Gönderen Konu: ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ.....!!!!!!!!  (Okunma sayısı 188 defa)

Çevrimdışı ases

  • Administrator
  • Bağımlı Üye
  • *
  • İleti: 769
  • Rep +4/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • latif ertas.blogcu.com
ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ.....!!!!!!!!
« : 19 Ağustos 2010, 10:39 »
ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ”

Bir Batılı şöyle diyor:

“İnsan, Allah için yaptığı fedakârlık nisbetinde kulluk zevkini tadıyor.
 İnsana, Allah için kayda değer bir fedakârlık yapma hissini,
 oruç kadar veren bir başka ibâdet düşünemiyorum.
 Rabbinize olan müthiş sadâkatle, “ye!”deyince yiyor,
“yeme!” deyince çekiliyorsunuz. Bilhassa iftar sofrasında,
 her şey hazırlanırken, onun
“ye!”emrini beklemenin heyecanlı zevkini tadıyorsunuz.
Bu, bizim çok yabancı olduğumuz bir ulvî histir.
 Ancak bu güzel kulluk heyecanıyla yürekler,
 hakiki Allah inancını bütün haşmetiyle hissedebilir.
 Bizim ibâdetlerimizde hâkim olan; sathîlik, katılık,
heyecansızlık ve kuruluktur.

 Oruçla gelen kulluk zevkini ben de yaşamak istiyorum.”(İlâhiyatçı Maienne Meier)
Dr. Helga Bühler de şunları söylüyor:
“Açlık grevi ile oruç arasındaki fark, insanın niyetidir.
 Oruç, pozitif ve istekli bir harekettir. Açlık grevi ise,
gadaptan/öfkeden kaynaklanır.
 Bilindiği gibi öfke ve sinirlilik halleri mide asidi üretmekte,
 mide asidi ise acıkmaya sebep olmaktadır.
 Dolayısiyle oruçlu kişi açlık hissetmezken,
 diğeri büyük bir açlıkla karşı karşıyadır.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de,
 asırlar öncesinden bu hakikati şu mübârek sözleriyle öz olarak ifâde buyurmuşlardır:
 “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız.”[24]
***
BU AYLA ALAKALI İBADETLER...!

Ramazan ayı, 11 ayın sultanıdır. Ümmet-i Muhammed’in ayıdır.
 Gündüzleri oruçlu, geceleri terâvih namazlarıyla ihyâ edilir.
Ramazân-ı şerif Kur’ân ayıdır. Bu itibarla, Kur’ân okumasını bilen herkes,
 bu ayda bir hatim yapmalıdır. Ramazan ayının evveli rahmet,
 ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâddır/kurtuluştur.
Ramazân-ı şerifte yapılması tavsiye edilen ibâdetler:
- Birinci on gün içinde, mümkünse, Tesbih Namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır.
- İkinci on gün içinde, mümkünse, yine Tesbih Namazı kılınır ve Hatm-i Enbiyâ yapılır.
- Üçüncü on gün içinde ise tevbe-istiğfar,
 Hatm-i Enbiyâ ve 7 salât ü selâmdan sonra mümkünse Hatm-i İstiğfar yapılıp,
 yani 1001 defa, “Estağfirullâhe’l-azıym ve etûbü ileyk” denilip,
 bittikten sonra da 7 ilâ 70 salât-ü selâm okunur ve duâ edilir.

İftara yakın okunacak dua:

“Allâhümme yâ vâsia’l-mağfiratiğfirlî.” Manası:
 “Ey mağfireti/bağışlaması bol olan Allâh’ım.
 Beni mağfiret buyur (günahlarımı bağışla).”
İftardan sonra da,
“Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve
 aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve
 savme gadin neveytü” duâsı okunur. Manası:
“Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım,
 sana tevekkül ettim/güvendim-dayandım, senin
 verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim.”

Halis ece.....!!!!!

 bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak bayrak

 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6 kirmizigulvx6

TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİNDEN SELAMLAR

[ KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ]


Çevrimiçi merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 10.940
  • Rep +34/-3
Ynt: ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ.....!!!!!!!!
« Yanıtla #1 : 19 Ağustos 2010, 13:01 »
İftara yakın okunacak dua:
“Allâhümme yâ vâsia’l-mağfiratiğfirlî."
Manası:“Ey mağfireti/bağışlaması bol olan Allâh’ım.Beni mağfiret buyur (günahlarımı bağışla).”

İftardan sonra da,
“Allâhümme leke sumtü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü ve savme gadin neveytü” duâsı okunur.
Manası: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım,sana tevekkül ettim/güvendim-dayandım, senin
verdiğin rızıkla orucumu açtım. Yarının orucuna da niyet ettim.”

 gut aro

/

Çevrimiçi merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 10.940
  • Rep +34/-3
Ynt: ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ.....!!!!!!!!
« Yanıtla #2 : 22 Ağustos 2010, 08:24 »


Tercüme: Ayhan HALAÇ

Hiç bilmediğimiz bir şey hakkında konuşmamalı ve yazmamalıyız. Ben de oruç konusunda bir yazı yazabilmekiçin, yak­laşık 1 ay boyunca oruç tuttum.

Yazımın başında hemenbelirtmeliyim ki oruç, İslâm Ülke­lerinin dışında da hızla yayılıyor.Bu konuda birçok kişi araş­tırma yaparken, hastalıkların önlenmesi içinorucu tavsiye eden mütehassıs doktorların sayısı her geçen gün artıyor.

Şuanda Batı Almanya'daki  klinikte, oruç ile tedavi yapılıyor. Ve oruç,hemen hemen her hastalığı tedavi ettiği gi­bi, fazla kiloların dasağlıklı bir şekilde atılmasını sağlıyor. Oruç Mütehassısı olarakbilinen Dr. Hellmut Lützner'e göre oruç, vücudun senelerce depo ettiğizehirleri ve pislikleri dı­şarıya atmanın en tabiî yoludur.

Ben,bu yazıyı kaleme almadan önce birincisinde 10 gün, ikincisinde ise 25gün boyunca oruç tuttum ve yaptığım araş­tırmalarda şu sonuçları eldeettim:

1- Oruç tutan kişi açlık hissetmiyor.

2- Oruç, vücudun ve düşüncenin hassasiyetini artırıyor.

3- Oruç, insanın formunda kalmasına, herhangi bir mâni teşkil etmiyor.

Oruçtutarken, sadece fazla kiloları atmak düşüncesinden hareket etmeyerek,orucun manevî te'sirlerini araştırmak iste­dim. Zira yeme ve içmenin,insanın bedeni ile birlikte ruhu­na da te'sir ettiğini biliyor vebunlardan sakınmakla, zihin ve ruhun berraklaşacağına inanıyordum.

Oruç,insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve bütün canlı­larda, ortak birözellik olarak göze çarpar. Haftalarca veya ay­larca oruç tutmak,tabiattaki birçok canlının hayatında her sene görülmektedir. Ve oruçtutma istidadı olmaksızın canlıların sağ kalması mümkün değildir.

Bugünbirçok gelişmiş ülke, bolluk içinde yaşıyor. Fakat bu bolluğa alışmışolmaları yüzünden de artık hiçbir zorluğa cesa­ret edemiyorlar. Buülkelerde aşırı beslenmeden doğan hasta­lıklar, bir çığ gibi artarakyayılıyor.

Her milletin, kendine has bir yemek listesi bulunur.Ve aile­ce hep beraber yemek yeme, aile fertlerinin birbirine olanbağlılık duygularını geliştirir. Hattâ iş icabı olarak birbirini dahaiyi tanımak isteyenlerin yaptıkları ilk iş, bir restorantdabuluş­maktır. İşte bu "belirli vakitlerde aynı yemekleri paylaşmahâdisesinin" güçlendirdiği sevgi ve saygı duygularını, acaba oruçtandaha iyi hangi şey sağlayabilir?

"Dinî bayramların mânevihavasını tatmak için, oruç tutarak hazırlanmak şarttır" diyen Münihli Psikolog Jürgen Von Schedît, sözlerine şöyle devam ediyor:

"Oruç,gelenek olmaktan çıkınca, içindeki gizli kıymet­ler de yok oluyor.Diğer bir ifade ile insan maddiyata fazla dalınca, maneviyatın kokusunubile alamıyor."

Herkesin bilmesi gereken bir başka oruç da,hastalanan bü­tün canlıların insiyaki olarak tuttukları oruçtur.Sıhhatini kay­beden canlılar, yeme ve içmeyi terkederler. Bununaçıklaması şudur: Tehlikeye mâruz kalan vücut, hazım ile uğraşmayıistemez. Çünkü bu hâdise ile, canlının aldığı gıda enerjisinin üçtebiri harcanır. Bu sebeple vücut gerekli enerjiyi almayı ter­cih eder vebütün gücünü, hastalığa karşı savunmaya yöneltir.

Orucununutulan kıymetlerini Batı Dünyasına tekrar anlatmakta büyük payı olanDr. Otto Buchinger (1882-1970) "Şifalı Oruç" adındaki kitabında, bizzatkendisinin bü­yük bir hastalık neticesinde oruca başladığınıyazmaktadır. Tehlikeli bir mafsal romatizmasına yakalanan Buchinger,has­talığın arttığını, kaslarının eriyerek karaciğerinin büyüdüğünü vesafra kesesinin tekrar tekrar iltihaplandığını görünce oruç tutmayabaşlamıştır. Buchinger, Alman oruç uzmanlarının en tecrübelisi sayılanGustav Riedl'in kontrolünde oruç tutmuş ve tamamiyle iyileşereksıhhatine kavuşmuştur.

Dr. Buchinger, onbinlerce hasta üzerindeyapmış olduğu araştırmalarını şu cümleyle özetler: "Tansiyon düşüklüğügibi istisnalar hariç, hiçbir hastalık yoktur ki, orucun faydasıol­masın veya tamamiyle iyileştirmesin! Oruç, bıçağa gerek duyulmayanbir ameliyattır."

Ben, tutmuş olduğum oruç neticesinde, zihin ve ruhumda şu tespitleri yapabildim:

*  Oruç sırasında, daha iyi bir konsantrasyon (düşünceleri bir noktada toplama kabiliyeti) sağladım.

*  Vücudumla birlikte düşünce ve his dünyamda, büyük bir hassasiyet elde ettim.

* Günlük streslerimin (gerginliklerimin) azaldığına şahit ol­dum.

*  Yürüme ve bisiklete binme gibi bazı sporlarda, vücut dayanıklığının arttığını farkettim.

Oruçmütehassısı Dr. Lützner de, eski 10 bin metre koşu­cularından 54yaşındaki bir sporcunun en iyi derecelerini, 49. oruç gününde eldeettiğni belirtmiştir.

Oruç mütehassıslarından biri olan, bayan Dr. Helga Bühler, "açlık grevi" ile "oruç" arasındaki farkı şöyle belirtmek­tedir:

"İkisininarasındaki tek fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve istekli birharekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gazaptan kaynaklanır. Bilindiğigibi öfke ve sinirlilik hâlleri mide asidi üretmekte, mide asidi iseacıkmaya sebep olmak­tadır. Dolayısıyla oruçlu kişi açlık hissetmezken,diğeri bü­yük bir açlıkla karşı karşıyadır."

Oruçlu bir insan,yemek yeme telâşesinden kurtulduğu gibi, ikide bir de yemek hazırlamakveya bulaşık yıkamak derdinden de kurtuluyor. Bu arada insan, bambaşkaşeylerden kurtulduğu­nu da anlıyor. Psikolog Jurgen Von Scheidt, bukonuda şun­ları söylüyor:

"Özellikle kendini eşyaya bağımlıhissedenler için ba­ğımsızlık kazanmak, son derece kıymetlidir. Orucunverdi­ği bağımsızlık duyguları ile, böyle bir hazineye sahip olmakmümkündür. Oruç ile, esas problemleri bağımlılık olan bü­tüninsanların, uyuşturucu madde müptelâlarının ve alko­liklerinpsikoterapi yoluyla tedavi edilmeleri mümkün olu­yor."

Dr. Hellmut Lützner, "Oruç Sayesinde Yeni Doğmuş Gi­bi" adlı kitabında, şu gerçekleri dile getiriyor:

"Oruçlununhissettiği acıkma safhaları, aslında tedavi seanslarıdır. Bu safhalar,hastalıklı ve zararlı maddelerin dokulardan koparıldığı ve vücuttadolaştığı saatlerdir. Oruç sırasında bazı vücutlarda meydana gelen ağızve ter kokuları, bu zararlı maddelerin vücuttan atılması sebebiy­ledir."

Dr.Hellmut Lützner, şöyle devam ediyor: Oruç tutmanın verdiği zevki,sağlamış olduğu şu faydaları öğrendikten sonra, daha iyi tadabilirsiniz.

* Güçlü bir maneviyat.

*  Kendi ruh dünyanıza ve vücudunuza karşı, gitgide artan bir alâka.

* Tasavvur ve hatırlama gücünde elde edilen artış.

*  Kendinize olan güveninizin sağlanması ve kararların bü­yük bir soğukkanlılıkla alınabilmesi.

*  Tad alma duygusunun güçlenmesi ve oruçtan sonra, çok daha sağlıklı bir beslenmenin elde edilmesi.

Bütünbu sayılan faydaların oruçla elde edilmesi, gerçekten hayret vericidir.Orucun ilk günlerinde ortaya çıkan güçlükler ise, basit bir yollagiderilir. Oruca başlanılan günlerde bol meyve yemek, midede kalan etparçalarının çürümesine mani olmakta, böylece mide bulantısı veya başağrısı gibi rahatsızlıklar da giderilmektedir.

Yazımızı Dr. Buchinger'in bir sözü ile noktalıyoruz. "Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır."
 
 
/

Çevrimdışı HxR

  • Yönetici
  • Çırak
  • *
  • İleti: 2.278
  • Rep +100/-99
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: ORUÇ TUTUNUZ, SIHHAT BULUNUZ.....!!!!!!!!
« Yanıtla #3 : 01 Ağustos 2011, 19:46 »


Tercüme: Ayhan HALAÇ

Hiç bilmediğimiz bir şey hakkında konuşmamalı ve yazmamalıyız. Ben de oruç konusunda bir yazı yazabilmekiçin, yak­laşık 1 ay boyunca oruç tuttum.

Yazımın başında hemenbelirtmeliyim ki oruç, İslâm Ülke­lerinin dışında da hızla yayılıyor.Bu konuda birçok kişi araş­tırma yaparken, hastalıkların önlenmesi içinorucu tavsiye eden mütehassıs doktorların sayısı her geçen gün artıyor.

Şuanda Batı Almanya'daki  klinikte, oruç ile tedavi yapılıyor. Ve oruç,hemen hemen her hastalığı tedavi ettiği gi­bi, fazla kiloların dasağlıklı bir şekilde atılmasını sağlıyor. Oruç Mütehassısı olarakbilinen Dr. Hellmut Lützner'e göre oruç, vücudun senelerce depo ettiğizehirleri ve pislikleri dı­şarıya atmanın en tabiî yoludur.

Ben,bu yazıyı kaleme almadan önce birincisinde 10 gün, ikincisinde ise 25gün boyunca oruç tuttum ve yaptığım araş­tırmalarda şu sonuçları eldeettim:

1- Oruç tutan kişi açlık hissetmiyor.

2- Oruç, vücudun ve düşüncenin hassasiyetini artırıyor.

3- Oruç, insanın formunda kalmasına, herhangi bir mâni teşkil etmiyor.

Oruçtutarken, sadece fazla kiloları atmak düşüncesinden hareket etmeyerek,orucun manevî te'sirlerini araştırmak iste­dim. Zira yeme ve içmenin,insanın bedeni ile birlikte ruhu­na da te'sir ettiğini biliyor vebunlardan sakınmakla, zihin ve ruhun berraklaşacağına inanıyordum.

Oruç,insanlık tarihi kadar eskilere dayanır ve bütün canlı­larda, ortak birözellik olarak göze çarpar. Haftalarca veya ay­larca oruç tutmak,tabiattaki birçok canlının hayatında her sene görülmektedir. Ve oruçtutma istidadı olmaksızın canlıların sağ kalması mümkün değildir.

Bugünbirçok gelişmiş ülke, bolluk içinde yaşıyor. Fakat bu bolluğa alışmışolmaları yüzünden de artık hiçbir zorluğa cesa­ret edemiyorlar. Buülkelerde aşırı beslenmeden doğan hasta­lıklar, bir çığ gibi artarakyayılıyor.

Her milletin, kendine has bir yemek listesi bulunur.Ve aile­ce hep beraber yemek yeme, aile fertlerinin birbirine olanbağlılık duygularını geliştirir. Hattâ iş icabı olarak birbirini dahaiyi tanımak isteyenlerin yaptıkları ilk iş, bir restorantdabuluş­maktır. İşte bu "belirli vakitlerde aynı yemekleri paylaşmahâdisesinin" güçlendirdiği sevgi ve saygı duygularını, acaba oruçtandaha iyi hangi şey sağlayabilir?

"Dinî bayramların mânevihavasını tatmak için, oruç tutarak hazırlanmak şarttır" diyen Münihli Psikolog Jürgen Von Schedît, sözlerine şöyle devam ediyor:

"Oruç,gelenek olmaktan çıkınca, içindeki gizli kıymet­ler de yok oluyor.Diğer bir ifade ile insan maddiyata fazla dalınca, maneviyatın kokusunubile alamıyor."

Herkesin bilmesi gereken bir başka oruç da,hastalanan bü­tün canlıların insiyaki olarak tuttukları oruçtur.Sıhhatini kay­beden canlılar, yeme ve içmeyi terkederler. Bununaçıklaması şudur: Tehlikeye mâruz kalan vücut, hazım ile uğraşmayıistemez. Çünkü bu hâdise ile, canlının aldığı gıda enerjisinin üçtebiri harcanır. Bu sebeple vücut gerekli enerjiyi almayı ter­cih eder vebütün gücünü, hastalığa karşı savunmaya yöneltir.

Orucununutulan kıymetlerini Batı Dünyasına tekrar anlatmakta büyük payı olanDr. Otto Buchinger (1882-1970) "Şifalı Oruç" adındaki kitabında, bizzatkendisinin bü­yük bir hastalık neticesinde oruca başladığınıyazmaktadır. Tehlikeli bir mafsal romatizmasına yakalanan Buchinger,has­talığın arttığını, kaslarının eriyerek karaciğerinin büyüdüğünü vesafra kesesinin tekrar tekrar iltihaplandığını görünce oruç tutmayabaşlamıştır. Buchinger, Alman oruç uzmanlarının en tecrübelisi sayılanGustav Riedl'in kontrolünde oruç tutmuş ve tamamiyle iyileşereksıhhatine kavuşmuştur.

Dr. Buchinger, onbinlerce hasta üzerindeyapmış olduğu araştırmalarını şu cümleyle özetler: "Tansiyon düşüklüğügibi istisnalar hariç, hiçbir hastalık yoktur ki, orucun faydasıol­masın veya tamamiyle iyileştirmesin! Oruç, bıçağa gerek duyulmayanbir ameliyattır."

Ben, tutmuş olduğum oruç neticesinde, zihin ve ruhumda şu tespitleri yapabildim:

*  Oruç sırasında, daha iyi bir konsantrasyon (düşünceleri bir noktada toplama kabiliyeti) sağladım.

*  Vücudumla birlikte düşünce ve his dünyamda, büyük bir hassasiyet elde ettim.

* Günlük streslerimin (gerginliklerimin) azaldığına şahit ol­dum.

*  Yürüme ve bisiklete binme gibi bazı sporlarda, vücut dayanıklığının arttığını farkettim.

Oruçmütehassısı Dr. Lützner de, eski 10 bin metre koşu­cularından 54yaşındaki bir sporcunun en iyi derecelerini, 49. oruç gününde eldeettiğni belirtmiştir.

Oruç mütehassıslarından biri olan, bayan Dr. Helga Bühler, "açlık grevi" ile "oruç" arasındaki farkı şöyle belirtmek­tedir:

"İkisininarasındaki tek fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve istekli birharekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gazaptan kaynaklanır. Bilindiğigibi öfke ve sinirlilik hâlleri mide asidi üretmekte, mide asidi iseacıkmaya sebep olmak­tadır. Dolayısıyla oruçlu kişi açlık hissetmezken,diğeri bü­yük bir açlıkla karşı karşıyadır."

Oruçlu bir insan,yemek yeme telâşesinden kurtulduğu gibi, ikide bir de yemek hazırlamakveya bulaşık yıkamak derdinden de kurtuluyor. Bu arada insan, bambaşkaşeylerden kurtulduğu­nu da anlıyor. Psikolog Jurgen Von Scheidt, bukonuda şun­ları söylüyor:

"Özellikle kendini eşyaya bağımlıhissedenler için ba­ğımsızlık kazanmak, son derece kıymetlidir. Orucunverdi­ği bağımsızlık duyguları ile, böyle bir hazineye sahip olmakmümkündür. Oruç ile, esas problemleri bağımlılık olan bü­tüninsanların, uyuşturucu madde müptelâlarının ve alko­liklerinpsikoterapi yoluyla tedavi edilmeleri mümkün olu­yor."

Dr. Hellmut Lützner, "Oruç Sayesinde Yeni Doğmuş Gi­bi" adlı kitabında, şu gerçekleri dile getiriyor:

"Oruçlununhissettiği acıkma safhaları, aslında tedavi seanslarıdır. Bu safhalar,hastalıklı ve zararlı maddelerin dokulardan koparıldığı ve vücuttadolaştığı saatlerdir. Oruç sırasında bazı vücutlarda meydana gelen ağızve ter kokuları, bu zararlı maddelerin vücuttan atılması sebebiy­ledir."

Dr.Hellmut Lützner, şöyle devam ediyor: Oruç tutmanın verdiği zevki,sağlamış olduğu şu faydaları öğrendikten sonra, daha iyi tadabilirsiniz.

* Güçlü bir maneviyat.

*  Kendi ruh dünyanıza ve vücudunuza karşı, gitgide artan bir alâka.

* Tasavvur ve hatırlama gücünde elde edilen artış.

*  Kendinize olan güveninizin sağlanması ve kararların bü­yük bir soğukkanlılıkla alınabilmesi.

*  Tad alma duygusunun güçlenmesi ve oruçtan sonra, çok daha sağlıklı bir beslenmenin elde edilmesi.

Bütünbu sayılan faydaların oruçla elde edilmesi, gerçekten hayret vericidir.Orucun ilk günlerinde ortaya çıkan güçlükler ise, basit bir yollagiderilir. Oruca başlanılan günlerde bol meyve yemek, midede kalan etparçalarının çürümesine mani olmakta, böylece mide bulantısı veya başağrısı gibi rahatsızlıklar da giderilmektedir.

Yazımızı Dr. Buchinger'in bir sözü ile noktalıyoruz. "Oruç, bıçağa gerek duyulmayan bir ameliyattır."
 
 



GoogleTagged - Etiketler

 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal