Gönderen Konu: Kimbilir belkide doğacağız!  (Okunma sayısı 6296 defa)

Gülbakışlım

  • Ziyaretçi
Kimbilir belkide doğacağız!
« : 11 Haziran 2009, 07:45:20 »
Karanlıktaymışlar.
İki embriyo, bir ana  rahminde...
Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...
Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...
Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.
Elleri, ayakları belirginleşmiş.
Gözleri çıktıkça meydana,
İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...
Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...
Sıcak, ıslak, sevgi dolu...
'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'
Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.
Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.
Onları besleyip büyüten kordonu fark edince
O kordonla kendilerini var eden Anne'lerine şükretmişler.
Sonra başlamış bir varoluş tartışması:
'Buraya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...
'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'
Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin ki...':
Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.'
Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.
Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.
Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...
Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...
Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.
'- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış ikizlerden  biri efkarla...
'- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha hayata...'
'- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra  hayat  vardır.'
Sormuş karamsar olan:
'- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?'
Şiirle cevaplamış iyim ser olan:
'Birçok giden/ memnun ki yerin den/ çok seneler geçti/ dönen yok  seferinden...'
Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.
Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.
Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.
Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.
Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,
Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.

hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu
ve doğunca öleceklerini sanıyorlar..

Kim bilir belki de bizde
yanılıyoruz onlar gibi..
Ölünce ölmüş değil,
belki de doğmuş olacağız..
Nerden bilebiliriz ki!

CAN DUNDAR

Çevrimdışı gullerhurmetine

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 5 104
  • Rep +18/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • evli 6 kız sahibi . maksat ilahi rıza .
    • AşK DediĞiN Ya Allah'tan GeLmeLi...Ya Allah İçİn OLmaLı...Ya Da Allah'a ULaşTıRMaLı; YoKSa YerLe BiR OLmaLı...
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #1 : 11 Haziran 2009, 07:57:25 »
teşekür  emeklerine saglık..

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #2 : 16 Haziran 2009, 08:02:15 »
Ölüm,ruhun bedenden ayrılıp hayatın sona ermesidir.
Bu Allah'ın değişmez kanunudur:
"Her canlı ölümü tadacaktır. Şüphesiz kıyamet günüyaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir"
(Al-i İmran,3/185).
İslam inancına göre kıyamet koptuktan sonra her şey yok olacak,Allah'tan başka   hiç bir canlı kalmayacaktır.,Nitekim bir ayette:
"Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacaktır.Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır"
(Rahman,55/26-27) buyurulmuştur.
Ahiret alemi; İsrafil (a.s)'ın sura birinci defa üflemesinden sonra kıyametin kopması ve evrenin düzeninin bozulup dünyada yaşayan bütün canlı varlıkların aynı anda ölmesi;
İsrafil'in ikinci defa sura üflemesinin ardından ise,dünyada hayat sürmüş bütün insanların ruhlu-bedenli varlıklar olarak diriltilip dünyada yaptıklarından hesaba çekilmek üzere mahşer yerine sevk edilmeleri ve hesap işlemini  takiben inanç ve amellerine göre cennete veya cehenneme konmaları safhalarından oluşur.
Şu halde insana düşen görev,şu geçici dünya hayatında Allah'ın rızasına uygun bir hayat sürüp ebedi saadeti kazanmak olmalıdır...

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #3 : 03 Temmuz 2009, 15:26:50 »
Dönmeyecek Birini Bekleyenler!
Derin bir iç çekti kadın, serin bir yaz akşamında, camın kenarından uzaklara bakarken. Hiç dönmeyecek birini bekliyordu. Aynı anda başka bir şehirde, beklendiğini unutmuş bir adam, sonsuz gibi duran karanlık denizi seyrediyordu.
Dönmeyecek Birini Bekleyenler!
Dönmeyecek Birini Bekleyenler!
Şimdi aralarına büyük mesafeler girmiş bu iki yürek, kısa zaman önce sadece birbirleri için çarpıyordu. Biraz daha dayanabilseler, bugün üç yılı bitirmiş olacaklardı. Gözü hep telefondaydı kadının, her arayanı sevdiği adam sanıyor, kalbi hızla çarpıyordu. Vakit geçtikçe umudunu kaybetti. Bir gün daha dönmeyecek birini bekleyerek sona ermişti ve kim bilir ne zaman geçecekti içindeki bu yararsız umut?    
 Bu yazıyı okuyan kaç çift göz, geçmişte bir yola saplanıp kalmıştır? Bir pencere kenarından, gece demeden, gündüzü görmeden bekleyip durmuş kaç yürek vardır? Ve hala kaçı beklemektedir? Bu yüzden caddeye bakan evleri sevmem ben. O yoldan beklenen hariç herkes gelip geçer. Köşeyi dönen bütün yabancılar, bir an için özlenen kişiye benzerler. Yüzleri seçilmese de uzaktan, boyları, endamı, yürüyüşleri andırır. İnsanın midesine kramplar girer o anda, bir tebessümlü heyecan yerleşir yüzüne, sadece birkaç saniye, geldiğini zannedip sevinir bekleyen. Oysa ne demiştir Yahya Kemal Beyatlı şiirinde: “ Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, çok seneler geçti, dönen yok seferinden..”
Beklemek zaten zor eylemdir ama dönmeyecek birini beklemek nafile bir çabadan öteye gidememiştir hiç. Sevdanın asaletine ne kadar yakışıyor olsa da, bir yaşamı törpülemektir yararsız bekleyişler.
Beklemek, zarif bir ruha, büyük gönüllere yakışır elbette. Kendinden vazgeçerek, soyunarak üstünlüğünden ve egosunu kırarak bekler insan. Kim bilir kaç tohum filizlenir, serpilir, büyür, çiçek açar o zaman aralığında? Uzun bekleyişlere sabrederken, kendisi bekleyiş olur bazen kişinin. Gerçekten sadece bir ümit, bir kavuşmanın sarılma anına bağlı hayallerle mi böylesine inatçı durabilir insanoğlu? Beklemek kadar ısrar ve inatla yapılan başka kaç eylem vardır ki?
Bazen kabullenmek gerekir, dönmeyecek birini beklemek, bir çeşit intihar gibidir. Giden, sevildiği kalbi terk etmeyi seçtiyse, geri gelişi bekleyene daha büyük yaralar açacak demektir.
Her şeye rağmen, yaşamın içinden bir lezzettir beklemek, yüreği bükerek eğiten, sabrı öğreten, ruhu geliştiren bir zaman yolculuğudur; eğer bekleyişi hayatın kendisi haline getirmemişse insan…

ALINTIDIR

TEŞEKKÜRLER


Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #4 : 03 Temmuz 2009, 15:49:32 »
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, çok seneler geçti, dönen yok seferinden..”
Beklemek zaten zor eylemdir ama dönmeyecek birini beklemek nafile bir çabadan öteye gidememiştir hiç. Sevdanın asaletine ne kadar yakışıyor olsa da, bir yaşamı törpülemektir yararsız bekleyişler.
Beklemek, zarif bir ruha, büyük gönüllere yakışır elbette. Kendinden vazgeçerek, soyunarak üstünlüğünden ve egosunu kırarak bekler insan.

muhteşem yüregine saglık canım


Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #5 : 11 Temmuz 2009, 09:00:28 »
İHTİYAR ÇÖPÇÜ


İhtiyarlığa adım atalı çok olmuştu. Gözleri dalgalara takılmış halde, iyi kötü yönleriyle geçmişi düşünüyordu. İnsanlığa karşı pek güveni kalmamıştı. İyilik yaptıkça nankörlük gördüğünü düşünüyor, çoğu kişinin kendisine “enayi” gözüyle baktığını da biliyordu. Fakat karşılıksız iyilik yapmaktan vazgeçmiyordu. Çünkü kendisini hayata bağlayan çok az değerden birisi de, kendisine olan saygısıydı. Onu da kaybederse , herşeyini kaybetmiş olacağına inanıyordu.
İhtiyar adam kayalıkların üzerinden yavaşça doğruldu, denizin kenarına atılmış kırık içki şişesi gözüne takılmıştı. İçki içmezdi ama görüp de almazsa ve bu kırık şişe birine zarar verirse vicdan azabı duyacağını düşündü. Onun şişeyi yerden aldığını gören biri kız, biri erkek iki genç gülüştü. Genç adam ; “-Çöpçü herhalde. ” dedi.

İhtiyar adam herkesi hoş görmeye çalışırdı, özellikle gençleri ama yine de gencin, kendisi hakkında arkadaşıyla şakalaşırken biraz sesini alçaltmamasına, kendisinin duymaması için gayret etmemesine canı sıkılmıştı.

İhtiyar kırık camları atmış dönerken, gençlerin az önce kendisinin oturduğu kayalarda, azgın dalgalara karşı şakalaştığını, birbirini itekler gibi yaptığını gördü. Biraz daha uzakta bir kayaya gidecekti ki, birinin denize düşme sesi ve çığlığı kulaklarında çınladı. Kız düşmüştü, . Sportif yapılı gencin hemen atlayıp kızı kurtarmasını bekledi. Fakat kayadan kayaya telaşla koşan genç atlamaya cesaret edemiyordu.

Genç ne yapacağını bilemez halde dalgaların uzaklaştırdığı kız arkadaşına bakıyor, bağırıyordu. Sağa sola deli gibi koştururken, hemen yanından birinin denize atladığını duydu, bu az önce dalga geçtiği ihtiyar adamdı.

İhtiyar adam dalgaların tüm zorluğuna rağmen, güçlü kulaçlarla kıza yetişti, saçlarından yakaladı, kayalara doğru çekti. Kayalara yaklaştığında kıyıdaki genç adam, kız arkadaşını tutup önce yukarı, sonra sahile çekti. İhtiyar adamı o anda unutmuştu bile. Birden aklına gelip denize doğru baktığında ihtiyar adamın hala çıkamadığını gördü.

İhtiyar kollarında derman kalmamış halde, kendisini kıyıdan koparmaya çalışan dalgalara kendini bıraktı. Genç çılgına döndü, sevdiği kızı kurtaran , az önce dalga geçtiği ihtiyar gidiyordu. Kısa zamanda büyük şeyler olmuştu hayatında. Hayatta en çok sevdiği kişiyi kendisi kurtaramamış, başkası kurtarmıştı ve o da şimdi kendisinden özür bile dileyemeden, boynuna tüm utançları takarak sonsuza dek gidiyordu.

**** **** **** **** **** ****

Kendine tam gelememiş kız , gencin sulara atlayışına baktı, bağırdı ama nafile. Oysa arkadaşının kendisi kadar bile yüzemediğini iyi biliyordu.

Genç adam tüm çabasına rağmen ihtiyara yaklaşamamıştı bile . Dalgaların üzerinde boğulan değil, sanki dinlenen biri gibi duran ihtiyar da sanki gülümsüyor gibiydi. Genç bir anda ihtiyardan daha çok kıyıdan uzaklaştığını farketti. Bitiyordu herşey. “Gerçekmiş demek ki ” diye düşündü, hayatı, arkadaşları , sevdikleri hızlıca gözlerinin önünden geçiyor gibiydi. İnsan ölüme yaklaşınca böyle oluyormuş. Su yutuyordu ama mücadeleyi bırakmıştı.

**** **** **** **** **** ****

Birden beklenmedik birşey oldu; genç adam kolunun kuvvetlice yakalandığını hissetti, önce köpekbalığı aklına gelip telaşla çekmek istedi ama hemen yanında ihtiyar adamı farketti. İhtiyar adam önce kolundan yakalamış, sonra yakasından tutup, onu bir bebek gibi çekmeye başlamıştı.

Göz açıp kapayana kadar kıyıya gelmişlerdi. İhtiyar adam, genci kızın yanına kadar atmış, nefesleniyordu. Gençlere gülümsedi ; “- Siz de, ben de bu gün güzel dersler aldık. Ben kendi adıma çok mutlu oldum. Siz kimseyi küçümsememeyi öğrendiniz. Ben de bu küçük dalgalarda sizi deneyerek, insanlığın ölmediğini gördüm. Delikanlı beni kurtarmaya gelmen, beni ne kadar mutlu etti sana anlatamam. Fakat ben daha bu dalgalara yenilecek kadar kocamadım”

İhtiyar kıyıda kendilerini toparlamaya çalışan gençlerin birşey söylemesine fırsat vermedi; “-Hoşçakalın !. . . ” deyip yürüdü.

Gençler peşinden koşamadıkları ihtiyara şaşkınlıkla, içlerinde bir buruk sevinçle bakakaldılar.

Yazar: Ahmet Ünal ÇAM

Çevrimdışı BentSahra

  • Yönetici
  • Üstad
  • *
  • İleti: 16 137
  • Rep +163/-2
  • Cinsiyet: Bayan
  • Estagfurullah El Aziym muhtacız sana
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #6 : 11 Temmuz 2009, 09:18:53 »
ay çokkk güzelmişşş yaaaa

bayıldımm bayıldımm..ellerine saglık gönlüne saglık prenses :)
İnsanlık ölmemiş demekki..



Allahım darlık verme kalbime mekân senin ..




İnsan arar,
Sadece arar,
Nasibini arar,
Nasibi kadar arar.
Ne bulursa lütfedildiği için bulur, Lütfedildiği kadar bulur.

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #7 : 26 Nisan 2010, 15:07:29 »
Önyargi- Sabit Fikirlilik


Bir koyde tek basina yasayan; cocugu dogmadan once kocasi olmus hamile bir kadin,  kendisine arkadas olmasi acisindan dagda yarali olarak buldugu bir gelincigi evinde beslemeye baslar. Gelincik kadinin yanindan bir an bile ayrilmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukca uysallasir. Bir kac ay sonra kadinin cocugu dogar.

Tek basina tum zorluklara gogus germek ve yavrusuna bakmak zorundadir. Gunler gecer ve kadin bir gun bir kac dakikaligina da olsa evden ayrilmak zorunda kalir.  Gelincik ile bebek evde yanliz kalmislardir. Aradan biraz zaman gecer ve anne eve gelir. Eve geldiginde gelincigi ve kanli agzini gorur. Anne cildirmiscasina gelincige saldirir ve onu oracikta oldurur. Tam o sirada icerideki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yonelir ve odada besigi, besigin icinde bebegi ve bebegin yaninda parcalanmis olan yilani gorur.


Toplumumuzda yasanan sorunlarin ana nedenlerinden biri, insanlarin yeterli bilgiye sahip olmadan olaylari yorumlamasidir. Onyargi, asagidaki gibi tarif edilebilir;
Onyargiya gorsel olarak bir ornek verelim.
Asagidaki fotografa iyi bakin, ilk baktiginizda ne goruyorsunuz?...


 
Bir calilik uzerinde oturan kurbaga degil mi?
Bakin resim belli bir sure sonra hareket ediyor, ne imis?
Bir at basi...
Demek ki; "hayatta hic bir sey gorundugu gibi olmayabilirmis", ne dersiniz?
Ofke ve kininizle hemen karar vermeyiniz.Duyduklarinizin hicbirine gozunuzle gorduklerinizin yarisina inanin.Cunku gercekler gozlerinizle dahi gorseniz oyle olmayabilir.
Onyargisiz olan kisiler, yasama farkli gozle bakabilen kisilerdir. Ne zaman bir olaya onyargiyla yaklasacak olursaniz, kurbaga'nin at basina donusebilecegini hic unutmayin.

Onyargisiz ve yargisiz infazlardan uzak bir dunya dilegiyle

Çevrimdışı gullerhurmetine

  • Administrator
  • Kalfa
  • *
  • İleti: 5 104
  • Rep +18/-4
  • Cinsiyet: Bay
  • evli 6 kız sahibi . maksat ilahi rıza .
    • AşK DediĞiN Ya Allah'tan GeLmeLi...Ya Allah İçİn OLmaLı...Ya Da Allah'a ULaşTıRMaLı; YoKSa YerLe BiR OLmaLı...
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #8 : 26 Nisan 2010, 15:13:33 »
 apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif apl.gif

Gülbakışlım

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #9 : 27 Nisan 2010, 09:51:29 »
Hayata fazla karışmamalı insan, aldanmamalı, kıyısında yaşayıp çekip gidebilmeli…
Gözlerini hayatın kalbine dikip, her daim atar sanmamalı…
Tüketilmeden, tüketmeli…
Rabbin yolunda tükenmeli.

prenses

  • Ziyaretçi
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #10 : 03 Mayıs 2010, 08:05:40 »
Şeytan ile oduncunun döğüşü

Odunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk" vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan meded beklerlerdi.

Oduncu, bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de, bir kavmi Allah'a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için ağacı kesmeye karar verdi.

Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye gittiğini sordu. Oduncu:

- Halkın Allah diye taparak Allah'a isyan ettikleri ağacı kesmeye gidiyorum, dedi. Adam, oduncuya:

- Ben şeytanım… O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit oduncu, şeytana çok kızmıştı.

Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini boğazına dayadı.

Şeytan zahide:

- Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine bak, dedi.

Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar.

Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin yastığının altına baktığında, altını gördü. Memnun olmuştu, ikinci gün oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce:

- Seni sahtekâr seni, kandırdın değilmi beni?., diyerek üzerine hücum etti.

Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu. Şeytan:

- Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim: Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben, dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun, işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, dedi.

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Ynt: Kimbilir belkide doğacağız!
« Yanıtla #11 : 03 Mayıs 2010, 08:19:20 »
 tesekkürler prex emek