Çay Saati > Havadan sudan konular

Güzel ve güzellik gerçekten vefasız mıdır?

(1/3) > >>

BentSahra:



Güzel ve güzellik gerçekten vefasız mıdır? Herhangi bir genelleme doğru olamaz. Tene atfedilen güzellik sahibine de vefasızdır sevenine de. Kendisindeki güzelliği tene ait bir vasıf zanneden kişi zaten kimseye bağlanamaz ki… Haksız mı Nedim: “Niçin sık sık bakarsın böyle mirat-ı mücellayaMeğer sen dahi kendi hüsnüne hayran mısın kâfir” Kişi kendi aklına, zenginliğine ve dahi kendi güzelliğine mağrurken sevebilir mi? Sevse de kendini sever. Sevdiğinin güzelliğini tende gören kişi de bilmelidir ki o güzellik kalıcı değildir. Ve dahi kalıcı olmayanı sevmek aptallıktır.Şairin elindeki kalem, hayal dünyasıyla hayat arasında köprü vazifesi görür. Kalemden damlayan mürekkep bazen yaralı bir yüreğin kanı, bazen hüzünlü bir gönlün sitemi¬, bazen de özlem ateşiyle yanan sinelerin hara¬retidir. Şair hayal dünyasının hükümdarıdır. O muhayyilesinde kurguladığı dünyada tanıdıkla¬rına ve sevdiklerine makamlar dağıtır. Onun da¬ğıttığı makamlarda hiyerarşi ve sıralama yoktur. Bütün ilişkiler samimiyet çerçevesinde gelişir ve olgunlaşır. Şairin kurduğu dünyanın objeleri gerçek dün¬yadan seçilir ama kurgusu tabiat kurallarına uy¬maz. O dünyada her şey gerçekten farklıdır ve idealize edilmiştir. Orda gök pembedir, güller mavidir, mevsim hep bahardır. Şair kendi kurgusunun nesnesi olarak görür kendini. Özne sevgilidir. Gönül hazineleri cömertçe dağıtılır orda. Mevlana’nın Şems’ten haber getirdiğini söyleyen yalancıya kaftanını hediye etmesi gibi. Talebeleri uyarırlar şairi. Derler ki “Efendim yalandır bu haber, bir yalancıya aldanıp da neden verirsiniz ki kaftanınızı?” Gönül ikliminin en kıdemli âşıklarından biri olan Mevlana: “Yalan olduğunu biliyorum. Gerçek olsaydı bir kaftanla geçiştirir miydim ki bu müjdeyi. Canımı verirdim.” der. Âşık olan cömert olmak zorundadır. Aksi takdirde güzelliğine mağrur olup vefasızlık eyleyen sevgiliden ne farkı kalır ki? Büyük şair Hafız-ı Şirazi’ye atfedilen öykü bu durumun mizaha dönük yüzünü anlatır bize: Şair sıkıntı ve ihtiyaç içinde yaşarken Timur onu huzuruna çağırır. Şairin kıyafetinden dökülen yoksulluğu gören Timur: —Aman Hafız, sen bir şiirinde “Eğer o Şiraz güzeli benim gönlümü şad edecek olursa ben onun bir kara benine bütün Semerkant ile Bu¬hara’yı bağışlarım” dediğin halde nasıl olur da böyle nafakaya muhtaç durumda kalırsın?Zavallı şair şu cevabı verir:—Bunda şaşılacak ne var ki hünkârım. Ben, işte o bol keseden yaptığım ihsanlar yüzünden bu hale geldim.Hikâyedeki latife sana ithaftır ey gül-i rana! Sevda mülkünün ihsanlarını esirgeme gönlümden. Korkma, tenin serveti tükense de gönlün ikramı tükenmez.

prenses:
Korkma, tenin serveti tükense de gönlün ikramı tükenmez.


paylaşım için çok teşekkürler canım....

gullerhurmetine:


Ansızın bir  bulut,
Gökyüzünüsarabilir,
Aydınlıgını çalabilir,
Tümdünyanın.
Çalabilir renklerini,
Çiçeklerin.
Ama asla çalamaz,
Ğönül güzelligini yüreginden ,
İnsanın ...

Gülce:
tsk

mrkydr:
Mevlana’nın Şems’ten haber getirdiğini söyleyen yalancıya kaftanını hediye etmesi gibi. Talebeleri uyarırlar şairi. Derler ki “Efendim yalandır bu haber, bir yalancıya aldanıp da neden verirsiniz ki kaftanınızı?” Gönül ikliminin en kıdemli âşıklarından biri olan Mevlana: “Yalan olduğunu biliyorum. Gerçek olsaydı bir kaftanla geçiştirir miydim ki bu müjdeyi. Canımı verirdim.” der.



Sevgili nasibim  sevgili menekşeye katılıyorum son zamanlarda okudugum en güzel konulardan biri

Ellerine sağlık süper.......

 tesekkürler a.r.o

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git