞiN Ya Allah'tan GeLmeLi...Ya Allah İçİn OLmaLı...Ya Da Allah'a ULaşTıRMaLı; YoKSa YerLe BiR OLmaLı...
Ynt: Babadan oğula nasihatler
« Yanıtla #2 : 27 Mayıs 2009, 22:08 »
NEREDE O ESKİ GÜNLER

Çember çevrilir, Su çeşmelerden içilir, Topaç döndürülür, Misket oynanır, Ağaçlara tırmanılırdı

Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Arabalar telden, Resimler kömür karasından yapılırdı.

Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur

Saatli maarif okunurdu.

Komşuda pişen Bize de pişer, Bizde pişen komşuya düşerdi.

Eve misafir getirmek için akşam namazına camiye gidilir, Namazdan sonra görülen yabancı misafir nezaketle eve buyur edilir, ağırlanırdı.

Geceler ayaz, sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu. Çimenlerin üstüne sırtüstü yatıp,masmavi gökyüzüne bakıp dalaar giderdik.

El feneriyle aydınlanır yollarımız, gaz lambasıyla ışırdı odalarımız.

Turşu, salça, bulgur, Yufka, mantı evde yapılır, Sular toprak küplerde soğutulurdu.

Erik ağacının çiçeği pencere camımıza yaslanır, kavak ağaçlarına yuva yapardı serçeler, Gazel yaprakları bahçemize düşerdi.

Kardan adam yapılır, Evlerde meşe odunuyla soba yakılır, Kış gecelerinde uzun masallar anlatılırdı heyecanla.

Merdivenler tahtadan, gıcırtıyla çıkılır, Yine tahta balkona asılırdı biber patlıcan kuruları.

Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahallelerde tiz düdüklü bekçiler dolaşırdı.

Ajans radyodan dinlenir, Çizgili romanlar okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı rengârenk.

Belki haberimiz yoktu şimdiki gibi küçülen dünyadan, Ama bizim dünyamız çok büyüktü.

İmece usulüyle sürülürdü tarlalar, imece usulüyle biçilirdi ekinler, Sarı öküzün çektiği gemle sürülür harmanlar, çocuklar ona binerek sevinirlerdi lunapark olmasa da..

Özenle yazılır mektuplar, içine yürekle beraber, kurutulmuş gül yaprakları konurdu mis gibi koksun diye.

Yemeğe besmeleyle başlanır, soğan ekmek te olsa sonunda Elhamdü lillah denirdi.

Daha temiz ve berrak akardı çeşmeler gürül gürül. Daha güzel öterdi kuşlar cıvıl cıvıl.

Küçükler büyüklerin yanında ayaklarını uzatmaz, yüksek sesle konuşmazlardı.

Çayın içine tatlansın diye pekmez ilave edilir, yoğurda şeker katılıp yenirdi.

Ayran, ninemizin yaptığı mis kokan yoğurt yayılarak yapılır, Yağlı dürüm yemek için sırada beklenirdi.

Gecenin karanlığını uzaktan uluyan köpek sesleri bozardı bazen,

Karlı kış aylarında çakallar şehir sokaklarına iner, uluma seslerini duyunca korkudan yorganın altına sokardık başımızı.

Hayat Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi..

Her gün yaşanacak bir şey vardı, Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı.

Bayramlarda bize alınan lastik ayakkabıyı yastığımızın kenarına koyarak sevinçle uyur, çok güzel rüyalar görürdük.

Belki yokluk vardı, kıtlık vardı ama huzur vardı, tevekkül vardı, büyüğe saygı, küçüğe sevgi vardı.

Şimdi öyle mi?:

Hayat tek başına yalnız kendisi için yaşanır oldu.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek fakiri görmezden geldik.

Şimdi Herkes Yoğun, Herkes Yorgun ve tek başına kendi dünyasında.

ALLAH için denince yok, gösteriş riya için çok. Her şey var, hiçbir şey yok, şükür yok, tevekkül yok, kanaat yok.

Şimdi siz söyleyin geçmiş geri mi gelse..

Bu kadar kirlenen dünyada ben geçmişte yaşamak istiyorum Arkadaş.

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Babadan oğula nasihatler
« Yanıtla #3 : 28 Mayıs 2009, 13:55 »
BENDE İSTİYORUM....
NE GÜZEL YAZMIŞSINIZ HÜRMET VE NASİBİM...
TEŞEKKÜRLER,BİZİ AZDA OLSA O GÜNLERE GERİ GÖTÜRDÜĞÜNÜZ İÇİN...
SEVGİ...LER...
:'( :'( :'( :'(

Çevrimiçi merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 10.940
  • Rep +34/-3
Ynt: Babadan oğula nasihatler
« Yanıtla #4 : 04 Eylül 2010, 08:57 »
sevgili arkadaşlar ellerinize sağlık uuu uuu uuu
/

Çevrimdışı AY_ISIGI

  • Eski Üye
  • ****
  • İleti: 435
  • Rep +31/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Babadan oğula nasihatler
« Yanıtla #5 : 14 Eylül 2010, 11:36 »

Babanın nasihatleri de annenin nasihatleri kadar değerli elbette ama babanın ağırlığı yuvada daha fazla hissedilir ve babanın bedduasını da almamak lazım anneninki yine çok içten olsa da süt koruyor derler ama babanınki bir ok gibi delip geçiyor yerini de buluyor...Saygılı evlatlar olmamız ve evlatlarımız olması dileğiyle....
Yürek cilveli kız edasındadır çoğu zaman
Kader keskin bir nişancı
Hüzün aslında sevinçle eski bir dosttur bunu bilen
Yaşlı görünmeyen bir hancı
Yar gidicidir yaren hem kalıcı
Yar ele yar olan sana el olan bir yabancı
Hak şimdilik alcaklı
Yarab(c.c)ver bana peygamber sabrı
Mutluluk çal kapımı



 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal