Gönderen Konu: Düşündürücü Yazılar  (Okunma sayısı 33081 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #60 : 30 Mayıs 2009, 10:07:35 »



[size=14]Anlatıldığına göre adamın biri çöl ortasında yürürken gözünün önü-ne çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yüz «ben senin çirkin amellerinim», diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanın yolu nedir» diye sorar. Adam «Peygamber'e selât-ü selâm getirmektir.»

Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) şöyle buyuruyor:

— Bana getirilen selât-ü selâm, sırat köprüsü üzerinde ışıktır, cu-ma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmiş seksen yıl-lık günahı affedilir» der.

Yine anlatıldığına göre adamın biri Peygamber'imize Hz. Muham-med'e selâm getirmezdi, bir gece rüyasında Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah'ın Resul'ü! Yoksa bana kızgın mısın» diye sorar, Peygamber'imiz «hayır» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme bakmıyorsun» diye sorar. Peygamber'imiz «çünkü seni tanımıyorum» diye karşılık verir.

Adam «beni nasıl tanımazsın, ben senin ümmetinden biriyim, alim-lerin anlattığına göre sen ümmetini ananın çocuğunu tanıdığından da-ha iyi tanırsın» der. Peygamber'imizin cevabı şöyle olur: «Alimler doğru söylemişler, yalnız sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatırlama-dın ki! Benim ümmetimi tanımam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür.»

Bu arada adam uyanır, ve her gün Peygamber'imize (S.A.S.) yüz ke-re selât-ü selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra Peygamber'imizi yine rüyasında görür. Peygamber'imiz ona «şimdi seni tanıyorum ve sana şefaat edeceğim» diye müjde verir. Çün-ki adam Rasulüllahı sever olmuştur.

Allah (C.C.) buyurur ki: ,

«— Ey Rasulüm! De ki, eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyunuz da Al-

lah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Hiç şüphesiz Allah, bağışlayı-cı ve esirgeyicidir» (34).

Ayet-i kerimenin nüzül sebebi şöyle nakledilir: Peygamber'imiz (S.A.S.) K'ab İbni Eşref ile adamlarını İslâmı kabul etmeye davet ettiği zaman on-lar da Peygamber'imize «biz Allah'ın oğulları yerindeyiz, o yüzden biz Al-lah'ı daha çok severiz» diye cevap verdiler.

Adamların bu cevabına karşılık ulu Allah (C.C.) Peygamber'in onla-ra şu mahiyette bir cevap vermesini murat etmiş olmalıdır: Eğer siz Al-lah'ı seviyorsanız, tebliğ ettiğim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O'nun bildirisini size ulaştıran ve sizinle ilgili hükümlerini açıklayan bir Allah Rasûlüyüm. Eğer benim O'nun adına yaptığım davete uyar-sanız, o sizi sever ve günahlarınızı bağışlar. Hiç şüphesiz O, bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Mü'minlerin Allah'ı sevmesi, O'nun emrine uymakla, ibadetine koş-makla ve hoşnutluğunu aramakla olur.

Allah'ın (C.C.) mü'minleri sevmesi, onlara merhametle muamele et-mesi, onları mükâfatlandırması, günahlarını bağışlaması, onlara rahmet günahtan korunma ve başarı ihsan eylemesi demektir.

İmam-ı Gazalî (rehimehullahu) «ihya-ul Ulûm ud-Din» adlı eserinde der ki, «dört şeyi yapmaksızın dört şeyi iddia eden kimse yalancıdır:

1 — Cenneti sevdiğini söylediği halde ibadet etmeyen kimse yalan-cıdır. '

2— Peygamber'imizi (S.A.S.) sevdiğini ileri sürdüğü halde alimler ile fakirleri sevmeyen yalancıdır.

3 — Cehennemden korktuğunu iddia ettiği halde günah işlemekten vazgeçmeyen kimse yalancıdır.

Nitekim Rabia-i Adviyye'nin (rahimehullaha) şu iki beyti bu noktayı güzel izah eder:

Allah'a isyan ediyorsun, oysa O'nu sever görünüyorsun

Hayatım hakkı için bu durum, mantık prensiplerini alt-üst eder.

Eğer sevgin doğru olsaydı, O'nun emirlerine uyardın

Çünkü aşık, sevgilisinin sözünden çıkmaz

Sevginin alâmeti, sevgilinin arzusuna, uymak ve onunla ters düş-mekten sakınmaktır.

Anlatıldığına göre bir gün bir gurup Şibli'yi (rahirnehullahu) ziyarete gider. Büyük Veli «siz kimsiniz» diye sorar. Gelenler «biz seni sevenle-riz» diye, cevap verirler.

Bu sırada Şiblî yüzünü onlara döner, sonra onları taşlamaya baş-lar, adamlar Veliden kaçarlar. Veli onları «benden niye kaçıyorsunuz, eğer gerçekten beni sevseydiniz, belâmdan kaçınmazdınız» diye azarlar. Arkasından sözlerine şöyle devam eder:

Muhabbet ehli, sevgi kadehinden içtiler, beldeler ve yeryüzü onlara dar geldi, Allah'ı hakkı ile bildiler, O'nun ululuk ve kudreti karşısında şaş-kın kaldılar. O'nun sevgi kadehinden içtiler, O'nun ünsiyet denizinde bo-ğuldular, yalnız O'na seslenmekten zevk alır oldular.

Arkasından şu beyti söyledi:

Ey mevlâm! Sevgini hatırlamak sarhoş etti beni

Sen sarhoş olmayan hiç bir aşık gördün mü?

Söylendiğine göre deve sarhoş olduğu zaman kırk gün yem yemez ve her zaman taşıdığının bir kaç katı kadar yük sırtına vurulsa yükle-neni taşımazlık etmez. Çünkü kalbinde sevgilisinin hatırası kıpırdayınca artık ne yem yer ve ne de ağır yük taşımaktan kaçınır, sebep sevgilisine karşı duyduğu şevktir.

Deve deve iken sevgilisi uğruna nefsinin isteğini gemleyerek ağır yük taşımaya katlandığı halde siz Allah için hiç bir yiyecek veya içecek-ten vazgeçtiğiniz oldu mu? Allah (C.C.) için üzerinize herhangi ağır bir yük aldınız mı? Bu sayılan iyi amellerden hiç birini yapmamışsanız, si-zin Allah sevgisi iddianız ne dünyada ne de Ahirette ne insanlar gözün-de ne Allah katında hiç bir şeye yaramayan boş bir sözden ibarettir.

Hz. Ali (kerremellahu veçhehu) şöyle der:

— Cenneti seven kimse iyiliklere koşar. Cehennemden korkan kim-se, Nefsini aşırı arzulardan alakor. Ölümün kaçınılmazlığına inanan kim-senin gözünde dünyalık hazlar önemsizleşir.

İbrahim el-Havvas'a (rehimehullahu) «muhabbet nedir» diye sorar-lar. Şu cevabı verir; «İstekleri yoketmek, bütün hacet ve sıfatları yakmak ve kulun kendisini işaretler denizinde boğulmasıdır.»

(34} Kur'an-ı Kerim/Al-i İmran Sûresi, 31

imam gazali



[/size]






Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #61 : 03 Haziran 2009, 19:50:27 »
Ben eşsizim. Dünyada tümüyle benim gibi olan kimse yok. Bazı yönleri benzeyen kişiler var, ama kimse aynı değil. Dışavurduğum her şey bana özgü, kendi seçimim. Kendimle ilgili her şey benim: ... Sergiledikleriyle vücudum; düşünceleriyle aklım; gördüğü imgelerle gözlerim; kızgınlık, sevinç, hüsran, sevgi, ümitsizlik, heyecan gibi duygularım; yüksek ya da alçak sesim; kendime ve başkalarına yönelik eylemlerim;düşlerim, umutlarım, korkularım bana ait. Utku ve başarılarımı, bozgun, başarısızlık ve hatalarımı sahipleniyorum. Bunun için de kendimi tanıyabilirim. Kendimi sevebilir ve benliğimle barışık olabilirim. Tüm benliğimi, kendim için en iyi olanı yaratmaya çalışabilirim. Biliyorum; bazı yönlerim beni açmaza sokuyor, bazılarının da farkında değilim. Ama kendimle barışık olduğum ve sevgiyle yaklaştığım sürece, açmazları çözebilir ve kendimi daha iyi tanıma yollarını yüreklice ve umutla arayabilirim. Belli bir anda nasıl görünürsem, ne söylersem, ne yaparsam, ne düşünürsem, ne hissedersem, bu benden başkası değil. Bu durum tümüyle bana özgü ve o anda bulunduğum konumu simgeliyor. Nasıl göründüğümü, ne söyleyip yaptığımı, ne düşünüp hissettiğimi gözden geçirdiğimde tablonun bazı yönleri uygun gelmeyebilir. Uygunsuz bölümleri atıp uygun olanları koruyarak yoluma devam eder ve attıklarımın yerine yeni şeyler katabilirim. Görüp duyabiliyor, hissedip düşünebiliyor, konuşabiliyor ve çaba harcayabiliyorum. Ayakta kalmak, insanlara yakın olmak, üretken olmak, çevremdeki insanlar ve nesneler dünyasından anlam çıkarmak için gereken araçlara sahibim. Benliğimi sahipleniyorum ve kendimi sürekli geliştirebilirim. Bu benim yaşamım ve ben eşsizim.
VIRGINIA SATIR


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #62 : 03 Haziran 2009, 19:50:34 »
Tarih: Wed Feb 25, 2009 8:32 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
[size=14bunun başarılamayacağını söyledi, ama o, gülerek yanıt verdi: “Belki başarılamaz”, ama deneyene kadar, başarılamayacağını kabul etmeyecekti. Böylece, yüzündeki gülümsemeyle işe koyuldu. Kafasına koyarsa yapardı, biliyordu. Başarılamayacak olan şeyle uğraşırken şarkılar söyledi ve başardı. Biri alay etti: “Ha ha, bunu asla başaramayacaksın; en azından şimdiye kadar kimse başaramadı.” Ama o ceketini ve şapkasını çıkardı. İlk gördüğümüz şey, hiç tereddüt etmeden, yüzündeki gülümsemeyle kolları sıvamasıydı. Başarılamayacak olan şeyle uğraşırken şarkılar söyledi ve başardı. Sana başarılamayacağını söyleyecek binlerce insan var. Felâket tellallığı yapacak binlerce insan var. Seni yutmayı bekleyen tehlikeleri, sanan birer birer gösterecek binlerce insan var. Ama yüzündeki gülümsemeyle, ceketini çıkar ve yola koyul.

“Başarılamayan” şeyle uğraşırken şarkılar söyle ve başar.

EDGAR A.GUEST[/size]
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #63 : 03 Haziran 2009, 19:50:45 »
Tarih: Wed Feb 25, 2009 8:34 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Kendini kanıtlamaya uğraşında istediğini elde ettiğinde ve dünya seni baş tacı yaptığında, aynaya gidip kendine bir bak, ve O adama kulak ver. Çünkü senin hakkında hüküm vermesi gereken, baban, annen ya da eşin değil, yaşamında en belirleyici olan, aynadan sana bakan kişidir. Bazıları, senin iyi bir arkadaş ve harika birisi olduğunu söyleyebilir. Ama aynadaki adam sana bir serseri olduğunu söyleyecektir, gözlerinin içine bakamıyorsan eğer. Asıl memnun edilecek kişi odur; gerisini boş ver. Çünkü bu yolculuğun sonuna kadar seninle olan odur. Aynadaki adam dostunsa eğer, en tehlikeli ve zor sınavı başardın demektir. Yaşam yoluyla herkesi kandırabilir, ardından övgüler, tebrikler alabilirsin; ama aynadaki adamı kandırdıysan, sonunda elde edeceğin, acı ve gözyaşıdır.
YAZARI BİLİNMİYOR
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #64 : 03 Haziran 2009, 19:50:57 »
Tarih: Sun May 03, 2009 5:51 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Bazen birileri hayatınıza girer ve onların orada olmalarının, sizin bazı amaçlarınıza hizmet etmeleri, size ders vermeleri veya kim olduğunuz ya da kim olmak istediğiniz konusunda size yardım etmeleri demek olduğunu kesinlikle bilirsiniz.

Bu kişilerin kim olabileceklerini asla bilemezsiniz - bir oda arkadaşı, bir profesör, bir arkadaş, bir sevgili ya da tamamen yabancı biri - ama gözleriniz onlarla kilitlendiğinde, işte o an hayatınızı çok derin bir şekilde etkileyeceklerini bilirsiniz.

Bazen, başınıza gelen şeyler ilk başta korkunç, acı verici ve adaletsizce görünebilir ama sonraları aksine o engelleri aşmadan potansiyelinizin, gücünüzün, iradenizin ve yüreğinizin asla farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Hastalık, yaralanma, aşk, gerçek mükemmelliğin kayıp anları ve aptallıklar, hepsi sizin ruhunuzun sınırlarını test etmek için vardır. Bu küçük testler olmaksızın, her ne olursa olsunlar, hayat hiçbir yere varamayan, pürüzsüzce asfaltlanmış düz, yavan bir yol gibi olurdu. Güvenli ve rahat; ama aptalca ve tamamen anlamsız.

Tanıştığınız, hayatınızı etkileyen insanlar, tecrübe ettiğiniz başarı ve çöküşler, kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bulmanıza yardımcı olurlar. Kötü tecrübelerden bile bir şeyler öğrenilebilir. Aslında, bazen onlar en önemlileridir.

Eğer birileri sizi severse, karşılığında onlara hangi şekilde yapabiliyorsanız sevgi verin, sadece sizi sevdikleri için değil aynı zamanda size sevmeyi ve kalbinizi ve gözünüzü nasıl açabileceğinizi öğrettikleri için. Eğer birileri sizi incitirse, aldatırsa ya da kalbinizi kırarsa, onları affedin, size, güveni ve kalbinizi kimlere açacağınıza dikkat etmenin önemini öğrettikleri için.

Her gününüzü önemseyin. Her anın değerini bilin ve onu bir daha asla yaşayamayacağınız için o anlardan alabileceğiniz her şeyi alın. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun ve onların söylediklerini dinleyin!

Aşık olmanıza izin verin, kendinizi serbest bırakın ve görüşlerinizi yükseltin. Başınızı dik tutun; çünkü her türlü hakka sahipsiniz. Kendinize önemli bir kişi olduğunuzu söyleyin ve kendinize inanın; çünkü eğer siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanması güç olacaktır. Hayatınızda istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Kendi hayatınızı yaratın ve daha sonra dışarı çıkıp hiç pişmanlık duymadan yaşayın! Ve eğer birilerini severseniz bunu onlara söyleyin; çünkü yarının neler sakladığını asla bilemezsiniz.

Yaşadığınız her günden hayata dair bir ders alın! Bugün; dün için endişelendiğiniz yarındır. Buna değer miydi?

Sharon Zeff
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #65 : 03 Haziran 2009, 19:51:14 »
Tarih: Sun May 03, 2009 5:53 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Çoğumuz zaman zaman birilerine iyilik yaparız, ama ille de bunu başka bir kimseye anlatıp, gizlice takdir edilmeyi bekleriz.

Cömertliğimizi ve iyiliğimizi bir başkasına anlatmak bize kendimizi çok düşünceli bir insan olarak hissettirdiği gibi, ne kadar iyiliksever olduğumuzu ve iyilik görmeye ne denli layık olduğumuzu da hatırlatır.

Yapılan her türlü iyilik güzeldir, ama bunu yaptıktan sonra hiç kimseye anlatmamanın çok daha büyülü bir yanı vardır, insan başkalarına bir şey verdiği zaman daima kendini iyi hisseder. Yaptığımız iyiliği başkalarına anlatarak bu olumlu duyguyu sulandırmaktansa, kimseye bahsetmeyin ve olumlu duygunun tümü sizde kalsın.

Gerçekten de insan bir şey vereceği zaman karşılık beklemeden vermelidir. Yaptığınız iyiliği başkalarına anlatmazsanız, tam anlamıyla karşılık beklemeden vermiş olursunuz; ödülünüz de, bu davranışın sizde yaratacağı gönül sıcaklığıdır. Bir daha birisine bir iyilik yaparsanız, bunu kendinize saklayın ve verme eyleminin sevinçli keyfini yaşayın.



Kaynak: Ufak Şeyleri Dert etmeyin

Dr. Richard Carlson

Alkım Yayınları, İstanbul, 2006
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #66 : 03 Haziran 2009, 21:09:09 »
Bakanlar ve Görenlerin Gözüyle Hulûsi Efendi (k.s)
Musa TEKTAŞ

Bakmak” ve “görmek” aynı şey değildir. Bakmak; insanların ve gözü olan diğer canlıların ortak özelliğidir. Ama görmek; sadece insanlara özgü bir erdemdir. Bakmak için göz lazımdır ama görmek için de akıl ve gönül gereklidir. Gözü olan herkes bakabilir, ama bunların, belki de yüzde biri görebilmektedir.
Baktığı halde göremeyenler nasipsizler, eşyadaki hakikatin sırrına eremezler. Hakiki görmenin sırrı, hakikati görmekten geçer. Hakkı göremeyene‘gör’meyi bilenler gönül gözünün açılmasının yolunu gösterirler. Hakiki görmeyi bilenler iki göz ile yetinmezler. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Dîvân’ındaki bir beytinde şöyle buyurur:
Başka yerden bir göz aç ki göresin sevdiğini
Bakıp ol sâf cemâle mest ü hayrân olagör
‘Bilinen iki gözden başka, gönül gözünü aç ki sevgilinin yüzünü görebilesin. O nazarla bakışın seni hayranlık içerisinde o saf güzelliği mest bir şekilde seyretmeye müyesser kılacaktır.’ Bütün sırlara vakıf olmanın yolunu tarif eden Hazretin sözlerine kulak verip yine Dîvân’dan iki beyit okuyalım:
Bu Hulûsî’nin dinle sözünü
Cehd eyleyip gör dîdâr yüzünü
Görmeğe anı aç cân gözünü
Vâkıf ol cümle esrâra gönlüm
Göz İse Ancak Sevgiliyi Görene Denir
Mevlânâ Celaleddin Rûmi bakalım bu konuda ne diyor, görmeyi nasıl tarif ediyor:
‘‘İki parmağının ucunu iki gözüne koy, bir şey görebilir misin dünyadan...
Görememek ayıbı, gösterememek kusuru uğursuz nefsin parmağına ait işte... Parmağını gözünden kaldır ilkin, sonra gör dilediğini böyle...Göz ise ancak Sevgiliyi görene denir...’’
Ne güzel söyletmiş Hakkı bilen gözlere görmeyi....
Sevgiliyi görmek, kat kat perdeleri açmak, her şeyi hakiki veçhesiyle temaşa eylemek. Ve gözdeki ‘yük’ü kaldırıp gönlü agâh eylemek... Zulmü ve karanlığı nura çevirirken kendinden öte yolculukta ‘öte’leri izlemek... Bir çiçeğin nazenin yaprağından nûrani parlaklığı seyretmektir bakarken görmek. Yüreğimizdeki ilahi sevginin tezahüründen hakiki sevgiliyi sezer görebilenler bakınca. O’nun sırrı inceden inceye güzelliği fısıldar duyan kulaklara, şah damarından da yakınca.
Bir Hikâye
Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğunu kendi kendine sormaya başlar. Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmez ve başkalarına sormaya karar verir... Ama aldığı cevaplar da ona yetmez. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı der.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar verir... Köy, kasaba, ülke dolaştığı bu arada zaman da durmaz tabi ki.
Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona:
- “Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git, belki o sana aradığın cevabı verebilir. “ derler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşır adam. Kapıdan içeri girer ve bilgeye “Hayatın anlamının ne olduğunu” sorar... Bilge; sana bunun cevabını söylerim ama önce bir imtihandan geçmen gerekiyor, der... Adam kabul eder... Bilge bir kaşık verir adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurur. “Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel... Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin.”der. Adam gözü kaşıkta bahçeyi turlayıp gelir. Bilge bakar: “Evet der kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı?”
Adam şaşkındır... Ama der, ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki... “Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun yağ dolu kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel,” der Bilge... Adam tekrar bahçeye çıkar, muhteşem bir bahçede gördüğü güzellikler karşısında hayran hayran etrafı seyreder. Geri geldiğinde bilge, adama “Bahçe nasıldı” diye sorar... Adam gördüğü güzellikler karşısında çok etkilendiğini anlatır.
Bilge gülümser, ama kaşıkta hiç yağ kalmadığını görünce şunları söyler:
-Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider, sen farkına varmazsın... Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın, akıp giden zamanın anlam kazanır. Kaşıktaki yağı dökmeden etrafındaki güzellikleri fark edebilirsen en güzelidir... Kaşıktaki yağı dökmeyeyim diye etraftaki güzelliğe bakmamak ise körlüktür…
“Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli” Yani nasıl bakarsak, nasıl görürsek ya da nasıl görmek istersek hayat öyle anlam kazanıyor. Bakmak değil ama belki görmek istediğimizle. Sevgiyi, sevdayı, dostluğu, anlayışı ve daha çoğunu sayamadığımız belki de fark etmediğimiz güzellikleri gördüğümüzde anlam kazanıyor hayat. Oysa görmek istememek, ya da hayata at gözlükleriyle bakmak kaşıktaki zeytinyağını dökmemek gibi bir şey.
_________________


