֖zel Kalemler > Senai Demirci

Kristal Kelebek

(1/1)

BentSahra:
Bir kanatlı kristal kelebek… Kışın ortasında gelir, yolumuza çıkar, yüreğimize konar, kapımıza dayanır. Bir anda eriyip giden bu kelebeğin söylediklerini erinmeden dinlemek ister misiniz? Aramızda bir mevsim bile kalmayan bu kelebeğin serin dokunuşuyla ısınmaya r azı mısınız? Parmak ucumuza konmayacak kadar nazlı kelebeği yüreğinizin sıcağına konuk etmek istemez misiniz? Öyleyse, bu kış da, kar tanesi üzerinde yazılanları okuyalım, kar tanesinin billûr ayinesine düşenleri seyredelim. Karlar erimeden, bizler erinmeden.

Mektuptur kar tanesi… Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer. Susar ki, çok şey söylesin. Beyaz bir sayfa olup aklımıza iner. Kaleme meydan okur, söze gelmez ve şiirin yolunu keser. Kendince söyleyen, keyifle okunan bir mektuptur.

Perdedir kar tanesi… Yolumuzu kesip bizi evimize çağırır, içimize baktırır. Bu parmak dokunuşla kendimizle vehmettiğimiz kudretin eşiğinden yüz geri eder, içimizdeki derin aczi, derunumuzdaki onulmaz farkı gösterir.

Selâmdır kar tanesi… Yüreğimizin sokulduğu aşklar, gönlümüzün sığındığı yalnızlıklar bir kar tanesinin yüzümüze ve dudağımıza dokunan serinliğinde dirilir. Yollarımızı katranlaştıran kirler, yüreğimizi karartan şerler arasında göklerden yere serin ve selâmetli selâmdır kar tanesi.

Müjdedir kar tanesi... Onca çokluk içinde her birimizi biricik eyleyen, onca bolluk içinde her birimizi özel eyleyen, o kadar karmaşa içinde her birimizi güzel eyleyen Bir Yaratıcının, yanağımıza dokunan kelâmı, omuzlarımıza kadar indirilen müjdesidir.

Hatırlayıştır kar tanesi… Bir dokunuşta solup giden, bir bakışta gelip geçen, bir anda eriyiveren hayatlarımızın ve buluşlarımızın ince bir özenle yaratıldığını, daima kasıtla var edildiğini, hiç bitmeyen bir sevgiyle gerçekleştirildiğini hatırlatan milyonlarca hecelik kristal bir sözdür kar tanesi…

Barıştır kar tanesi… Aramızdaki sayısız farklılıkların kar beyaz bir hoşgörüyle ‘bir’lenebileceğinin, renk ve ırk çeşitliğinin billûr bir ahenk içinde bütünleneceğinin, aramızdaki ayrıcalıkların toprağa düşer düşmez eriyeceğinin habercisidir kar tanesi…

Niyettir kar tanesi… Rüzgârın koynunda, bulutların rahminde, tozlara tutunup da biçimlenirken, her halden, her zorluktan, her engelden kendine güzellikler derleme azminin, hayatın her fırtınasından kendine kristalimsi incelikler devşirme niyetinin ifadesidir kar tanesi…

Yolcudur kar tanesi… Avucumuzda konaklayamayacak kadar telâşlı, bakışımıza takılmayacak kadar aceleci bir yolcudur kar tanesi. Şu dünya konağında sırdaşımız, şu kısacık ömrümüzde yoldaşımızdır kar tanesi.

Yoldur kar tanesi... Gökten yere, güzellikle indirilip, cemâlle savrulup, letâfetle dokunurken; yerde yollar kesen azamete döner, çığlar büyüten celâle doğru yuvarlanır, dağları bürüyen kahra dönüşür. Öyle ki, bin bir esmânın dokunuşunda biçimlenen ahvalimizi, sayısız tecelli arasında gidip gelen yolculuğumuzu dillendirir. Bu haliyle, sadece gökten yere gelip yiten bir yolcu değil, yerden göğe doğru yükselen bir yol olur kar tanesi.

Duadır kar tanesi… Tenimize değip eriyen kar tanesi, binlerce bakışa değer. Elimizde yitip giden kar tanesi, melek dokunuşlarına eriştirir bizi. Dudağımızda duru bir dua olup hep göğe, hep göğe yağar kar tanesi.

Bi’tanedir kar tanesi… Kışın nazlı beyaz gelini, gecelerin soğuk, uçarı kelebeği, bakışımızın kristal kâsesi, gönlümüzün pâk ayinesi, omzumuzda serin ışık hâlesidir kar tanesi. Ne kadar çok olursa olsun bi’tanedir, ne kadar birikirse biriksin hep tazedir, hep yenidir.


Senai Demirci

BentSahra:

--- Alıntı yapılan: BentSahra - 30 Eylül 2010, 05:29:01 ---Bir kanatlı kristal kelebek… Kışın ortasında gelir, yolumuza çıkar, yüreğimize konar, kapımıza dayanır. Bir anda eriyip giden bu kelebeğin söylediklerini erinmeden dinlemek ister misiniz? Aramızda bir mevsim bile kalmayan bu kelebeğin serin dokunuşuyla ısınmaya razı mısınız? Parmak ucumuza konmayacak kadar nazlı kelebeği yüreğinizin sıcağına konuk etmek istemez misiniz? Öyleyse, bu kış da, kar tanesi üzerinde yazılanları okuyalım, kar tanesinin billûr ayinesine düşenleri seyredelim. Karlar erimeden, bizler erinmeden.

Mektuptur kar tanesi… Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer. Susar ki, çok şey söylesin. Beyaz bir sayfa olup aklımıza iner. Kaleme meydan okur, söze gelmez ve şiirin yolunu keser. Kendince söyleyen, keyifle okunan bir mektuptur.

Perdedir kar tanesi… Yolumuzu kesip bizi evimize çağırır, içimize baktırır. Bu parmak dokunuşla kendimizle vehmettiğimiz kudretin eşiğinden yüz geri eder, içimizdeki derin aczi, derunumuzdaki onulmaz farkı gösterir.

Selâmdır kar tanesi… Yüreğimizin sokulduğu aşklar, gönlümüzün sığındığı yalnızlıklar bir kar tanesinin yüzümüze ve dudağımıza dokunan serinliğinde dirilir. Yollarımızı katranlaştıran kirler, yüreğimizi karartan şerler arasında göklerden yere serin ve selâmetli selâmdır kar tanesi.

Müjdedir kar tanesi... Onca çokluk içinde her birimizi biricik eyleyen, onca bolluk içinde her birimizi özel eyleyen, o kadar karmaşa içinde her birimizi güzel eyleyen Bir Yaratıcının, yanağımıza dokunan kelâmı, omuzlarımıza kadar indirilen müjdesidir.

Hatırlayıştır kar tanesi… Bir dokunuşta solup giden, bir bakışta gelip geçen, bir anda eriyiveren hayatlarımızın ve buluşlarımızın ince bir özenle yaratıldığını, daima kasıtla var edildiğini, hiç bitmeyen bir sevgiyle gerçekleştirildiğini hatırlatan milyonlarca hecelik kristal bir sözdür kar tanesi…

Barıştır kar tanesi… Aramızdaki sayısız farklılıkların kar beyaz bir hoşgörüyle ‘bir’lenebileceğinin, renk ve ırk çeşitliğinin billûr bir ahenk içinde bütünleneceğinin, aramızdaki ayrıcalıkların toprağa düşer düşmez eriyeceğinin habercisidir kar tanesi…

Niyettir kar tanesi… Rüzgârın koynunda, bulutların rahminde, tozlara tutunup da biçimlenirken, her halden, her zorluktan, her engelden kendine güzellikler derleme azminin, hayatın her fırtınasından kendine kristalimsi incelikler devşirme niyetinin ifadesidir kar tanesi…

Yolcudur kar tanesi… Avucumuzda konaklayamayacak kadar telâşlı, bakışımıza takılmayacak kadar aceleci bir yolcudur kar tanesi. Şu dünya konağında sırdaşımız, şu kısacık ömrümüzde yoldaşımızdır kar tanesi.

Yoldur kar tanesi... Gökten yere, güzellikle indirilip, cemâlle savrulup, letâfetle dokunurken; yerde yollar kesen azamete döner, çığlar büyüten celâle doğru yuvarlanır, dağları bürüyen kahra dönüşür. Öyle ki, bin bir esmânın dokunuşunda biçimlenen ahvalimizi, sayısız tecelli arasında gidip gelen yolculuğumuzu dillendirir. Bu haliyle, sadece gökten yere gelip yiten bir yolcu değil, yerden göğe doğru yükselen bir yol olur kar tanesi.

Duadır kar tanesi… Tenimize değip eriyen kar tanesi, binlerce bakışa değer. Elimizde yitip giden kar tanesi, melek dokunuşlarına eriştirir bizi. Dudağımızda duru bir dua olup hep göğe, hep göğe yağar kar tanesi.

Bi’tanedir kar tanesi… Kışın nazlı beyaz gelini, gecelerin soğuk, uçarı kelebeği, bakışımızın kristal kâsesi, gönlümüzün pâk ayinesi, omzumuzda serin ışık hâlesidir kar tanesi. Ne kadar çok olursa olsun bi’tanedir, ne kadar birikirse biriksin hep tazedir, hep yenidir.


Senai Demirci

--- Alıntı sonu ---

Mektuptur kar tanesi… Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer. Susar ki, çok şey söylesin

Gülce:

--- Alıntı yapılan: BentSahra - 30 Eylül 2010, 05:29:01 ---Bir kanatlı kristal kelebek… Kışın ortasında gelir, yolumuza çıkar, yüreğimize konar, kapımıza dayanır. Bir anda eriyip giden bu kelebeğin söylediklerini erinmeden dinlemek ister misiniz? Aramızda bir mevsim bile kalmayan bu kelebeğin serin dokunuşuyla ısınmaya r azı mısınız? Parmak ucumuza konmayacak kadar nazlı kelebeği yüreğinizin sıcağına konuk etmek istemez misiniz? Öyleyse, bu kış da, kar tanesi üzerinde yazılanları okuyalım, kar tanesinin billûr ayinesine düşenleri seyredelim. Karlar erimeden, bizler erinmeden.

Mektuptur kar tanesi… Sıcak bir mektup olup yolumuza düşer. Susar ki, çok şey söylesin. Beyaz bir sayfa olup aklımıza iner. Kaleme meydan okur, söze gelmez ve şiirin yolunu keser. Kendince söyleyen, keyifle okunan bir mektuptur.

Perdedir kar tanesi… Yolumuzu kesip bizi evimize çağırır, içimize baktırır. Bu parmak dokunuşla kendimizle vehmettiğimiz kudretin eşiğinden yüz geri eder, içimizdeki derin aczi, derunumuzdaki onulmaz farkı gösterir.

Selâmdır kar tanesi… Yüreğimizin sokulduğu aşklar, gönlümüzün sığındığı yalnızlıklar bir kar tanesinin yüzümüze ve dudağımıza dokunan serinliğinde dirilir. Yollarımızı katranlaştıran kirler, yüreğimizi karartan şerler arasında göklerden yere serin ve selâmetli selâmdır kar tanesi.

Müjdedir kar tanesi... Onca çokluk içinde her birimizi biricik eyleyen, onca bolluk içinde her birimizi özel eyleyen, o kadar karmaşa içinde her birimizi güzel eyleyen Bir Yaratıcının, yanağımıza dokunan kelâmı, omuzlarımıza kadar indirilen müjdesidir.

Hatırlayıştır kar tanesi… Bir dokunuşta solup giden, bir bakışta gelip geçen, bir anda eriyiveren hayatlarımızın ve buluşlarımızın ince bir özenle yaratıldığını, daima kasıtla var edildiğini, hiç bitmeyen bir sevgiyle gerçekleştirildiğini hatırlatan milyonlarca hecelik kristal bir sözdür kar tanesi…

Barıştır kar tanesi… Aramızdaki sayısız farklılıkların kar beyaz bir hoşgörüyle ‘bir’lenebileceğinin, renk ve ırk çeşitliğinin billûr bir ahenk içinde bütünleneceğinin, aramızdaki ayrıcalıkların toprağa düşer düşmez eriyeceğinin habercisidir kar tanesi…

Niyettir kar tanesi… Rüzgârın koynunda, bulutların rahminde, tozlara tutunup da biçimlenirken, her halden, her zorluktan, her engelden kendine güzellikler derleme azminin, hayatın her fırtınasından kendine kristalimsi incelikler devşirme niyetinin ifadesidir kar tanesi…

Yolcudur kar tanesi… Avucumuzda konaklayamayacak kadar telâşlı, bakışımıza takılmayacak kadar aceleci bir yolcudur kar tanesi. Şu dünya konağında sırdaşımız, şu kısacık ömrümüzde yoldaşımızdır kar tanesi.

Yoldur kar tanesi... Gökten yere, güzellikle indirilip, cemâlle savrulup, letâfetle dokunurken; yerde yollar kesen azamete döner, çığlar büyüten celâle doğru yuvarlanır, dağları bürüyen kahra dönüşür. Öyle ki, bin bir esmânın dokunuşunda biçimlenen ahvalimizi, sayısız tecelli arasında gidip gelen yolculuğumuzu dillendirir. Bu haliyle, sadece gökten yere gelip yiten bir yolcu değil, yerden göğe doğru yükselen bir yol olur kar tanesi.

Duadır kar tanesi… Tenimize değip eriyen kar tanesi, binlerce bakışa değer. Elimizde yitip giden kar tanesi, melek dokunuşlarına eriştirir bizi. Dudağımızda duru bir dua olup hep göğe, hep göğe yağar kar tanesi.

Bi’tanedir kar tanesi… Kışın nazlı beyaz gelini, gecelerin soğuk, uçarı kelebeği, bakışımızın kristal kâsesi, gönlümüzün pâk ayinesi, omzumuzda serin ışık hâlesidir kar tanesi. Ne kadar çok olursa olsun bi’tanedir, ne kadar birikirse biriksin hep tazedir, hep yenidir.


Senai Demirci

--- Alıntı sonu ---

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git