֖zel Kalemler > Dr.Münir Derman

Dr.Münir Derman Anlatıyor

(1/1)

BentSahra:
İlâhi hadiseler insan dimağına dökülemez.


Beşer aklı bunu halletmeye çabalarsa bütün ilâhi şeylerin


hepsi kıymetini kaybeder.


Kâinatda düşünebileceğiniz herşey mümkündür.


Düşünemediğin şeyin imkânı yoktur.


Bilgtsizlik`dir bunların hepsinin sebebi...


Hangi bilgisizlik, akim ötesine inanmamak cehaleti...


Bu, insanın kendi aklına hakaretidir ki inanmadığı şeye nazaran bu hali


küfürdür.


İyilikler insan ile birlikte gömülür.


Amma kötülükler ölümden sonra da yaşamaya devam eder.


Bu iki cümleyi çok oku anla. Zira bundan dolayı:


Cennet cehennem vardır.


Şeytan amelleri vardır.


Peygamberler bunun için gönderilmiştir.


Herşey bundan ötürü fanidir...


Anlamadın: Allah niçin böyle murad etmiştir. Bilmiyoruz.


Bilemeyeceğiz de...


Yalnız boyun eğmek lâzımdır ki bu tazimdir. Kime. Kendine...


Dışım değil içini süslemeye çalış. Efendiliğini kaybetme


Haramdan, içkiden. Kumardan uzak dur. Sabır ve kanaat hasletlerini


kuvvetlendir. Hiddet etme. Öfkelenme. Sakin ol.


Hiddet başkadır. Öfke başkadır bunu karıştırma birbirleriyle.


Hiddet: Dışarının tesiriyledir. Öfke: Nefsin içten gelen tepkisidir.


Allah`dan başkalanna şikâyetden nefsî men etmek sabırdır ha...


İnsanın gözü aklı kadar görür.


Bu göz Allah`ın yarattıklarını görür.


İnsanın Hak`ka bakan gözleri açılırsa o zaman herşey ortadan kalkar.


Hak`kı görmeye başlar.


Evvelâ: Allah`ın güçlerini, tecellilerini görür anlar.


Herşeye karşı sevgi. Arzu ihtiras. Güzele. Kadına. Paraya. Mala ve


servete karşı sevgi asıl sevginin muhtelif görünüşleridir.


Dünyaya ve yaratıklara aklı kadar bakan gözler bunları görür, ihtiras ve


sevgiye bağlanırlar. Bunların hepsi Hak`kı görür gözleri perdeler.


Aslında ne şer vardır ne haram, ne helâl, bunlar aklı kadar gören gözleri


olan insanlara böyledir.


Hakkı gören gözleri işleyen bunlardan kurtulur. O zaman ne haram,


vardır ne helâl.


Ne şer vardır. Ne hayır... Hepisi (O) dur.


`VE İLA RABBİKE FERGAB` ayeti bunu sessizce haykırmaktadır.


Para : Namussuzu, namuslu Çirkini güzel Hırsızı doğru Haksızı haklı


yaptığı bir devirde yaşıyoruz. Bu toplumda :


Kimi zora


Kimi şöhrete


Kimi paraya boyun eğer.


Gururun soğukluluğu bazen insanı mahveder.


Hükümdar haksız olarak bir köylüden bir yumurta alırsa, adamları


bütün tavuklarını alır. Menfaat insanı yıkar.


Allah`dan uzaklaşan insanlara kızmayınız.


Hiddet etmeyiniz. Onlara (Sevgi) ile yaklaşmak lâzımdır. O zaman


(öfke) nefisden zuhur etmez...


Zira dünyada tek bir mabet varflır. O da insan vücududur. Hiçbir şey


bundan mukaddes değildir, insan bir mekândır. Aslı la mekândır.


İnsan sevmek ve tazim etmek (Beden) içindeki bu (Haber)e tazimdir.


Elinizi insan vücuduna dokunduğunuz zaman onu gökyüzüne


dokundurmuş olursunuz,..


Bütün kâinatı yaratan küçülerek bütün güçleriyle insan vücuduna şah


damarlarından daha yakın olarak gizlenmiştir.


Onu idrak mekanizması insanda vardır. Anahtarı da vardır.


Menfaat hisleriyle insan bilmeden (nefsin) esareti, altında kalır.


(Nefsinin) demedik dikkat et. (Men arefe nefse fakat arafe rabbe)


hadisindeki (nefsin) (nefsinin) hangisidir anla...


İki avcı av dönüşünde vurduklarım paylaşıyorlardı. Birisi bir tavşan,


diğeri ise bir keklik vurmuştu. Tavşanı vuran avcı, diğer, keklik vurana:


`İstersen tavşan bende kalsın.


Keklik senin olsun,


İstersen kekliği sen al,


Tavşanı bana ver`


İşte insanların menfaat uğrunda söylediği sözler bunlar.


Bunun içinden (nefsin) ve (nefsinin) manalarını anla...


Doğru söyle. Gıpta etmeden, haset etmeden, yalana tevessül etmeden


adaletden ayrılmadan daima gönülden söyle. Böyle olursan vücutdaki


nefisdeki şaibeler ortadan kalkar.


Şaibeleri; irade. Sabır, tbadet siler süpürür.


Ceset, o halde gönlün gölgesinin, gölgesinin gölgesidir demişler...


Bilinen birşey var: insanların ilâhi bir ahenk, kanun ile idare edildiğidir.


Kâinatda herşey yaratılış süs ve işleme nizamı ile insanlara güzel ve çirkin


görünür Hayır veya şer şeklinde tecelli eder. Halbuki kâinafda hiçbirşey


manasız, eksik ve çirkin değildir. Allah hepsini noksansız ve güzel


yaratmıştır. Bizim Hak`ka yakınlık derecemize göre çirkin veya fena şekilde


görünür.


Her fena veya çirkin gibi görünen eşya ve yaratığın altında bir güzellik


gizlidir. Onu görmeye gayret ediniz.


Cenabı Hak insanı kendisi için yaratmıştır. O halde emirlerine


insanın uyması lâzımdır. Mal onun Rızık onun Ceset onun Ruh onun


Akıl ve irade onun. O halde... Bunları sana muvakkat bir zaman için


verdi.


Emanete hıyanet etme... (Hak`ka herşeyi bağlama, nefsine bağla)...


Lâf çok ince dikkat et anla...


Âdem cennetten çıkarıldı. (Kovulmadı).


Hakkın emriyledir bu...


Bu çıkarılışı Âdem gizledi. Hak`ka isnad etmedi. Nefsine isnad etti. Ve


Hak Adem`i af ve mağfiret etti.


Hz.Musa bir gün kırda gezerken bir doğan bir güvercini kovalıyormuş,


Güvercin Hz.Musa`nın omuzuna konmuş. Ya


Musa beni koru diye feryad etmiş. Doğan, Musa! rızkımı alma ver,


demiş, Musa bıçağını çıkararak doğana: Baldırımdan kesip vereyim,


güvercine dokunma yavruları var. Bıçağı baldırına vuracağı zaman (Doğan


ve Güvercin) hemen, Ya Musa dur biz Hak`kın elçisiyiz seni denemeye


geldik. Ahdında sadık, sözüne emin olup olmadığını imtihan için


gönderildik demişlerdir.


Küçük santiardaki bu hadiseyi çok düşün... Ve Hak`dan ayrılma... Ne


olur.


Kâinatdaki ni&aro ve işleme, canlı, cansız, nebat, hayvan, maden hep bu


ahde sadıktır. Bakarsan görürsün...


Yaratılan her şey güzeldir.


Güzellik gözle görülmez.


Gönül ile görünür.


Madde ile değil sevgi ile beslenir...


Güzellikler içinde zorluklar vardır.


Allah`ın insanları böyle yaratmasında bir sebep vardır. Fakat biz onu


bilmiyoruz. Hayatda yokuşları tırmanırken rastladığınız kimselere iyi


davranınız. Çünkü inişde yine onlara rastlayacaksınız. Belki sizi mezara


kadar omuzlarında taşıyanlardan biri olurlar.


Düşünen bir insanın kafasında (inanmak veya inanmamak) bakımından


hakikati bulmak imkânsızdır. Bu iş bir mısır tarlasını sahibinden korumaya


benzer.


Dünyada hiçbir şey göründüğü gibi, ne de anlatıldığı gibidir. Zira hiçbir


şey sanıldığı gibi olmuyor. O halde her yapacağın veya yaptığın işlerde


sevap ve günah arama. insaniyetine hakaret etmiş olursun. Onu ancak Allah


takdir eder.


Beşer tarihinde her millete ait efsaneler destanlar hikâyeler vardır. Bunlar


asıl hakikatlerdir. Fakat insanoğlu tarafından kabul edilememiş


kavranamamış hakikatlerin kaybolmayarak, öğüt veren düşünen için asıl


hakikatlerdir. Onlar insanı doğruluğa, fazilete, hakikate götürecek ip


uçlarıdır.


Çok basit belki gülünç bulacağınız bir iki tane hepimizin bildiği bazı


şeylerden bahsedelim:


Açlıktan ölmek üzere olan bir köpeği alıp yediriniz. Avucunuzla su


içiriniz ısırmaz. Ömür boyu hem de...


Nerede tesadüf etse kokunuzdan sizi tanır.


O koku onun kuvvetli hafızasına nakşolmuştur. Veya onu yaratan öyle


halketmiştir. .


Kur`andaki KITMİR hikâyesi basit bir köpek hikâyesi değildir, işte


insan ile köpek arasındaki fark budur. Size candan bağlı bir köpek kızgın


bir dosttan daha iyidir.


Isıracak köpek dişini göstermez. (Dikkat).


Kedi, hürriyetini seven en ileri (Derecede bir hayvandır. Bir yudum su


için, bir parça ekmek için kimsenin elini yalamaz. Açlıktan ölür de...


Bilir misiniz su ile abdest almada niyet yoktur, fakat toprakla


teyemmümde niyet etmek vardır. Niçin?


Oruçda niçin niyet vardır? Niyetsiz oruç olmaz. Dil ile ikrar ceset ile


tasdik vardır. Niçin?


İnsan hayatı dünyada bulunması bir nevi ibadetdir. Dünyaya niçin


geldiğini anlayan sözün doğruluğunu derhal anlar.


Allah ile temas


Alış veriş


Konuşma


Sözleşme. Ancak abdest aldıktan sonra mümkündür. Yoksa edep dışıdır.


(Kul) işi değildir.


Diğer dinlerde abdest yoktur. Niçin emredilmemiştir.


Esas sır buradadır.


Bu sırrı bilirsen sezersen; Abdestsiz (Yeme. İçme, Konuşma. Yemek


pişirme. Çocuğa süt verme)... Bunları tatbik çok zor gelir, fakat alışırsan o


kadar da kolaydır. Herkes bunu yapsaydı haram diye birşcy konuşulmazdı.


O zaman islâmda haram olanın diğer dinlerde haram olmasının, sırrını


anlarsın ve yine Resulullah`ın niçin:


Son peygamber olduğunu


Habibullah olduğunu


Rahmetellil âlemin olduğunu


Miraca niçin teşrif ettirildiğini


Namazın niçin miraçda arada vasıta olmadan kendisine emrolunduğunu,


bütün uçsuz bucaksız kâinatın onun yüzünden nurundan yaratıldığını


anlarsın...


Senin vcrdiğin nimeti, rızkı yiyeceğim,


Her şeyi ondan yarattığın suyu içeceğim,


Nimetlerini hazırlayıp pişireceğim,


Evlâdıma süt vereceğim.


Bunların hepsi abdestli olarak yapılır.


(Konuşma-Kelâm) senin yerine (Kul) olarak konuşuyorum yine abdestli


olmak lâzımdır. Ama böyle olmasa ne olur? Günah mı? Hayır, Böyle olmak


başka türlü (Kul) olmak demektir.


Ceseden abdest. Namaz. Oruç. Ruhen de sen düşün onu... Bunu


söylemek bana düşmez. Sana hakaret olur. Günaha giremem...


Oruçda abdestli olmalıdır.


Orucun mükâfatını ben vereceğim diyor. Diğer ibadetlerin mükâfatını


başkası mı veriyor.


O mükâfat nedir. Cesedi midir Ruhi midir?


Onu bir bilsen bütün günlerinin oruçlu olmasını istersin. Taklitden


sakın. Oruçda Allah`ın kuluna vereceği en büyük mükâfatı gizlidir.


Daima abdestli bulunmada bu işde yapmamanın günahı yoktur.


Yapmanın da sevabı yoktur. Burada daima Hak`la birlikte olmak vardır.


Onun için abdest emrolunmuştur. Her şeyde sevap ve günah arama.


İnsaniyetine hakaret etmiş olursun. Devamlı abdestli ol.


Abdestsiz yeme. içme. Konuşma Orucu daima abdestli tut. Abdest


bozulursa alana kadar konuşma. Resulü Ekrem`in İslâmiyeti ilânından on


sene sonra miraçda namaz emirolundu. Ondan iki sene sonra da Medine`de


abdest emrolundu. ilk kılınan namazlarda abdest almak yoktu.


Resul, yalnız ağızlarını çalkalardı.


Bunların sebeplerini öğren bil ve kendinin ne olduğunu anla


Dışarıdan içeriye bakarsan birşey göremezsin, içeriden dışarıya


bakarsan o zaman iş başkadır. Bu suretle insan kendini bulur.


Kendini bulmak Hak`kı bulmaktır. Burada (Hak) hakikat`dır ki Allah`ın


tecellisidir.


Mansur işi bu...


Unutma. Kandil resmi, geceleyin ışık vermez..


Ben lisanımla Enel Hak lâfzı etmem bir an


Halimi canan bilsin lâfzı üryan istemem.


13.5.1986 Perşembe


NOT: Yukarıdaki yazı Münir Derman`ın ` Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu` isimli eserinden alınmıştır.

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git