Hoşgeldiniz
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
22 Mayıs 2012, 06:25
Ana Sayfa
Forum
Yardım
Takvim
Giriş Yap
Kayıt Ol
''Oku Emrinin Muhatablarıyız"
»
Çay Saati
»
Seçme Yazılar
»
BESMELE NEDİR?
« önceki
sonraki »
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
Gönderen
Konu: BESMELE NEDİR? (Okunma sayısı 479 defa)
ases
Administrator
Bağımlı Üye
İleti: 769
Rep +4/-1
Cinsiyet:
BESMELE NEDİR?
«
:
15 Kasım 2010, 08:14 »
Besmele-i şerife, Müslümanın hayatındaki yeri ve önemi
BESMELE NEDİR?
Besmele olarak isimlendirilen Bismillâhirrahmânirrahîm cümlesi, hemen herkesin bildiği üzere, Rahmân ve Rahîm olan Allahın adıyla manasına gelmektedir. Bu sözün biz Müslümanlar için önemi büyüktür. İyi ve hayırlı bütün işlerin başında söylenmesi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) tarafından müminlere tavsiye edilmiş ve Bismillâhirrahmânirrahîm ile başlanmayan her işin bereketi kesiktir (1) buyrulmuştur.
Bu itibarla selef-i salihin (geçmiş bütün büyüklerimiz) her hayırlı işe Bismillahirrahmânirrahîm diyerek el atmışlardır.
Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) yine buyurmuşlardır ki: (Bütün semâvi) kitapların anahtarı, Bismillâhirrahmânirrahîm, yani Besmeledir. (2)
Bu hadisi kendilerine rehber edinen bütün İslâm büyükleri vazlarına-sohbetlerine, yazdıkları eserlerine evvela Besmele, sonra Hamdele, sonra da Salvele ile başlamışlardır.
Binaenaleyh bu yazımızda, Allahın ilk emri Besmele ile okumayı anlatan, ona bağlı yaşamayı ve onu nesiller boyu yaşatmayı teşvik eden, Besmelesizliğin ise zararlarına-tehlikelerine işaret eden bilgiler-belgeler vermeye çalışacağız.
***
RABBİMİZİN İLK EMRİ: BESMELE
Yaratan Rabbının ismiyle oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı! Oku! Rabbın sonsuz kerem sahibidir. Ki O, kalem ile yazmayı öğretti! Ve insana bilmediği şeyleri (hep) O öğretti. (Alak suresi)
Görüldüğü üzere Hz. Allahın ilk emri, Rabbımızın adıyla okumak, yazmak
Günümüzde de bazı kimseler, bazı kesimler Rabbımızın ilk emri oku diyorlar/diyebiliyorlar ama, Rabbının adıyla oku! demeye bir türlü dilleri varmıyor, gönülleri elvermiyor
Dünkü o ne kader övünülesi güzel hallerden bugün ne denli dövünülesi durumlara geldik Dün sıbyan (ilkokul) talebelerimiz okullarına Besmele alayları tertiplenerek dualarla başlarlardı. Dedelerimiz çocuklarını öyle okuturlardı.
Peki ya bugün?..
***
HER SURENİN BAŞINDA BESMELE
Yüce Kitabımız Kurân-ı Kerim surelerinin -Tevbe sûresi hariç- hepsinin başında Besmele vardır.
Besmelenin her sûrenin müstükil/bağımsız bir ayeti mi, yoksa bütün sûrelerin başında okunan tek bir ayet mi olduğu ihtilaflıdır. Ancak sahih görüşe göre Besmele, sadece Fatiha sûresi ve dolayısıyla da Kuranın ilk ayetidir. Bu sayede Fatihanın ayet sayısı yediye tamamlanır. Böylece, Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi (ayeti) ve Kuran-ı Azimi verdik (3) ayet-i kerimesindeki bu ifadede tasdik edilir.
Hâsılı, Fatiha-i şerife Besmele ile birlikte yedi ayettir; namazların her rekatinde tekrarlanır. Bununla birlikte cemaatle kılınan namazlarda imam, kıraatin cehri okunduğu vakitlerde de Besmeleyi içinden, diğer altı ayeti ise sesli okur.
***
KAZA VE BELALARA KARŞI BESMELE
Kaza-bela ve musibetler karşısında almamız gereken manevi tedbiri hatırlatan Rasûlüllah Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Bir tehlikeye düştüğünde, sıkıntıya maruz kaldığında, Bismillâhirrahmânirrahîm, Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-ayyilazîm (Rahmân ve Rahîm olan Allahın adıyla, pek yüce ve çok büyük olan Allâhın yardımı, ihsanı olmasa; hiçbir tehlikeye-sıkıntıya karşı korunabilmeye güç, kuvvet, tâkât yoktur; Ona sarılmaktan, Ondan yardım dilemekten başka çâre bulunmaz!) demeğe devam et. Çünkü Allah Teala bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder. (4)
Yine bir başka manevi tedbiri bize bildiren Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), her gün sabah-akşam üçer defa aşağıdaki, Besmeleyle başlayan duayı tekrarlayan kimseye, hiç bir şey zarar veremez, buyurmuşlardır. Allahın ismiyle, Onun adı sayesinde ne göklerde, ne yeryüzünde hiç bir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyla bilendir. (5)
Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) eve girme adabıyla ilgili olarak da buyuruyorlar ki: Sizden biriniz evine girmek istediğinde şeytan onu takip eder. Eve gireceğinde şayet Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek Besmele çekerse, şeytan, Bu evde bana girecek yer yok der. (6)
Besmele Kuran-ı Kerimde tam olarak sadece Neml sûresi 33. ayette geçmekte Ve Süleyman aleyhisselâmın Sebe melîkesi Belkısa yazdığı mektubun Besmeleyle başladığından bahisle, Muhakkak o (mektup) Süleymandandır. Ve o hakikaten, Bismillâhirrahmânirrahîm (Rahmân ve Rahîm olan Allâhın adıyla başlamaktadır) diye bizlere nakledilmektedir.
***
BESMELEDEKİ ESRAR
Ruhul-Beyan isimli meşhur tefsirinin bidayetinde-başlangıcında İsmail Hakkı Hazretleri buyuruyor ki: Kuran-ı Kerimdeki bütün esrar-ı ilahiye, onun başındaki Fatihada Fatihada olan bütün esrar-ı ilahiye, onun başındaki Besmelede Besmelede olan bütün esrar-ı ilahiye, onun başındaki Ba da Bada olan bütün esrar-ı ilahiye de onun altındaki noktada mündemiçtir (toplanmıştır). Bunu bütün fuseha (fasihler: düzgün, anlaşılır ve güzel konuşan edipler-hatipler) ve fudalâ (fazıllar: üstün meziyet, ilim-irfan sahipleri) böylece bildirmişlerdir. (7)
***
BESMELE HAKKINDA BİR TETKİK
Besmelenin bası beka-i ilâhiyyeye Sini selamet-i ilahiyyeye ve selamet-i ilahiyyenin müminlere olduğuna Sinin uzun yazılışı, din-i Muhammedînin uzun zaman devam edeceğine Besmelenin mimi, Muhammed aleyhisselâmın kendisine Mimin içindeki beyazlık, bu din-i Muhammedînin nuruna delalet etmektedir.
Müminlere olan selamet-i ilahi nedir?
Şüphesiz Hz. Allahın biz müminlere olan en büyük saadet ve selameti; bizim gibi aciz kullarını, diğer insanların arasından seçip kulluğuna kabul buyurmasıdır. Nitekim Hz. Allahın (c.c.) Peygamberimiz Muhammed Mustafayı (s.a.v.) Miracda Huzur-i İlahisine kabul buyurup, Habibim! Kâinatımı görüp seyrettin. İste benden, ne istiyorsun? diye sorduğunda, Peygamberimizin, Sana kul olmayı isterim, ya Rabbi! demiş olması, bunun en güzel ve en büyük delilidir.
Hz. Musa (a.s.) zamanında zengin ve mağrur bir Yahudi onun yolunu keser ve onunla alay ederek, Yine nereye gidiyorsun ya Musa! der. Hz. Musa hiç tereddüt etmeden Tur-i Sinaya, Rabbimle konuşmaya gidiyorum der. Yahudi şirretleşerek, Eğer Rabbin ile konuştuğun doğru ise, ona söyle de benim cezamı hemen versin der. Hz. Musa (a.s.) Tur-i Sinaya gider Allah Teâlâ ile mükâlemesini/konuşmasını yapar, sonra da boynunu bükerek Yahudinin ona dediklerini arz eder ve: Ya Rabbi! Bu Yahudinin bana dediklerini sen biliyorsun! Cezasını vermeyecek misin? der. Hz. Allah (c.c.) Ya Musa! Ona cezalarımın en büyüğünü verdim buyurunca, Hz. Musa sorar: Ya Rabbi! Senin kullarına verdiğin en büyük cezan nedir? Hz. Allah (c.c.) da, Ya Musa! Benim kullarıma verdiğim en büyük ceza, yaratıp yaşattığım bir kulumu kulluğumdan kovmam ve ebedi hayatını mahvetmemdir. İşte o Yahudi de böylece mahvolan kullarımdandır buyurur.
Şu halde müminler, dünyaya ve onun fani olan varlıklarına ve saltanatına asla aldanmamalı ve en büyük nimetin Allaha kul, Peygamberine ümmet olarak ona kavuşabilmek olduğunu, hayatları boyunca asla unutmamalıdırlar. Çünkü dünya geçici, ahiret ebedidir.
Nitekim Hz. Allah (c.c.), Kâfirler, azabı gördükleri zaman, çok kez (pişmanlıkla) Keşke Müslüman olsaydılar (olsaydık) diye temenni edecekler. (Ey Rasûlüm!) Onları bırak (kendi hallerine)! Yesinler, dünyalıkları ile övünüp zevklensinler. Emel (uzun yaşama arzusu) kendilerini oyalaya dursun. Sonra (başlarına gelecek musibeti) görecek ve bileceklerdir (8) buyurmaktadır.
***
BESMELENİN TARİHÇESİ
Hz. Allah (c.c.) tarih boyunca Besmele-i şerifeyi şu 4 zümreye ihsan etmiştir:
1. Nuh aleyhisselâma
Kuran-ı Kerimden öğrendiğimize göre Rabbımız ona bu Besmelenin yarısını ve sadece Bismillâh kısmını ihsan etmiş, o da bu yarım Besmele ile yaptığı gemisini Tufanda hem yürütmüş hem de durdurmuştur. (Hz.Nuh) dedi ki: Binin (geminin) içerisine. Onun yüzüp gitmesi de, durması da Bismillah iledir (Allahın adıyla yürür, durur) (9) Hz. Allah Nuh aleyhisselâmın hem kâfirlerden, hem de Tufandan kurtuluşunun bu yarım Besmele ile tahakkuk ettiğini-gerçekleştiğini, kitabıyla bizlere bildirmektedir.
2. Süleyman aleyhisselâma
Dersimize mevzu olarak aldığımız bu ayet-i kerimeden de öğrendiğimize göre, Hz. Allah Besmelenin tamamını Süleyman aleyhisselâma vermiş O da Besmelenin tamamı olan bu Bismillâhirrahmânirrahîm ile hem dünyanın, hem de içindeki canlı-cansız her şeyin hâkimi ve sultanı olmuştur.
Nuh aleyhisselâm yarım Besmele ile gemisini hem yürütür hem durdururken, Süleyman aleyhisselâm da bu tam Besmeleyle rüzgârlara hükmetmiş Ve Sebe sûresi, 34/12. ayeti medlûlünce Hz. Allah, rüzgârları emrine vermiş Ordusuyla birlikte günün sabahtan öğleye kadarki vaktinde bir aylık, öğleden akşama kadarki vaktinde ise yine bir aylık yol katederek, bugün dahi en ileri teknolojiye sahip ülkelerin bile ulaşamadığı saltanata kavuşmuştur.
Onun bu saltanatı, İlâhi lûtuf gereği olduğu için, kıyamete kadar da hiç bir insan bu saltanata ulaşamayacaktır.
3. Muhammed sallallâhü aleyhi veselleme
Hz. Allah (c.c.) bu Besmelenin tamamını Habibi Muhammed aleyhisselâma vermiş ve o bu Besmele ile Miraca yükselmiş, Arşı, Kürsîyi, mülk ü melekûtü temaşa etmiş ve Cemal-i İlâhi ile müşerref olmuştur.
4. Ümmet-i Muhammede vermiş
Ümmet-i Muhammed de, bu Besmeleye eğer sahip çıkar ve bununla doğar, bununla yaşar, bununla ölürlerse, Rasûlüllahın Miracda geçtiği bütün safhaları geçecek ve cennete varıp, Cemal-i İlâhi ile müşerref olacaklardır.
***
Bir rivayette şöyle anlatılmaktadır:
Cenab-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Miracda, Arşın altında bir kubbe ve o kubbeden de dört nehrin çıktığını görmüş Hayran olup, Cenab-ı Hakka, aynı kubbenin altından nasıl rengi, tadı, kokusu ayrı dört nehrin çıktığını merak ettiğini arz etmiş Cenab-ı Hak da ona, kubbenin altına girmesini emretmiş Peygamberimiz kubbenin altına girip bakınca, hayranlığı bir kat daha artmış Çünkü o dört nehrin birinin, kubbede nurdan yazılı olan Besmelenin miminden, birinin Allah lafzının hesinden, birinin Rahmân lafzının miminden, birinin ise Rahîm lafzının miminden çıktığını ve aktığını görmüş Hayreti, arzusu, daha da artınca, Cenab-ı Hak ona: Ya Muhammed! Senin Ümmetinden her kim beni, bu isimlerimle anar, zikr ederse, ben de onu işte bu cennetime koyar ve bu dört nehrin her bireriyle bir daha susamamak üzere sularım buyurmuştur. (10)
***
BESMELENİN FAZİLETİNE DAİR BAZI HADİSLER
1. Her bir hayırlı iş ki, ona Besmele ile başlanmazsa, o iş, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. (11)
2. Cehennemde görevli olan ve Hz. Allahın Kuranda beyan buyurduğu 19 azap melaikesinin elinden yakasını kurtarmak isteyen kişinin, Besmeleyi çok okumasını tavsiye ederim diyen Peygamberimiz, devamla buyuruyor ki: Besmele 19 harftir ve her harfi okuyanı, yarın, o zebanilerden kurtaran bir kalkan olacaktır. (12)
3. Bir öğretici önüne aldığı bir öğrenci çocuğa, de bakalım derse, çocuk da o mâsum diliyle Besmele söylerse, bu söylenen Besmelenin bereketiyle Hz. Allah (c.c.), hemen 3 tane cehennemden kurtuluş beraati yazar. (13)
Biri Besmeleyi okuyan çocuğa, biri ona Besmeleyi okutan ve öğreten Hocaya, diğeri de elinden tutup, onu okumaya götüren anne-babaya
Kınyetüt-Talib isimle eserde şöyle bir hadise nakledilmektedir:
Şeytan hayâtında yaptığı şu üç feryat gibi hiç bağırmamıştır.
1. Lânetlenip göklerden (melekler arasından) kovulduğu zaman.
2. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm doğup dünyaya geldiği zaman.
3. İçinde Besmele bulunan Fatiha-i Şerife nâzil olduğu zaman.
***
BİR HİKÂYE
Dokunma, yetişiyorum!
Hikâye, Zeyd bin Harisenin (r.a.) başından geçen bir hadisenin hikâyesidir Bu zat; İslâmın ilk zamanlarında Rasûlüllah (s.a.v.) ile beraber, dini tebliğ için Taife giden ve Taiflilerin Rasûlüllaha attığı taşlara vücudunu siper eden mübarek bir sahâbidir.
İşte bu zat, kendisi gibi mümin zannettiği ve arkadaş edindiği bir münafığın teşvikiyle ve ticaret maksadıyla yıllar sonra yine onunla Taif yolculuğuna çıkmışlardı. Arabistanın sıcağında bir hayli yol alıp iyice yorulunca, mümin zannettiği bu münafığın da teklifiyle biraz dinlemek üzere yoldaki bir mağaraya girmişlerdi. Münafık arkadaşı bunun uyuduğunu görür görmez, ilk fırsatta ellerini, sonra da ayaklarını sıkıca bağlamış ve bu arada uyanan Zeyd arkadaşına:
Ne yapıyorsun? deyince, münafık:
Eğer sen olmasa idin, Taifliler bu yolda Muhammedi öldüreceklerdi ve bizi ondan kurtaracaklardı. Sen kendini ona siper edip, onu ölümden kurtardın, onun için senden intikam almak istiyorum diyor. Hz. Zeyd biraz rica ediyorsa da, münafık asla fırsatı kaçırmak istemiyor ve hançerini çekip Zeyde hücum ediyor. Çaresiz ve güçsüz eli ayağı bağlı Hz. Zeyd, Ya Rahmân! diye feryad ediyor. Cenab-ı Hak bir meleğine (bir rivayette Cebrail aleyhisselâma, Kulum Zeydin imdadına yetiş! diye emrediyor. Bu emri alan melek Dokunma yetişiyorum! diye sesleniyor. Bu sesi duyan ve telaşlanan münafık dışarı çıkıp sağa sola bakıyor, kimseyi göremeyince tekrar saldırıyor. Hz. Zeyd yine, Ya Rahmân! diye iltica ediyor, o melek ikinci kez Dokunma yetişiyorum! diyor. Münafık yine dışarı çıkıyor, sağı-solu iyice kontrol ediyor, yine kimseyi göremeyince içeri girip üçüncü kez saldırıyor. Hz. Zeyd: Ya Rahmân! diye iltica edince, yine aynı ses duyuluyor: Dokunma yetişiyorum! Ve o anda melek mağaraya girerek münafığın kellesini uçuruyor. Zeydin de ellerini ayaklarını çözüyor, gözyaşlarını siliyor, ardından da veda etmek istiyor. Hz. Zeyd:
Ey Allahın kulu! Sen kimsin? Ve halimi kimden, nasıl öğrendin? Nasıl gelip, beni kurtardın? diyor. O melek de:
Ben Arş-ı Alâda bulunan şu isimdeki bir meleğim. Sen birinci defa Ya Rahmân! diye feryad edince, Arş-ı Alâ sallandı. Ve Hz. Allah bana, Kulum Zeydin imdadına yetiş! buyurdu, ben de Dokunma, geliyorum! diye gürledim, ikinci defa saldırıp, sen yine Ya Rahmân! diye feryad edince, ben o ana kadar birinci kat semaya gelmiş idim. Yine oradan Dokunma, geliyorum! diye feryad ettim, üçüncü defa sana saldırıp sen de, Ya Rahmân! diye iltica edince, yetişip canını cehenneme yolladım. Ve seni, Hz. Allaha olan imanın Hz. Muhammede olan bağlılığın sebebiyle kurtardım diyor ve vedâ edip, Zeydden ayrılıyor. (14)
Ey asrın şeytanları ve içimizdeki münafıkları sebebiyle bugün mânen elleri-ayakları bağlı, çaresiz müminler! Dilleriniz-gönülleriniz de mi bağlı? Kalkın seher vakitlerinde, kapanın secdeye Ya Rahmânu ya Rahîm! diyerek Allaha iltica edin. Allahın Arşı titreyecek bakın; dilleriniz gibi elleriniz, ayaklarınız da çözülecek ve ins u cinnin şeytanlarının elinden, şerrinden kurtulacaksınız .
***
ALLAH ADIN ZİKREDELİM
Süleyman Çelebi merhum meşhur eseri Mevlidinde diyor ki:
Allah adın zikr edelim evvela
Vacip oldu cümle işte her kula
Allah adı olsa her işin önü
Herkiz epter olmaya ânın sonu
***
Halis Ece : bilgicagi.net
Kayıtlı
TÜRK DİLİNİN BAŞKENTİNDEN SELAMLAR
[ KARAMANIN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ]
merakiyidir
Administrator
Üstad
İleti: 10.940
Rep +34/-3
Ynt: BESMELE NEDİR?
«
Yanıtla #1 :
02 Aralık 2010, 15:30 »
Bir işe kalkıştığınız zaman şeytanda sizinle beraber hareket eder, eğer Bismillahirrahmanirrahim denilirse, şeytanın ilk hamlesi boşa gider, sonra Elhamdülillah denilirse şeytan bana bu kuldan fayda yok diyerek elini ayağını çeker...Eğer Besmele ve şükür olmazsa şeytan her işinizde ortak olur! Yemeği sizinle beraber yer ve güç toplar...
Kayıtlı
/
merakiyidir
Administrator
Üstad
İleti: 10.940
Rep +34/-3
Ynt: BESMELE NEDİR?
«
Yanıtla #2 :
09 Nisan 2011, 09:45 »
Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:
Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.
Bediüzzaman ..
Kayıtlı
/
Yazdır
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »
''Oku Emrinin Muhatablarıyız"
»
Çay Saati
»
Seçme Yazılar
»
BESMELE NEDİR?
GoogleTagged - Etiketler
ser
kuran
hakk
imageshack
nedir
yeri
b
besmelenin
besmelei
peygamberimizin
arap
besmele
muhammed
hazreti
neml
hikayeler
com
yaz
se
SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal