Gönderen Konu: Düşündürücü Yazılar  (Okunma sayısı 31803 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #75 : 03 Haziran 2009, 21:11:21 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:43 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici
şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında
elinden alacaklar.

Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, O?nun rızası yolunda
yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde
hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer
emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.

***

Ey evlad, ana rahminde seni kim besledi. O halde iken ne kadar
acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlığına ve halka
dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin
bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAH?tan (C.C) başka her kime
güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün
güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri
katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı kapı dolaştırırlar.
Çağırsan yardımına koşan olmaz.

Bütün bunlara sebeb Hak?tan başkasına güvenmiş olman, O?nun
nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır.

***

Yüce ALLAH?ın (C.C) dininde olmayan şeyleri yapmaya çalışma. Elinde
iki şahit olsun; biri KUTSAL KİTABIMIZ, diğeri SÜNNET-İ RESULALLAH.
Bunlar seni RABBİNE ulaştırır. Ama sen bu şahitleri bırakıp nefsinin
peşinden gitmeye devam ediyorsun. Elinde iki şahidin var; biri zayıf
aklın, diğeri de şahsi arzun. Şüphesiz bunlar seni ateşe iter.
Firavun gibilerin arasına katar.

***

Ey içi bozuk, yakında öleceksin, öldükten sonra yaptıklarına çok
pişman olacaksın ama çok geç...Dilin güzel söze alıştığı için
konuştu ve aldandı, ama kalbin hiçbir şeyden anlamaz bir halde. Bu
durum seni kurtarmaz. Güzel konuşmayı kalb yapmalı, yalnızca dilin
iyi söz söylemesi faydasızdır.
_________________
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #76 : 03 Haziran 2009, 21:11:38 »
Alıntı yapılan: ases
[size=24]

NASİBİM KARDEŞ YÜREĞİNE SAĞLIK,
ALLAH RAZI OLSUN,
PAYLAŞIMLARINDAN DOLAYI TEŞEKKÜRLER.



 [/size] :wink:  :wink:
           :wink:  :wink:
           :wink:  :wink:
            :evil:  :evil:
           :shock:  :shock:


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #77 : 03 Haziran 2009, 21:11:58 »
haspınar demişki,,

Tarih: Fri May 01, 2009 10:37 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
--------------------------------------------------------------------------------

Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici
şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında
elinden alacaklar.

Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, O?nun rızası yolunda
yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde
hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer
emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.


değerli nasibim HAY YAŞAYIN BU SİTE GÜZELLİKLER E VESİLE OLUYOR

ADETA TEDAVİ EDİYOR MARİFET VAKİT GECİRMEK DEĞİL EMRİ MARUF
BUYRUN NE GÜZEL ALLAH RAZI OLSUN 

SÖYLEDİĞİNİ YAPAN YAPTIĞINI SÖYLEYEN KULLARDAN EYLE YARAB
_________________
Nefse uyup bir zaman, derd-i simaya düştüm. Harab edip gönlümü, gör ne belaya düştüm.
Allah'a ısmarladım bilcümle ahvalimi; aşkın nehrine girip bahr-i safaya düştüm.
Yâd ellerde kimsesiz hayli zaman eğlendim; semt-i yâre uğrayıp şükür sılaya düştüm.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #78 : 03 Haziran 2009, 21:12:15 »

[size=14]Biri şüpheli, diğeri şüphesiz iki şey arasında kalırsan şüphesiz tarafı al, öteki tarafı bırak. Mümkün olduğu kadar şüpheli şeylerden kaç… Herhangi bir şeyin şüpheli tarafı kalmasa dahi kalbin razı değilse yine alma, bekle. Zuhurata tabi ol. Bilhassa manevi emirle yasak olduğu bildirilen şeyi yapma, emre uy. Sanki o yapacağın şeyle hiç karşılaşmadın. Rabbına (CC) dön, rızkını ondan bekle. Eğer O’nun (CC) kapısına gitmek istemezsen seni hatırına bile getirmez.

Hakk Teala (CC) seni unutmaz. Kafirlerin bile rızkını verir. Seni hiç unutur mu? Yeter ki, sen O’nun (CC) emirlerine uyasın. Gece gündüz O’nun (CC) yolunda gitmeye gayret et. Sen mümin, muvahhid gece gündüz O’nun (CC) kulluğuna bağlı olursan seni unutmaz ve rızkını bol bol gönderir…
Başka mana: Halkın sahip olduğu malı bırak, onlardan bir şey bekleme… Kalbini onlara bağlama, ne onlardan kork ne de bir şey bekle. Senin için haram olmayan şüpheden de berî olan Allah’ın (CC) helal gösterdiği şeyi al…
Her şeyi O büyük varlığa (CC) bağlamalısın. İsteyeceğini O’ndan (CC) istemelisin. Sonra, her şeyini O varlık (CC) verebilir. Ümidin ve korkun da O’ndan (CC) olmalı. O büyük varlık (CC) da Hakk Teala (CC) olduğunu bil…
Her varlığın yakasını O (CC) tutmuştur. Halkın kalbi O’nun (CC) emri ile çarpar. Şu, ayakta gezen varlıklara O (CC) hayat verir. Onlardan sana bir iyilik gelirse, onlardan değil Hakk’tan (CC) bil. Onlar mallarının başına Hakk (CC) tarafından bekçi olarak konmuşlardır. Onlar bir nevi Hakk (CC) tarafından vekil olarak, mallarının başında beklerler…
Sana herhangi bir şey verilirse Hakk’ın (CC) emri ile geldiğini anla. Verdiren ve verdirmeyen O’dur (CC). Aziz Mevla (CC) şöyle buyuruyor:
- “Allah’ın (CC) ihsanını isteyiniz. Allah’tan (CC) başka çağırdığınız putlar size gıda vermezler. Rızkınızı Allah’tan (CC) isteyiniz. O’na (CC) yalvarınız. O’na (CC) şükrediniz. Çünkü O’na (CC) döneceksiniz. Kullarım benden sorarlarsa, yakın olduğumu söyle… Ben dua edenin duasını işitirim, bana dua ediniz ki, kabul edeyim.”
Sizi besleyen Allah’tır (CC). O (CC) metindir. Kuvvet sahibidir. Allah (CC) dileğine hesapsız rızık verir.[/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #79 : 03 Haziran 2009, 21:12:32 »
Alıntı yapılan: sevgipinari01
Çok teşekkürler,Allah razı olsun arkadaşım.


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı lodos

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 87
  • Rep +0/-2
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #80 : 03 Haziran 2009, 22:13:06 »
tek kelimeyle  fevk kalede  ...
:)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #81 : 03 Haziran 2009, 23:14:45 »




[size=14]Felekde hasılı insan isen bir canı incitme. Günahkar olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme..
Madem günahlardan Efendim, müjdecim, peygamberim inciniyor. Hele bir anlat mîrim, insan neden Hak ile arasına bir perde çeker de günah işler?

Günahta zevk vardır, bir unutuş ve gaflet ânı, kime karşı işlendiğine bakılmaksızın günahı küçük görme vardır,
oysa hiç Allah’ın hatırını kırmaya değer mi, Resulu Kibriya Hazretlerini incitmeye değer mi!

 

Bir de yaratıcıyı kendinden uzak görme var m’ola günah anında?

Sana şahdamarından daha yakın Allah; Günah mı dedin, O'ndan uzağa düşmek günah.

Yoksa insanı ve dünyayı yeterince tanımıyor muyuz aziz üstadım?

BİLİN Kİ [ey insanlar,] bu dünya hayatı, sadece bir oyundan, geçici bir eğlence ve güzel bir gösteriden, birbirinizle büyüklük yarışı[na girişmenizden]
ve daha çok servet ve çocuk sahibi olma hırsın[ız]dan ibarettir. [57:20]

 

Eyvah aldandık...

Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur. Bir rüya gibi geçti.
Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider... Mevlam, "Dünya kuru bir istek, faydasız bir oyuncaktan ibarettir, siz de çocuklarsınız" dedi.
Hak doğru buyurur. Oyuncağı terk etmedikçe çocuksun. Ruh arınmadıkça nasıl temiz olabilirsiniz? Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş
rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz
şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Derviş daima orta yerde...

 

Yerinde duramayan bu nefisle durmak ne mümkün efendim?

Nefsi arındırmak gerek kardeşim, nefsi eğitmenin önemli bir yolu, onun arzu ve isteklerini dizginlemek, kontrol altında tutmak,
tasavvufi ifade ile heva ve hevesi öldürmektir. Agâh ol! bak ne der Hazreti Pirimiz Mevlânâ;  Birisi, kızgınlıkla anasını hançerleyerek,
döverek öldürdü. Biri, ona "Huyunun kötülüğü yüzünden ana hakkını gözetmedin. Çirkin herif, ananı neden öldürdün!

Niye söylemiyorsun, o sana ne yaptı ki?" dedi. Adam, "Çok ayıp bir iş işledi, ben de onu öldürdüm. Ayıbını toprak örtsün" diye cevap verdi. 
Kınayan "Be adam, ananı öldüreceğine o kişiyi öldürseydin" deyince dedi ki: "Her gün başka birisini mi öldüreyim?
Onu öldürdüm, halkın kanına girmekten kurtuldum; halkın boğazını keseceğime onu boğazladım, bu daha iyi!" 
O kötü huylu ana, fesadı her tarafta zâhir olan nefsindir. Her an onun için bir azize kastedip duruyorsun; kendine gel, onu öldür!

 

 Nefis neden öldürülmelidir?

Onun yüzünden bu güzel dünya sana dar geliyor. Onun yüzünden Hak ile de savaşıyorsun, halkla da.
Nefsini öldürürsen özür serdetmeden kurtulursun, ülkede hiç bir düşmanın kalmaz.

Yani aşağılık nefs, insanı Tanrı, tabiat ve halk ile savaşmaya ittiğinden dolayı öldürülmeyi hak etmiştir.

 

Ya nefs,ego, benlik öldüğünde?

Aşk gelecek, cümle dertler bitecek. Hem zaten aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. 

 

Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım yoksa dünyevi, semavi ya da cismani?

Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk'ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde...

 

Rabbim irademizi inayetsiz bilgimizi hikmetsiz, vakitleri aşksız bırakmasın inşallah…[/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #82 : 03 Haziran 2009, 23:27:55 »
Tarih: Fri May 01, 2009 8:33 am    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Felekde hasılı insan isen bir canı incitme. Günahkar olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme..
Madem günahlardan Efendim, müjdecim, peygamberim inciniyor. Hele bir anlat mîrim, insan neden Hak ile arasına bir perde çeker de günah işler?

Günahta zevk vardır, bir unutuş ve gaflet ânı, kime karşı işlendiğine bakılmaksızın günahı küçük görme vardır,
oysa hiç Allah’ın hatırını kırmaya değer mi, Resulu Kibriya Hazretlerini incitmeye değer mi!


EMEĞİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK.
MÜKEMMEL ÖTESİ BİR YAZI.SAĞOLASIN...
_________________
İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ...


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #83 : 03 Haziran 2009, 23:52:53 »



[size=14]Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı…
Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık beni huzursuz ediyordu.
İş romantizme gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak ’niye?’ diye sordu.
’Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ’sadece yoruldum.’
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte, sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!
Sonunda sordu: ’seni caydırmak için ne yapabilirim?’
Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.
’İşte mesele tam da bu’ dedim. ’Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’
’Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ ölümüne mâl’olacak. Bunu benim için yapar mısın?’
Yüzümü dikkatle inceledi ve ’Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi.
Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.
’Sevgilim’ diye başlıyordu,
’O çiçeği senin için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
’Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.’
’Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.’
’Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
’Sâdık arkadaşının her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.’
’Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma ihtiyacım var.’
’Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem, saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için gözlerime ihtiyacım var.’
’Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir tanem.’
Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
’Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.’
Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim. Bu gerçek aşktı.
İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.
Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.
Hayat tam da böyle bir şeydir.[/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #84 : 03 Haziran 2009, 23:53:20 »

bunları siz yazdıysanız alkışlıyorum

yok alıntı ise

belirtmedigin iz için yuhluyorum

bu konuyu sayfaya akterdıgınız için

saolasın yüreğine saglık

konu mükemmel




:grin:  :grin:  :grin:


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #85 : 03 Haziran 2009, 23:53:55 »
Tarih: Tue Mar 03, 2009 4:01 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
Sevgili Karıcığım,
Seni kırdım biliyorum. Bu cümleyi ilk kez söylüyor değilim sana. Ve ne çareki son kez olmayacak. Hepimiz hayatta mükemmel olmaya çalışıyoruz, karşımızdakindende mükemmellik istiyoruz. Belki buna hakkımız var. Ama küçük hatalarımıza rağmen yine de güzel birşeyler yapabiliyor değil miyiz?
Hatırlıyormusun senin için ilk kez demlediğim çayı. Suyunu tam ısınmadan koyduğum için tatsız tuzsuz, bulaşık suyu gibi birşey olmuştu. Fakat sen yinede içmiştin. Ki hala hatırlarız bu güzel günü. Zar zor içtiğin o çay içtiğimiz en güzel çaylardan biri olmuştu.
Bir keresinde de sen ayağına dar gelen bir ayakkabı almıştın. Ben uyarmıştım ama sen ayakkabı numaranın küçük olduğunu öne sürerek illede onu giymek istemiştin. İlk hafta çektiğin sıkıntıları hatırlıyorum. Sonunda ayakkabıyı giyememiştin. Zarar etmiştik. O ayakkabıyı alırken inatla gözlerimin içine bakıp,küçük ayakkabı almada ısrar edişini hayal ediyorum şimdi. Hırçın bakışların, çocuksu yüzünde şimşek gibi parlamıştı.İ lk defa korkmuştum senden. Ne zaman senden uzak kalsam, yüzünün o çocuksu halini düşünür tebessüm ederim. Şimdi olduğu gibi..

Sen benim çoraplarımı sık sık kaybedişime şaşırırsın. Bense hala daha bilgisayara dokunmanı engelleyen o tuhaf korkunu anlayamamışımdır.

Evlenmeden önce uzun uzun yaptığımız konuşmaları, birbirimizi yoklamaları hatırlıyorum da..Bunların hiçbiri yoktu hesaplarımızda. Ne senin bana her öğün balık yemek isteyip istemeyeceğimi sormak aklına geldi, ne de benim aklıma senin işkembe çorbası yapmaktan nefret edip etmediğini sormak aklıma geldi.

Başka şeyler, büyük şeyler konuşmuştuk. Senin her şakayı ciddiye alacağın ara sıra bü yüzden küseceğin evlilik öncesi hesaplarımda yoktu. İhtimal ki sen de benim dağınık bir adam olduğumu tahmin etmiyordun. Bozulan cihazların sen ancak beş kez söyleyince tamir ettireceğimi hiç düşünmemiştin.

İnan bana, çoraplarımı kaybetmekten hoşlanmadığım kadar, çorabımın nerede olduğunu hemen söylemen bana tarif edemeyeceğim bir mutluluk veriyor. Hele de şakalarıma önce kızıp sonra dönüp tebessüm etmen benim için dünyanın en müthiş zevki. Bu zevkleri seninle paylaşacağımı hiç düşünmemiştim.

Hiç olmazsa daktilomun dökülen tuşlarını tamir ettirmek için ısrarcı degilsin. Bak ben böyle de yazabiliyorum. Sen ise detaycısın, ayrıntıları inceden inceye düşünüyorsun. Bir şeye başlamak için illa da her şeyin tamam olmasını istiyorsun. Ben hep kolay tarafından bakmayı yeğledim hayata. Aslında, ben de zaman zaman senin gibi ayrıntıcı olmayı düşünüyorum.Hevesleniyorum ama olmuyor işte..

Şimdi saydım tam kırkbir tane tuş var daktilomda. Bunlardan biri eksik. Alıştım her defasında o harf yerine e yazmaya. Fakat küçük bir tuşun eksikliği sana mektup yazmama,senin bu mektubu anlamana engel değil ki..Bak işte derdimi anlattım sana..

Bizi birbirimize yazan kaderde elbette bazı küçük tuşlarımızın kırık olduğu biliniyordu. Bir kaç tuşu eksik olsa mutluluğumuzun ne çıkar? İşte eksikliğiyle, kusuruyla mektubum. Beni mükemmelen anlatıyor, duygularımı eksiksiz ifade ediyor.
Seni kırdım biliyorum. İstersen hep böyle kırık kalabilirsin..Ama tam 41 tuşun olduğu bu daktiloda bir tuşumuz eksik diye yazmaktan vazgeçmek gibi,mutluluğumuzu da yaşamaktan vazgeçelim mi?
Kırık da olsa seninle mutlu olacağımdan eminim. Yazdıklarımı anladıysan yaşadıklarımı da anlarsın.
Gel kırık tuş olma...

SENAİ DEMİRCİ
 


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #86 : 03 Haziran 2009, 23:54:36 »


[size=14]Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
 
“Rabbine şöyle niyaz etmişti: Bana gerçekten zarar dokundu. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin”. (Enbiya-83)
Birinci Mesele: Asıl ve zararlı musibet, dine gelen musibettir. Dinî musibetten her zaman İlâhî kapıya sığınıp feryad etmek gerekir. Fakat dinî olmayan musibetler hakikat açısından musibet değildir.
Bir kısmı Rahmanın bir ihtarıdır. Nasıl ki, çoban başkasının tarlasına giren koyunlarına taş attığında onlar hissederler ki, bu kendilerini zararlı işten kurtarmak için bir ihtardır. Memnuniyetle dönerler. Bunun gibi, musibet olarak görünen çok şeyler vardır ki, İlâhî birer ihtar ve birer ikazdır.
Bir kısmı günahlara keffârettir.
Bir kısmı gafleti dağıtıp kişiye insan olması itibarıyla acizliğini, zayıflığını bildirerek, bir çeşit, her an Allah'ın huzurunda olduğunu bildirmektir.
Musibetin hastalık olan çeşidi daha önce geçtiği gibi, o kısım, musibet değil, aksine Rabbânî iltifattır, bir temizlemedir.
Hadisde şöyle buyurulmuştur: "Ermiş bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşerse, sıtmanın verdiği titremeden de günahlar öylece dökülür."
Hz. Eyyûb (selam üzerine olsun), duasında, kendi istirahati için duâ etmemiş. Aksine, hastalık lisanın Allah'ı anmasına ve kalbinin tefekkür etmesine engel olduğu zaman, kulluk için şifâ istemiş. Biz, onun yaptığı duâ ile birinci maksat olarak günahlardan gelen manevî, ruhî yaralarımızın şifâsını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için, kulluğa engel olduğu zaman O'na sığınabiliriz. Fakat itiraz ve şikâyet edercesine değil, aksine tevazu ile ve yardım isteyerek sığınmalı. Madem Onun rububiyetine râzıyız; o rububiyeti noktasında verdiği şeye rızâ lâzım. Kazâ ve kaderine itirazı hissettirir bir tarzda ah, of edip şikâyet etmek, bir çeşit kaderi tenkittir, Allah'ın Rahîm oluşunu ithamdır. Kaderi tenkid eden, başını örse vurur kırar. Rahmeti itham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılmış el ile intikam almak için o eli kullanmak, nasıl kırılmasını artırır; öyle de, musibete yakalanan adamın, itiraz edercesine şikâyet ve merakla onu karşılaması, musibeti ikileştirir.
İkinci Mesele: Maddî musibetleri büyük gördükçe büyür, küçük gördükçe küçülür. Meselâ geceleyin insanın gözüne bir hayal ilişir. Ona önem verdikçe şişer, önem verilmezse kaybolur. Hücum eden arılara iliştikçe saldırılarını fazlalaştırmaları, ilgi göstermeyince dağıl­maları gibi, maddî musibetlere de büyük nazarıyla, önem vererek baktıkça büyür. Merak vasıtasıyla o musibet vücutla sınırlı kalmayarak kalbte de kökleşir, manevî bir musibeti dahi netice verir, ona dayanır, devam eder. Ne vakit o merakı, kazaya rıza ve tevekkül vasıtasıyla giderse, bir ağacın kökünün kesilmesi gibi, maddî musibet hafifleşe hafifleşe, kökü kesilmiş ağaç gibi kurur, gider. Bu hakikati ifade için bir vakit şöyle demiştim:
Ey bîçâre, belâdan dolayı feryat etmeyi bırak, gel tevekkül et.
Çünkü feryat, belâ içinde, hatâ içinde başka bir belâdır bunu bil.
Eğer belâ vereni bulmuşsan, bil ki o, ihsan içinde, safa içinde bir belâdır.
Eğer belâ vereni bulmamışsan, bütün dünyanın sıkıntı içinde, fânilik içinde boş olduğunu bil.
Cihan dolusu belâ başında varken, ne bağırırsın küçük bir belâdan, gel tevekkül et.
Tevekkül ile belâya karşı gül ki, o da gülsün.
O güldükçe küçülür, belâ olmaktan çıkar.
Nasıl ki, bir vuruşmada dehşetli bir hasma karşı gülmekle, düşmanlık barışa, kindarlık şakaya döner, düşmanlık azalır yok olursa; tevekkül ile musibete karşı çıkmak da, öyledir.
Üçüncü mesele: Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musibet, şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı şahıslarda belâ, belâ değil, aksine İlâhî bir lütuftur. Ben şu zamandaki hastalıklı diğer musibete uğrayanları, musibet dine dokunmamak şartıyla, bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhinde bulunma hususunda bana bir fikir vermiyor. Onlara acımak hissi vermiyor. Çünkü hangi genç bir hasta yanıma gelmişse, görüyorum, yaşıtlarına nispeten dinî vazifelere ve âhirete karşı bir derece bağlılığı var. Ondan anlıyorum ki, öyleler hakkında o çeşit hastalıklar musibet değil, bir çeşit İlâhî nimettir. Çünkü gerçi o hastalık onun dünyaya ait, geçici ve kısacık hayatına bir zahmet veriyor, fakat onun ebedî hayatına faydası dokunuyor. Bir çeşit ibadet hükmüne geçiyor. Eğer iyileşse, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın gayri meşru hayatıyla, el-bette hasta halindeki durumunu koruyamayacak, belki günah dolu bir hayata atılacak.[/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #87 : 03 Haziran 2009, 23:55:02 »



[size=14]Kediyi takip edeceksin...
Erkek kedi dışarıda türlü çapkınlıklar yapar ama eve dönünce yine de sımsıcak bir sevgiyle karşılanmak ister ve bu yakınlığı bulmazsa huysuzlaşır...
Çapkınlığını normal bulup, kendini evden ayrı düşünen kedinin ruh durumunu çözdün mü, erkekleri anladın demektir... [/size]


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #88 : 03 Haziran 2009, 23:55:30 »
Erkek = Kedi ?...
Aylardan Mart ?...

Böylesine bir öz eleştiriyi niye uygun bulduki NASİBİM bilmem.


Kadın kıymetini bilmek, kendini bilmektir; çünkü onu sevmek, takdir etmek doğanın özünün insan olduğunu kabul etmektir. Çünkü onun amacı üretmektir, paylaşmaktır.


Onları anlamak kolay değil elbette. Bazen bir bilmecedir davranışları. Bazense her hareketi ve konuşması büyüler; sihirli bir değnek gibi. Çözülmesi zor bir bulmacadır bazen. Alır götürür etkisiyle başka dünyalara.

Kadınlarımız, öyle kolay çözebilecek bir bulmaca değildir. Bir bakarsınız sever derinden. Bir bakarsınız yüz vermez sözüyle. Onlar bizi çabuk çözer, buzdan adamların sıcakta eridiği gibi. Biz çözemeyiz bazen; buzdolabındaki buz gibi.


kendimce


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: nasibimin yazıları (Arşivden)
« Yanıtla #89 : 03 Haziran 2009, 23:55:45 »
Alıntı yapılan: kendimce
Erkek = Kedi ?...
Aylardan Mart ?...

Böylesine bir öz eleştiriyi niye uygun bulduki NASİBİM bilmem.


Kadın kıymetini bilmek, kendini bilmektir; çünkü onu sevmek, takdir etmek doğanın özünün insan olduğunu kabul etmektir. Çünkü onun amacı üretmektir, paylaşmaktır.


Onları anlamak kolay değil elbette. Bazen bir bilmecedir davranışları. Bazense her hareketi ve konuşması büyüler; sihirli bir değnek gibi. Çözülmesi zor bir bulmacadır bazen. Alır götürür etkisiyle başka dünyalara.

Kadınlarımız, öyle kolay çözebilecek bir bulmaca değildir. Bir bakarsınız sever derinden. Bir bakarsınız yüz vermez sözüyle. Onlar bizi çabuk çözer, buzdan adamların sıcakta eridiği gibi. Biz çözemeyiz bazen; buzdolabındaki buz gibi.


kendimce
[size=14]
teşekkürler yorumun için..

bu alıntıda ben erkek kediden bahsettim.
hiç mi hiç şansı yok dişi kedilerin..unutma sesi çok cıkanlar hep erkek kedilerdir...

ayrıca bende dört gözle bekliyorum..neyi mi?

yavrularını tabiii sevcem onları...[/size]





Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.