Gönderen Konu: Düşündürücü Yazılar  (Okunma sayısı 31801 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #45 : 30 Mayıs 2009, 09:54:39 »
hurmet demişki,


--------------------------------------------------------------------------------
 
amenna ve sadakna yüregine saglık ablam . mürşit güneşiyle aydınlanmamıza vesile oldun. allah cc .bizleri dostlarının hatırına versin....
_________________


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #46 : 30 Mayıs 2009, 09:55:13 »
basörtüsü hakkında

Tarih: Wed May 06, 2009 6:25 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Takıldığınız soruyu lütfen geçin ve müsaade edin biz takalım.
Üç yanlış bir başörtüyü götürmez.
Başörtülü bir kız bisiklete binebilir, piyano çalabilir, kiraz toplayabilir,
iyi derecede İngilizce bilebilir, topa vurabilir, laiklik konusunda çok
güzel bir kompozisyon yazıp ağzınızı beyninizin mağarasına kadar açık
bırakabilir, felsefe yapabilir, uçurtma uçurabilir, sizden ilginç kareler
bulup aklınız kadar kısa film çekebilir, yıldızlara bakıp yarın havanın
çok güzel olacağını düşünebilir, tesbih de çeker fotoğraf ta çeker…
Hiçbir başörtülü kız, sizin başörtüsüyle gündemi sıktığınız kadar
başörtüsünü sıkmaz! Dolayısıyla "sıkma baş" sizinkisi oluyor…"

esra elönü
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #47 : 30 Mayıs 2009, 09:55:35 »

[size=14]Gitmek, gövdeyle değil, gönülledir.

Gittiğiniz yerde gönülsüz bir gövde bulacaksanız, varışınız da boşunadır.
O zaman, gittiğiniz yere ulaşamazsınız, sadece varmış olursunuz.

Varmış olmak vuslata ermiş olmak değildir.
Vuslat, gönüle varmaktır. Sevgi dolu bir gönüle ulaşmaktır.
Vuslat gönül işi olduğu için, varmak da gövdeyle olmaz, gönülle başarılır.

Bu sebeple, gönül varışlarının vasıtaya ve maddeye ihtiyacı olmaz.

Biri kuzeyde, diğeri güneyde iken de, bir ve beraber olabilirler.
Mesafeler, birliğe, buluşmaya, kavuşmaya asla engel olamaz.
Bir olan gönüllerin arasına kilometreler giremez;
en uzak gurbet bile ayıramaz onları, unutturamaz.

Asıl mesafe, asıl uzaklık, yanı başındakini unutturanıdır.

''Dizimin dibindeki, Yemen'de; Yemen'deki de dizimin dibindedir'' der Mevlânâ...

Göremediğin gönülden ırak olursun.

Giremediğin gönüle eremezsin.

Hiç olmazsa, yanı başınızdakilerin gönüllerinde misiniz?
Yanı başınızdakiler gönlünüzde mi?
Aynı dili konuşanlar değil, aynı gönlü paylaşanlar anlaşırlar.

Aynı evde yaşadığı halde, ayrı olanlar vardır.
Çünkü yakınlık manevî varlığımızla sağlanır. Gövdelerin yakınlığı ile
gerçek yakınlık yakalanamaz.

Kafa ve kalp uyuşması,insanı yakından daha yakın eder,hatta tekleştirir.
Böylesine bir ve beraber olmuşları, hiçbir şey ayıramaz.

Hiç bir mesafe aralarına giremez.

Gönül ne kahve ister, ne kahvehane
Gönül sohbet ister, kahve bahane... [/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #48 : 30 Mayıs 2009, 09:55:51 »
Alıntı yapılan: SONYOLCU
:grin:  :grin:  :grin:  yüregine saglık


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #49 : 30 Mayıs 2009, 09:56:41 »


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #50 : 30 Mayıs 2009, 09:56:59 »
Tarih: Sun May 03, 2009 5:49 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Bir gece Şems, Mevlana’yı ararken onu bir havuzun kenarında, derin düşünceler içinde otururken bulmuş. “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. Mevlana: “Suyun üzerine yansıyan yıldızları seyrediyorum,” cevabını vermiş. Şems bir an durmuş, sonra da gülerek söyle demiş: “O zaman niye başını kaldırıp, göğe bakmıyorsun?”

Gerçekle yüz yüze geldiğimiz zaman, onu kabul edebilecek kadar cesur, taşıyabilecek kadar güçlü müyüz? Aslında bilgi, beraberinde çok büyük bir sorumluluk getiriyor. Yaşamlarına bilerek bilmeyerek dokunduğumuz her insan bizden bir parça taşıyor. Bu da bencilce değil, bilgece yaşamayı gerektiriyor.

Bilgeler, kaderi boynu bükük bir tevekülle karşılamadıkları gibi, o çocuksu heyecanlarını detaylara takılarak yitirmezler. Onlar, maskelerin gerisindeki gerçek kimlikleri sezinlerken, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını; ilâhi elin hatasız çizdiği resimdeki paradoksların ne anlama geldiğini bilir, ona göre hareket ederler. Zerafetle, sevinçle ve zevkle…

İşte, Tebriz’in eşsiz Güneşi Sems’in, ‘Ayaksız yürü, kanatsız uç’ vecizesinde gizlenen mana bu. Zira gerçegi zihinle değil, aşk’ın her dokunuşuyla, bir çiçek gibi açılan kalbin aklıyla çözmek mümkün. Bir açmaza düştüğünüzde, yeise kapılmadan, kendinizi tüm düşüncelerden, geçmiş, gelecek gailesinden soyutlayarak yüzünüzü göğe kaldırın. Siz, o engin sonsuzluğa ait bir parçasınız. Yıldızlar ölecek, ama ruhunuz yaşayacak. Bırakın, geleceğe gelecek karar versin…

Kaynak bilinmiyor
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #51 : 30 Mayıs 2009, 09:57:15 »
yüreklerinize saglık :grin:


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #52 : 30 Mayıs 2009, 09:57:34 »
Tarih: Tue May 05, 2009 10:02 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Bir gece pervane böcekleri toplanıp bir mumu nasıl bulabileceklerini tartışırlar. içlerinden biri, "Hepimiz birden gidip boşuna yorulmayalım.

Birimiz bir mum bulsun, gelip bize haber versin" der.
Bir pervaneyi seçer gönderirler. Gönderdikleri pervane böceği uzakta bir köşk, köşkün içinde de apaydın bir mum görür, döner geri gelir.

Gördüğü, anladığı kadarıyla mumu anlatmaya başlar.
Yaşlı bir pervane, "Senin mumdan haberin bile yok!" diyerek onu kınar.
ikinci bir pervaneyi gönderirler. Bu seferki, kendini muma şöyle bir atar, sonra dönüp gelir gelir. Mumdan bahseder, ona nasıl kavuştuğunun, sıcaklığını anlatır. Yaşlı pervane onun da sözünü kesip, "Senin bu anlattığın da mum değil.

Sen de öbürüne benziyorsun, anlamadığın şeyi nasıl anlatabilirsin!" der.
Son gönderdikleri pervane ise mumu görünce adeta sarhoş olur. Sevinçle ateşe atılır, ateş onu tepeden tırnağa sarar. Bütün vücudu alev alır, kıpkırmızı olur.
Diğerlerini kınayan yaşlı pervane uzaktan mumun bu pervaneyi onurlandırıp kendi rengine boyadığnı görünce, "işte bu işi yalnız o başardı..."der,

"Kim nereden bilsin.. Mumdan yalnız onun haberi var."
Bu dünyada gerçeği bulan, her şeyden vazgeçen, dünyadan bihaber kişidir.

Sen de candan, cisimden uzaklaş ki canana yaklaşasın

~~~

...Aramadıkça bulamazsın-Âşığın kârı da budur;

Sen kör oldukça O'nu arayamazsın ki bulasın..

(Mevlana)
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #53 : 30 Mayıs 2009, 09:58:13 »


[size=14]" - Ey dost! Söyle bana ne getirdin?
Bilirsin dost kapısına eli boş gidilmez."
 

"- Bilirim bilmesine lakin bîkarârım, çâresizim. Hangi bir şeye uzandımsa elim boşta kaldı. Bir katreyi ummana, bir habbeyi kubbeye nasıl getirebilirim. Huzuruna kalbimi ve canımı bile getirmiş olsam,

 

 

Kirman’a Kimyon götürmüş sayılırım. Kirman ki Kimyon diyârıdır. Senin eşsiz güzelliğinden başka bu anbarda bulunmayan bir tohum yoktur. Bu dünyada hiçbir kıymet yoktur ki sende ondan hem de deryalar dolusu bulunmasın.

 

 

Düşündüm senin eşsiz güzelliğine layık hediye nedir diye? Ancak sîne nûru gibi bir ayna getirmeyi uygun buldum. Herkes bilir ki; güzel yüz aynaya âşıktır. Ey güneş gibi gökyüzünün nûru olan, ona baktıkça güzel yüzünü göresin.

 

 

Güzel yüzünü gördükçe, bütün güzelliklerin sahibini, mutlak güzeli hatırlayasın. Çünkü gölgenin varlığı Güneş’in mevcûdiyetine delildir."



Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!



Kâinatın her zerresi, hüsn-i mutlakın tecellî aynasıdır. Hakk’ın sevgilileri her yerde ve her şeyde zâhir olan o güzelin cemâline âşıktır.

 

Aşkları sebebiyle kendinden geçer, hattâ ma’şuktan başka hiçbir şey bulamazlar orada...

 Ben ben değilim, ben dediğim sensin hep
Cânım dediğim, ten dediğim sensin hep

Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazîneyi bul!

O gizli hazîne ki; sevdi de yarattı. Sevgisinden sevdiklerinin hamuruna kattı. O (cc) onları sevdi,

 

Onlar da O (cc)’ nu sevdi. Öyle sevdiler ki birbirlerini, seven ile sevilen farkedilemedi. Dediler ki:

Bende olan âşikâr sensin,
Ben hod yoğum, ol ki vâr sensin !..
Ger ben, ben isem; nesin sen ey yâr
Ver sen, sen isen; neyim men-i zâr?..
(Fuzûlî)


Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!


 

Aşk öyle meçhul bir mânâdır ki ondan her tadan zevki miktârınca sarhoş olur.


 

Aşk, bir ma’nâ-yı lâyu’raf ki, cümle âlemi,


Zevkı mikdârınca sekrân û huruşân eyliyor.


Kanaryaların ötüşü,şafakların söküşü aşk iledir. Tomurcuklu sümbüller, nevbahârda açan güller, hüzün dolu gönüller aşka mübtelâdır.

 

Suları çağlatan, bulutları ağlatan aşkın sesidir.

Bülbül’ün gam dolu feryâdı, gülün gülümseyen yanı aşkın nefesidir.

Aşk bir deryadır. Semavat ise onun üzerinde bir köprü...

 

Aşk yerin göğün direğidir. Ondan daha değerli bir şey yoktur.

 

Her varlık aşk denizindedir.


Öyle güçlü bir iksirdir ki aşk; bir yudumcuk içeni bile mest eder, tanıdık tanımadık herkesi unutturur.

 

Sarhoşluğunun dahi farkına varamayacak kadar kişiyi kendinden geçirir.


Sevgilinin cemâlini görme heyecânı, sonsuzluk yolcusunun gönlünün galeyânı ve coşkunluk neşesidir aşk.


Cihânı hiçe satmaktır adı aşk
Dökülüp varlığı gitmektir adı aşk
Belâ yağmur gibi gökten yağarsa
Başını âna tutmaktır adı aşk
Bu âlem sanki oddan bir denizdir
Âna kendini atmaktır adı aşk
(Eşrefoğlu Rûmi)

Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!

Bir güzelin ihtiyarlığındaki çirkinliğini düşün. Bir binânın harâbeye nasıl dönüştüğünü hatırla.

 

Aynadaki yalana güvenme. Aynada gördüğün fânî güzelliklerin aldatıcılığını unutma.
 

"Kime uzun ömür verirsek, biz onun gelişmesini tersine çeviririz." diyen sonsuzluk sahibi güzelin uyarısına kulak ver.
 

 

"Sen ey ilkbahar güzelliğine karşı dudak ısıran, hayran olan kimse! Bir de sonbaharın sararmış hâline ve soğukluğuna bak!"


 "Şafak vaktinde güzel güneşin doğuşunu görünce, gurûb zamanı, onun ölümü demek olan batışını hatırla!"

"Eğer güzel tenli güzeller seni avladıysa, ihtiyarlıktan sonra bir de pamuk tarlasına dönen o bedene bak!"

"Kezâ cam gibi nergis bakışlı mahmur bir gözü, sonunda çipil olmuş ve suları akmağa başlamış bir halde görürsün."
(Mevlâna)



Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazîneyi bul!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Son nakşı gör!
Ey dost! Bu ayna, gönül aynasıdır. Ona iyi bak![/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #54 : 30 Mayıs 2009, 09:58:45 »
prenses demişki,

Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!



Kâinatın her zerresi, hüsn-i mutlakın tecellî aynasıdır. Hakk’ın sevgilileri her yerde ve her şeyde zâhir olan o güzelin cemâline âşıktır.



Aşkları sebebiyle kendinden geçer, hattâ ma’şuktan başka hiçbir şey bulamazlar orada...

Ey dost! Ayna’ya iyi bak! Güzelliğin kaynağını gör!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Gizli hazîneyi bul!
Ey dost! Aynaya iyi bak! Aşkı gör!


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #55 : 30 Mayıs 2009, 09:59:01 »
hürmet demişki,

Tarih: Tue May 05, 2009 8:25 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
ey dostlar aynaya bakın banada dua edin 
yüregegine saglık ablacım ..


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #56 : 30 Mayıs 2009, 10:01:50 »


[size=14]Şairin dediği gibi, ‘aşk bütün bağları yıkarak kendi bağlarını kurar.’
Ayhan Aydan ile Adnan Menderes’in aşkları, aşkın iktidarla kesiştiği yer idi ve şairin söylediği gerçek tekerrür ediyordu.

Geçtiğimiz günlerde seksenbeş yaşında ahirete göçen Ayhan Aydan’la birlikte Menderes’e ilişkin pek çok sır da gitti.
Kadınlar, genellikle, kendileri için, erkeklerden, her türlü iktidardan vaz geçmelerini ister.
Aydan’ın, Menderes’i buna zorlamadığı anlaşılıyor.  Biri elli diğeri yirmibeş yaşında idi karşılaştıklarında. Biri başbakan diğeri opera sanatçısı. Biri erkeğe yüklenmiş erk’in taşıyıcısı idi diğeri geleneksel rolünün dışına taşmış bağımsız bir sanatçı. Menderes’ten önce İnönü ve diğer siyasi elitleri, sonrasında özellikle Demirel ve diğerlerini düşünecek olursak, öteki için kendini terk etmek, bütün bağlarını hiçe saymak demek olan aşkı hiçbir ‘üst düzey yönetici’miz yaşamamıştır. Kişisel yaşamında ve ilişkilerinde alabildiğine muhafazakar, yorgun ve yaşlı başbakanlar…Renksiz, fırtınasız, hesap kitap yapan, cüretkarlığa yeltenmeyen, sıkıcı siyasetçiler, bürokratlar.  Menderes’in kalbiyle aklı arasında sürekli gidip geldiği anlaşılıyor. Onun aşklarını ve ilişkilerini ‘libido’ya indirgeyen siyasi hasımlarının aksine, bendeniz, aşk şiirleri söyleyen ve Divan tertip eden Osmanlı sultanlarının geleneğine yakın olduğunu düşünüyorum. Fethi Gemuhluoğlu, aşık olmayana burs vermezmiş, o da aynı dünyadan.
Kadınlığın hallerini simgeleyen üç isim var literatürümüzde : Meryem, Züleyha ve Belkıs.
Meryem, adanmışlığı, bekareti ve masumiyeti simgeler. Züleyha, dişiliği, çekiciliği ve güzelliği. Belkıs ise iktidarı.
Üç nitelik, bir kadında aynı anda imkansızdır.
Bir düşünürün dediği gibi, erkekler, genellikle Züleyha’ya aşık olurlar. Evlenir ve ondan  bir Meryem inşa etmek isterler. Sevgilileri Meryem’leşince de bu kez bir Belkıs’ı ararlar. Belkıs, kadının doğuştan sahip olduğu gücün kamusal yaşamda bir iktidar imgesi olarak gerçekleşmesidir. Oysa toplumsal algı doğuştan bağımsız karakterde olan kadına aksi bir rolü empoze eder. Bağımlı, erkek dolayımından/üzerinden kendini kurgulamak…Erkek için de benzer bir durum söz konusudur. Kadınla ilişkisinde bir güvenlik alanı arayan, her fırsatta başını omzuna dayama ihtiyacı duyan erkek, kamusal alana dahil olunca erk imgesi haline gelir, başta kadını olmak üzere herkes onu güçlü ve muktedir görmek ister. Bu, ilişkinin içindeki gerilimi büyütür.
Menderes-Aydan aşkında böylesi bir gerilim yoktu belki ama, başbakan ve evli olmasının ürettiği bir güçlük vardı. Aşkın gözü kördür. Menderes, yakın siyasi tarihimizin en gözü kara aktörlerindendi. Seven ve aşkı uğruna her türlü belayı göze alan biri idi. Bizim siyasal kültürümüz böylesi bir cüretkarlığı kolay kolay bağışlamaz. Bağışlamadı da. Yassıada’da hukuk çiğnenmekle kalmadı, darbeciler iyice pespayeleşti. Aydan’ın, mahkemeye gelerek, ‘onu gerçekten sevdim, yüce bir aşkla sevdim, ondan bir çocuğum olsun çok istedim; ama Tanrı vermedi’ diye konuşması kayıtlara geçmiştir. Bu kayıt, bize, bizim yakın siyasi tarihimizin gayr-ı insani yanlarını fazlasıyla deşifre eder.
Aydan’la görüşen Can Dündar’dan dinleyelim : ‘O sevgiyi hâlâ muska gibi yüreğinde taşıdığı belliydi.
Menderes'in fotoğrafı hâlâ yatağının başucundaydı.
Ve hâlâ her gün ona ‘Nur içinde yatsın’ diye dualar ediyordu.
Aydın Menderes'in ‘Ayhan Hanımın Yassıada’da Menderes’e olan sevgisine sahip çıkması, kendisini yücelten bir olaydır. Bütün Türk milletiyle birlikte ben de ailem de takdir ettik’ sözlerini hatırlatınca gözleri doldu.
‘Ağlattınız beni’ diyerek mendiline davrandı.
Zaten bu imkânsız aşk, doğduğu günden beri neredeyse sadece gözyaşlarıyla sulanmıştı.”
Madem bütün bağları yıkarak kendi bağlarını kuran bir şeyden söz ediyoruz, Menderes’le Aydan’ın yaşadıklarını biraz daha insani bir yerden okuyabiliriz.
Sadece Aydan değil, yaşamına başka kadınlar da girmişti Menderes’in. Gayr-ı ahlakilikle suçlanması biraz da bundandır.
Ama bence, Menderes’in siyasal yaşamımızda yapıp ettiklerini anlamanın bir yolu, özel yaşamının sırlarından geçiyor.
Seven ve sevgilisi için her şeyi göze alan bir başbakandan söz ediyoruz.
İlişkilerinin ahlakiliği sorunundan çok, beni bu gözükaralığı ilgilendiriyor.
Menderes’e ilişkin –özellikle Amerikancılığı yönündeki- kirli propagandaya asla inanmıyorum. Aksine onu Neoconların dedeleri öldürdü diye düşünüyorum.
Yerli bir adamdı Menderes. Cumhuriyetin özellikle laikliğe ve ekonomiye ilişkin devletçi muhafazakar reformlarını köktenci biçimde değiştirmişti. Şevket Süreyya’nın isabetli belirlemesiyle, ‘toprağı tanıyan’ bir siyasetçi idi. Türkçeyi kullanımındaki zerafeti, ilişkilerindeki nezaketi ve siyasal cüretkarlığı ile biricikti. Milletin gönlünde taht kurması, toplumsal talepleri taşımakta ve krizleri yönetmekteki başarısında aranmalıdır.
Ayhan Aydan hanımla Menderes’in aşklarına ilişkin Selim İleri’nin bir senaryo veya roman girişimi olduğunu hatırlıyorum. Bilmiyorum noldu? Yassıada’da sürekli ve sistematik işkenceye tabi tutulduğuna ilişkin de hayli iddia ve söylenti var. Son sözlerinde ima ettiği o ‘Efendiler’ kim ise, anlaşılan Menderes onları Ares gibi tepesinden ateş çıkaracak biçimde öfkelendirmişti.
Celal Bayar başta olmak üzere, siyasetteki yol arkadaşlarının arasında ‘geleceğin kırık parçaları’ gibi dolaşan bu mazlum adamın özellikle Ayhan Aydan hanımla ilişkisi doğrusu birçok romanı, filmi hak ediyor.
Aşk ile iktidarın kırıldığı yer…Aydan ile Adnan’ın aşkları, aşkın yaşantıya dönüşerek kamusal alana dahil olmasıyla, nasıl bir sorun kurduğunu bize gösteren hakikaten hüzünlü bir hikaye.
İnfazdan önceki son sözleri, Ayhan Aydan hanıma aşık olan adamın kişiliğini ve siyasal duruşunu yeterince yansıtıyor :
“Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde, deyiniz ki Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını onyedi sene evvel almadığınız için müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950'de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaksınız. Ama şimdi milletle el ele verecek Adnan Menderesin ölümü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Amma buna rağmen merhametim sizlerle beraberdir.”

 
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   [/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #57 : 30 Mayıs 2009, 10:05:54 »



[size=18] Beyin açık havadayken ve ayaktayken daha iyi çalışır. İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız, “volta atmayı” deneyebilirsiniz.
* Yürürken kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor. Önemli kararlarınızı açık havada, kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz?
* Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor. Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip, kullanabilirsiniz. Sözlük okuyabilirsiniz. Alışveriş listesi veya telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.
* Zihinsel jimnasik / antrenman yapın. Bunun için çeşitli bulmacaları çözebilirsiniz. Satranç gibi akıl oyunları oynayın. Yatkınsanız, meditasyon, yoga gibi zihni dinginleştiren teknikler üzerinde çalışın
RUTİNDEN KURTULUN
* Rutin olarak tekrar ettiğiniz davranışlardan vazgeçin. Bazen telefonu sol elinizde tutun, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin. En azından bir günlüğüne televizyon kumandasını sık kullanmadığınız elinizde tutun.
* Entellektüel zevklerinizi geliştirmek için her gün mutlaka iyi bir özdeyiş antolojisinden birkaç cümle okuyun. Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin.
* Her gün güzel bir resme veya fotoğrafa bakmaya çalışın. Estetik algınız, gördüğünüz estetik şeyler kadar gelişir.
* Sevdiğiniz bir müziği bir süre gözleriniz kapalı dinleyin. Beyin otoriteleri tarafından klasik müziğin zekaya 7 puan ekleyebildiği iddia edilmekedir.
* Günde aklınızdan 60 bin ile 80 bin arası düşünce geçer. Bu düşünceler ne hakkındaysa, hayatınızda ona göre şekillenir.
Unutmayın, kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda da onu çoğaltırsınız.
* Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzü de gözlemleyin. Düşünmek üzerine düşünmek, beyin ve düşünce kapasitesini artırır.
* KALİTELİ BEYİN İÇİN UYKU
* İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Çok uyuyorum diye üzülmeyin. Einstein’in günlük 10 saatten fazla uyuduğu biliniyor. 24 saati geçen uykusuzluk beyinde sarhoşluğa benzer bir etki yapar.
* Bol ve temiz oksijen beyin için çok önemlidir. Beynimiz ağırlık olarak vücudumuzun yüzde 2’sini oluşturduğu halde, vücuda gelen oksijenin yüzde 25’ini tüketir. Oksijensiz kaldığımızda ölümü gerçekleşen ilk organımız beyindir. Odanızın penceresini açarak kendinize bol bol oksijen ısmarlayın.
* Farklı düşünme tarzları beyninizi geliştirir. Çocuklar ve hayvanlarla daha fazla vakit geçirin. Sizden farklı düşünen insanlarla konuşun.
* Beyni yoran monotonluktur. Hayatınızı ne kadar renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.
