Gönderen Konu: Otistik çocuklarla yaşam...  (Okunma sayısı 2087 defa)

Çevrimdışı mrkydr

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 12 912
  • Rep +35/-3
Otistik çocuklarla yaşam...
« : 11 Ekim 2010, 10:03:45 »


Sosyal ilişki kurmakta zorluk çeken otistik çocukları bebeklik dönemi sonrasında hemen fark edebilirsiniz. Etraflarına sanki penceresi bulunmayan kalın bir duvar örmüşlerdir,ufacık bir pencere açmak bile çok ama çok zordur.

Yeni doğan her bebek, yaşamın ilk günlerinde doğal otistik bir dönem geçirir.Yani çevresindeki insan ve eşyalara karşı ilgisiz ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkisizdir. Ancak normal gelişim sürecinde bu dönem bir kaç hafta kadar devam eder ve giderek çocuk dış dünyaya açılmaya ve çevresiyle ve özellikle insanlarla ilgilenmeye ve ilişkiye girmeye başlar. Otistik çocukların çoğu normal sayılan ve çok kısa süren bu dönemi bir türlü aşamaz ve dışa açılamazlar. Karşısına anne geldiğinde kimse yokmuş gibi tepkisiz kalan ve adeta bir gülücüğü dahi esirgeyen bu çocuklar dikkatli bir gözlemci tarafından hemen farkedilebilirler.

Bebekliğin ilk dönemlerinde annelerin ilk farkettikleri çocuklarının diğer çocuklara nazaran daha az güldükleridir. Adeta sevilmekten hoşlanmazlar ve tepki gösterirler. Ana babanın seslenmesine karşı yanıt vermemeleri nedeniyle çoğu aile çocuklarının sağır olduğunu dahi düşünebilir. Çevredeki insanların görünümleri, giyisileri dikkatlerini çekmez. Dışarıdan izlendiğinde adeta odada kimse yokmuş gibi davranırlar. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Yalnızlığı severler ve yalnız bırakılmaya tepki göstermezler. İlk dönemlerde anne ve babayı diğer insanlardan ayırmakta güçlük çekmelerine karşın yaşları ilerledikçe anne babaya bağlılıkları aşırı derecede artabilir ve ayrıldıklarında yoğun sıkıntı yaşayabilirler.

Otistikler aşağıdaki davranışların en az yarısını gösterirler.
• Çevresine karşı ilgisizdir.
• Olaylara ve insanlara tepkisizdir.
• Genelde tek başınadır. İletişim güçlüğü çeker.
• Konuşma zorluğu vardır.
• İnsanlarla temastan kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak.
• Göz temasının çok az ya da hiç olmaması.
• Uygunsuz ve sebebsiz gülmek ağlamak.
• Seslere karşı aşırı duyarlılık ya da duyarsızlık.
• Objeleri kendi etrafında çevirmek.
• Sürekli aynı oyunları oynamak.
• Herşeyin aynı olamasını istemek, değişikliklere aşırı tepki vermek.
• Aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik.
• Objelere gereksiz yere bağlanmak.
• Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak.
• Motor hareket gelişiminde düzensizlik.(Topa vuramaz ama küpleri üst üste dizer)
• Ellerini kollarını çırpar, olduğu yerde sallanır, kendi etrafında döner.
• Tehlikeye karşı duyarsızlık.
• Acıya karşı duyarsızlık.
• Arka arkaya anlamsız hareketlerin tekrarı
• Sebebsiz gülümseme, gülme ve ağlamalar
• Dış uyaranlara (ışık , ses gibi ) anormal cevap verme

NEDENİ:
Otizmin nedeni tam olarak hala bilinmemektedir.Uzun yıllar anne bebek arasındaki duygusal ilişki kurmadaki yetersizlik sebep gösterilmişti.Ancak daha sonra bu görüşten uzaklaşılmıştır. Otizmin ensefalit, frajil x sendromu, fenilketonüri ve doğumsal kızamıkçık enfeksiyonu gibi bazı tıbbi durumlarla birlikte de daha sık görülebilmesi ve bu çocukların yaklaşık % 25 inde epilepsi nöbetlerin de bulunması nedeni nörobiyolojik alanda arama zorunluluğunu gündeme getirmiştir.

TEDAVİ:
Otizm tedavisinin ilk ve en önemli aşaması ailenin hastalık hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Hastalığa özgü bir ilaç henüz yoktur. Şu anda asıl olarak üzerinde durulan çocukları otistik halden çıkarmaya yönelik davranış ve eğitim programlarıdır. Burada amaç çocuğun sosyalleşmesini ve ilİşki kurabilmesini sağlamaktır. Kısa vadede sonuç beklemek doğru olmaz. Tedaviden alınacak sonuç çocuğun zeka düzeyi ile yakından ilgilidir.


Dr.Suat ERKMEN – Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı