Gönderen Konu: Düşündürücü Yazılar  (Okunma sayısı 31885 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #105 : 04 Haziran 2009, 00:30:07 »
Tarih: Sun Aug 10, 2008 12:54 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Vesvesenin manyetik alanından ibadet ile uzaklaşmalı ve psikolojik te’sirinden çıkılmalıdır..!

Vesveseye karşı sizi vesvesenin manyetik alanından kurtaracak davranışlarda bulunun. Hadiste de ifâde edildiği gibi, böyle bir şey arız olduğunda, söz gelimi gadaplandığınızda, ayakta iseniz oturun, oturuyorsanız uzanın veya kalkıp abdest alarak iki rekat namaz kılın ve iç dünyânızda değişiklik yapın; ayrıca o sisi dağıtacak daha başka meşrû bir kısım davranışlarda bulunun!.. İrâdenizi devreye sokarak, psikolojinize te’sir edebilecek, elinizde olmadan içine düştüğünüz hava boşluğundan sizi çıkaracak veya tutulduğunuz elektrik akımından sizi çekip alacak küçük de olsa bir vesile arayın.! Efendimiz (s.a.s.), bir sefer dönüşü -bir defaya mahsus olmak üzere- yorgunluktan uyanamayıp sabah namazı kazaya kalınca, “Burayı derhal terkedin; şeytan burada hâkimiyet ve saltanat kurmuş” buyurmuşlardı. Evet, her zaman şeytanın manyetik alanına karşı dikkatli olunmalı ve bilmeyerek içine girilmişse, çarçabuk oradan uzaklaşılmalıdır. Gaflet ve dikkatsizlik, şeytan ve şeytanî şeylere birer hüsn-ü istikbalse, evrad u ezkâr, Allah’ı ilan ve O’nunla irtibatlanma, bütün şer kuvvetlere karşı bir müdafaa, hattâ bir taarruzdur. Meselâ, Efendimiz (s.a.s.) bir yerde, şeytanın ezan sesinden nasıl kaçtığını anlatır. Demek ki, onun ezana ve ezanın ihtiva ettiği manalara tahammülü yok. Öyle ise, şeytan vesveselerle taarruza geçtikce, biz de Allah ve Rasûlü’yle irtibatımızı kuvvetlendirmeli ve hep lâhûtî hâtıralara dalmalıyız. Efendimiz’in (s.a.s.) Mi’rac yolculuğunu hatırlamanın vesveseyi, hususiyle namazda akla gelenleri, hattâ esnemeyi bıçak gibi kestiği ve keseceği söylenebilir. Keza bir yerde sol tarafınıza atacağınız üç tükürük, bir de bakarsınız onun geldiği sisli perdeyi yırtıverir. Şeytanın harama teşvik adına gelen vesveselerine karşı bazan yumruğu sıkıp meydan okuma, bazen da hafife alma manasına tebessüm edip geçme, onun manyetik alanına karşı gerilimde bulunma ifadesidir.

Bir genç arkadaşımıza şöyle dediğimi hatırlıyorum: “Şeytan, karşına çıkıp da bir harama bakmanı istediğinde şöyle düşün: Bakmakla elime ne geçecek? Bakacaksın, o boş... Daha ileri götürsen, yine boş... Kaldı ki, imanının sana vereceği pişmanlık ve ızdırap da var. Sonu böylesine boş, ızdıraplı ve karanlık olacak bir bakışın ne manası olabilir ki!” Esasen, insan kendini böyle ikna ederken, o haram manzara da çoktan kaybolup gitmiş olur.



Akla gelen her vesvese, her süslü manzara, gelecekte elde edilecek daha mükemmellerini düşünmekle izale olabilir. Kur'ân'ın pek çok yerinde, dünyâ hayatının bir oyun ve eğlenceden ibâret bulunduğu ve gerçek hayatın Ahiret hayatı, yaşanacak gerçek yurdun da ahiret yurdu olduğu ifade edilir (Âl-i İmran Suresi, 3/185; Ankebut Suresi, 29/64). Vesvese, sana ıspanak ve tere otunu mu teklif ediyor; ama Allah (c.c.) diyor ki, orada peş peşe koparılmaya hazır meyveler var. (Hâkka Suresi, 69/23) Hem, dünyadaki gibi hazımsızlık, karın ağrısı ve defekasyon lüzumu da duymayacaksın. Buradaki haramlara nazar noktasından gelen vesveseye de aynı şekilde mukabele edilebilir. Ama biz, dünyanın bütün güzelliklerine karşı “İsteyene ver Sen anı, bana Seni gerek Seni” diyeceğiz. Yaz aylarının kavurucu sıcağını bahane ederek, şeytan sizi hizmetten ve irşad gayesiyle etrafa gidip gelmekten alıkoymak ve başkalarına yaptığı gibi sizi de deniz kıyılarına veya gölgesi serin mesire yerlerine çekmek mi istiyor? Ona Cehennem ateşinin çok daha sıcak olduğunu hatırlatıverin. Öyle zannediyorum ki, kalbinize atmak istediği bu vesvese, kendi gırtlağına tıkanıp kalacaktır.



Hem “Allah Rasülü (s.a.s.) ve O'nun sâdık yaranı ve arkadan gelen salihler bizi bekleyip dururken, benim şurada burada avare ve bana yakışmayan bir vaziyette dolaşmam hiç doğru olur mu?” diyerek, bu mevzûda şeytanın telkin etmek istediği gaflet ve rehavet vesvesesini izale etmek mümkün olur kanaatindeyim.M. Fethullah Gülen, Varlığın Metafizik Boyutu

_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #106 : 04 Haziran 2009, 00:30:33 »
Tarih: Sun Aug 10, 2008 12:54 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Abdest ve namazda “eksik mi yaptım?” şeklindeki vesveselere de önem verilmemelidir:



“Abdest ve namazda yanlış ve kusurum oldu mu acaba?” şeklinde gelen vesveselere de aldırış etmemek gerekir. Böyle bir vesvese ilk defa vuku buluyorsa, o abdest veya namaz tekrar edilebilir. Ama mükerreren oluyorsa, sözgelimi bir abdest uzvunu yıkayıp yıkamadığından devamlı şüpheye düşen birisi, o zaman hiç vesveseye meydan vermeden, o uzvunu yıkadığını kabûl ederek namaza durmalıdır. Ve yine namazı kaç rekat kıldığı mevzuunda vesveseye mübtelâ olmuşsa, namazının tamam olduğu kanaatıyla hareket etmelidir.



Vesvesenin ilka ettiği şeyin üzerine üzerine gidilmemelidir. Vesvesenin üzerinde durmak değil, aksine, tam tersi istikamette yürümek lâzımdır. Hiç kâle almadan, önem vermeden, yapılan yanlış bile olsa, “Mezheplerimizden birine uyar” deyip geçmek maslahata binaen daha muvafık olur kanaatindeyim. Gâye, şeytanın canına okuyup vesveseyi defetmektir.



Kalbimizdekinin Vesvese Olduğunu Nasıl Anlayabiliriz?

Nefis ve şeytan, verdikleri vesveseler ile, insan ruhunu, hak yolundaki terakkisinden alıkoymak isterler. İnsanın akıl ve fikrini çelip, azim ve iradesini kırarak onu salih amellerden vazgeçirmek, fani zevk ve kaprislere düşürerek de sefilleştirmek isterler.



Vesvesenin ilk makes bulduğu yer kalbtir. O, burada diğer azalara kalb vasıtasıyla yayılır. Onun içindir ki, vesvesenin ilk tesiri kalbde hissedilir. Tabii ki bu tesir, kabul veya red şekillerinden biri halinde tecelli eder. Eğer gelen vesveseler kalbte kabul görmezse, hayalde edep dışı tasvirler mahiyetine bürünürler. Muhayyilesi bu tasvirlerle meşgul olan insan, bir müddet sonra hiç farkında olmadan kalbini de onlarla meşgul eder. Zaten şeytanın istediği de budur. Zira o, varmak istediği hedefe bu yolla bir kaç adım daha yaklaşmış olur.



Halbuki kalbte kabul görmeyen vesvesenin hiçbir zararı yoktur. Zira vesvese, hayalden öte geçememiştir ve mantıkça da hayal bir hüküm değildir. Vesvesenin kalbte kabul görmediğini anlamak ise gayet basittir. Şayet kalb, gelen vesveseden dolayı üzülüyor ve ürperiyorsa, bu durum vesvesenin kalbte kabul görmediğine, aksi durum ise, neticenin de aksine bir delil ve bir işarettir. Eğer vesvese kalbte kabul görmüyorsa, bu durumda vesvesenin zararı, zararlı olduğunu düşünmeye münhasır kalır; başkaca da bir zararı yoktur. Hatta kalbin reaksiyonunun şiddeti, kişinin imanındaki kuvvetle doğru orantılıdır. Evet, imanın kuvveti nisbetinde kalb vesveseye karşı reaksiyon gösterir. Bazen gafletle kalbin gösterdiği bu reaksiyon tasdik zannedilir. Bu zanna düşen bazı kimseler, kalblerinde müthiş bir heyecan ve helecan hissederler. Bazen de bu durumdan kurtulmak için huzurdan kaçıp gaflete dalmak arzu ederler. Halbuki ortada vesveseyi tasdik diye bir husus söz konusu değildir. Sadece bir reaksiyon vardır. Ve esasen bu reaksiyon da onun imanının salabet ve kuvvetini göstermektedir. Ve yine bu sebepledir ki, Allah Rasulü, bu hal ve durumu anlatırken, "İmanın ta kendisidir!" (Müslim, İman 211; Müsned, 2/456; 6/106) buyurmuşlardır.





Kalbten çıkan manalar ile hayalin dokuduğu lafızlar arasında bazen münasebet bulunmayabilir. Zira dıştan veya içten birçok sebep her zaman hayale tesir edebilir. Muhayyile, duygular içinde en çabuk ve en çok tesir altında kalan bir duygudur. Dolayısıyla da, dokuduğu lafızlar, o anda müteessir olduğu sebeplerle ciddi şekilde alakadardır. Bu durum çoklar tarafından bilinmediği için, bunlar, en nezih anlarda hayalin dokuduğu çirkin lafızlar sebebiyle, kalblerinin bozulup tefessüh ettiğine hükmederler. Ve vardıkları bu hükümler de onları şeytanın kucağına iter.



Eğer, kalpten çıkan mukaddes manalara, arz ettiğimiz şekilde, herhangi bir tesir ile müteessir durumda bulunan hayalin dokuduğu lafızlar arasında yakınlık veya temas varsa telaş edip heyecana kapılmamalı. Zira, mukaddes manaların mülevves suretlere yakınlığı zarar vermez; temas ise bir telebbüs (giymek, giyinmek) değildir. Ayrıca hariçte uzaklık sebebi olan zıddiyet, hayalde yakınlık sebebidir. İki zıttan birinin zikredilmesi, diğerini hatırlatır. Gece, gündüzü; ak, karayı; iyi, kötüyü hatırlattığı gibi... Bu münasebetle gelen tahattura çağrışım denilir. Çağrışım ise, çok kere ihtiyarsızdır ve onda mesuliyet yoktur. Eğer zihin, bu ve buna benzer hallere mübtela olursa, yapılacak tek iş, düşünceden vaz geçmek ve onun üzerinde fazla durmamaktır. Zira ehemmiyet verip tetkike daldıkça, vesvese kuvvetlenir ve hayalde bir hastalık meydana getirir. Evet, endişe edecek bir şey yoktur. Çünkü tesir, kalbte değil sadece hayaldedir.



İmanla İlgili Hususlarda Gelen Şüpheler İmanı Götürür mü?

“Şeytan insanoğlunun damarlarında tıpkı kan gibi cereyan eder.” Alyuvar ve akyuvarları âdeta binek yaparak insanın kalbine kadar onlarla nüfûz ederek insana vesvese verir. Tecelligâh-ı İlâhi olan kalbin havasını bulandırır. Sonra da insan, etrafına ve Cenâb-ı Hakk’ı ifade edip anlatan herşeye bulanık bulanık bakmaya başlar. Artık herşey onun mâhiyetinde bulanık görünür.



Vesvese imanî meselelere ait ise, bilinmelidir ki gelen vesveseler, sadece hayale uğramıştır ve bunların akıl ve kalb tarafından tasdik edilmiş hükümlerle alakası yoktur. İnsanın, küfrü hayal ve tasavvur etmesi veya dalaleti düşünmesi hiçbir zaman, küfür ve dalaletin kendisi değildir. Tasdik, tasavvurdan başkadır. Çok şey vardır ki, tasdik ettiğimiz halde tasavvur edemeyiz. Ve yine nice şeyler vardır ki, tasavvur ettiğimiz halde tasdik edemeyiz. Zaten imkan da hiç bir zaman yakîne zarar vermez.



Ayrıca, dinde zorlama yoktur.. İslam'ın hükümleri, zâhire göredir. Biz, meselelerin iç yüzünü tetkik ve tahkikle mükellef değiliz. Bu gibi durumlarda bilmeliyiz ki şeytan, bizim bir zayıf anımızı kollamakta ve her an hücuma hazır bekleyip durmaktadır.



Kaynak:

M. Fethullah Gülen, Varlığın Metafizik Boyutu
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #107 : 04 Haziran 2009, 00:31:02 »
usta demişki,
Tarih: Sun Nov 09, 2008 6:50 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
S.A
Bu konu hepimizin zaman zaman karşılaştığı
Nefsin veya şeytanın kalbimize attığı muzdarip olduğumuz
bir his bir duygu .
Rabbim bunların şerrinden cümlemizi muhafaza buyursun.
İnşallah

Ve Sen Yine Denendiğinde..
Ve Kalbin Daraldığında..
Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında..
Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..
Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
Allah Kullarına Kafi Değil mi? (Zumer 36)

Vesvese, gizli sese denir.
Bir mastar olan vesvâs kelimesinin şeytana isim olması da
aynı manayla alakalıdır ki,
Şeytan vesvesenin kaynağı demektir.

VESVESE, nefsin veya şeytanın kalbe attığı
hayırsız, faidesiz, alçak hatıra ve mülahazalara verilen bir isimdir.
Kalpte kabul görmeyen vesvesenin hiçbir zararı yoktur.
Zira vesvese, hayalden öte geçememiştir ve
Hayal bir hüküm değildir
Yaptığı İbadet ve Amellerin En Güzelini Araştırmadan Doğan Vesvese Çeşidi vardır ki,
Çok kere bu Vesveseye mübtela olanlar,
En güzelini ve en iyisini yapayım derken
Güzel ve iyiyi de terkettiklerinin farkına bile varmazlar.
Allah muhafaza eylesin

Hem nefsin hem de şeytanın vesvesesi,
Kur’an-ı Kerim’de ayrı ayrı zikredilir.
“Andolsun ki, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne gibi vesveseler verdiğini biliyoruz vebiz ona şah damarından daha yakınız. Kâf,16

Hazret-i Âişe vâlidemiz,
Peygamber efendimizin yatacağı zaman,
"İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, ellerine üflediğini,
Sonra da elleri ile vücudunu sıvazladığını bildirmektedir."

Son nefesini vermekte olan kimse için bu sûre okunursa,
Rûhu bedenden rahatça ayrılır
Yatağa girerken okuyan kimse, cin ve şeytan şerrinden kurtulur. Vesvesesiz, korkusuz rahat bir uyku uyur

NAS SURESİ
1- De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
2- İnsanların malikine,
3- İnsanların (gerçek) İlahına;
4- 'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran'
Vesvesecinin şerrinden.
5- Ki o, insanların göğüslerine
Vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);
6- Gerek cinlerden, gerekse insanlardan
(olan her hannas'tan Allah'a sığınırım).

Sadekallahul azim: Azim olan Allah ne güzel ne doğru söyledi.
SELAM VE DUA İLE.....



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #108 : 04 Haziran 2009, 00:34:02 »
Tarih: Thu Sep 04, 2008 7:35 am    Mesaj konusu: Güzelliginizin sırrını mı merak edıyosunuz?     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Rakamların bir dili olduğunu bilirsiniz. peki bunların sizin güzelliğinize ait minik sırlarla dolu olduğunu da bilir misiniz?

demiş birileri. bir de tablo yapmışlar üşenmeden.

1 2 3 4 5 6 7 8 9
A B C Ç D E F G Ğ
H I İ J K L M N O
Ö P R S Ş T U Ü V
Y Z


Önce isminizi 1 ile 9 arasındaki rakamların altına gelecek şekilde bir kağıda yazın. Her harfin bir karşılığı sayı var. Daha sonra bu sayıları toplayın eğer iki haneli bir sayı çıkarsa o iki sayıyıda bir birleri ile toplayın tek haneli sayıya erişin.

İşte bu sizin güzellik sırrınızın sayısı!

(1) Gururlu ve Hırslı

Güzellik ve sağlık sizde adeta bir takıntı halinde. Zaman zaman kendinizi etrafınızdaki insanlarla karşılaştırıyor ve kendinizde eksik bir şey bulursanız çılgına dönüyorsunuz. Oysa siz zaten etkileyici bir tipsiniz.

(2) Dengeli ve Hassas

Çok narin bir yapınız var. Güzellik ve bakım sizin için çok önemli. Pastel tonlarda yapılan hafif makyajı seviyorsunuz. Ellerinize ve ayaklarınıza çok önem veriyorsunuz.

(3) Açık Sözlü ve Yaratıcı

Siz gururlu ve yaratıcısınız. Sağlıklı kalmak için elinizden geleni yaparsınız. Ancak dış görünüş ve güzellik çoğu kez ikinci plandadır. Çünkü siz sağlıklı olmayı güzel olmaya tercih eden insanlardansınız.

(4) Çalışkan ve Obur

Son derece yapıcı olduğunuz söylenebilir. Yemek yemeye çok meraklısınız. Sizin doğuştan gelen ve erkekleri etkisi altına alan bir çekiciliğiniz var. Doğruyu söylemek gerekirse sizin gözlerinize karşı koyabilecek erkek yok denecek kadar azdır.

(5) Çekici ve Lüks Tutumu

Esnek canlı ve uyumlu bir tipsiniz. Sizin için sosyal yaşamın renkliliği çok önemli. Cekici bir görünümünüz var. Bu görünümün nedeni pahalı kozmetik ürünleri değil içinizdeki pozitif enerjinin dışa vurumudur.

(6) Zor Beğenen

Giyim ve süs eşyalarına olan düşkünlüğünüz herkes tarafından bilinir. Sizin masum ve korunmaya ihtiyaç duyan görünümünüz çoğu erkeğin başını döndürmeye yetiyor da artıyor.

(7) Bağlayıcı ve Gizemli

Siz büyülü bağlayıcı ve olağanüstü çekici bir tipsiniz. Sizinle bir kez konuşan bir daha sizi unutamaz. Çünkü siz doğal çekiciliğinizile herkesin başını döndürüyorsunuz. Sizde çok etkileyici bir hava vardır. Güzel olduğunuz kadar zarifsiniz de.

(8) Kararlı ve Güçlü

Hırslı ve güçlü bir karakteriniz var. Güzelliik konusunda hiçbir takıntınız ya da endişeniz yoktur. Siz zaten çok rahat ve kendine güvenen bir kadınsınız. Bu da erkekler tarafından takdir ediliyor.

(9) İdealist ve Asi

Siz heyecanlı ve idealist bir kadınsınız. Sizin ruh halinizi sezebilecek bir erkekle yaşamınız bir şölene dönüşebilir. Üstelik siz güzel ve sevimlisiniz. Sporu ve açık havayı çok seversiniz. Bu da size enerji ve güç veriyor
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #109 : 04 Haziran 2009, 00:35:30 »
Tarih: Thu Sep 11, 2008 12:27 pm    Mesaj konusu: **Söz verdiğim zaman yalınayaktım...**     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Yerdeki Besmele

Bişr-i Hafi evliyânın büyüklerinden bir zâttır. Gençliği günah işleri yapmakla geçmişti. Bir gün, yolda sarhoş bir halde giderken, üstünde Besmele yazılı bir kâğıt buldu. İçi sızlayıp yerden aldı. Öptü, çamurlarını silip, temizledikten sonra, güzel kokular sürüp, evinde duvara astı.

O gece âlim bir zât bir rüyâ gördü. Rüyâda,'' Git, Bişr'e söyle! İsmimi temizlediği gibi onu temizlerim. İsmimi büyük tuttuğu gibi büyültürüm. İsmimi güzel kokulu yaptığı gibi, onu güzel ederim. İzzetime yemin ederim ki, onun ismini dünyada ve âhirette temiz ve güzel eylerim'' denildi.

Bu rüyâ, üç defa tekrar etti. Rüyâ gören kimse, sabah olunca, Bişr-i Hafi'yi arayıp meyhanede buldu. Mühim haberim var diye içeriden çağırdı. Bişr geldiğinde, gelen zâta dedi ki:

-Kimden haber vereceksin?

-Sana Allahü teâlâdan haber vereceğim. Bunu duyan Bişr, ağlamaya başladı ve sordu:

-Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak? Rüyâyı sonuna kadar dinleyince arkadaşlarına dönüp şöyle söyledi:

-Ey arkadaşlarım! Beni çağırdılar, bundan sonra bir daha beni buralarda göremiyeceksiniz. O zâtın yanında hemen tövbe etti. Bu anda ayağında ayakkabı bulunmadığı için, hiç ayakkabı giymedi.

Sebebini soranlara,''Söz verdiğim zaman yalınayaktım, şimdi giymeğe hayâ ederim'' derdi. Ayakkabı giymediği için kendisine ''Hafi'' (yalınayak)denilmiştir.

Bişr-i Hafî hazretleri hayatta olduğu süre içinde Bağdâd’daki hayvanlar, yalın ayak gezdiği için onun hürmetine yolda pislemezlerdi. Birisinin hayvanı bir gece yolda pisledi. Üzülerek Bişr-i Hafî öldüdedi. Baktılar ki gerçekten vefât etmiş.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #110 : 04 Haziran 2009, 00:36:14 »
Tarih: Tue Sep 09, 2008 8:41 am    Mesaj konusu: GÜNAHLAR VE ALLAH KORKUSU     

--------------------------------------------------------------------------------
 
GÜNAHLAR VE ALLAH KORKUSU
Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN Rh.A.
Es-selâmü aleyküm ve rahmetu'llàhi ve berekâtühû!..
Mübarek Ramazan ayına girmiş olduk, Allah hepinize hayırları fetheylesin... Şu Ramazan ayının bütün güzelliklerinden istifade etmeyi cümlenize nasib eylesin... Sevabınız, ecriniz bu Ramazan ayında çok olsun... Allah bu gufran ayında günahları mağfiret olup, süedâ, bahtiyarlar zümresine dâhil olanlardan olmayı, iki cihanda aziz ve bahtiyar olmayı cümlemize nasib eylesin...
Biliyorsunuz, günahlar tatlı şeylerdir. Yâni insanlığa, topluma, insanın vücuduna, ailesine, sıhhatine zararlı olduğu halde, tatlı olduğu için, o zararlı şeyleri insanlar yapıyorlar. Meselâ içki... İçki içmek günahtır. Vücuda zararlıdır. İnsanın sıhhatini harab ediyor, karaciğerini mahvediyor. Alkolik ediyor, ayyaş ediyor, sarhoş ediyor. Paralar boşa gidiyor. Sıhhatler bozuluyor. Tamam zararlı, ama içiyor millet. Büyük paralar da vererek içiyor.
Neden içiyor? İçenler niye içiyor?.. Bir tadı var herhalde kendine göre, tatlı olduğu için içiyorlar. Bütün günahlar böyledir. Bir tatlı tarafı var ki günah olduğu halde insanlar buna gidiyorlar, kapılıyorlar, bu günahı işliyorlar. Bir hoş tarafı var, o anda keyif veriyor, zevk veriyor. Afyon içiyor, keyif alıyor. İçki içiyor, keyif alıyor. Zina ediyor, zevk alıyor. Kumar oynuyor, heyecan, "Aman ne kadar heyecanlı bir gece geçirdik, şu kadar yuttum, bu kadar yutuldum..." filân. Bu kumarı oynamak için Avrupalara, Monte Karlo'lara, bir yerlere gidiyorlar diye duyuyoruz.
Yâni çeşitli günahlar, hangisini düşünseniz, niye işliyor insanlar bunu?.. Tatlı, keyifli, neşeli, hoş, heyecanlı... İnsanlar da böyle şeyleri aradıkları için yapıyorlar bunları. Ama bu hadis-i şerifte de, böyle Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin bir şamarı hakkında bilgi var. "Kim güle güle günahı işlerse, ben de onu ağlaya ağlaya, ağlar bir vaziyette cehenneme sokarım!" buyuruyor Allah-u Teàlâ Hazretleri... Evet, günahlar tatlı ama ahirette ahiri, sonu fenâ ve sonunda Allah'ın azabına, cezasına, belâsına uğramak var.
Allah günahları niye günah eylemiş, niye yasak eylemiş "Şunları yapmayın!" diye?.. Bizim faydamız için... Toplumun faydası için, bizim sıhhatimiz için. Allah kötü şeyleri emretmez; iyi şeyleri de insanlara haram etmez, yasaklamaz. Neyi yasaklamışsa, mutlaka onun insana bir zararı vardır, onun için yasaklamıştır. İşte içkinin zararı, işte kumarın zararı, işte zinanın zararı, işte diğer İslâm'ın büyük günahlar diye sıraladığı hırsızlığın, adam öldürmenin zararları... Hepsi ortada, gün gibi âşikâr.
Binâen aleyh, yasaklanmış, elbette bir hikmeti var. İnsanın Allah-u Teàlâ Hazretleri'ne itaat etmesi lâzım!.. İtaat edildiği zaman da, bundan kişi hem sıhhat kazanacak, hem aile kurtulacak, hem toplum kurtulacak; hem dünya hayatı, hem ahiret hayatı iyi olacak. Allah, insanların iki cihanda saadete ermesi için bu ahkâmı koşmuş olduğundan, onları çiğnememesi lâzım akıllı insanların... Hele hele mü'minse...
Mü'min nasıl olur da, müslüman nasıl olur da hem Allah'a inanıyor, hem isyan ediyor?.. Hem Kur'an'a inanıyor, hem Kur'an'ın ayetlerine aykırı hareket ediyor... Hem Peygamber SAS Efendimiz'e inanıyor, şehadet getiriyor; hem de Efendimiz'in tavsiyelerini tutmuyor... Böyle şey olur mu?.. Olmaması lâzım!.. E pekiyi olmaması lâzım olan şeyi yaparsa, ne olur?.. Güle güle günahı işleyeni, Allah-u Teàlâ Hazretleri ağlayarak ahirette cehenneme sokar.
İşte burada, bir şey çıkıyor karşımıza muhterem kardeşlerim: İbadetler biraz sabır isteyen, biraz cana, nefse ağır gelen, tatsız, tuzsuz gelen şeyler olabilir. Günahlar da nefse çok hoş gelen, keyifli, zevkli, kahkahalı şeyler olabilir. Ama biz ne yapacağız?.. Allah'ın emrini tutacağız, aklımızı kullanacağız. Sonu kötü olan günahları, kötü olduğu için, öncesi tatlı gibi görünse bile yapmayacağız. Sonu hayırlı ve iyi ve faydalı ve güzel olan ibadetleri de, şu anda biraz sıkıntılı, meşakkatli gibi olsa bile yapacağız.
Bu bir imtihandır. Fuzûli bunu şiirinde güzel ifade etmiş. Diyor ki o meşhur şâir bir şiirinde:
Rahat ister tabı mihnettir ibâdet serteser,
Terk-i rahat rağbet-i mihnet kılan mümtâz olur.
"İnsanın içi rahatlığı sever, keyfi sever, neşeyi sever. Ama ibadetler de mihnettir, meşakkattir, sıkıntıdır. Rahatını terk edip de mihnetleri göze alan Allah'ın sevgili kulu olur, evliyası olur, sevapları o kazanır."
Bu sebeptendir ki küfür kolaydır, herkes küfre düşüverir. Bir adım attı mı, cumb küfrün içine düşer. Ama müslüman olmak zordur. Şu yeryüzünde mülhidler çoktur, kâfirler, müşrikler çoktur. Muvahhidler, mü'min-i kâmiller azdır." Neden?.. İslâm biraz meşakkatli olduğundan.
Allah niye böyle meşakkatli eylemiş?.. Tabii Allah'ın hikmetini düşünürsek, anlamaya çalışırsak, bu imtihan hayatında imtihan sorusu bu. "Bakalım meşakkatli şeyleri yapabilecekler mi?" diye Allah emrediyor. Ama sonunda hayır var.
"--Ver bakalım paranın bir miktarını fakirlere!"
"--Ayy, nasıl vereyim?"
Zor geliyor insana ama, verdiği zaman sevap kazanıyor.
"--Kalk bakalım gecenin şu vaktinde! İbadet et, zikreyle bakayım!"
"--Ayy, ben rahatımı nasıl bırakacağım. Yatak da çok sıcaktı, dışarısı da çok soğuktu, su da buz gibiydi vs."
Ama, "Kalkayım, Allah rızası için bir namaz kılayım! " diyen sevap kazanıyor. Gönül gözü açılıyor, basîreti güşâde oluyor. Kalbi nur doluyor, ma'rifetullaha eriyor. Allah'ın sevgili kulu oluyor... Ondan sonra elde edilen büyük nimetlerin haddi hesâbı yok. Allah'ın sevgili kuluna verdiği nimetleri tarif etmek mümkün değil. Sonu güzel oluyor.
O bakımdan, güle güle günah işleyen cehenneme sokulacak. Nice zengin insan vardır ki, parasını harcamış, eğlenmiş ama, "Keşke fakir olsaydım" diye temenni edecek, cehenneme atılıp, ağlaya ağlaya azab göreceği zaman...
Ramazanda Tevbe Edelim!
Onun için, aziz ve muhterem ve sevgili dinleyicilerim! Ramazan gufran ayıdır, yâni Allah'ın insanları mağfiret ettiği aydır. Ama bir taraftan da irfan ayıdır, ma'rifetullaha erme ayıdır. Ramazan çok güzel bir aydır. Güzelliklerini yıllarca konuşsak, anlata anlata bitiremeyiz. Ramazan çok muhteşem, çok güzel bir aydır.
Bir kere bakın, Ramazan'da gündüz nefsinize hâkim oluyorsunuz. Oruç tutuyoruz, haramlardan, günahlardan kendimizi koruyoruz. Aç kalmanın acısı var. Fakat, aç kalınca kalbin pırıltısı, nûrâniyeti artıyor. İnsanın irfan kapıları açılıyor, mâneviyat damarları çalışmaya başlıyor. Hâli güzelleşiyor. Muhakkak çok sevaplara nâil oluyor. Allah'ın çok sevdiği bir duruma geliyor.
Sonra gece namazları... Gece namazı çok kıymetlidir. Yatsıdan sonra uzun teravih namazları kılınıyor. Ondan büyük sevaplar olur.
Sonra sahura kalkıyor. Sahur vakti çok kıymetlidir. O vakitte yapılan dualar kabul olur, kılınan namazlar çok çok sevaplıdır:
(Rek'atâni mine'l-leyli) "Geceleyin kılınan iki rekât namaz, (hayrun mine'd-dünyâ ve mâ fîhâ) dünyadan da, dünyanın içindeki her şeyden de daha hayırlıdır."
O halde bence, bir bakıma, diyorum ki, sahura yemek için kalkmaktan, baklava börek için kalkmaktan ziyade iki rekât namaz için kalkmak lâzım!.. Yâni isterse bir zeytin ile, bir yarım bardak suyla insan sahur yapsın ama, mühim olan sahur vaktinde abdestini alıp, şöyle teheccüd namazı kılsın... Çünkü Efendimiz buyuruyor ki: "Geceleyin kılınan iki rekât namaz, dünyadan da, dünyanın içindeki her şeyden de daha hayırlıdır."
Düşünün ki, dünyada neler var?.. Dünyanın üzerinde ne kadar güzel yerler var. Sana bir adayı verseler, meselâ İstanbullular bilirler, "Büyükada'yı sana verdim!" deseler, ada onun olsa... Büyükada'yı bile istemez, kendisinin küçücük şöyle bir müstakil adası olsa, ona bile razı olur. Bir arsa verseler, bir apartman verseler, veyahut "Boğaziçi'nde bir yalı verdik!" deseler, ne kadar sevinir insan... Dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır iki rekât namaz.
O halde sahura kalkmalı, önce abdest alıp teheccüd namazı kılmalı!..
Bazıları da, "Efendim, sahura kalkınca uykum bölünüyor. İşte ben dayanabiliyorum, akşamdan yediğimle iktifâ ederim, oruca başlarım." diyebilir. İyi ama,

RE. 251/7 (Tesahharû, feinne fi's-sahùri berekeh) buyurmuş Peygamber SAS Efendimiz. "Sahura kalkın, sahurda bereket vardır, mübareklik vardır." buyurmuş. O mübareklikler kaçıyor. Onun için sen gene yat, kalk sahura... Sahurda Rasûlüllah'ın sünneti yerine gelsin diye bir zeytin, bir hurma, küçücük bir şey de olsa, birazcık çorba, pilav da olsa, bir kere sahuru yap ama; sonra da kalkmışken o iki rekât namazı, teheccüd namazını kaçırma!.. Onun da çok büyük sevabı var. Biraz da hele eline tesbihi alır da, şöyle bir tenha köşeye çekilir de, evinde tesbih çekersen, o Ramazan'ın büyük feyizlerinden sana nice nice nasibler gelir. Kalbin nur dolar, için dışın feyizlenir. Allah-u Teàlâ Hazretleri'nin sevdiği kulları zümresine dâhil olursun.
Onun için, bu cümleler hatırınızda iyi kalsın sevgili Akra dinleyicileri! Evet, günahlar keyiflidir, zevklidir amma, güle güle günah işleyeni Allah ahirette ağlayarak cehenneme atacak. Evet, nice zenginler vardır ki, o zenginliklerden, o paralardan azdılar, o günahları yaptılar. Cehenneme ağlayarak girdikleri zaman, "Keşke dünyada fakir olsaydım, param olmasaydı da bunları işlemeseydim!" diye temenni edecekler. Amma Allah için, Allah korkusuyla ağlayan kimseyi de Allah, dünyada ağladı, göz yaşı döktü diye güle güle cennette sokacak.
O halde günahlarımızı tefekkür edelim!.. Mazimizdeki hatalarımızı tefekkür edelim!.. Pişmanlık duyalım, tevbe edelim!.. Ramazan gufran ayıdır. Tevbe edelim, Allah günahlarımızı afv ü mağfiret eylesin... Geçmiş günahlarımıza ağlayalım... Boşa geçen ömrümüze ağlayalım... Yapmamız elimizde imkân dahilindeyken, yapmadığımız hayırları kaçırdığımıza ağlayalım... Ağlayalım, hem affolsun; hem de bundan sonraki ömrümüzde o fırsatları kaçırmamaya, bundan sonraki ömrümüzü Allah'ın rızasına uygun geçirmeye azmimiz bilenmiş ve kendimiz de hazırlanmış olalım!..
O bakımdan, şöyle biraz insanın Rabbi ile, Mevlâsı ile baş başa kalmaya alışması lâzım! Kimseler bunu yapamıyor. Yalnızlıktan çok korkuyor insanlar. Bakıyorsunuz eve gelmiş adam; gündüz çalışmış, yorulmuş. Yemeğini yiyor, ondan sonra kapıyı vuruyor, gidiyor. Hanım sesleniyor:
"--Nereye gidiyorsun yâ!"
"--İşte canım sıkılıyor, arkadaşlara gideceğim. Evde canım sıkılıyor..."
Canı sıkılıyor. Yâni evde hanımının yanında, çocuğunun yanında veya yalnız kaldığı zaman canı sıkılıyor. Halbuki yalnız kaldığı zaman Mevlâsıyla baş başa kalabilir. Onun zevkini alamamış, o eğitimi görememiş.
Bu tasavvuf eğitimiyle oluyor tabii. Mutasavvıf hemen fırsatını buldu mu, tesbihi çeker. Hatta bazı kimseler, "Bana müsaade edin, vazifelerim var!" diyorlar. Yâni bir kenara çekilmek için, sohbet ederken bile sizden ayrılıp bir kenara çekiliyorlar. "Kusura bakmayın, birtakım vazifelerim vardı; günlük dinî vazifeler, tasavvufî vazifeler, tesbihler... İşte onları yapmak için izninizi istiyorum!" diyor, çekiliyor meselâ bir kenara...
Tabii insan âşık oldu mu, sevgilisiyle buluşmak için fırsat arar, can atar. "Aman fırsat olsa da, herkes gitse de sevgilimle baş başa kalsam..." diye düşünür. Tabii, Allah'ın sevgili kulları da yalnızlığı bir ganimet bilir, Mevlâsıyla baş başa olmak için. Baş başa olduğu zaman istediği gibi ağlayacak, istediği gibi dua edecek, el açacak, secde edecek... "Aman yâ Rabbi!" diyecek, yalvaracak, yakaracak, gözyaşı dökecek; Allah kendisini affetsin diye.
Aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, bu güzel ayda biz de Mevlâmıza daha yakın yaşayalım, kendimizi muhasebe edelim, tefekkür edelim! Mâzimizi tefekkür edelim! Kendimizi nasıl düzelteceğimizi düşünelim! Geçmiş günahlarımıza gözyaşı dökelim! Cenâb-ı Mevlâ'nın bizi afv ü mağfiret eylemesini dileyelim! Çünkü, Allah-u Teàlâ Hazretleri af dileyeni affediyor, cenneti isteyeni cennetine sokuyor. Cehennemden sığınanı cehennemden uzak ediyor, bâid ve berî eyliyor.
Allah-u Teàlâ Hazretleri, şu Ramazan ayının hikmetlerini anlayıp, ibadetlerini en güzel tarzda yapmayı cümlemize nasib eylesin... Mağfûrîn zümresine cümlemizi dâhil eylesin... Ramazan'ın feyzinden, bereketinden hissesini, nasibini en fazla miktarda almayı; bu güzel ayı en güzel müslüman olarak, en iyi şekilde değerlendirmeyi nasib eylesin... Sevdiği kulları arasına bizleri dahil eylesin. Dünyada, ahirette bahtiyar eylesin... Cennetiyle, cemâliyle cümlenizi, cümlemizi müşerref eylesin... Ramazanınız mübarek olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!..
Bir son ricam da... Tabii mü'minin kendisi için çalışması çok normaldir. Çünkü herkes yaptığı a'mâl-i sàlihasıyla derece alıyor, cennete giriyor. Yaptığı günahlarla da cehennemde cezayı hak ediyor. Amma mü'minin mü'min kardeşine duasının da çok faydası vardır, çok sevabı vardır. Onun için birbirimizi duadan unutmayalım! Arkadaşlarınızdan, sevdiklerinizden, anneniz babanız akrabanız dışında dost olduğunuz kimselerden, kimler olduğunu düşünün, onları da duanızda anın. Çünkü mü'minin mü'mine gıyâbında yaptığı dua, çok sür'atle Allah tarafından kabul olunur.
O bakımdan ben de hocanız olarak, bir mü'min kardeşiniz olarak, sizin bir yakınınız olarak, sizi seven bir kimse olarak ibadetlerinizin kabul olmasını diliyorum. Beni de duadan unutmamanızı sizlerden ricâ ve istirham ediyorum...
Es-selâmü aleyküm ve rahmetu'llàhi ve berekâtühû, aziz ve sevgili Akra dinleyicileri!..
03. 02. 1995 - AKRA
Dervişân
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #111 : 04 Haziran 2009, 00:37:49 »
GECE NAMAZI VE SAHURUN FEYIZ VE BEREKETI

