Dini Konular > Soru ve Cevaplar

zikir nasıl yapılır

(1/6) > >>

gullerhurmetine:

--- Alıntı yapılan: japongulu ---Bu mektûb, mîr Muhammed Numân Bedahşînin çocuklarından birine yazılmışdır.
Zikir anlatılmakda ve lüzûmlu nasîhatler verilmekdedir:

Elhamdü lillahi Rabbilâlemîn, vessalâtü vesselâmü alâ seyyidilmürselîn ve âlihi ve eshâbihittâhirîn ecmaîn.


İyi bil ki, senin seâdetin ve belki bütün insanların seâdeti ve herkesin dünyâ ve âhıret sıkıntılarından kurtulması, sâhibimizin zikri ile olur. Elden geldikçe her zemân zikir yapmalıdır. Ondan bir ân gâfil kalmamalıdır. Cenâb-ı Hakka çok hamd ve şükr olsun ki, her ân zikir etmek, bu büyüklerin yolunda, dahâ başlangıcda nasîb olmakdadır. Sonda kavuşulabilecek nimetler, başlangıcda tatdırılmakdadır. Bunun içindir ki, tesavvuf yolunda ilerlemek isteyenlerin bu yolu seçmeleri en uygundur ve en doğrudur. Hattâ, lâzımdır. Bunun için, sana önce lâzım olan, herşeyden yüz çevirip, bu yüksek yolun büyüklerine bağlanmandır! O büyüklerin kalblerinden, rûhlarından fâidelenmek için yalvarmalısın!

Önce zikir lâzımdır. Zikir, hâtırlamak, anmak demekdir. Göğsün sol tarafındaki kalb, yürek denilen et parçasını düşünürsün. Bu et parçası, gönül denilen hakîkî kalbin yuvası gibidir. ALLAH mubârek ismini, hayâlin ile bu kalb üzerinden geçirirsin. Bu ânda, hiçbir uzvunu oynatmazsın. Yalnız kalbini düşünerek oturursun. Kalbin şeklini, anatomik yapısını düşünmezsin. Çünki, kalbin yerini düşünmek lâzımdır. Kalbin kendisini tesavvur etmek, hâtırlamak lâzım değildir. Allah ismini, kalbin bulunduğu yerde hâtırlarken, hiçbir şeye benzemez diye düşünürsün! Allahü teâlânın sıfatlarını da düşünmezsin. Hâzır ve nâzır olduğunu dahî düşünmezsin. Böylece, Zât-i teâlâ yüksekliğinden; sıfatlara düşmemiş olursun ve çoklukda tekliği görmek derecesine inmezsin. Mahlûkları görüp, bunlara bağlı kalıp avunarak, hiçbirşeye benzemiyen varlığa bağlanmakdan mahrûm kalmıyasın. Çünki mahlûklarda görülen, anlaşılan herşey, o olamaz. Çoklukda görülenler, bir olanı görmek olamaz. Hiçbirşeye benzemiyeni, bilinen, anlaşılan şeylerin dışında aramak lâzımdır. Ayrılmıyan, bölünmiyen, hiç değişmiyen birşey, çok olan, başka başka olan şeylerde bulunamaz. Zikir ederken, bir Velînin görünüşü, kendiliğinden hâsıl olursa, o görünüşü de kalbde durdurmalıdır. Böylece zikre devâm etmelidir. Velî dediğimiz zât, Allahü teâlâya kavuşduran yolu gösterendir. Yolda, ondan yardım, imdâd gelen zâtdır. Yoksa cübbe, külâh, diploma edinip, şeyh efendi olarak köşede oturan câhil değildir. Âdetlere, gösterişlere, yaldızlı sözlere aldanmamalıdır. Evet, kâmil ve mükemmil bir zâtdan, bereketlenmek, fâidelenmek için elbise, çamaşır gibi şey almak, onu inanarak ve saygı ile kullanmak çok fâide ve feyz verir. Fekat, veren olgun, alan uygun olmak lâzımdır.

Bu yolda rüyâlara güvenmemeli, kıymet vermemelidir. Bir kimse, rüyâda, kendini devlet başkanı görse, yâhud kutub, Velî olduğunu görse, uyanık iken de böyle olmuş değildir. Uyku içinde değil, uyanık iken böyle olmak lâzımdır. Uyanık iken kavuşulan şeyler kıymetlidir.

Şunu iyi bilmeli ki, zikrin fâideli olması ve bunun tesîr etmesi için, islâmiyyete yapışmak lâzımdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin  bildirdikleri gibi inanmak, farzları, sünnetleri yapmak ve harâmlardan, şübhelilerden kaçınmak elbette lâzımdır. Bunları Ehl-i sünnet âlimlerinden ve bunların kitâblarından öğrenmelidir.
Vesselâm.

Nemâz kalbi temizler, kötülükden men eder.
Münevver olamazsın, nemâzın kılmadıkça!
--- Alıntı sonu ---
[/size]

BentSahra:


Estağfirullàh... Estağfirullàh... Estağfirullàh... Estağfirullàh...

Estağfirullàhel azîm, el kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûme ve etûbü ileyh... Ve es'elühüt tevbete vel mağfirete vel hidâyete lenâ innehû hüvet tevvâbür rahîm... Tevbete abdin zâlimin linefsihî lâ yemlikü linefsihî mevten ve lâ hayâten ve lâ nüşûrâ...

Allàhümme ente rabbî... Lâ ilâhe illâ ente halaktenî... Ve ene abdike ve ene alâ ahdike ve va'dik... Mesteta'tü ezü bike min şerri mâ sana'tü ebûuleke bini'metike aleyye ve ebûu bizenbî fağfirlî zünûbî feinnehû lâ yağfiruz zünûbe illâ ent...


Allah-u Teâlâ Hazretleri Kur'an-ı Kerim'de buyuruyor ki:


(Yâ eyyühellezîne âmenüzkürullàhe zikren kesîrâ) "Ey iman edenler Allah'ı çokça zikredin!"


Zikri herhangi bir saatte yapabilirsiniz. Mekruh zamanı yoktur. Sabah, öğlen, güneşin doğmasından sonra, zeval vaktinde, güneş batarken... her zaman zikir yapabilirsiniz.


Zikir yapmanın âdâbı şöyledir: Zikir yapacağınız zaman sakin, temiz, tenha bir yerde kıbleye doğru oturursunuz. Abdestli olursunuz. Aks-i teverrük oturma diye bir oturma vardır sahabe-i kirâmın oturması gibi, öyle oturursunuz. Gözlerinizi yumarsınız. Evvelâ 25 defa "Estağfirullah" diye istiğfar ederek, tevebe ederek başlarsınız. Sonra 1 Fâtiha, 3 İhlâs-ı Şerif okuyup, bunları Peygamber SAS Efendimiz'e ve silsile-i turuk-u aliyyemize mensub pirlerimizin, mürşidlerimizin ruhlarına hediye edin!.. O mübareklerin himmetlerini, teveccühlerini, sevgilerini kazanırsınız, faidesini görürsünüz.

Sonra gözünüz kapalı tefekkür eyleyin!.. Üç şeyi tefekkür edeceksiniz: Ölümü, mürşidi, Allah'ın huzurunda olduğunuzu... Ölümü düşünmeye râbıta-i mevt derler, mürşidi düşünmeye râbıta-i mürşid derler, Allah'ın huzurunda olduğunuzu düşünmeye râbıta-i huzur derler.


Ölümü düşünmeyi Peygamber SAS emrediyor hadis-i şeriflerinde... Sevabı çoktur, faidesi çoktur, kalbi cilâlar, insanın feyzi artar ve gafletten uyanması mümkün olur, nefsi ıslah olur. Onun için ölümü güzelce düşünün!..

Şöyle kendinizi yatakta yatıyor gibi göz önüne getirin... Son anlarınızmış diye düşünün... Azrâil AS geliyor karşınıza, sizde bir heyecan başlıyor... Göğsünüze çöküyor, canınızı almağa başlıyor... Bir telâş, bir ter, bir korku ve bir acı... İmdâd-ı ilâhî erişip, "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühû ve rasûlühü" diyorsunuz, öylece ruhunuzu teslim ediyorsunuz... Yıkıyorlar, kefenliyorlar, tabuta koyuyorlar, camiye getiriyorlar... Namazınızı kılıyorlar... Göz önüne getiriyorsunuz; işte cemaat tabutunuzu aldı götürüyor... İşte kabristana getirdiler, gömdüler... İmam talkın verdi... Cemaat dağıldı, gittiler...

Kabrin içinde melekle başbaşa kalıyorsunuz. Melek soruyor: "Rabbin kim, dinin ne, peygamberin kim, kitabın ne, kıblen neresi?.." Onlara cevap verdiğini düşünün, kabrin genişlediğini düşünün!.. Ahiret aleminde evliyâullah büyüklerimizle, Cenâb-ı Mevlâ'nın zikr ü tesbihi ile ruhlar aleminde vaktimiz geçerken, dünyanın da sonunun geldiğini, kıyametin de kopmağa başladığını düşünün!..


O dehşetli halleri, insanların kabrinden kalkıp İsrâfil AS sûra üfürünce mahşer yerinde toplandığınızı düşünün... Binlerce yıl el pençe divan durulup bekleşildiğini düşünün... Herkesin birbirinden korkup kaçtığını, telâşa düştüğünü, mahkeme-i kübrânın kurulduğunu, insanların hesaba çağrıldığını, defterlerin açıldığını, sevapların günahların tartıldığını; iyilerin cennete gidip nasıl bahtiyar olduğunu, kötülerin cehenneme atılıp nasıl cayır cayır yanacağını ayet-i kerimelerin anlattığı gibi düşünün...

Nefsinize deyin ki: "Ey nefsim, bu işin şakası yoktur. İnsan hayata bir defa geliyor, aklını başına topla!.. Bu dünyada yaşıyorken, elinde imkân varken cehennemden kendini kurtarmağa çalış!.. Cenneti kazanmak için ibadet ve tâate gayret göster!.. Cennet yoluna koştur! Hayatının bir anını bile boş geçirme!.. Nefeslerini zâyi etme, aklını başına topla!" diye nefsinize nasihat edin!.. Râbıta-i mevt bu...


Sonra, râbıta-i mürşid yapacaksınız. Bizi evliyâullah pirlerimizle, hocalarımızla karşınızda göz önüne getirin... Ben aciz nâçiz kardeşiniz de onların yanına oturmuşum diye düşünün... Gönlünüzü gönlümüze bağlayıp gelecek olan feyz-i ilâhîye muntazır olun!..

İnsan evliyâullah bir zât-ı muhtereme rabıta eyleyince, kendisine ondan irtibat hasıl olur, çok feyizler gelir. Bunu yapanlar, tadanlar bilirler. Böylece mânevî hayatın esrarına âşinâ olur, şeyhi uzakta olsa da feyz alır. Sonunda fenâ fiş şeyh hâli vardır, fenâ fir rasul hâli vardır, daha başka haller vardır. Onlara ulaşması mümkün olur.

Bu bir sevgi bağlantısıdır, muhabbet ve saygı bağlantısıdır. Bunu da güzelce yapın ki, bu temrinden sonra tasavvufî tecrübeniz gelişerek daha güzel hallere ulaşmanız mümkün olsun...


Üçüncüsü de râbıta-i huzur yapacaksınız. Başınızı kalbinize eğip, Allah'ın size şahdamarınızdan bile yakın olduğunu, her yerde hâzır ve nâzır olduğunu, sizi gördüğünü düşünerek, duyduğunu düşünerek, dua edeni sevdiğini düşünerek boyun büküp niyaz edeceksiniz: "Yâ Rabbi!.. Çok kusurluyum, kusurlarımı affet... İstiyorum ki sana güzel kulluk edebileyim; bana tevfikını refik eyle... Ben de senin sevdiğin ve râzı olduğun kulların arasına girebileyim... Nasib eyle seni zikreden, sana şükreden kullardan olayım yâ Rabbi!.. Senden diliyorum, istiyorum, yardım eyle..." diye gözyaşıyla yalvarıp yakarın... Ondan sonra Allah'ın huzurunda olduğunuz mânâsını kaybetmeden, elinizde tesbihle zikre başlayın!..


1. Yüz defa "Estağfirullah..." deyin!.. Hadis-i şerifte vardır, Peygamber Efendimiz SAS'in tavsiyesidir.

2. Yüz defa "Lâ ilâhe illallah" deyin!..

3. Bin defa "Allah..." deyin!.. Her yüz defasında "İlâhî ente maksdî ve rıdàke matlûbî" deyin!.. Bu da hadis-i kudsîden alınma bir sözdür. "Yâ Rabbi! Maksudum sensin, ben senin rızanı istiyorum." demektir.

4. Yüz defa salevât-ı şerife getirin! Bu da hadis-i şerifte vardır.

5. Yüz defa da Kul huvallahu ehad'ı okuyun!.. Bu da hadis-i şerifte vardır. Hadis-i şerifleri uygulamış oluyorsunuz. Zikri hadis-i şeriflere uygun olarak yapmış oluyorsunuz.


Bunları böyle yaptıktan sonra el açıp dua edin Allah'a... Kendinize, ana-babanıza, sevdiklerinize, dostlarınıza, dünyanıza, aheretinize, müslümanlara, Çeçen kardeşlerimize, Boşnak kardeşlerimize, dünyanın her yerindeki mazlum ve müstaz'af kardeşlerimize dualar edin, hayırlarını murad edin, Allah'tan isteyin! Bizi de duadan unutmayın!..

alıntı

.
 tsk

BentSahra:


Farz namazları camide cemaatle kılmağa gayret edin, nafileleri evinizde kılarsınız. Farzlardan ayrı:

1. Sabah namazından sonra kerahat vakti çıkıncaya kadar zikirle meşgul olun; evradla, dua ile, Kur'an'la meşgul olun!.. Ulûm-u şer'iyye ile meşgul olun!.. Sonra, iki rekât veya dört rekât işrak namazı kılın! Çok sevabdır, bir hac ve umre sevabı kazanırsınız.

Peygamber Efendimiz İmam Tirmizî'nin hasen hadistir dediği bir rivayette bu namazı tavsiye ediyor.

2. Duhâ namazı'nı tavsiye ederiz. O da sabahla öğlenin arasında kılınır. "Duhâ namazına müdâvim olanlar, muhsinîn zümresine kaydolunur." diye geçiyor hadis-i şerifte...

3. Akşam namazının arkasından evvâbîn namazı vardır. İlmihal kitaplarında yazar, sahih bir namazdır. Onu da iki rekât / dört rekât / altı rekât kılın!.. O da, "İnsanın günahları denizlerin köpüğü kadar çok olsa, affına sebeptir." diye müjde olduğundan, kılınması gereken bir namazdır.

4. Gece yatarken abdestinizi tazeleyin, taze abdestle şöyle tecdîd-i vud namazı diye dört rekât bir namaz kılın! Ondan sonra abdestli yatın!.. Abdestli yatan bir insanın bütün gecesini melekler ibadete yazarlar. Başucunda melekler toplanırlar. İzdihamlı bir şekilde etrafına toplanırlar. "Yâ Rabbi! Bu kulun temiz yattı, bunu mağfiret eyle..." diye dua ederler. Hadis-i şerifte böyle bildiriliyor. Binâen aleyh abdestli yatamak da prensibiniz olsun!..



(Rek'atâni minel leyl) "Geceleyin kalkıp kılınan iki rekât namaz, (hayrun mined dünyâ ve mâ fîhâ) dünyadan da, dünyanın içindeki her şeyden de daha kıymetlidir. Kıymetini ahirette anlayacak insanlar... Gözleri o zaman açılacak, "Niye çok kılmadık, niye her zaman yapmadık?" diye pişmanlık duyacaklar.

Teheccüd namazına da şu ramazanda alıştırın kendinizi!.. Hazır şimdi takvâ kursu görüyorken, teheccüd namazına da alıştırın kendinizi!.. Ramazandan sonra da yine saatiniz saat: 4'e kurulu olsun, sahura kalkar gibi gene teheccüde kalkın!.. Kalkalım inşaallah; çünkü bu gece kalkmak salihlerin adetidir. Bir de geceleyin göğün kapıları açıktır, duanın niyazın önünde mânî yoktur. Geceleyin Allah-u Teâlâ Hazretleri duaları kabul eder. Muradı olan kalksın, Mevlâsından istesin; seher vakti, sahur vakti, teheccüd vaktinde...


Pazartesi perşembe oruçlarını tutarsınız inşaallah, ramazandan sonra... Eyyâm-ı bıyz oruçlarını tutun!.. Bunlar sünnet oruçlardır, Efendimiz'in mülâzemet ettiği oruçlardır. Sitte-i şevvâl'i tutun; şevval ayında altı gün oruç... Aşr-i zilhicce'yi tutun; hacıların hacca gittiği o zilhiccenin ilk on günü... Hele arefe günü orucu çok sevabdır, bir senelik günahlara kefarettir; kaçırmayın!..



Aslında tarikat değimiz şey, eğitim demektir, ahlâk eğitimi demektir, tekke terbiyesi demektir. İnsanın kâmil bir insan olması demektir. Allah bu işleri yapmağa sizleri muvaffak eylesin...


Her biriniz bir Fâtiha, üç Kulhuvallah okuyun da, bunları Peygamber Efendimiz'e, pirlerimize ve mürşid-i kâmillerimize hediye edelim


.
 tsk

BentSahra:


ZİKRULLAH VELİLİĞİN DİPLOMASIDIR. ANCAK RAZI OLDUĞU KULUNA İHSAN EDER.

"( Resulüm ) sen onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de, batmasından önce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bir kısım saatleri ile gündüzün etrafında ( iki ucunda ) da tesbih et ki, sen ALLAH’tan razı olasın, ALLAH da senden razı olsun." ( Taha Suresi, 130 ).

Tesbih zikrullahın çoğulu olup, tesbihat da tesbihin çoğuludur. Dervişin virdinin esasıdır. "Virdi olmayanın varidi olmaz" denildi. Vird dervişin her gün yaptığı tesbihatıdır, ezkarıdır. Evradı da vardır. Salikin günlük vazifesidir, adetlidir. Maneviyatın tertibidir. Sıhhatli mürşide “huddem”i verilmiştir, yani ağırlığı alınmıştır. Eğer sıhhatli virdin yok ise bu türlü rahmet-i ilahiyi çeşitli desiselerle kabul edemiyorsan, bu asiliğinle ALLAH’tan rahmet yönünde bir şeyler isteye biliyor musun ? İstesen de yapmacık olur. Çünkü emr-i ilahiyi emredildiği gibi değil nefsinin hazzına göre uydurmuşsun. Yokluğu nefsinde müşahede ederek var olan Rabbına hangi ismi, hangi sıfatı ile tazarru ve niyaz edeceksin ? Ferahlıkta kazanmadın ki darlıkta bulacaksın. Virdin yok. Halik’ına ihtiyaç duymamışsın. Fizik dışı gördüğün metafiziği, tecelliyatı elbet kabul edemezsin. Yüzün kızarmıyor mu ? İhtiyaçlarını arz etmek için başka isteyeceğimiz merci var mı ? diyorsun. Doğru, elbet yok. Verilen manevi vazife başkalarını hakir görmek, kişiyi ALLAH’tan kaçırmak, rahmetten ümidini kesmek değil, haşa. Ehl-i hakıykatı rahmet dışı gösterdiğin için sen kardeşimi uyarabilirsem vazifemi yapmanın hazzını duyarım, inşallah. Nahl Suresi 43. ayette beyan edildiği gibi Enbiya Suresi 7. ayet-i celilede de :

Biz senden önce de kendilerine vahiy verdiğimiz erkeklerden başkasını Peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehlinden sorunuz. ( Enbiya Suresi, 7 ).

Hazret-i ALLAH’ın “sorunuz” dediği erbab-ı zikirden eylesin. Amin ve selamün ale'l-mürselin ve’l-hamdü lillahi Rabbi'l-alemin .

Onlar bıkıp usanmaksızın gece gündüz ALLAH’ı tesbih ederler. ( Enbiya Suresi, 20 ).

De ki : ALLAH’a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak ? Öyle iken onlar ALLAH’ın zikrinden yüz çevirirler. ( Enbiya Suresi, 42 ). Cenab-ı Hakk’ın bu kadar açık bildirisi karşısında ruhi bunalım ve sıklet duymadan zikir ayetlerini hala tahrife cüret edebiliyorsan, bu yönlü korkusuzca davranışlarını ödülsüz ( ! ) bırakmak haksızlık olur. ALLAH’ın kullarını çeşitli desiselerle ALLAH’ın zikrinden uzaklaştırmak için bütün var gücü ile rahmet-i ilahiyi tahrif eden kişiye ALLAH’ın verdiği sıfat ve isimle ödül madalyonunu okuyayım : “ZALİM”. Ey benim tefekkürsüz kardeşim, lütfen bu sıfattan kurtul. Kurtulmak için ALLAH’ın tertip ve tanzimine riayet etmeye mecbursun.


Tasavvuf inanışına göre her tarikat pirinin usul ve yöntemini belirlediği zikir metodu vardır değişik zikir örnekleri bulacaksınız burada,

•   HU YA TABİBEL KULUB
•   MEDET YA ERHAMERRAHİMİN
•   MEDET YA EKREMEL EKREMİN
•   MEDET YA İLAHEL ALEMİN
•   DESTUR YA ADEM SAFİYYULLAH
•   DETUR YA NUH ŞEKÜRULLAH
•   DESTUR YA İBRAHİM HALİLULLAH
•   DESTUR YA MUSA KELİMULLAH
•   DESTUR YA İSA RUHULLAH
•   DESTUR YA MUHAMMED MUSTAFA HABİBULLAH
•   DESTUR CÜMLE PEYGAMBERANI İZAM VE RESULİ KİRAM HAZERATI
DESTUR ÇARI YARI BASAFA EBU BEKİR-İ SIDDIK, ÖMERÜL-FARUK, OSMANI ZİNNUREYN, ALİYYEL-MURTAZA RADIYALLAHU ANHUM EFENDİLERİMİZ,
DESTUR YA EHLİ BEYTİ RESULULLAH DESTUR YA EVLADI RESULULLAH DESTUR YA ASHABI RESULULLAH DESTUR YA EVLİYAALLAH
DESTUR PİRİM SULTANIM GAVSUL-AZAM …………(buraya pirin ismi söylenir ve zikredilir.)
3- İhlas-ı Şerif //
3- Felak Suresi //
3- Nas Suresi //
3- Fatiha-yı Şerif //
51 - adet Bir adedi binbir sebebe Bismillahirrahmanirrahim.

100 - adet Ya Rabbi verdiğin nimetlere çok şükür, el-hamdü lillah.

100 - adet Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil ( sonunda, ni’me’l-Mevla ve ni’me’n- Nasir ğufraneke Rabbena ve ileyke’l-masir, der, ALLAH’a teslimi- yetini arz eder. )

100 - adet Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali

seyyidina Muhammed ve sahbihi ve sellim

100 - adet Estağfirullah el-azim min külli zenbin ve etubü ileyh ( bildiği bilemediği günahlarına Rabbından özür diler.)

500 - adet La ilahe illallah (der, Kur’an’da mevcud ayetle : “Fa’lem ennehu la ilahe illallah” deye başlar. )

500 - adet ALLAH ( “ya” nidası ile başlar, ilkinde, durulduğunda, her yüzüncüde ve en sonuncuda "( c.c )" der ).

İDervişin mizacına, samimiyetine, tahammülüne göre, huddemi alınmış, mürşidin selahiyyetine verilmiş esmalardan ilave edilebilir.

 Esmanın azlığı, çokluğu kemalat ölçüsü olmayıp tavsiyem samimiyettir. Samimiyetse ALLAH’a hakikaten inanmak, ALLAH elçisini hakıykaten abdi ve Resulü olarak kabullenebilmektir. Mürşid, ALLAH’ın, kullarını “rahmetinden mahrum olmasınlar” deye rahmetine vesile kıldığı, ALLAH’ın gücü ile kabil-i kıyası olmayan aciz, ALLAH’ın rahmetine muhtaç kuldur.

Amma rahmete vesile tertib-i ilahi olduğunu bilmek. Tasavvufi deyimle şöyle ifade edilir : Fena fi’ş-şeyh, şeyhde ifna olmak. Fena fi’r-Resul, Hazret-i Resulullah’da ifna olmak. Fena fillah, ALLAH’ta ifna olmak. İfna “yok olmak, yokluğunu idrak etmek, adem sıfatının kudret-i kuvvet-i ilahinin tecelliyatında yokluğunu bilmek." ALLAH’a mahsus sıfatları nefsine mal etmemek..





.

BentSahra:


Öyle ise siz beni zikredin ki, ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin.
( Bakara Suresi, 152 )

.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git