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #67 : 03 Haziran 2009, 21:09:26 »
Tarih: Tue May 19, 2009 7:59 am    Mesaj konusu: slm     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Yunus divanından, mevlana mesnevisine
Aradım seni bulamadım.
İçimdeymişsin sen meğer,
Ben sadece yol aramışım.
Kapıları kilitli bir oda,
Ama her odanın anahtarı ortada,
Fazla aramaya gerek yokmuş.
Herşey apaçık gözüküyormuş.
Bakmakla görmek arasındaki farktı,
Dinlemekle anlamakta aynı şey değildi.
Ben seni istedim sadece hepsi bu.
Huzuruna kabulüm varsa sendendir.
Mekanlardan münezzeh sadece sensin.
Nereye gitsem yanımda yalnızca sendin.
Herkese nasip olmaz seni bulmak.
Huzuruna kabulüm varsa sendendir.
Göz yaşı dökmeden içle ağlayıp,
Hiç konuşmadan derdini anlatıp,
Sonra gerisini sana bırakıp,
Geldim huzuruna kabulüm varsa sendendir.


kendimce



 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #68 : 03 Haziran 2009, 21:09:59 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:38 am    Mesaj konusu: Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Ey evlad, önce nefsine öğüt ver, onu yola getir, sonra da
başkalarını... Senin henüz ıslaha muhtaç hallerin var, bunu sen de
biliyorsun. Bunu bildiğin halde başkalarının islâhı ile uğraşma
yolunda nasıl başarılı olabilirsin? Gözlerin bir adım öteyi
görmüyorken körleri neyle yola getirme sevdasındasın?
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #69 : 03 Haziran 2009, 21:10:10 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:38 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü
görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN?ın rahmet nazarından
uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de
kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin
kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle
o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #70 : 03 Haziran 2009, 21:10:21 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:39 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
İSLAM gömleğin yırtık, İMAN elbisen pis, kalbin cahil, için kederle
dolu. Gönlün İSLAMİYET?e açık değil. İç alemin harap, dışın mamur,
bütün sayfaların günah karası. Sevdiğin ve arzuladığın yalnızca
dünya.

Kabir kapısı açık ve ahiret sana doğru gelmekte. En kısa zamanda
aklını başına topla, yalnız dünya azığı toplamaktan vazgeç de ahiret
azığını toplamakta acele et...

Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah?ın (C.C)
gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun O?nun uğruna sabır yolunu tutun,
yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca ?Kahraman? lakâbıyla gezen,
onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #71 : 03 Haziran 2009, 21:10:38 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:40 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Size gereken, Yüce Yaratanı sevmek ve Ondan başka kimseden
korkmamaktır. Ve bütün işleri onun rızasını gözeterek yapmak...
Bunlar Kalp le olur, dil gürültüsüne getirip söze boğmakla olmaz.
Sonra mihenk taşına vurulunca utanırsın. Kuru davaya kimse inanmaz.
Halk arasında söylediğin sözleri yalnız kaldığında söylüyormusun?...
Aynı duyguları tek başına kaldığın zaman da duyman mümkün oluyor
mu?... İşte bunları yapabiliyorsan mesele yok... Kapı önünde
TEVHİD, içeriye girince ŞİRK yakışır mı? Bu, nifak, ikiyüzlülük
alametidir, içi bozuk olmanın ta kendisidir. Acırım sana, sözün
kötülükten sakınma hakkında, kalbin ise fitne çıkarmaya istekli.
Şükrü dilinden bırakmıyorsun, ama kalbin daima itiraz halinde.

***

Geliniz aşırı, uygun olmayan arzularımızı bir yana atıp YARATANIMIZA
koşalım. Bu yolda biraz perişanlık çekelim. Ne olur sanki biraz
zahmet çeksek Ona vardıktan sonra bütün çekilen sıkıntılar
unutulur. İçimize ve dışımıza hükmeden nefsimizi HAK yoluna
çevirelim, Rabbimizin Elçisine, Sevgilisine başvuralım, O?nun
eteğini bırakmayalım.

***

Bütün amacın yemek, içmek ve arzularının tatmini olmasın. Bunların
hepsi amaç değil, Yüce ALLAHa (C.C.) ulaşmak için birer araçtır.
Bütün hedefin sana en çok gerekli olana ulaşmak olmalı. Sana en
gerekli olan ise YARATANındır. Onu ara. Her şeyin bir bedeli olur.
Dünyaya AHİRET, yaratılmışlara ise bedel YARATANdır. Dünyayı
kalbinden atarsan yerini HAK alır.

Yaşadığın günü ömrünün son günü bil, işlerini ona göre ayarla. Bu
duygu sana yeter.

***

ALLAHtan (C.C) başka ilah yoktur, dediğinde bir DAVA peşine
düştün demektir. Her davada şahit isterler, şahidi olmayan davasını
kaybeder. Ayrıca bu uğurda gelecek her türlü sıkıntıya göğüs gerip,
sabır göstermek de birer şahid sayılır. Bunları yaparken İHLAS?lı
olmak gerekir.

Hiçbir söz amelsiz ve ihlassız kabul edilmez. Kainatın Efendisinin
(S.A.V) yolu İHLAS?tan ibarettir.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #72 : 03 Haziran 2009, 21:10:51 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:41 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Dünyalık toplarken dikkatli ol. Gece odun toplayan gibi olma. Elini
uzattığında neyi alacağını önceden kestirmelisin.

Gece odun toplayan eline geçeceğini bilemez, seni de ona
benzetiyorum. Ayık ol, sonra felaket büyük olur.

***

HAK?la çekişme, nefsin için O?nu kötüleme, malın azaldı diye O?nu
itham etme, insanlar sana yüz vermiyor diye O?nu suçlama. Suçu
kendinde ara. Her işin kendi keyfine uygun olmasını istiyorsun, en
büyük hüküm senin mi yoksa O?nun mu? Sen mi fazla biliyorsun yoksa
O? mu? Merhametin O?nunkinden fazla mı?

Sen ve bütün yaratıklar O?nun kuludur. Her şeyde yalnız O?nun hükmü
geçer bunu sakın unutma.

***

YARATANın rızasına erme yolunda yapmacık hareketler fayda getirmez,
bu yolda yersiz arzu ve boş temenni ile yürünmez. Hele içi başka
dışı başka birinin eline hiçbir şey geçmez. Bir de yalancılık ortaya
çıkarsa felaket o zaman başlar. Eğer bu hallerin azı sende varsa
hemen tevbe et ve tevbeni bozma. Tevbe etmekten ziyade, tevbeyi
bozmamak esas hünerdir.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #73 : 03 Haziran 2009, 21:11:01 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:42 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Böbürlenmeyi bırakın, Yüce ALLAH?a (C.C) karşı büyüklük satmakta
neymiş? Kullara da kibirli davranmayın, haddinizi bilin. Varlığınıza
tevazuyu yerleştirin. Önceden ne olduğunuzu düşünün; bir damla su.

Sonrası ne olacak malum...Bir hendeğe yuvarlanacak bir ağırlık. Hali
böyle olana büyüklük taslamak yaraşır mı?

Hırsa kapılmayın, kötü arzular sizi esir etmesin. Dünyalık adamların
kapısını aşındırmayın. Ezilip büzülerek onlardan dünyalık dilenmek
size yakışmaz, sabırla doğru yoldan nasibini arasan daha iyi olmaz
mı? Ya bir de yaptığın dilenciliğin sonu boşa çıkarsa... Sevgili
Peygamberimizin (S.A.V) En büyük belâ, nasibte olmayanı aramaktır,
buyruğunu hiç duymadın mı? Nasibte olmayanı kullar hiçbir zaman
veremez. Dünya oğullarının buna hiçbir zaman gücü yetmez.

***
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #74 : 03 Haziran 2009, 21:11:11 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:43 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH?ın (C.C)
korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O?ndan korkman ve günahları
itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu?
O?nu HAK tarafına çağırman nerede?

Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve
eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir
kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden
kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz. Eğer bu şekilde
davranmazsan, bütün bu uğraşmalarından sana ne kalacak dersin?
Sadece bir yorgunluk ve ağır bir hesap...

***

Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun
olmadığı için bilgi sana bela olur. Öğrendin, namaz kıldın, oruç
tuttun sebebi sana mal versinler, iyiliğini görsünler, seni öğsünler
oldu. Sana yakışır mı bu düşünceler?

Farzet ki halkın sana ilgisi arttı, bunun ölüm anındaki sıkıntıya
faydası olur mu acaba? Seni sevenlerle aranda uçurumlar olacak o
anda. Topladığın malları başkaları paylaşacak, hesabı ve cezası da
sana kalacak.
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.