Gönderen Konu: Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti  (Okunma sayısı 2521 defa)

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti
« : 09 Ekim 2010, 10:34:32 »
Oğlu Abdurrezzâk'a şöyle vasiyet eyledi:

Ey oğlum! Allahü tealâ bize ve sana ve bütün müslümanlara tevfîk, başarı ve muvaffakiyet ihsân eylesin! Sana Allah'tan korkmanı ve O'na tâat üzere olmanı, dînimizin emir ve yasaklarına riâyet etmeni ve hudûdunu gözetmeni vasiyet ederim.

Ey oğlum! Allah bize, sana ve müslümanlara tevfîk versin! Bizim bu yolumuz, Kitap ve Sünnet üzere bina edilmiştir. Kalbin selâmeti, el açıklığı, cömertlik, cefâ ve ezâya katlanmak ve din kardeşlerinin kusurlarını affetmek üzere kurulmuştur.

Ey oğlum! Sana vasiyet ederim! Derviş yâni Allah adamlarıyla berâber ol. Meşâyıha, tasavvuf büyüklerine hürmeti gözet! Din kardeşlerinle iyi geçin! Küçük ve büyüklere nasîhat üzere ol. Dinden başka şey için kimseye düşmanlık etme!


Ey oğlum! Allah bize ve sana tevfîk versin! Fakirliğin hakîkati, senin gibi olana muhtaç olmaman, zenginliğin hakîkati ise, senin gibi olandan bir şey istememendir. Tasavvuf hâldir, söz değildir, söz ile de ele geçmez. Dervişlerden, Allah'tan başkasına ihtiyaç duymayan birisini görürsen, ona ilim ile değil, rıfk, yumuşaklık, güler yüz ve tatlı söz ile muâmele eyle! Zîrâ ilim onu ürkütür, rıfk, yumuşaklık ise çeker ve yaklaştırır.

Ey oğlum! Zenginlerle sohbetin, görüşmen izzet ile, onlara değer vermeyerek, fakirlerle örüşmen ise, kendine değer vermiyerek olsun.

İhlâs üzere ol! İhlâs, insanların görmesini hâtıra getirmeyip, yaradanın dâimâ gördüğünü unutmamaktır. Sebeplerde Allah’a dil uzatma. Her hâlde Allah’dan gelene râzı ve sükûn üzere ol. Allah adamlarının huzûrunda şu üç sıfat üzere bulun: Alcak gönüllülük, iyi geçinmek ve kötülüklerden arınmış bir kalb. Hakîkî yaşamak, nefsini öldürmenle, nefsinin arzularını, haram ve zararlı isteklerini yerine getirmemenle olur."


 kirmizigulvx6


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti
« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2010, 00:07:16 »
Oğlu Abdurrezzâk'a şöyle vasiyet eyledi:

Ey oğlum! Allahü tealâ bize ve sana ve bütün müslümanlara tevfîk, başarı ve muvaffakiyet ihsân eylesin! Sana Allah'tan korkmanı ve O'na tâat üzere olmanı, dînimizin emir ve yasaklarına riâyet etmeni ve hudûdunu gözetmeni vasiyet ederim.

Ey oğlum! Allah bize, sana ve müslümanlara tevfîk versin! Bizim bu yolumuz, Kitap ve Sünnet üzere bina edilmiştir. Kalbin selâmeti, el açıklığı, cömertlik, cefâ ve ezâya katlanmak ve din kardeşlerinin kusurlarını affetmek üzere kurulmuştur.

Ey oğlum! Sana vasiyet ederim! Derviş yâni Allah adamlarıyla berâber ol. Meşâyıha, tasavvuf büyüklerine hürmeti gözet! Din kardeşlerinle iyi geçin! Küçük ve büyüklere nasîhat üzere ol. Dinden başka şey için kimseye düşmanlık etme!


Ey oğlum! Allah bize ve sana tevfîk versin! Fakirliğin hakîkati, senin gibi olana muhtaç olmaman, zenginliğin hakîkati ise, senin gibi olandan bir şey istememendir. Tasavvuf hâldir, söz değildir, söz ile de ele geçmez. Dervişlerden, Allah'tan başkasına ihtiyaç duymayan birisini görürsen, ona ilim ile değil, rıfk, yumuşaklık, güler yüz ve tatlı söz ile muâmele eyle! Zîrâ ilim onu ürkütür, rıfk, yumuşaklık ise çeker ve yaklaştırır.

Ey oğlum! Zenginlerle sohbetin, görüşmen izzet ile, onlara değer vermeyerek, fakirlerle örüşmen ise, kendine değer vermiyerek olsun.

İhlâs üzere ol! İhlâs, insanların görmesini hâtıra getirmeyip, yaradanın dâimâ gördüğünü unutmamaktır. Sebeplerde Allah’a dil uzatma. Her hâlde Allah’dan gelene râzı ve sükûn üzere ol. Allah adamlarının huzûrunda şu üç sıfat üzere bulun: Alcak gönüllülük, iyi geçinmek ve kötülüklerden arınmış bir kalb. Hakîkî yaşamak, nefsini öldürmenle, nefsinin arzularını, haram ve zararlı isteklerini yerine getirmemenle olur."


 kirmizigulvx6


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti
« Yanıtla #2 : 25 Ekim 2010, 07:31:48 »
Genç kardeşim! İmanın zayıflamaya yüz tuttuğu an, nefsinle ve onun bataklık ve pürüzleriyle ciddi bir şekilde meşgul ol!. Ve bu yolda yürürken seni artık, çoluk-çocuğun, komşun, akraban, şehirlin ve iklimin meşgul etmesin... Çünkü iç âlemin sarsıntı geçiriyor; nefis ile şehvet, îman ve irfana galip gelmiş, durumdadır. Önce bunu düzeltmen lâzımdır. Îmanın sağlamlaşınca artık sen çoluk-çocuğuna, akraba ve taallukatına, içinde yaşadığın cemiyete yönel... Fakat takva zırhını giyinmedikçe, kalbin üstüne iman tolgasını koymadıkça, elinde tevhid kılıcı ve kuburluğunda duanın kabul okları bulunmadıkça sakın bunların karşısına çıkma. Evet, bu vaziyette tevfik atına bin, savaşa girme ve atılma yollarını, vurmayı, saplamayı, gelen darbelerden korunmayı iyice öğren... Sonra Hakk'ın düşmanlarına karşı hamleye geç... Ve işte o zaman sana altı yönden ilahi nusret (yardım) gelir. Bu lutfa mazhar olduğunda artık halkı şeytanın elinden kurtarıp alabilir, aziz ve celil olan Hakk'ın kapısına çevirebilirsin. Bu vaziyette onlara cennet ehlinin amelini emreder, cehennem ehlinin işlerinden sakındırırsın. Çünkü sen artık cennet ve cehennemin ne demek olduğunu ve bu ikisinin ehlini idrak edebiliyorsun... İşte kim bu makama ulaşırsa, onun kalb gözünün üstündeki keşif perdeleri kalkar, altı yönden hangisine bakacak olursa o yöndeki hicapları delip geçer, kalbi baş kaldırınca Arşı ve gökleri görebilir, yere eğince de yer tabakalarını ve ondaki cinlerin meskenlerini rnüşahede edebilir. Bu saydıklarımızın tek sebebi, hakîki îman ve Hakk'a olan mârifettir ve aynı zamanda bu ikisinin hikmetini bilmektir. Sen bu makama ulaştığının zaman halkı Hakk'ın kapısına bırak!. Bundan önce çok dikkatli ol; senden bir şey (günah ve isyan) sadır olmasın!. Çünkü Hakk'ın kapısında bulunmadığın takdirde halkı buraya davet edecek olursan bu sadece bir vebâl olur, bu vebalin ağırlığı öylesine zor gelir ki ne kadar dayanmak istersen iste yine de çökersin ve ne kadar rif'at (yücelik ve üstün rütbe) elde etmeye çalışırsan çalış hep yitirirsin... Bu halde artık sende, salihlerden yana bir haber bulunmaz. Sen sadece kuru laflar eden bir laklakasın, kalbsiz bir dilsin, batınsız bir zahir, halvetsiz bir celvetsin, savletsiz bir cevletsin... Kılıcın tahta, okun kibrittir. Korkaksın, cesaretin yoktur; en basit ok seni öldürür de kıyametin kopabilir. Dikkat et, aramızda bir düşmanlık yoktur ve seni Allah'ın dininde de yanlış bir yola sevk etmiyorum. Ben, meşâyihin törpüleyici sözleriyle, gurbet ve fakirliğin sert havasıyla terbiye gördüm: Bu bakımdan benden sana, doğru bir söz zâhir olursa sen onun Allah tarafından olduğunu bil ve kemal-i hürmetle al!. Çünkü beni konuşturan O'dur. Hakk'a daima uyun, bid'atlere sapmayın....İtaat edin, inad etmeyin... Allah'ı bir bilin, şirke düşmeyin... Hakkı tasdik edin, şikayetçi olmayın... Sabredin, sızlanıp sabırsızlık etmeyin... Sabit kadem olun, bıkkınlık göstermeyin... İsteyin, çekinmeyin... Gözetleyin (Hakkın lütuf ve inayetini bekleyin), ümitsizliğe düşmeyin... Kardeş olun; birbirinize düşman olmayın... Taat üzerine toplanın, dağılmayın ve ayrılmayın... Birbirinizi sevin; buğzetmeyin:.. Günahlardan temizlenin, günah ve isyan bataklığına düşüp kirlenmeyin... Rabbinize dosdoğru kulluk ederek kendinizi süsleyin, O'nun yüce kapısından ayrılmayın... O'na yönelin, sırt çevirmeyin... Tevbe edin, nefsinize yazık etmeyin. Gece ve gündüz durmadan kusurlarınızı dile getirip, Yaradanınıza onları arzedin, böyle yapmayı asla ihmal etmeyin... Umulur ki merhamet olunur, saadete erişirsiniz, cehennemden kurtulup cennete yol bulursunuz. Allah'a kavuşur, Darüsselam (selamet yurdu) da üstün nimetlere, bakiye hurilere nail olursunuz... Ve bu hal üzere ebediyen kalır, en güzel vasıtalara biner, hurilerle ve çeşitli güzel kokularla, gönül alan nağmelerle mest ve hayran olursunuz. Netice olarak, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber yüce makamlara yükselirsiniz. Mutluluk yolunda ebediyyen yürümek isteyen mü'minler! Vaazettiğimde öğüt almayan, dinledikleriyle âmel etmeyen sağırlarla beraber olmayın. Gözü kulağı açık, kalbi uyanık kimselerle beraber olmaya çalışın.
 kirmizigulvx6


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

gedai

  • Ziyaretçi
Ynt: Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti
« Yanıtla #3 : 25 Ekim 2010, 14:45:53 »
ey vallah emegine selam olsun

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Abdulkadir Geylaninin Vasiyeti
« Yanıtla #4 : 01 Haziran 2012, 19:21:28 »
Genç kardeşim! İmanın zayıflamaya yüz tuttuğu an, nefsinle ve onun bataklık ve pürüzleriyle ciddi bir şekilde meşgul ol!. Ve bu yolda yürürken seni artık, çoluk-çocuğun, komşun, akraban, şehirlin ve iklimin meşgul etmesin... Çünkü iç âlemin sarsıntı geçiriyor; nefis ile şehvet, îman ve irfana galip gelmiş, durumdadır. Önce bunu düzeltmen lâzımdır. Îmanın sağlamlaşınca artık sen çoluk-çocuğuna, akraba ve taallukatına, içinde yaşadığın cemiyete yönel... Fakat takva zırhını giyinmedikçe, kalbin üstüne iman tolgasını koymadıkça, elinde tevhid kılıcı ve kuburluğunda duanın kabul okları bulunmadıkça sakın bunların karşısına çıkma. Evet, bu vaziyette tevfik atına bin, savaşa girme ve atılma yollarını, vurmayı, saplamayı, gelen darbelerden korunmayı iyice öğren... Sonra Hakk'ın düşmanlarına karşı hamleye geç... Ve işte o zaman sana altı yönden ilahi nusret (yardım) gelir. Bu lutfa mazhar olduğunda artık halkı şeytanın elinden kurtarıp alabilir, aziz ve celil olan Hakk'ın kapısına çevirebilirsin. Bu vaziyette onlara cennet ehlinin amelini emreder, cehennem ehlinin işlerinden sakındırırsın. Çünkü sen artık cennet ve cehennemin ne demek olduğunu ve bu ikisinin ehlini idrak edebiliyorsun... İşte kim bu makama ulaşırsa, onun kalb gözünün üstündeki keşif perdeleri kalkar, altı yönden hangisine bakacak olursa o yöndeki hicapları delip geçer, kalbi baş kaldırınca Arşı ve gökleri görebilir, yere eğince de yer tabakalarını ve ondaki cinlerin meskenlerini rnüşahede edebilir. Bu saydıklarımızın tek sebebi, hakîki îman ve Hakk'a olan mârifettir ve aynı zamanda bu ikisinin hikmetini bilmektir. Sen bu makama ulaştığının zaman halkı Hakk'ın kapısına bırak!. Bundan önce çok dikkatli ol; senden bir şey (günah ve isyan) sadır olmasın!. Çünkü Hakk'ın kapısında bulunmadığın takdirde halkı buraya davet edecek olursan bu sadece bir vebâl olur, bu vebalin ağırlığı öylesine zor gelir ki ne kadar dayanmak istersen iste yine de çökersin ve ne kadar rif'at (yücelik ve üstün rütbe) elde etmeye çalışırsan çalış hep yitirirsin... Bu halde artık sende, salihlerden yana bir haber bulunmaz. Sen sadece kuru laflar eden bir laklakasın, kalbsiz bir dilsin, batınsız bir zahir, halvetsiz bir celvetsin, savletsiz bir cevletsin... Kılıcın tahta, okun kibrittir. Korkaksın, cesaretin yoktur; en basit ok seni öldürür de kıyametin kopabilir. Dikkat et, aramızda bir düşmanlık yoktur ve seni Allah'ın dininde de yanlış bir yola sevk etmiyorum. Ben, meşâyihin törpüleyici sözleriyle, gurbet ve fakirliğin sert havasıyla terbiye gördüm: Bu bakımdan benden sana, doğru bir söz zâhir olursa sen onun Allah tarafından olduğunu bil ve kemal-i hürmetle al!. Çünkü beni konuşturan O'dur. Hakk'a daima uyun, bid'atlere sapmayın....İtaat edin, inad etmeyin... Allah'ı bir bilin, şirke düşmeyin... Hakkı tasdik edin, şikayetçi olmayın... Sabredin, sızlanıp sabırsızlık etmeyin... Sabit kadem olun, bıkkınlık göstermeyin... İsteyin, çekinmeyin... Gözetleyin (Hakkın lütuf ve inayetini bekleyin), ümitsizliğe düşmeyin... Kardeş olun; birbirinize düşman olmayın... Taat üzerine toplanın, dağılmayın ve ayrılmayın... Birbirinizi sevin; buğzetmeyin:.. Günahlardan temizlenin, günah ve isyan bataklığına düşüp kirlenmeyin... Rabbinize dosdoğru kulluk ederek kendinizi süsleyin, O'nun yüce kapısından ayrılmayın... O'na yönelin, sırt çevirmeyin... Tevbe edin, nefsinize yazık etmeyin. Gece ve gündüz durmadan kusurlarınızı dile getirip, Yaradanınıza onları arzedin, böyle yapmayı asla ihmal etmeyin... Umulur ki merhamet olunur, saadete erişirsiniz, cehennemden kurtulup cennete yol bulursunuz. Allah'a kavuşur, Darüsselam (selamet yurdu) da üstün nimetlere, bakiye hurilere nail olursunuz... Ve bu hal üzere ebediyen kalır, en güzel vasıtalara biner, hurilerle ve çeşitli güzel kokularla, gönül alan nağmelerle mest ve hayran olursunuz. Netice olarak, peygamberler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber yüce makamlara yükselirsiniz. Mutluluk yolunda ebediyyen yürümek isteyen mü'minler! Vaazettiğimde öğüt almayan, dinledikleriyle âmel etmeyen sağırlarla beraber olmayın. Gözü kulağı açık, kalbi uyanık kimselerle beraber olmaya çalışın.
 kirmizigulvx6



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.