Gönderen Konu: Ayetlerin Meali  (Okunma sayısı 11414 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #15 : 03 Haziran 2009, 20:52:30 »
[size=18]Bismillâhirrahmânirrahîm

--------------------------------------------------------------------------------
6--E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).

Yeryüzünü bir  döşek yapmadık mı?

1. e : mı
2. lem nec'al(i) : yapmadık
3. el arda :  yeri
4. mihâden : bir döşek
--------------------------------------------------------------------------------

7--Vel cibâle evtâdâ(evtâden).

Ve dağları (yeri sabit tutan) kazıklar (yapmadık mı?)


1. ve el cibâle : ve dağlarıda
2. evtâden : birer kazık

TEFSİRİ:Dağlar devamlı dönüş halinde olan dünyanın merkezden her yöne doğru uzanan denge unsurlarıdır. Dengenin bozulması halinde zelzeleler dengeyi tekrar oluşturmak için bir vasıtadır.
--------------------------------------------------------------------------------

8--Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).

Ve Biz, sizi çift olarak yarattık.


1. ve halaknâ-kum : sizi  yarattık
2. ezvacen : çift çift

TEFSİR:
İnsanlar, bir erkek (Âdem A.S) ve onun kaburga kemiğinden bir kadından (Havva Anamız) türemişlerdir.
 
  --------------------------------------------------------------------------------

9-Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).

Ve uykunuzu dinlenme zamanı kıldık.


1. ve cealnâ :  yaptık
2. nevme-kum :  uykunuzu
3. subâten : bir dinlenme


TEFSİR:
Uykuda fizik vücut dinlenir.

  --------------------------------------------------------------------------------[/size]


[size=18]onuncu ayeti yanlış yazmışsın sayın latif abi[/size] :shock:  :shock:  :shock:  :evil:

[size=14]10--Ve cealnel leyle libâsâ(libâsen).

Ve geceyi libas (örtü) kıldık.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve cealnâ : ve kıldık, yaptık
2. el leyle : gece
3. libâsen : örtü



TEFSİR:

Geceyi bir örtü kılmıştır Allahû Tealâ. Gözlerimizin dinlenmesi için ve vücudumuzun dinlenmesi için.
[/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #16 : 03 Haziran 2009, 20:58:13 »
Tarih: Sat Apr 18, 2009 8:28 pm    Mesaj konusu:     

--------------------------------------------------------------------------------
 
11-Ve cealnen nehâre meâşâ(meaşen).

Ve gündüzü maişet (geçim) zamanı kıldık.




1. ve cealnâ : ve kıldık, yaptık
2. en nehâre : gündüz
3. meâşen : maişet, geçimi sağlama zamanı

TEFSİR:

Gündüz, insanların çalışarak maişetlerini temin edecek parayı kazanabilmeleri için oluşturulmuştur.
--------------------------------------------------------------------------------

12--Ve beneynâ fevkakum seb'an şidâdâ(şidâden).

Ve sizin üstünüzde sağlam (kuvvetli) yedi kat bina ettik.



1. ve beneynâ : ve bina ettik, inşa ettik, yaptık, kurduk
2. fevka-kum : sizin üstünüzde
3. seb'an : yedi (7)
4. şidâden : kuvvetli, sağlam

TEFSİR:
Dünyanın çevresindeki atmosfer 7 tabakadan yani 7 kattan oluşur. İsimleri: Troposfer, stratosfer, ozonosfer, mezosfer, termosfer, iyonosfer, ekzosfer
--------------------------------------------------------------------------------

13--Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).

Ve (orada) pırıl pırıl ışık saçan bir kandil yaptık.



1. ve cealnâ : ve biz kıldık, yaptık
2. sirâcen : kandil
3. vehhâcen : kıvılcım ve alev saçan, çok parlayan, pırıl pırıl ışık saçan

TEFSİR:
Pırıl pırıl ışık saçan kandil, güneşi temsil ediyor.

--------------------------------------------------------------------------------

14--Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).

Ve yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su indirdik.


1. ve enzelnâ : ve indirdik
2. min el mu'sırâti : (üstüste yığılıp sıkışan) yağmur bulutlarından
3. mâen : su
4. seccâcen : dökülen, şarıl şarıl akan

TEFSİR:Yağmur bulutlarından şarıl şarıl akan su yani yağmur indiriliyor.

--------------------------------------------------------------------------------

15--Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).

Onunla taneler ve nebatlar çıkaralım diye.



1. li nuhrice : çıkarmak için, çıkaralım diye
2. bi-hî : onunla
3. habben : taneler
4. ve nebâten : ve bitkiler

TEFSİR:

Yağmurla sulanan topraklar taneleri ve bitkileri oluşturacaktır.

     

sayın latif abi ayet sayılarını karıştırmışsın 
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #17 : 03 Haziran 2009, 20:58:32 »
[size=14]
1-Birbirlerine neyi soruyorlar?
 
2, 3 Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
 
4 Hayır, ileride bilecekler.
 
5 Yine hayır; ileride bilecekler.
 
6, 7 Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
 
8 Sizleri (erkekli-dişili) eşler halinde yarattık.
 
9 Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.
 
10 Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.
 
11 Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
 
12 Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
 
13 Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
 
14, 15, 16 Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık. [/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #18 : 03 Haziran 2009, 20:58:54 »
[size=18]

bismillah...


Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).

1. ve cennâtin : ve ağaçlı bahçeler
2. elfâfen : birbirine sarmaş dolaş olmuş, içiçe

İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).

1. inne : muhakkak ki
2. yevme : gün
3. el faslı : fasıl, ayrılma
4. kâne : oldu
5. mîkâten : belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit

Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).

1. yevme : gün
2. yunfehu : üfürülür
3. fî es sûri : sur'a
4. fe te'tûne : o zaman, artık geleceksiniz
5. efvâcen : fevc fevc, bölük bölük

Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).

1. ve futihati : ve açıldı
2. es semâu : sema, gökyüzü
3. fe kânet : böylece olmuştur, oluşmuştur
4. ebvâben : kapılar

Ve suyyiretil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).

1. ve suyyireti : ve yürütüldü
2. el cibâlu : dağlar
3. fe kânet : böylece oldu
4. serâben : serap, hayal[/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #19 : 03 Haziran 2009, 20:59:24 »
Alıntı yapılan: ases





AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE...!



      NEBE SURESİ......!



21-22-23-24-25-ci Ayetler....!


21-ci AYET : İNNE CEHENNEME KANET MİRSADA...!

22-ci AYET : LİDDAĞİNE MEABA....'

23-cü AYET: LABİSİNE FİHA EHGABA...!

24-cü AYET: LA YEZUGUNE FİHA BERDEV-VELA- ŞERABA...!

25-ci AYET : İLLA HAMİMEV- VEGASSAGA...!

Sadkallahül azıym...!




[size=18][/size] :!:  :!:  :!:  :!:  :!:
                        :evil:  :evil:  :evil:
                         :wink:  :wink:  :wink:
                         :shock:  :shock:  :shock:

[size=14]İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).

1. inne : muhakkak ki
2. cehenneme : cehennem
3. kânet mirsâden : mirsad oldu, görünür oldu, rasad edilen yer, gözleme yeri oldu

----------------------------------------
Lit tâgîne meâbâ(meâben).

1. li et tâgîne : azgınlar için, azgınlara
2. meâben : meab, sığınılacak yer olarak

---------------------------------------

Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).

1. lâbisîne : kalacak olanlar
2. fî-hâ : onun içinde, orada
3. ahkâben : uzun müddet, asırlar boyunca, asırlarca, bütün zamanlar boyunca

---------------------------------------

Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).

1. lâ yezûkûne : tatmazlar
2. fî-hâ : orada
3. berden : serinlik
4. ve lâ : ve olmaz
5. şerâben : içecek

------------------------------------------
İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).

1. illâ : den başka
2. hamîmen : hamim, kaynar su
3. ve gassâkan : ve irinli ve cerahatli sıvı

-------------------------[/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #20 : 03 Haziran 2009, 21:00:33 »
Alıntı yapılan: ases
 



[size=18]
AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE..

Nebe suresi : 26-27-28-29-30.cu Ayetler

26.cı Ayet : CEZA-EVVİFAGA...!

27.cı Ayet : İNNEHÜM KANÜ LA YERCUNE HISABA...!

28.cı Ayet :VE KEZZEBU Bİ AYATİNA KİZZABA...!

29.cu Ayet: VE KÜLLE ŞEYİN EHSAYNAHU KİTABA...!

30.cu Ayet: FEZUGU FELEN NEZİYDEKÜM İLLA AZABA...!


Sadakallahül azıym...!



  [/size] :wink:  :wink:  :wink:  :wink:  :wink:
  :shock:  :shock:  :shock:  :shock:  :shock:


[size=14]Cezâen vifâkâ(vifâkan).

1. cezâen : karşılık, ceza olarak
2. vifâkan : münasip, uygun

---------------------------------

İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).

1. innehum : muhakkak ki onlar
2. kânû : oldular
3. lâ yercûne : ümit etmiyorlar, ummuyorlar
4. hısâben : hesaba çekilme, hesap verme, hesap

------------------------------------

Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).

1. ve kezzebû : ve yalanladılar
2. bi âyâti-nâ : bizim âyetlerimizi
3. kizzâben : tekzip ederek

---------------------------------------

Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).

1. ve kulle : ve her, hepsi
2. şey'in : şey
3. ahsaynâ-hu : biz onu saydık
4. kitâben : yazdık (tespit ettik)

------------------------------------------

Fe zûkû felen nezîdekum illâ azâbâ(azâben).

1. fe : o zaman, haydi, artık
2. zûkû : tadın
3. fe : o zaman, haydi, artık
4. len nezîde-kum : size artırmayacağız
5. illâ : den başka
6. azâben : azap

---------------------------------------[/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #21 : 03 Haziran 2009, 21:01:38 »
Alıntı yapılan: ases



[size=18]
Ayetlerimize başlıyoruz ALLAH'ın izi ile...!

NEBE  Suresi : 31-32-33-34-35.ci Ayetler...!


31. ci  Ayet : İNNELİL MÜTTEGIYNE MEFAZA.

32. ci Ayet  : HDAİGA VE EGNA BE.

33 cü Ayet  : VE KEVAİBE ETRABE.

34.cü Ayet  : VE KE'SEN DİHEGA.

35 ci  Ayet  : YA YESMEUNE FİHA LAĞ-VEV VELA KİZZABA.


Sadakallahül azıym.


[/size] :wink:  :shock:  :wink:
          :shock:  :wink:  :shock:

[size=18]bismillah
İnne lil muttekîne mefâzâ(mefâzen).

Muhakkak ki, muttakiler (takva sahipleri) için kurtuluş (ve kazanç) vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. inne : muhakkak ki
2. li el muttekîne : muttakiler için vardır
3. mefâzen : bir kurtuluş, kazanç, mutluluk



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Takva sahipleri, Allah'a ulaşmayı dileyenlerden başlayıp, ondan sonraki 6 safhayı yaşamakta olanlardır. İlk takva ve cehennemden kurtuluş Allah'a ulaşmayı dilemekle başlar. Onlar için birinci cennet ve artan derecelerine paralel olarak 6 cennet daha vardır.

30 / RÛM - 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
---------------------------------

Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).

Bahçeler ve üzüm bağları vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. hadâika : ağaçlı bahçeler
2. ve a'nâben : ve üzüm, bağ



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Cennetlerde bahçeler ve üzüm bağları vardır.
-----------------------------------------------------------------------------

Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).

Ve aynı yaşta, şahane endamlı genç kızlar.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve kevâıbe : ve genç, göz alıcı, şahane endamlı
2. etrâben : aynı yaşta, yaşıt



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve aynı yaşta şahane endamlı genç kızlar...
-------------------

Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).

Ve içi dolu kadehler vardır.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve ke'sen : ve kadehler
2. dihâkan : dolu



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve orada cennet içecekleri ile dolu kadehler vardır.
------------------------------


 :evil:  :evil:  :!:
Lâ yes’meûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).

Orada boş söz ve yalan işitmezler.


--------------------------------------------------------------------------------

1. lâ yes'meûne : işitmezler
2. fî-hâ : orada
3. lagven : boş söz
4. ve lâ kizzâben : ve yalan olmaz, yoktur



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Cennette boş söz ve yalan işitilmez.[/size]
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #22 : 03 Haziran 2009, 21:05:03 »
bismillah

Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).

(Bunlar) Rabbin tarafından, hesaba karşılık verilen mükâfattır (ihsanlardır).


--------------------------------------------------------------------------------

1. cezâen : karşılık olarak
2. min rabbi-ke : Rabbinden
3. atâen : bir lütuf, bağış, ihsan
4. hısâben : hesap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Son âyetlerde bahsedilen bütün güzel şeyler, Rab'lerinden onlara kazandıkları derecelere karşılık verilen ihsanlardır.
----------------------



Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumer rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).

(Allah) göklerin ve yerin ve onların arasında bulunanların Rahmân olan Rabbidir. (Hiç kimse) ondan bir hitaba mâlik değildir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. rabbi : Rabb
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el ardı : ve arz, yeryüzü, yer
4. ve mâ : ve şeyler
5. beyne-humâ : ikisi arasında bulunanlar
6. er rahmâni : Rahmân Olan (Allah)
7. lâ yemlikûne : malik değildir
8. min-hu : ondan
9. hitâben : hitap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rahmân olan Rabbidir. (O'nun hitap ettikleri hariç) hiç kimse O'ndan bir hitaba mâlik olamaz
--------------------------



Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).

O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân'ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. yevme : o gün
2. yekûmu : ayakta durur, hazır bulunur
3. er rûhu : ruh (zamanın halifesinin ruhu)
4. ve el melâiketu : ve melekler
5. saffan : saf saf olarak
6. lâ yetekellemûne : konuşamaz
7. illâ : den başka
8. men : kimse
9. ezine : izin verdi
10. lehu : ona, kendisine
11. er rahmânu : Rahmân Olan (Allah)
12. ve kâle : ve söyledi
13. sevâben : sevap



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah'a ulaşmayı diledikten sonra mürşide tâbî olunduğu zaman, devrin imamının ruhu kişinin başının üzerine gelir. Arşı tutan melekler de saf saf hazır bulunur. Rahmân'ın kendisine izin verdiği devrin imamının ruhu kendisine şefaat için izin verilen kişidir. Ve tâbiiyetini gerçekleştirene günahlarının sevaba çevrildiğini söyler.
------------------------------





Zâlikel yevmul hakk(hakku), femen şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).

İşte o gün (mürşidin eli Hakk'a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah'a ulaşmayı dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm'i) yol ittihaz eder (edinir). (Allah'a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur.


--------------------------------------------------------------------------------

1. zâlike : işte
2. el yevmu : o gün
3. el hakku : Hakk
4. fe men : artık kim
5. şâe : diler
6. ittehaze : ittihaz eder, edinir
7. ilâ rabbi-hî : Rabbine
8. meâben : meab, sığınak, melce



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Mürşide tâbî olunan gün Hakk günüdür. Dileyen kişi Sıratı Mustakîm'i yol edinir. Allah'a ulaşan kişinin ruhuna Allah meab (sığınak) olur.







İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yenzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).

Muhakkak ki, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, elleri ile takdim ettiği şeye bakacak. Ve kâfir olan: “Keşke ben toprak olsaydım.” diyecek.


--------------------------------------------------------------------------------

1. innâ : muhakkak ki biz
2. enzernâ-kum : biz sizi uyardık
3. azâben : bir azap
4. karîben : yakın
5. yevme : gün
6. yenzuru : bakacak
7. el mer'u : kişi
8. mâ : şey
9. kaddemet : takdim etti
10. yedâ-hu : kendi elleri
11. ve yekûlu : ve diyecek
12. el kâfiru : kâfir
13. yâ leyte-nî : keşke ben
14. kuntu : oldum
15. turâben : toprak



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Muhakkak ki Allah insanları yakın bir azapla uyarmıştır. Kaybettiği dereceler kişinin elleriyle takdim ettikleridir. "Keşke ben toprak olsaydım da cehennemde yanmaktan kurtulsaydım." diyecek.



Sadakallahül Azıym...!====ALLAH DOGRU SÖYLEDİİİ
_________________
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #23 : 03 Haziran 2009, 21:05:40 »
Alıntı yapılan: ases




AYETLERİMİZE BAŞLIYORUZ ALLAH'IN İZNİ İLE...!



Abese Suresi : 1-2-3-4-5-.ci Ayetler...!



1-ci Ayet : Abese vetevella...!

2-ci Ayet : Enca ehül agma...!

3-cü Ayet: Vema yüriyke leallehü yezzekka...!

4-cü Ayet: Evyezzkkeru feten feahuzzikra...!

5-ci  Ayet: Emma menistağna...!


Sadkallahul azıym...!
Abese ve tevellâ.

Huzursuz oldu (yüzünü buruşturdu). Ve başını çevirdi (ilgilenmedi).


--------------------------------------------------------------------------------

1. abese : huzursuzluğu yüzüne aksetti, yüzünü buruşturdu
2. ve tevellâ : ve başını çevirdi



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Hz. Muhammed (S.A.V), müşriklerin ileri gelenlerini, grup grup toplayıp, onlara İslâm'ı kabul ettirmeğe çalışıyordu. Böyle bir toplantı sırasında, âmâ olan Abdullah bin Ümmi Mektum yanına gelip 'Öğrettiklerini bana da öğret' diyerek birkaç kere sözünü kesti. Hz. Muhammed (S.A.V), bu durumdan huzursuz oldu, gayri ihtiyari huzursuzluğu yüzüne aksetti. Bu durumda onunla ilgilenmeyip, bir şey söylemeyerek başını çevirdi, tebliğine devam etti.

Bu âyetten sonra, Abdullah bin Ümmi Mektum'un gönlünü hoş etmiştir.




 :evil:  :evil:  :evil:  :evil:  :evil:

En câehul a’mâ.

Âmâ olan bir kişinin ona gelmesi (sebebiyle).


--------------------------------------------------------------------------------

1. en câe-hu : onun gelmesi
2. el a'mâ : âmâ, görmeyen



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Kör olan Abdullah bin Ümmi Mektum'un yanına gelmesi sebebiyle Hz. Muhammed (S.A.V)'in huzursuz olduğu ve başını diğerlerine çevirdiği anlatılıyor

 :evil:  :evil:  :evil:


 :evil:  :evil:  :evil:
Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.

Ve sen bilemezsin, umulur ki böylece o tezkiye olur.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ve : ve
2. mâ yudrî-ke : sen bilemezsin
3. lealle-hu : umulur ki böylece o
4. yezzekkâ : tezkiye olur, şirk ve günahlardan temizlenir



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Ve sen idrak edemezsin, umulur ki belki o böylece tezkiye olur.

 :evil:  :evil:  :evil:

  Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.

Veya öğüt alır, böylece bu öğüt ona fayda verir.


--------------------------------------------------------------------------------

1. ev : veya
2. yezzekkeru : tezekkür eder, düşünür, öğüt alır
3. fe : böylece
4. tenfea-hu : ona fayda verir
5. ez zikrâ : zikir, öğüt



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Tezkiye olmasa, yani nefsinin kalbinin yarıdan fazlası nurla dolmasa bile, belki senin söylediklerinden öğüt alır ve Allah'a ulaşmayı diler ve cehennemden kurtulabilir.

 :evil:  :evil:  :evil:

Emmâ menistagnâ.

Fakat kendini müstağni gören (bir şeye muhtaç olmadığını sanan) kimse.


--------------------------------------------------------------------------------

1. emmâ : fakat
2. men(i) : kimse
3. istagnâ : ihtiyaç hissetmedi, kendini müstağni gördü bir şeye muhtaç olmadığını sandı



--------------------------------------------------------------------------------
AÇIKLAMA

Bismillâhirrahmânirrahîm
Diğeri ise Allah'a ulaşmayı dilemeyen, buna ihtiyaç hissetmeyen bir kişi.
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...


Çevrimdışı merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 358
  • Rep +35/-3
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #24 : 19 Temmuz 2009, 08:12:20 »
  



Amenerasülü MİRAÇ ta Allah'ın peygamber efendimize hediyesidir..Buda önemli bir dua ve ezberlenmesi gereken bir dua, umarım ilgilenirsiniz...


OKUNUŞU:Amenerrasulü bima ünzile ileyhi mirrabbihi vel mü'minun,küllün amene billahi vemelaiketihi ve kütübihi ve rusülih,la nüferriku beyne ehadin min rusülih,ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykelmesir.La yükellifullahü nefsenilla vüs'aha,leha ma kesebet ve aleyha,mektesebet,rabbena latüahızna innesiyna ev ahta'na,rabbena vela tahmil aleyna ısran kema hameltehü alelleziyne min gablina,rabbena vela tühammilna,mala takatelena bih,va'fü anna,vağfirlena,verhamna,ente mevlana fensurna alel gavmil kafiriyn.

MEALİ
O peygamber de kendisine Rabbinden indirilene iman etti,Mü'minler de (onlardan) her biri Allah'a,onun meleklerine,kitaplarına,peygam berlerine inandı."Onun(Allah'ın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arkasından ayırmayız(hepsine inanırız),dinledik,(kabul ettik)emrine itaat ettik,Ey Rabbimiz,mağfiretini isteriz.Son varışımız ancak sanadır" dediler.Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.Herkesin kazandığı hayır faidesine,yaptığı şer kendi zararınadır."Ey Rabbimiz,unuttuk,yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme.Ey Rabbimiz,bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme,Ey Rabbimiz takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma.Bizden sadır olan günahları sil,bağışla,bizi esirge.Sen mevlamızsın bizim.Artık kafirler ruhuna karşı bize yardım et."


FAZİLETİ
Bu ayeti kerimeler hakkında Resulü Ekrem buyurdu:
"Allah Teala cennet hazinelerinden olan iki ayeti(ayetel kürsi,amenerrasulü) bana indirdi.Allah mahlukatı yaratmazdan iki bin sene evvel o iki ayeti kudret eli ile yazdı.Kim gece yatsı namazından sonra o iki ayeti okursa gece ibadetinden ona kafi gelir."
Resulü Ekrem yine bu iki ayetin faziletine dair buyurdu:
"Kim Sure-i Bakara'nın son iki ayetini geceleyin okursa,onlar , ona gece namazı kılmak yerine kifayet eder."
"Cenab-ı Ecelli Ala,Sure-i Bakara'yı iki ayetle bitirdi ve bunları bana arşın altındaki bir hazineden verdi.Bunları öğreniniz,kadınlarınıza,oğulla rınıza öğretiniz,çünkü bunlar hem salattır,hem Kur'an'dır."
"Sure-i Bakara'nın sonundaki ayetler bana arşın altındaki hazineden verildi.Onlar benden evvel hiç bir nebiye verilmemiştir."
"Bir insan bu ayetleri geceleyin okursa bir muradına kifayet eder.O gece o eve şeytan giremez."
Bu ayet-i kerimelerin okunmasına gerek gece gerek gündüz olsun devam edilmelidir.Bu ayetler hakkında Cenab-ı Peygamber Efendimizin çok müjdeleri vardır.




Çevrimdışı hacerül esvet

  • hacerülesvet
  • Bağımlı Üye
  • ******
  • İleti: 710
  • Rep +13/-5
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim olma.
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #25 : 19 Temmuz 2009, 08:38:33 »
ALLAH RAZIOLSUN KARDEŞİM EVET AMENERRASULU AYETİ CELİLE BU GECE BİZLERE HEDİYE EDİLDİ..
Aklı başında hiçbir adam görmedik ki Bakara Suresi?nin son iki ayetini okumadan uyusun.? Bu söz Hz. Ömer ile Hz. Ali?ye (ra) aittir. Bakara Suresi?nin son iki ayetinin ne kadar önemli olduğunu Kainatın İftihar Tablosu?ndan bizzat işitmişler ve bu iki ayeti hayatları boyunca uyumadan önce okumuşlar.

Hz. Peygamber (S.A.V) ?Amenerrasulü? diye başlayan Bakara Suresi?nin son iki ayeti hakkında bakın neler buyuruyorlar: ?Her kim geceleyin Bakara Suresi?nden bu iki ayeti okursa ona yeter.? ?Allah Teala, Bakara Suresi?ni iki ayetle sona erdirdi ki, bunları bana, Arş?ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz, kadınlarınıza, çocuklarınıza belletiniz, öğretiniz. Çünkü bunlar salattır (namazdır), hem duadır, hem Kur?an?dır.?

Efendimiz?in (sas) bu kadar önemle vurguladığı Bakara Suresi?nin son iki ayetinin meali hakikaten çok muazzam hele de bu günlerde daha da bir anlam kazanıyor. Şöyle ki; ?Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de. Onlardan her biri Allah?a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman etti. ?O?nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.? dediler ve eklediler ?İşittik ve itaat ettik ya Rabbena, affını dileriz, dönüşümüz Sana?dır.

Allah hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz. Herkesin kazandığı iyilik kendi lehine, işlediği fenalık da kendi aleyhinedir. Ya Rabbena! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbena! Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbena takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma. Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize. Sensin Mevlamız, yardımcımız. Kafir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize.?

Şimdi teklifimizi yapalım: Efendimiz?in buyurduğu gibi bu iki ayeti bir hafta içinde bilmiyorsak önce kendimiz öğrenelim sonra eşlerimize, çocuklarımıza öğretelim ve bugünden itibaren her gece yatmadan önce mutlaka okuyalım.




prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #26 : 05 Nisan 2010, 14:52:52 »
BUGÜNKÜ ÖDEVİMİZ.

YASİN SURESİNİN TEFSİRİ,


YÂSÎN SURESİ
Sure Hakkında Bilgi
Sure ismini, iki harften ibaret olan ilk ayetten almıştır. Bu sureye "Kalbü'l-Kur'an" (Kur'an'ın kalbi), "el-Azıme" (Büyük, yüce sure), "el-Muımme (dünya ve ahiret hayrını yaygınlaştıran), "el-Müdâfi'a" (dünya ve ahiret sıkıntılarını, korku ve kötülükleri uzaklaştıran), "el-Kadıye" (istek ve ihtiyaçları yerine getiren) isimleri de verilmiştir. "Yâ-sîn", huruf-ı mukatta'adandır. Bunların gerçek anlamını Allah bilir. Ancak "Yâsîn"in Arap dilinin Tayy kabilesi lehçesinde ("ya enis"in kısaltılmışı olarak) "ey insan!" anlamına geldiği ve bununla Hz. Peygamber'e hitap edilmiş olduğu genellikle kabul edilir.1 Yâsîn suresi 83 ayettir. Mekke'de, Cin suresinden sonra inmiştir. 45. ayetinin Medine'de indiğine dair rivayet vardır. Mushaftaki resmi sırası itibarıyla 36., iniş tarihine göre ise 41. suredir. Yâsîn suresi Kur'ân'ın kalbi kabul edilmiş ve Müslümanlar arasında ayrı bir özellik kazanmıştır. Bu surenin faziletiyle ilgili birçok hadis nakledilmiştir. Bunların bazılarında Peygamberimiz (s.a.), Yâsîn okuyanın çok sevap kazanacağını, mağfiret olunacağını, sabahleyin bu sureyi okuyana kolaylık verileceğini, gece okuyanın bağışlanmış olarak sabahlayacağını bildirmiştir. Başka bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur: "Yâsîn, Kur'an'ın kalbidir. Sadece Allah'ı ve ahiret yurdunu isteyerek onu okuyan kimseyi Allah mağfiret eder. Ölmüşlerinize Yasin okuyunuz."2 Bilginlerden bazıları da, bu tür hadislerin ışığında, herhangi bir zor iş için Yâsîn okunursa, Allah'ın o işi kolaylaştıracağını; ölünün başında okunursa, üzerine mağfiret ve rahmet ineceğini, ölmekte olan kimsenin ruhunun alınmasını kolaylaştıracağını söylemişlerdir. Fazileti hakkındaki bu hadislerden dolayı Yâsîn, hastalara, can çekişme halinde bulunanlara okunur. Belirtmek gerekir ki, Kur'an veya herhangi bir suresinin faziletleri ile ilgili açıklamaları değerlendirirken, bu konudaki temel ilkenin göz önünde tutulması gerekir; bu ilke şudur: Kur'an okumaktaki asıl maksat, bir takım maddi sonuçlar beklemek veya manevi tasarruflarda bulunmayı ummak değil, onu anlamak ve gereğini yapmaktır.

Yasîn.
Vel kur'anil hakîm.
İnneke le minel murselîn.
Ala siratim mustekîm.
Tenzilel azizir rahîm.

(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
Bir sıratı müstakîm üzerindesin
(5-6) Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

ARKADAŞLAR HERGÜN BİRAZ BİRAZ MEALİNİ YAZARSANIZ HEP BİRLİKTE ÖĞRENMİŞ OLURUZ.
NASİBİM SENDEN TEFSİRİNİ,MEALİNİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM...
SEVGİLER

gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #27 : 05 Nisan 2010, 15:04:21 »
İlham ve vesvese

İslâm alimleri arzu ve yönelmeyi kamçılayan iç sesleri iki kısımda incelerler. Bir kısmı, kötülüğe, şerre davet ederken, diğer bir kısmı iyiliğe, hayra davet eder. Bu seslerin, vicdan ve sağduyu diye de adlandırılan hayra davet edici türüne “ilham”, şerre davet eden türüne “vesvese” denir. İlham melek tarafından, vesvese ise şeytan tarafından telkin edilir.

Büyük hadis alimimiz Tirmizî Hazret-leri’nin rivayetine göre Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz buyurmuştur ki:

“Şeytan da melek de insanoğluna sokularak onun kalbine birtakım şeyler atarlar. Şeytanın işi kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek ve hakkı yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi, hayra çağırmak ve hakkı doğrulamaktır.

Kim içinde hakka, hayra, iyiliğe çağıran bir ses duyarsa, bilsin ki bu Allah’tandır ve hemen Allah Tealâ’ya hamd etsin. Kim de içinde şer ve inkâra çağıran bir fısıltı duyarsa ondan uzaklaşsın ve hemen şeytandan Allah’a sığınsın.”
Efendimiz s.a.v. böyle buyurduktan sonra şu ayet-i kerimeyi okumuştur: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur. Size kötülüğü emreder.” (Bakara, 268)

Şeytanın tek silahı

Bilindiği üzere şeytanın tek gayesi insanı kendisi gibi cehenneme sürüklemektir. O, bu gayesine ulaşmak için Cenab-ı Hak’tan izin almış ve şöyle demiştir: “Öyleyse beni azdırmana karşılık yemin ederim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Sen de çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.” (A’raf, 16-17)
Şeytan, gelecek endişesine sevk etmekle dünya tutkusunu artırır. Olan bitenle aldatarak dinde şüpheye düşürür. Günah ve kötülükleri güzel gösterir ve böylece yaklaşır.

Ancak şeytan bunların hiçbirini kendini göstererek yapmaz. Çünkü o vakit hiç kimse ona uymaz. Hal böyle olunca çeşitli hile ve aldatmalara başvurur. Gizlenmiş, maskelenmiş bir şekilde siner, durmadan fısıldar.

Sevgili Peygamberimiz s.a.v. şeytanın nasıl bir hilebaz, ne tür bir vesveseci olduğunu şöyle bildiriyor: “Muhakkak ki şeytan, ademoğlunun bütün yollarında oturur. Önce İslâm yolu üzerinde oturur ve ona (vesvese vererek) der ki: ‘Ananın babanın dinini terk edip müslüman mı olmak istiyorsun?’ Kul onu dinlemez müslüman olursa, bu sefer de (İslâm uğruna hicret etmesini önlemek için) hicret yolu üzerine oturur ve ona (yine vesvese verip) der ki; ‘Şu vatanını, şu havayı terk edip nereye gideceksin?’ Eğer onu dinlemez de hicret ederse, bu sefer cihat yolu üzerine oturur. Der ki: ‘Savaşmak, öldürmek ve nihayet ölmek değil mi? Sonuçta ailen ve servetin başkalarına kalacak değil mi?’ Kim şeytanın vesvesesine kapılmadan cihada gider de ölürse, onu cennetine koymak, Allah Tealâ üzerine hak olur. Eğer düşman tarafından öldürülürse, cennetlik ve şehit olur. Cihada giderken hayvanından düşüp ölse dahi Allah onu cennetine koyar.” (Ahmed b. Hanbel, Neseî)

İlk vesvese

Kur’an-ı Kerim, şeytanın vesvesesine maruz kalan ilk insanların atamız Hz. Adem ile Hz. Havva annemizin (selam üzerlerine olsun) olduğunu şöyle kaydeder: “Derken, şeytan onların kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini açmak için ikisine de vesvese verdi ve şöyle dedi: Sizi Rabbiniz başka bir şey için değil, sırf melek olacağınız yahut ebedi şekilde kalanlardan olacağınız için bu ağaçtan uzak tuttu.” (A’raf, 20)

Halbuki Cenab-ı Hak: “Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun.” (Tâhâ,117) diye uyarmıştı. Buna rağmen şeytan vesvesesini kullanarak onları bu ağacın meyvesinden yemeye ikna etti. Bu da onların cennetten çıkarılmalarına sebep oldu.
Şeytanın apaçık düşman olduğu konusunda Hz. Adem Aleyhisselam’dan günümüze kadar tüm insanlar uyarılmışlardır. Cenab-ı Hak bunu şu ayet-i kerimesiyle teyit eder: “Ey ademoğulları! Şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır demedim mi?” (Yasin, 60)

Vesveselerden sorumlu muyuz?

Aklımıza şu soru gelebilir: Vesvese kötü bir şey olduğuna göre, kalbimize gelen vesveselerden acaba hesaba çekilecek miyiz?

Bu soruyu doğru cevaplayabilmek için bir iş gerçekleşmeden önce kalpte cereyan eden dört aşamadan söz etmek gerekir: Bunlardan ilki kalbe bir hâtırın gelmesi, bir sözün, düşüncenin kalpte harekete geçmesidir. İkincisi buna karşılık bir meyil olması, heyecan duyup, rağbet edilmesidir. Üçüncüsü, kalbin bu işi yapma üzerine hükmetmesi, son kararını vermesidir. Dördüncüsü ise azmetmek, ameli hayata geçirmek için kalben niyet etmektir.

Kalbin ilk iki hali olan hâtır ile meyil irade dışı meydana geldikleri için bir sorumluluğa yol açmazlar. Sevgili Peygamberimiz’in: “Allah Tealâ ümmetimi, hatırlarına gelen şeyleri yapmadıkları veya konuşmadıkları sürece o şey yüzünden hesaba çekmeyecektir.” (Buharî) hadisi buna delildir. helal birtanesin elsglk

gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #28 : 05 Nisan 2010, 15:15:30 »
76- Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

77- İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.

78- Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"

79- De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."

80- Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.

81- Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.

82- Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.

83- Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.
/size]

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 929
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Aşk bir ummandır oysa şimdi her yer SAHRA..
Ynt: Ayetlerin Meali
« Yanıtla #29 : 05 Nisan 2010, 20:09:31 »
BUGÜNKÜ ÖDEVİMİZ.


Yasîn.
Vel kur'anil hakîm.
İnneke le minel murselîn.
Ala siratim mustekîm.
Tenzilel azizir rahîm.

(
ARKADAŞLAR HERGÜN BİRAZ BİRAZ MEALİNİ YAZARSANIZ HEP BİRLİKTE ÖĞRENMİŞ OLURUZ.
NASİBİM SENDEN TEFSİRİNİ,MEALİNİ ÖZELLİKLE BEKLİYORUM...
SEVGİLER


 elsglk prex

dersimi yapcam tamam.. monre
...



Ceylan olup gelsen çok uzaklardan ,
Merhem olur musun yürek sızıma

"Sol yanım"...