
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM ŞİİR OKUMAYI ÇOK SEVERİMGURBETTE ÇAYELİ
Şimdi gurbette değil sanki Çayeli’ndeyim,
Çıha’nın eşliğinde KUSPA’nın belindeyim,
Nav bir Hemşin havası çalıyor yanık yanık,
Bugün dağlar dumansız, bugün ruhlar uyanık.
Kıyıda çarşaf gibi serili Karadeniz,
Ey Çayeli, taşınla toprağınla sendeniz…
Bakma böyle yıllarca ayrı kaşışımıza,
Bir kader çizgisi bu yazılmış başımıza.
Para derdi, pul derdi, aş derdi, ilim derdi,
Bizi çok küçük yaşta gurbete itiverdi.
Dolaştık deniz deniz yedi iklim dört bucak,
Arkada kalanlara yaş döktük kucak kucak.
Kimimiz kaptan oldu, miço oldu kimimiz,
Bazen de seferinden hiç dönmedi gemimiz.
Bazı gün yelken açtık İsveç sahillerine,
Sarışın dilberlerin kapılıp ellerine.
Dansettik güvertede gece sabahlara dek,
Sandık bu yerler cennet, sandık bunlar bir melek.
Yeşil gözlü çay kızı kıskanıp halimize,
Artık tahammülüm yok , gel dedi de bize.
Bu özlemle köpürdük, bu sevda ile taştık,
Sana kavuşmak için deryalar dağlar aştık….
Bu hal hepimizi için gerçek bir yaşam mıydı ?
Nerde bu güzel dağlar bu yemyeşil tepeler,
Kulaklarında çaydan zümrütlenmiş tepeler.
Başında duvak gibi duruyor LAZLAKAR’ım,
Çal Çıha Mehmet’im çal, tazelensin efkarım.
Şurada Liman Köyü nazlı bir gelin gibi,
Var mıdır hiçbir yerde şu Kuspa belin gibi.
Seni seyrediyorum buradan baştan başa,
Sağ yanımda Kesmetaş, karşımda Kaptanpaşa…
Değer bir adım atsan Aşıklar’a ayağın,
Dumanı tüter gibi burnumda Yanıkdağ’ın.
İşte ÇATAKLIHOCA , işte Sırt, işte Yamaç,
Durma yabancı gibi ne olur koynunu aç.
Yıllardır uzaklarda adını sayıkladım,
Seni yüreciğimin ta içinde sakladım.
Ardından Kerem gibi dolaştım yana yana,
Orada seni gördüm, baktımsa hangi yana.
Kah bir çınar altında uzanıp serinledim,
Kah Yalıkahvesi’nde Fenerci’yi dinledim.
Harman gecelerinde mısır olup kaynadım,
Çimenli düzlerinde met, değenek oynadım.
Canlandı anılarım içimde birer birer,
O düğün sofraların o kocaman siniler.
Ve bir yığın insanın salladığı kaşıklar,
Sonra ocak başında karşılaşan aşıklar.
Nerdesin Mamuloğlu, nerdesin Hasan dayı ?
Şimdi kim çevirecek o gizemli kaydayı…
Hadi Çomoğlu Ömer, donat kadıbağını,
Döksün delikanlılar binanın saçağını.
"Şevkiye Hala" sana cevap versin bölmeden,
O tatlı şakalarla kırılalım gülmeden.
SERVET ÇOMOĞLU- SEVDALI DAĞLAR