TIKLA VE İZLE..
http://habervaktim.com/videoizle.php?id=237
_________________


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #113 : 04 Haziran 2009, 00:38:18 »
Tarih: Sat Sep 06, 2008 2:01 pm    Mesaj konusu: ÜSTAD'DAN AŞK     

--------------------------------------------------------------------------------
 
ÜSTAD'DAN AŞK
Tam otuz yıl saatim işlemiş be durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum
Diyorlar Bana, kalsın şiirde sözde yerde , Sen araştır, göklere çıkan merdiven nerde.
Anladım işi; San'at ALLAH'ı aramakmış, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.
Zehirle pişmiş aşı yemeye kimler gelir? Dilsizce, yalnız ALLAH (C.C.) demeye kimler gelir?
Seni aramam için beni uzağa attın, Alemi benim, beni Kendin için yarattın.
Tel tel iplik iplikte dikseler ağzımı, Tek ses duysalar; ALLAH (C.C.) yoklayanlar nabzımı.
Tutuşturanlar, lûgat kitabını elime, Bilsin; ALLAH'tan (C.C.) başka bilmiyorum kelime.
Ellerime uzanan dudakları tepeyim, ALLAH (C.C.) diyen gel seni ayağından öpeyim.
Ne var ki pazarlığa girişecek ecelle, sermayem tek kelime ALLAH (C.C.) Azze ve Celle.
Güzel ALLAH'ım (C.C.), Senden ne gelecekse gelsin, Sen ki Rahmetinle de Kahrınla da güzelsin.
Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık, Anlaki yok ALLAH'tan (C.C.) başkasıyla yakınlık.
Kudret O'nun, gayrında ne mecal var ne tüvan, Alim ilmine yansın, pazusuna pehlivan.
RABBİM, RABBİM, bu işin bildim neymiş türkçesi, Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi.
Neye baksam aynı şey neyi görsem aynı şey, Olan Sensin, hey gidi hakikat Sultanı hey.
Bu yük Senden ALLAH'ım (C.C.), çekeceğim naçarım, Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım.
"ALLAH C.C. bir" demektense ecel teri dökerken, Ölüversem, beklenmez bir anda "ALLAH C.C. bir" derken.
Sana şah damarından daha da yakın ALLAH (C.C.), Günah mı dedin, Ondan uzağa düşmek günah.
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, Affet Senden habersiz aldığım her nefesten.
ALLAH (C.C.) dostunu gördüm bundan altı yıl evvel, Bir akşamdı ki, zaman donacak kadar güzel,
Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız, Ruhuma, büyük temel çivisi çaktınız.
Düşünüyorum O'ndan evvel zaman varmıydı? Hakikatler boşluğa bakan aynalarmıydı?
O ALLAH'ın (C.C.) emriyle kâinat Efendisi (SAV), Varlığın tacı, varlık nurunun ta kendisi.
Müjdecim, kurtarıcım, Efendim, Peygamberim, Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim.
Gözüm, aklım, fikrim var deme, hepsini öldür, Sana göl gibi gelen, O göl diyorsa göldür.
Eklense de başıma dünyada kaç baş varsa, Başım onlarım hepsi içinsecdeye varsa.
O yüz, her hattı tevhid kaleminden bir satır, O yüz ki göz değince ALLAH'ı (C.C.) hatırlatır.
Sual: Ey veli, insan nasıl olmalı söyle, Cevap: son anda nasıl olacaksa, hep öyle.
Biri aşk, biri nefret, bizim kanadımız çift, Ateş saçmalı ki Nûr, erisin kapkara zift.
Büyük Randevu, bilsem nerede saat kaçta, Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta.
Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir, mezarda geçer akça, neyse onu biriktir.
Dostlarım ev, eşyamdı, birbir gitti diyorum, Artık boş odalarda ölümü bekliyorum.
Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm, Gözümde son marifet, Azrail'e (A.S.) tebessüm.
Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var, Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var.
O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner, Azrail'e (A.S.) "hoş geldin" diyebilmekte hüner.
Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun, Ölümüde öldüren Rabb'e secdeler olsun.
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber, Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Peygamber (SAV) ?

(NECİP FAZIL KISAKÜREK)
_________________


 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #114 : 04 Haziran 2009, 00:39:17 »
<img src="http://img356.imageshack.us/img356/2756/dogdurq5.jpg" border="0" alt="Image Hosted by ImageShack.us"/>
Hoş geldin ailene..
Acemişahin  hocayı tebrik ediyoruz bir kızı oldu..Ruveyda’ya ve Tayyib’e kardeş gelmiş.
Allah analı babalı büyütsün.İnşallah hayırlı bir evlat olur.Dileriz sizleri hiç üzmez.Dualarımız sizinle..Bebege saglıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.
Not: ne tatlıdır şimdi o yumuk yumuk mis gibi de süt kokuyordur oy oy.inş Rabbine karşı iyi bir kul,ailesine hayırlı bir evlat olsun..,evlendigini görün inş.

Hocam kızınızın resmini eklerseniz seviniriz  :)  :)


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #115 : 04 Haziran 2009, 00:40:43 »





Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #116 : 04 Haziran 2009, 00:41:06 »
arih: Fri Oct 03, 2008 7:49 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
güzeller güzeli her günün güzel olsun inş.inanılmaz mutlu oldum yaaa heleki dün gece cok moralim bozuktu:(
oh beee içimdeki çocuk geri geldi artıkın üzülmek yok demi... :)


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #117 : 04 Haziran 2009, 00:41:15 »
[size=24]nebuya  dogum  günü partisisimi  verdiniz  bisiz  aşk  olsun  ablalarım 






[/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #118 : 04 Haziran 2009, 00:41:47 »
Tarih: Fri Oct 03, 2008 11:24 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
3 Eki 08, 12:18
gelibolu17: Dikkat! Bu mesaj , neşe ve iyi dilek içermektedir. Bir dakika için yaşamın ve seni düşünen birinin olduğunun sevincini hisset ve mutlu ol! Bu mutluluğun her zaman sürsün. İyi ki doğdun.
3 Eki 08, 12:17
gelibolu17: Sesim güzel olmadığından bir doğumgünü şarkısı söyleyemiyorum. Bu yüzdendir ki böyle kısa bir mesaj çekiyorum. Yeni yaşında da hep olduğun gibi dolu ve neşeli kal.
3 Eki 08, 12:16
gelibolu17: Arkadaslar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremezsin. Ama senin için her zaman var olduklarını bilirsin. Dogum günün kutlu olsun
3 Eki 08, 12:14
gelibolu17: Yarın doğumgünün olduğu için farklı ve özel olduğunu mu sanıyorsun sen? Oysa sen benim için sadece bugün değil her gün farklı ve özelsin. İyi ki varsın...
3 Eki 08, 12:14
nasibim: ben bu yazıları saklıcam ne guzeller yaaa
3 Eki 08, 12:13
gelibolu17: Doğduğun gün bulutları yırtarak, bir güneş gibi etrafına aydınlık saçarak girdin hayata. Hep yle yaşa! Nice yaşlara...
3 Eki 08, 12:13
gelibolu17: Dünyada eşsiz bir güzellik varsa o da kalbindedir. Hayatının bundan sonrası kalbinin güzelliği gibi geçsin. İyi ki varsın ve iyi ki doğdun!
3 Eki 08, 12:13
gelibolu17: Yaşa . Sev . Gül! Bunlar eksik olmasın yaşamında. Yaşın kaç olursa olsun her şeyin en güzeli seninle olsun. Nice mutlu, neşeli ve yaşam dolu yaşlara...
3 Eki 08, 12:12

gelibolu17: Kısa bir mesaj olmalı bu. Sana binlerce öpücük ve yolluyorum buradan.. Bil ki unutulmadın.. Doğumgünün kutlu olsun!
3 Eki 08, 12:12

3 Eki 08, 12:11
gelibolu17: Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor, sensizlik ölüm kadar acı,sen nefes kadar önemli, ım kadar değerlisin, iyiki doğdun birtanem.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #119 : 04 Haziran 2009, 00:42:00 »




Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.