* Beynin en tehlikeli yani “ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, korktuğunuzu başınıza getirir! Buna ters çaba kuralı denir. Beyin odaklanılan hedef olumsuz olsa bile, bunu gerçekleştirmek için çalışır. Topluluk önünde konuşma yaparken “acaba heyecanlanır mıyım?” diye düşünürseniz, heyecanlanırsınız.
SİHİRLİ SAYI KURALI
* Beyin kısa süreli hafızada beş ile yedi arasındaki bilgiyi işleyebilir. Yeni bir bilgi gelince, bu bilgilerden birini atar. Buna “sihirli sayı” kuralı denir.
Bu kural silip aşırı bilgi yüklenmesi durumunda beynimiz “servis dışı” olur. Hayatınızın en büyük kararlarını alırken “kafadan” değil, tıpkı beş haneli iki rakam grubunu çarparken yaptığınız gibi, bir kağıt üzerine yazarak ne yapacağınızı hesaplayın”
* Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Fiziksel zindelik, zihinsel zindelik getirir. Uzun süre hareketsiz kalmak, zihni de hareketsizleştirir. Spor yapmaya, fazla kilolarınızdan kurtulmaya özen gösterin. Yeterince su için. Çünkü, insan beyninin yüzde 78’i su ile kaplıdır.
* Ders çalışırken ilk öğrenilenler, son öğrenilenler, sık tekrarlananlar ve ilginç bulunanlar en çok akılda kalanlardır. Dersleri kısa aralar vererek çalışmak akıllıca bir harekettir. [/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #58 : 30 Mayıs 2009, 10:06:22 »


[size=18]1952 yılının Temmuz ayında, otuz dört yaşındaki bir kadın, Pasifik okyanusundaki Cataline adasından sularak dalarak, yirmi bir mil batısında kalan California’ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa, bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adı Florence Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi’ni her iki yönde geçen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis de o kadar yoğun du ki, beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarında onu izliyordu. Köpekbalıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak, on beş saat boyunca yüzdü. Yakındaki bir teknede bulanan annesi ve antrenörü, karaya çok yaklaştıklarını ve devam etmesini söyledilerse de o, kendisini sudan çıkarmalarını istedi. Azimli yüzücü, California kıyılarına yarım mil kala sudan çıkışının nedinini şöyle açıkladı: “Karayı görebilseydim, başarabilirdim!”
Vazgeçmesinin nedeni ne yorgunluk, ne soğuktu: Tek neden, sis yüzünden karayı görememekti. Bu hayatın bir gerçeğiydi; çünkü, bir şeyi başarabilmek için ortada gözle görülür bir hedef olmalıydı... [/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #59 : 30 Mayıs 2009, 10:06:53 »
Tarih: Mon May 04, 2009 7:13 am    Mesaj konusu: Renklerden nasıl etkileniriz?     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Renklerin insan davranışını ve psikolojsini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmişti. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak, insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yaratığını renk bilimciler henüz açıklayamıyor.
Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, konik şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.
Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenasından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.
Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.
Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermekedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.
Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken, yarış aralarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.
Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.