֖zel Kalemler > Dr.Münir Derman

Zikir

(1/1)

BentSahra:
Zikir

ZİKİR: Hatırlamak. Yad etmek. Hürmetle anmak... TESBİH: işleyen muntazam bir titreşime girmek... Zikirde: İrade. Düşünce. Arzu vardır. Tesbihde:İrade. Düşünce. Arzu. kelimelerinin yeri ve manası yoktur. Bu sözleri anlamaya çalış... Tesbihat durd 

ZİKİR: Hatırlamak. Yad etmek. Hürmetle anmak...


TESBİH: işleyen muntazam bir titreşime girmek...


Zikirde: İrade. Düşünce. Arzu vardır.


Tesbihde:İrade. Düşünce. Arzu. kelimelerinin yeri ve manası yoktur.


Bu sözleri anlamaya çalış...


Tesbihat durduğu zaman hiç bir yer ne madde olarak, ne maddesiz


olarak kalmaz.


Mevcudiyetleri yoktur. Zikir o halde iradeye az çok bağlıdır.


insanda zikir ve teşbih manevi âlemde ve Allah kelâmında gecen zikir


ve teşbih kelimelerinin manaları ise bambaşkadır.


Tesbih: Durmadan, ara vermeden, aslını, yaradılışını daimi surette


hatırlamanın şuurlu ve bize göre şuursuz zikridir.


Zikir o tesbihata girmektir. Onunla beraber teşbih etmektir.


Zikirlerin hepsinde hedef kâinatın tesbihatma girerek bütün vücut


hücrelerinde de devam eden bu tesbihati birleştirmektir.


O halde zikirde hedef YARATAN`dır. Zikredici ALLAH`dır. Bütün


zikirlerde söylenen kelimeler lâfızlar âlettir.


Bu zikre hulûs ile devamla kalp`te tarifi mümkün olmayan bir halet


hasıl olur. işte asıl zikir (O) dur. Dikkat et (Budur) demiyoruz.


Bütün mahlûkat teşbih halindedir durmadan, atomları düşün.


Hulûs ile dedik bu ne demektir. Bunun tarifi yoktur, insanın


batınından çıkan hakiki ve riyadan uzak bir samimiyet bağlanmasıdır.


Bütün vücut hücrelerinde devam eden tesbihati kalp hissettiği zaman


Haklan zikri o zaman ortaya çıkar. (Allah`ın) demiyoruz. (Hak`kın)


diyoruz.


Mansur bundan dolayı (Enel Hak) diye haykırdı. (Enallah) demedi.


Bunu anlamak çok güçtür.


(Fezkuruni Ezkirkum) Beni anınız, Bende sizi anarım. Burada teker


teker her kula hitap vardır. Anarsanız, Ben de anarım.


Bundan, insana serbestiyet verildiği manası çıkar. (Anarsanız) Allah`ın


kapusu kilitli değildir.


(Sizi anarım) var ya...


Allah ile insan arasındaki gaflet perdesi var. Fezkiruni Ezkirkûm fle bu


ifade edilmiştir.


Bu kapıdan gidebilmek için Resul`e uymak lâzımdır.


(Nebi) ye değil. Lâfa dikkat kesil mırıltı etme. Can kulağıyla dinle


hele....


Resul`e uymak: Resul`ün ademiyet tarafıdır ki bu (Kur`an) dır. Ve bunu


tebliğ kendisine verildiği demektir.


Nebilik insaniyet tarafıdır. (Sünneti Resul, Siyret-i Resul) dür. Her


şeyle O`nu taklit et Leke, toz kondurmadan.


SİYRET: insanın manen tuttuğu yol.


MÜRŞİT: Mürşidi Kâmil,


ŞEYH: İnsanda meknuz yani gizli olan esma akislerini ortaya


çıkarmak için, sâliki lâfzi âletlerle hazırlamağa ve onu zahiri ilimlerle


donatmağa çalışan insandır.


Yani hazırlık kıtası hocası.


Şeyh aynı zamanda mürşit ise, salikin cesedi hazırlığını da çile üe


hazırlar. Onu halvete sokar. Ceseden hazır olan salik, bu sefer mürşidin


(Batıni İlim) ini öğrenmeye çalışır.


Bundan sonra hakiki şahıs (Mürşidi kâmil) ise kâmil tarafını gösterir.


Ve saliki halvete sokar. Ve gösteremediği tarafından himmet eder....


Cesediyle görünüp, içini göstermeyen bir kâmil bul ki işte ona şeyh


derler. Cesedini unutup içini görmeğe çalışana da mürid.


Hakiki mürşit sana senden içeri olan O (Ben) i öğretendir. Lâf ile


olmaz.


Hüvel evvel: Nuru Resul


Hüvel zahir: Nübüvvet


Hüvel ahir: Ümmeti


Hüvel batın: Resul`ün Ledün`ni


Hakikati gizleyen ve yine açıklayan ayet. Budur.


Bu lâfları anladı isen hemen sağ elinin üstünü öp ve hemen avuç içine


bak, biraz sonra da onu öp...


Babanın elinin üstünü öp.


Ananın hem elinin üstünü, hem de diğer elinin içini öp.


Bir de başka türlü el içi öpme vardır. O halvet işidir. Hakikati bilmeden


takliden öpme.


Öğren aslını ondan sonra öp... İlk evvel Âdem yaratıldı. Sonra da


Havva. Niçin...


Düşün, bunu mürşidine sor. Sana tek bir (Kelime) söylemesi lâzım.


Eğer biliyorsa hemen duyarsın. Alamazsan cevap, o bir tek kelimeyi


şüphe et yahut kendinde kabahat ara.


O zaman hem senin hem de mürşidin münkir olduğunu düşün yolunu


hemen değiştir.


Not: Yukarıdaki yazı M.Derman`ın : `Yazılmamış sırların ilki, yazılacak sırların sonu (3) isimli kitabından alınmıştır.`

 

BentSahra:



Dille yapılan zikirde özellikle Cenâb-ı Hakk’ın isimleri tekrar edilmektedir. Bir mürşidin irşadı ve gözetiminde, o En Güzel İsimler’den bazıları belli bir sayıya göre söylenmektedir. Sayı mevzuunda Kitap ve Sünnet’te kat’i bir şey yoktur. Fakat selef-i salihinden bazıları, o mübarek isimleri ebced hesabındaki karşılıklarına göre çekmişlerdir. Meselâ, Allah lafz-ı celâlinin ebced karşılığı 66’dır. Zikir sırasında bu lafz-ı celâl’i bazıları 66 kez, bazıları da 66’nın katları adedince tekrar etmişlerdir. Bununla beraber, Esma-i İlâhî’den hangisinin sizin üzerinizde galip ve hakim olduğunu biliyorsanız, o isme devam etmenizi tavsiye etmişlerdir. Meselâ "Latîf" ismine mazhar olabilirsiniz. O zaman her namazdan sonra onu 129 defa söylersiniz; çünkü bizim bildiğimiz iki ebced hesabından birine göre Latîf ismi 129’a denk düşmektedir.

BentSahra:

--- Alıntı yapılan: BentSahra - 16 Kasım 2012, 15:40:19 ---


Dille yapılan zikirde özellikle Cenâb-ı Hakk’ın isimleri tekrar edilmektedir. Bir mürşidin irşadı ve gözetiminde, o En Güzel İsimler’den bazıları belli bir sayıya göre söylenmektedir. Sayı mevzuunda Kitap ve Sünnet’te kat’i bir şey yoktur. Fakat selef-i salihinden bazıları, o mübarek isimleri ebced hesabındaki karşılıklarına göre çekmişlerdir. Meselâ, Allah lafz-ı celâlinin ebced karşılığı 66’dır. Zikir sırasında bu lafz-ı celâl’i bazıları 66 kez, bazıları da 66’nın katları adedince tekrar etmişlerdir. Bununla beraber, Esma-i İlâhî’den hangisinin sizin üzerinizde galip ve hakim olduğunu biliyorsanız, o isme devam etmenizi tavsiye etmişlerdir. Meselâ "Latîf" ismine mazhar olabilirsiniz. O zaman her namazdan sonra onu 129 defa söylersiniz; çünkü bizim bildiğimiz iki ebced hesabından birine göre Latîf ismi 129’a denk düşmektedir.


--- Alıntı sonu ---

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git