Edebiyat Defteri > Denemeler

KADIN KİMLİK AMEL DEFTERİ

(1/1)

berruhürrem:
                             KADININ AMEL DEFTERİNİN İÇERİĞİ
                                          (KADIN VE KİMLİK)
                                                             
                                       “Kimlik kadının amel defteridir ferdinise pusulasıdır” 
 Kadın kimliğinden söz etmeden önce kadın ve kimlik kavramlarının tanımlarını yapalım.
Kadın: Yaratılış itibarıyla erkekten farklı hak ve sorumluluklar yüklenmiş olan birey
Kimlik:  Ben kimim?
              Kime benzemeliyim?
              Hayatımın anlamı ve en önemli yönü nedir?
              Hangi hedeflere yönelmeliyim?
                            gibi sorular karşısında ferdin geliştirdiği yaşam tarzıdır.
Kimlik bu anlamı ile ; bireyde belli ve tutarlı bir davranış tarzı geliştirir.
  Kimlik; belirsizlikler, güçlükler, farklı karar ve seçimlerle dolu yaşamda bireyin yolunu açar.
    Kadın ve kimlik tanımları bir araya geldiği zaman temel olarak kadının oluşturması gereken  “kadınlık paradigmasından” söz ediyoruz demektir.
 Kadın da bu paradigma oluşurken aile, medya,kültür,moda gibi birçok kaynak kendisini etkiler.
      Bu kaynaklardan gelen bilgilerin doğru ve sağlıklı olması çok önemlidir.
  Kadın inancımızın gereği olarak Kuran öğretisi sınırları içerisinde kendi kimliğini oluşturmakla yükümlüdür.
 Özellikle kadın “müslümanım” diyorsa Kuran ve Sünnet  referansı içinde modern kavramları iç dünyasında düzenleyerek kimliğini oluşturma becerisini kazanmalıdır.
  Bu anlamda kadının kimliği bir anlamda onun amel defterininde içeriğini belirler.
  Modern yaşam tarzı kadına aklından çok vucudu kullanmayı öğretmekte hatta şart koşmaktadır.
    Kuran ise sezgilerini ve aklını kullanarak vahyin ışığında iç ve dış dünyasını düzenlemeyi ve bu suretle her iki dünya mutluluğunu hazırlayacak davranışlar (salih amel) geliştirmeyi teklif eder.
    Müslümanların Kurandan uzaklaşması sisteme saltanat olarak yansımış . Ailede ise bu erkeğin kadına saltanatı şeklinde yer bulmuştur.
     İstişarenin yerine erkeğin hakim olduğu bir ilişki tarzı oluşması,karı-kocanın birbirlerini dost-arkadaş (insan insana ilişki)  değil de erkek ve  kadın olarak görmesi sonucunda efendi-kul tarzı ilişki gelişti.
    Bu gelişme kadını sahip olması gereken misyondan uzaklaştırdı.
 Müslüman kadın bir yandan gelenek ve göreneklerin hiçbir İslami dayanağı olmayan değerleri ile sınırlanıyor ve zorlanıyor.
Diğer taraftan modern burjuva ve diktatörlerin yapay değerleri ile tabiri caizse oyalanıyordu.
Batı dünyasında kadın çeşitli moda akımları ile şekillendirilmek isteniyordu.
    Bu noktadan itibaren kadına düşen görev kimliğinin tespitinde ne batı dünyasına nede gelenek ve göreneklere teslim olmadan Kuran öğretisi doğrultusunda bir çizgi oluşturmaktır.
  Çünkü toplumun kimliğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında ve yeni değerlerin fertlerin kimliklerine mal edilmesinde kadın kilit noktayı teşkil eder.
    Kadın toplumun inşasında özne durumunda iken kendini isteyerek  (mecbur olduğu durumlar dışında)  ucuz işgücü ve nesne durumuna düşürmekten özenle korumalıdır.
  Ancak bu sayede sistemin kuşaklar boyunca süren kadın kimliğini bozma çabasından kurtulması mümkün gözükmektedir.
      Ve amel defterini ancak bu şekilde Rabbinin istediği tarza doldurabilir.
  Kadın kimliğini belirlerken kendi yaşantısını etkileyecek köklü değişimleri şikayet etmeden hatta talip olarak yüklenmek durumundadır.
    İnsan kimliğinin keşfedilmesinde Kuran öğretisi insana kendi benliğini tanımasını, varlığını, var oluşunun hikmetlerini anlamasını ister.
  Kamil insan olmakla yada bu yolda çalışmakla kendisine verilen ömrü geçirmesini tavsiye eder.
                      “ Sunulan kimliğe mi yoksa tercih ettiğimiz kimliğe mi talibiz?”
Duyularımız salt maddeye göre biçimlendikçe daralmaya uğramakta ve güvenirliliği zayıflatmaktadır.
    Duyularımız hakiki algılama seviyesine erişmedikçe algılayabilme, algılayabilme kapasitesini kullanmadıkça kendisine gösterildiği kadarını algılamakla yetinir.
          Ve algıladığını mutlak hakikat gibi kabullenir.
                             Bu şekilde oldukça kirlenmeye açık hale de gelir.
    Böylece insan kendisini didik didik ederek var etmeye çalışırken
                        “niçin varım ve gerçekte ben kimim?”                                         
                                                          sorusunu ihmal ederek teferruatlarla uğraşır.
    Yaşadığımız dünyada kadın ve erkek birlikte kimlik kirlenmesine maruz kalmaktadır.
  Sistem kadın ve erkeğe standart kimlikler sunarak özgün düşünce üretimine imkân tanıyacak kişilik gelişiminin önünü tıkamaktadır.
   Kimlik konusundaki problemlerimizi maalesef kadın ve erkek diye sınıflandıramıyoruz.
              Toplum olarak İNSAN KİMLİĞİ sorunumuz var.
Herkesin birbirine benzediği bir ortamda bireyin kimliğini keşfetmesi de zorlaşmaktadır.
    Toplum olarak kimliklerimizi belirleme noktasında karşılaştığımız zorluklar maalesef kadının kimliğini belirlemesinde de karşımıza çıkmaktadır.
     Toplum içinde kimliğimizi belirlemeye çalışırken karşımıza;
                                 a)Toplumun değerlerine teslim olmuşlar
                                 b)Doğru bildikleri değerlere göre yaşayanlar
                                  c)İkisi arasında kalanlar
                                                       gibi 3 seçenek çıkmaktadır.
                             İşte biz bu noktadan itibaren
“sunulan kimliğimi yoksa tercih ettiğimi kimliğimi taşımaya talibiz?”
                                      sorusunu   sormalıyız.
Bu soruya vereceğimiz cevap bizim 3 seçenekten birini seçmemiz anlamına gelmektedir.
                        Burada doğru olan seçenek “b” dir.
 Kadın yetiştirilme sürecinde yetenekleri doğrultusunda özenle yetiştirilmemişse “doğru bildiği değerlere göre” yaşamakta zorlanacaktır.
          Bu noktada bir engellenmişlik ya da yetersizlik duygusu yaşayacaktır. Hatta birey kendini tekrar gözden geçirip kendine uygun bir paradigma geliştirmezse rahatsızlığı başkalarını da rahatsız edecek duruma gelecektir.
    Bu yüzden birey ya tercih edecek ve terciği doğrultusunda kendisini geliştirecek ya da sunulana razı olacaktır.
       Kadının kimlik ve kişiliğini değerli kılan ölçüleri nerden aldığı çok önemlidir.
   Eğer kadın kendini değerli ya da değersiz kılan ölçütleri topluma teslim etmişse işi gittikçe zorlaşacaktır.
     Çünkü günümüz değerleri maalesef kimliksiz ve kişiliksiz insanları öngörmektedir.
                       Hiçbir kadın bu tuzağa düşmemelidir.
           Kadının toplum içinde kendini nasıl gördüğü çok önemlidir.
 Başkalarının onu nasıl gördüğünden ya da nasıl görmek istediğinden çok önemlidir.
 Tüm bu önemliler bir araya geldiğinde kadının kendisi ve çevresi ile barışık olması devreye girer.
Kadınımız kendisiyle ve yaşadığı dünya ile barışmalı ve kendisi için bir şey yapmaya başlamalıdır.
Yapacağımız ve yaşacağımız o kadar çok şey varken şikayet etmek ya da nerden başlayacağımız noktasında kararsızlık yapma zamanı değildir.
        Çünkü amel defterlerimiz her an açık ve hayırların yazılmasını bekliyor.
    Eski kadın ve insanlarımıza göre yapacağımız işlere hatta kişilere ulaşma noktasında daha şanslıyız.
 Günümüz şartlarında kadının kendini geliştirmesi için gerekli olan bilgiye ve malzemeye ulaşması daha kolaydır.
      Kadının kendinden önceki kadınlara oranla mazeretleri azalmıştır.
Kadın şu anki yerini tespit ettikten sonra istediği yeri de belirleyecek ve sonra karşılaşabileceği tüm zorluklara rağmen hep alternatifler üretmeye çalışacaktır.
                                                          “Hayat bir bakıma tercihlerden ibarettir”
    Toplumda moda olan değerlerle orantılı olarak ev içine itilen yada tamamen dışarı çıkarılan kadın her iki halde de mutluluğu yakalayamamaktadır.
 
                Bunu kadının
                           “kolay mutlu olamayan bir varlık olmaması ile açıklamak”
                                                                                             kadına haksızlık olur.
Ev içi ya da ev dışı kavgasından vazgeçmeli gerektiği yerde ve gerektiği şekilde kadın hayatına sahip çıkmalıdır.
  Bu noktadan hareketle kadın Kuran süzgecinden geçirdiği modern yaklaşımları kendi ruh dünyasına katarak benliğine sindirmelidir..
   İşte kadın olarak tercihlerimizi ve kendimizi çok iyi değerlendirmeliyiz.
   İnsan olarak ta Kuranda bahsedilen “doğru yolu” yakalama derdine düşmeliyiz.
 Yakaladığımız doğru yolla amel defterimizin içeriğini(kimliğini) belirleyeceğiz.
   Kadının toplumun diğer kesimleriyle barışık yaşamasının yolu kendi kimliğine sahip çıkmasıyla orantılıdır
                                                                                                                        MÜNEVVER BİTİGEN

gedai:
 yxyx ktlm ysglk elsglk

berruhürrem:
 BEN TEŞEKKÜR EDERİM

mrkydr:


münevver hanım ne kadarda karışık bir durum..şahsım adına dengeyi kuramadığımı söylemek zorundayım

 elsglk ysglk yyy kirmizigul

berruhürrem:
yok yok biz kuranlardan olacağız inşallah

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git