Gönderen Konu: Ölüm Neden Sevilmez?.........!  (Okunma sayısı 160 defa)

Çevrimdışı ases

  • Administrator
  • Bağımlı Üye
  • *
  • İleti: 769
  • Rep +4/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • latif ertas.blogcu.com
Ölüm Neden Sevilmez?.........!
« : 24 Ekim 2010, 15:16 »





Ölüm Neden Sevilmez?

Adamın biri Peygamber Efendimize (s.a.v)
“Ya Rasulallah ,acaba neden ölümü sevmiyorum ” diye sordu…

Peygamberimizde ona:

-Malın var mı ...Diye sordu,adam :

-Evet,var Ya Rasulallah...Diye cevap verdi..

Bunun üzerine peygamberimiz adama şöyle buyurdu…

“Malını önden gönder (hayır yolunda sarfet).
Çünkü mü’mininkalbi malına bağlıdır.
Buna göre eğer onu erken gönderir ise ölüp ona kavuşmak ister.
Buna karşılık eğer onu geride bırakırsa kendiside dünyada kalıp onunla birlikte olmak ister…“


Alıntıdır.





TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİNDEN SELAMLAR

[ KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ]


Çevrimiçi merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 10.940
  • Rep +34/-3
Ynt: Ölüm Neden Sevilmez?.........!
« Yanıtla #1 : 24 Ekim 2010, 17:36 »
 asesx esglk aro

Çok sevdiğim bir kardeşimle sohbet ediyorduk. Uzun süren dalgınlığımın ardından, ne düşündüğümü sordu.

Ben de:

— Öteden beri bunca insan nasıl öldü, son nefesini nasıl verdi ve acaba neler hissetti diye düşünürdüm. şimdi ise nasıl ve ne halde öleceğimi merak ediyorum, dedim.

Bu gibi durumlarda tekellüfsüz fakat hikmetli bir cevabı olurdu her zaman.

— Cevabı belli abi, dedi.

— Nasıl yani, dedim.

— Hz. Peygamber “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” buyurmuş. Ölümünü merak ediyorsan, yaşadığın hayata bakmalısın.

Birden beynimde şimşekler çaktı:

— Ama, dedim, sadece ölümü değil, ölümden ötesini de merak ediyorum.

— Onun da cevabı aynı hadisin devamında. Yani, “Nasıl ölürseniz, öyle de dirilirsiniz.”

Merakımı giderecek başka cümleler aramaya gerek kalmamıştı. O güzel insan, sevgili Peygamber, insanları en doğru seçime iki cümle ile davet ediyordu. Nefsimizin bizi bu kadar içinde olduğumuz bir gerçekten alıp dâ nerelere taşıdığını anlamak için bu hatıra yeter.

Gide gide ölüme varacağımızı zannediyoruz. Gide gide ölüme varılmıyor. Ölümle beraber gidiliyor. Ölüm hayatın gölgesi; onu bundan, bunu ondan ayırmak zor. Ama bir tecelli oluyor ve hayatın önünü kesiyor ölüm. Ecel gelince, başağrısı bahane... Gide gide ölüme varılsaydı, gidemeden ölenler olmazdı. Doğduğu günde ölenler var. Ha bir adım, ha yüz adım farketmiyor. Uzunluk veya kısalık bize göre bir kavram. Çok kısa sürede Rabbini  eden işler yapıp da vefat eden ile yüz sene yaşamış olup da Yaratıcısından haberdar olmamış biri aynı kefede değerlendirilmez.

Ölüm hayatın içinde olmasaydı, hayat bu kadar güzel ve çekici olur muydu? Hayatı güzelleştiren, belki de bu geçici ve fani yönü. Hayat bitmese, ölüm başımıza gelmese, ahirete nasıl geçilecekti, düşünülmeye değer doğrusu. Burada kalan dostların sayısının azaldığı, ahirete gidenlerin ise her gün çoğaldığı bu diyarda gurbetimiz oraya, anavatana geçmekle ve dostlarımıza kavuşmakla sona erecek. Hasret Sevgililer Sevgilisine kavuşmakla bitecek.

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

Ölüm saatinden daha güzel bayram mı arıyorsun ey nefsim? Dostum beni çağırdığı zaman nasıl koşarak gitmem ki? Yalnızlık çevremi kuşatmaya başlamışsa...

Selim Gündüzalp   

/

Çevrimiçi merakiyidir

  • Administrator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 10.940
  • Rep +34/-3
Ynt: Ölüm Neden Sevilmez?.........!
« Yanıtla #2 : 14 Mayıs 2011, 08:03 »


Bir insanın ölümü; bir kızıl goncanın içini açmasına, âlemi öpmesine benzer yaprak yaprak ve satır satır! ..
Ve bir insanın ölümü;
Bir goncanın açması kadar, beklenendir! ..

İnsan, tohumdur; her şey gibi! ...
Tohum; ayağını aşağı, elini yukarı uzatıp çeker kendini...
Tohum, uzatıp elini tutar hayatı ama, hayatın “bir avuç boşluk” olduğunu düşünmeden! ..
Hayat yoktur ki! ..
Dünya da yoktur! ..
Var olan; “hayal” edilen bir mekânda, “hayat” denilen süre içinde, kayda geçen işlerdir! ..

Ha, hayâl olan bu dünya; ha, hayaletleri masalların! ..

Bir insanın ölümü;
Bir kızıl goncanın içini açmasına...
Yapraklarının arasında ne varsa dökmesine benzer...
Kimi goncalar açıldığında; miss gibi yayılır kokusu, kimi güller, dillere destan olur...

Beklenen, aslında budur.
Topraktan boşluğa saplanan bir küçük filiz, ne kadar tırmanırsa tırmansın; ya toprağa iner, veya toprağa yükselir!..
Toprak ne yüksekliğin irtifaı, ne alçaklığın ölçüsüdür...
Toprak, kapıdır;
Girdiğin ve çıkacağın!..

Bir insanın ölümü;
Bir goncanın gül olmasıdır!..

Bir tohumun kök salması... Bir kökün filiz vermesi... Filizin fidan olması... Ve bunun tomurcuklanması ne kadar normal geliyorsa görenlere... Kimse şaşırmıyorsa bir goncanın sapı ve yaprağı olmasına...
Niye şaşırılıyor;
İnsanın güle benzemesine?..

Yani, özü şudur bu lafın:
Bu “hayâl et”ler diyarındaki bir insanın ölümü; bir kızıl goncanın içini açmasına, âlemi öpmesine benzer... Yaprak yaprak, ve satır satır!
Ve bir insanın ölümü; bir goncanın açması kadar, beklenendir!..

Hayat yoktur ki... Dünya da yoktur!..
Var olan; “hayal” edilen bir mekânda, “hayat” denilen süre içinde, kayda geçen işlerdir!..
Bir insanın ölümü;
Bir goncanın gül olmasıdır!..


Muammer Erkul

/

Çevrimdışı ases

  • Administrator
  • Bağımlı Üye
  • *
  • İleti: 769
  • Rep +4/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • latif ertas.blogcu.com
Ynt: Ölüm Neden Sevilmez?.........!
« Yanıtla #3 : 15 Mayıs 2011, 12:40 »
 besmele...!

Selamün Aleyküm Meraklı kardeşim, Bu ve bunun gibi konulara
duyarlılığınnızdan dolayı  tesekkurler,,,, ellerinize sağlık,

 razı

kirmizigulvx6    kirmizigulvx6    kirmizigulvx6

 bayrak    bayrak    bayrak    bayrak
TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİNDEN SELAMLAR

[ KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ]



GoogleTagged - Etiketler

 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal